Lütfen bekleyin..


BATMAN OKUSUN GRUBUNUN 21. OKUMA ETKİNLİĞİ

08 Ekim 2019, 18:39 - Okunma: 388

Yırttığım kaçıncı sayfaydı hatırlamıyorum. Yere baktığımda her tarafta yırttığım,

buruşturduğum kâğıtlar... İğne atsan yere düşmez derler ya o misal.

Neden yazdıklarınızı silmediniz de sayfaları yırttınız diyeceksinizdir muhtemelen? -ki haklısınız da-

Yalnız ben silmekten yana değilim, yazdığım tek bir kelime dahi önemli, oldukça değerli benim için. Sildiğim bir kelime, bir cümle hafızamda ne kadar kalabilir ki - onca kelime arasında- bilemiyorum. Hafızama da güvenmiyorum diyebilirim.

Yırttığım sayfalar ise hafızamın somut bir belgesi gibi.

" Söz uçar, yazı kalırmış. "

O yüzden yanımda her şey bir dost gibi...

Kelimeler deryası gibiydi adeta sayfalarım. Cümlelerim, duygularım, keşkelerim, nedenlerim...

Ağaçtan düşen yeşil yaprak gibiydi sayfalarım.

******************

EĞİTİMİN ALTIN KURALLARI


Öğrencilerin uzun zaman tatil yaptıktan sonra okula adapte süreci önemlidir. 
Bu konuda gerek öğretmenlere gerekse de ailelere görevler düşmektedir.
Çocuğa ilk özgüveni aşılayan kurum ailedir. 
Çocukların okula adapte olabilmesi için öğrenciler, öğretmenler, aileler bir takım gibi çalışmalıdır. 
1.  Çocuğa Okul Sevdirilmelidir
Her ne iş olursa olsun, hevesli yapılmayan her iş başarısızlıkla sonuçlanır. 
O yüzden çocuğa okulu sevdirmek önemlidir. 
Ailenin sözel veya davranışsal özellikleri, okulu sevdirme konusunda çocuğu etkiler.
2. Çocuğa Ait Materyallerin Sağlanması
Okulun açılması ile birlikte çocuğun düzeni eksiksiz sağlanmalıdır. 
Çocuğun çalışma ortamının düzenlenmesi ve materyallerin hazırlanması okula uyum sürecini hızlandırmaktadır. 
Okul için alınan araç ve gereçler çocukla birlikte düzenlenmeli ve planlama yapılmalıdır. Okulun başlaması ile birlikte eğitim – öğretim yılında yeni öğrenilecek konular gözden geçirilmelidir.
3. Çocuklara Tek Tip Öğrenme Yolu Uygulanmamalıdır
Ailenin ve öğretmenlerin yaptıkları hataların başında kendi bildiğini öğretmek konusu vardır. Aile kendince bir çalışma programı oluşturmamalıdır. 
Çocuğun isteklerini de değerlendirerek, çocuğa kendisini önemsiyor duygusunu vererek yapılan işe çocuğu da katmaları gerekmektedir. 
Öğretmenlerin de yaptıkları hatalardan birisi de öğrenciyi aynı görüp aynı öğretici uygulamayı öğrenciye aktarmalarıdır. 
Oysaki bazı öğrenciler görsel materyallerle daha hızlı öğrenebilirken bazı öğrenciler ise okuma, dinleme vs. öğrenme teknikleri ile daha hızlı öğrenebilmektedirler. 
Öğretmenlerin olabildiğince öğrencileri tanıyarak eğitim vermeler daha verimli olacaktır. Özellikle sınıflarda çocuğa dersi cazip kılmak, öğrencinin ilgi ve dikkatini uyanık tutmak, ödüllendirme gibi yöntemler kullanılmalıdır.
4. Çocuğu Sıkmamak
Çocuk, bedensel rahatsızlıklar, ruhsal hastalıklar veya duygusal boşluklardan ötürü başarısız olabilmektedir. 
Başarısızlık süregelen bir olgu değildir. 
“Notların çok kötü, çalışsan da başaramazsın artık” veya “Çok tembelsin senden bir şey çıkmaz.” gibi olumsuz söylemler çocuğun kendine olan güvenini yitirmesine sebep olacaktır. Çocuğun psikolojik veya sosyolojik sorunlarına çözüm aranmalıdır. 
Sonrasında çocuğa çalışmayı teşvik edici cümleler kullanılmalıdır. 
“Notlarını yükselteceksin, sana inanıyorum” 
“Sen çok zekisin bu notları düzelteceğinden eminim” gibi cümleler çocuğu çalışmaya motive eder ve kendine olan güveni artırır.
5. Çocuğa Doğru Davranmak.
Çocuğa ilgisiz davranmanın zararlı olabileceği gibi şımartmak da doğru davranış değildir. Çocuğa baskı uygulayarak çocuktan başarı beklenmez. 
Çocuk baskı ile ile kısıtlanır ve gelişim süreci olumsuz etkilenir.
Çocuk baskı dışında her istediğine kolay ulaşabildiğinde veya not durumu uyarılmadığı zaman disiplin anlayışından yoksun büyüyerek başarısız olabilir.
Öğrencileri olabildiğince kapasitesine uygun eğitimler düzenlenmeli ve uygulanmalıdır. 
Aile, öğretmen, rehberlik servisi bir takım halinde çalışarak uygun eğitim sürecinde öğrenciye destek olmalıdır. 
Öğrenciye hedef belirlenmeli ve öğrenciye güven aşılanmalıdır. 
Başarmak için çalışmak, çalışmak için düzen gereklidir.
Bütün öğrencilere başarılar… 

Sosyolog Yasemin TEKİN

Yasemin.tekin408@gmail.com 

*******************************************************************

 

SEVMENİN ACI YANLARI
 
Hayatımızın en baharlı günlerinde
Solduğumuz nefesin en neşeli vakitlerinde
El ele tutuşup, gece gündüz aşk yaşayacağımız zamanlarda
Hiç durmadan delicesine gezeceğimiz saatlerde
Sen benden, bende senden yoksun kaldım.

Benim aşkına küskün sevdiğim,
Yine bir alacakaranlık anında, koşa koşa geldim senin kapına
Her zaman olduğu gibi yine kollarımı koca koca açıp, senin bana sarılmanı bekledim
Hiç bıkmadan ve usanmadan haykırdım kimsesiz olduğum sokaklarda
Hivru, dedim hemen ardından
Gel, dedim, benimle olur musun? diye bir soru yönelttim
Sen ise bana, bir daha görüşmemek üzere, dedin
Bu cümlenin hemen ardından, bir hançer gibi benim canımı yakıp gittin.
 
Güllerden daha güzel kokan çiçeğim,
Aşkın yaşı yoktur diye bildim
Ömrümü ve neşemi ise hiç düşünmeden hep sana verdim
Hayatımın en mutlu anlarımın şahidi sen ol dedim
Sana dedim, bakışlarında kayboluyorum diye inim inim inledim
Ve sevgimin, sevmenin en güzel anlarında geldim yanına, benimsin dedim hiç düşünmeden
Sen ise iki kelimeyle dünyamı başıma yıktın, seninle olmaz, dedin, bana dedin
O sırada kalbimi bir süngüyle delip geçtin.
 
Güzeller güzeli ay yüzlüm
Dünyasına küskün sevdalım
Benim yârim güzel yârim
Bir sevda ki bir huri ki
İsmi Hivru, tatlı dilli
Kendisini seven divaneye yok dedi, çekip gitti
Ele batan diken gibi
Benim canımı yakıp gitti
 
Gözlerine bakıp âşık olmayı öğrendiğim meleğim
Benim sana olan sevdam o kadar ölçülemez değerde ki
Misal Eyüp Sultan’ın Constantine sefer hazırlaması gibi
Tahir’in Zühre’ye kavuşmak istemesi gibi
Sahabelerin, davaları için şehit olması gibi
Bende bir ülkü seçtim, uğruna ülkücü oldum
Hedefim sendin, hedefine koşan ise bendim
Bilesin ki sen benim ülkümsün, bende senin ülkücün
Sen benim davamsın, bende senden vazgeçmeyen davacın
Ve bilesin ki sana bu uğurda iki yol belirir:
Ya benimsin ya da kara toprağın.
 
Kâbuslarımın içine bir rüya girer
Karanlığımın içinde ise bir ışık belirir
Bu iki husus beni her daim aydınlık günlere gönderir
Ve sevgimin en neşeli vakitlerine adım adım girilir
O sırada telefonuma bir mesaj gönderilir
Açıp bakınca telefonuma, elbette ki büyük bir heyecanla
Bu mesaj Hivru’dan gelmiştir bana
Yüreğimden sağlam sevdiğim o mesajda şunu belirtmiştir
Bana, bir daha görüşmemek üzere demiştir.
 
Benim bencil ama bir o kadar da tatlı dilli sevdiğim
Sana olan sevgimi her zaman kâğıtlara döktüm
Anlarsın diye dizelerimi sen sana yazdım
Kalem bile ağladı sana olan sevdama
Her yazdığımda defterime mürekkep attılar
Onlarda bana katılıp gözyaşı akıttılar
Ben saydam şekilde gözyaşı atarken, onlarda lacivert tonda bir yaş akıttı.
 
Benim pırıltı saçan elmasım
Nice vakittir Âşık Veysel misaliyim
Seni görüp, kokunu içime çekebilmek için uzun ince bir yola girdim
Gecemi gündüzüme katıp, yedi yirmi dört hiç duraksamadan seni aradım, sana ulaşmak istedim
Ve seni göremeyence sensizlikten delirdim.
 
Kelebekler gibi iki kanadını bana açmanı hayal ettiğim bir tanem
Bilir misin, kıvırcık ve bir o kadar güzel saçlarından gelen kokunu hep içine çektim
Gözlerinin içine baktığımda ise her daim ufkumu kaybettim.
 
Hivru,
İsterim ki alsın bir gün kader seni benden
Yeter ki bu acımasız dünyada bana acıyan tek kişinin sen olduğunu bileyim
Yeter ki senin, beni sevmiş olduğunu bileyim
O zaman dünyalar benim olur, o zaman sende benden kurtulmuş olursun
Çünkü ben, bunun mutluluğu ve sevinciyle bir ömür yaşayabilirim
Ve seni rahatsız etmemek üzere bir daha kapını çalmayabilirim.
 

Devrim AKTÜRK

**********************************************************************

KADIN, DOĞA, KİTAP ETKİNLİĞİ
21.Batmanokusun etkinliğinden herkese kucak dolu sevgiler.
Kadın Doğa ve Kitap eksenli etkinliğimizi, Sağlık Mahallesinde, Batman’ın ilk kadın muhtarı ile gerçekleştirdik.
Muhtarlık bürosu önünde kitapsever ve doğaseverlerle buluştuk. 
Amacımız aktüel olaylar karşısında (kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet ve kadının ikinci sınıf muamelesi görmesi) manidar bir şekilde mukabelede bulunmaktı.
Filhakika kitapla yapılan pratik eylem yüzeysel yaklaşılmadığı takdirde tefekkür edenler için pek manidar gelecektir. 
Henry Morgan bir eserinde, eski Yunan’da ev hayatını kadının dizini kırıp evinde oturması ve toplumdan soyutlanması amacına göre biçimlendiğini yazar. 
O dönemden bugüne tedavülde olan anlayışı yine tedavülden kaldıracak olanların, kitap okuyan kadınlarımız olduğunu düşündük.

Bir kadına ne verirseniz verin o size verdiğinizi daha da büyüterek verecektir dedik.
Bunu örneklendirecek olursak;
Bir kadına ev verirseniz, o size bir yuva verecektir,
Ona sebze verirseniz, o size yemek verecektir. 
(Tabi bu örnekler sürer gider) 
Yani siz ona ne verirseniz verin, o verdiklerinizi çarpıp çoğaltarak daha fazlasını size verecektir.
Hal böyleyken eğitim ya da eline bir kitap verdiğiniz kadının size neler vereceğini siz hayal edin.
Ettiniz mi? 
Biz ettik ve bu yüzden bu etkinliği yaptık.
Eskiyle mukayese ettiğimiz de bir nebze de olsa biz de kadınlara kitaplarla paye vermeye çalıştık. 
Neden bir nebze dediğimi size tarihsel bir gerçeklikten dem vurarak ikrar etmeme müsaade edin lütfen:)
Derler ki Kürtler'de beyaz tülbentli annelerimiz bir hır, bir ihtilaf ya da keşmekeş durumda başındaki beyaz tülbendi çıkarıp meydanın tam ortasına atarak, sükûnet ve barışı temin edermiş. 
Yani beyaz tülbent ile barışı simgelermiş.
Kadına böylesi değer veren bir kültürün mirasçılarıyız.
Kadına böylesi toplumsal paye veren ulus, bir elin parmak sayısınca ya vardır ya da yoktur. Bunun için diyorum ki bir ulusun büyüklüğünü ve ahlaki gelişimini gösteren fenomenler kadınlara olan davranışlarla paralellik gösterir.  
Sağlık Mahallesi Muhtarı Beyaz Tülbentli Fatma Annemizin bu işe ön ayak olması hasebiyle hayatımın sonuna kadar şahsım ve grup arkadaşlarım adına kendisine müteşekkir kalacağız. 
Sözlerime merhum Neşat Ertaş’ın sözleriyle son vermek istiyorum.
Kadınlar insandır, biz insanoğlu. 
BATMANOKUSUN PLATFORM ÜYESİ MEHMET TAHİR YAŞAR​

 

**********************************************************************************

 

ZÜMRÜDÜ ANKA  
Yaşamım boyunca alıştım her geçen gün değişen saçma senkronlara. Düşündüğüm her hayat tarzına, her bedene olmak istediğimden farksız bürünebiliyorum. Geride kalan hiçbir zamanı şimdi önüme sunamıyorum. Kirlenmiş bütün düşüncelerden arındı tüm benliğim. Bütün odak noktamı sadece tek bir yöne çevirmem imkansız. Hayat her bir kapının tokmağını yumrukluyor bende. Her kapının ardında kocaman sırları, anıları yaşanmış bütün hayal kırıklıklarımı karşılıyorum. Sığınabilecek hiçbir şeyimin artık bana ait ve bende olduğunu düşünmüyorum. Uzun bir süredir çekildiğim köşemden gün yüzüne, refaha yükselmek üzere kanatarımı özgür bırakıyorum rüzgarın esintisine. Daha yaşayacağım çok şeyin üstesinden gelmeye devam edecek olan güçlü silahlarımı doğrultuyorum arsız hayata. Yüreğim ve benliğimden çıkan her bir ateş topu koca evreni yakıp kül etmek için hazır sayenizde. Korkmuyorum. Zümrüdü anka kuşu gibi küllerimden yeniden doğacağım. Soluduğum hava, bastığım hiçbir yükün esiri olmayacağım. Ruhuma hayat verene doğru yol alıp, onunla bütünleşeceğim.
Şeyda BAŞALAK

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
HALKIN SESİ Kategorisindeki Diğer Haberler
BATMAN PETROLSPOR’A DAİR
KONUŞ ASLA VAZGEÇME
BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ: TÜRKİYE KÜÇÜK MİLLET MECLİSİ
BEREKETLİ TOPRAKLARIN, SAMİMİYETİN ADI ''BATMAN''
BATMAN´DA İKİ GÜN!
İLELEBET VAR OLMANIN ADIDIR BATMAN

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=