sex izlebodrum escortalanya escort bayan
sex izle
bodrum escortalanya escortescort antalya
Lütfen bekleyin..


HEMŞERİMİZ KIRŞAN’DAN ÇARPICI TESPİTLER

03 Şubat 2021, 14:19 - Okunma: 981

TOBB Türkiye Maden Meclisi Başkanı, Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) Üyesi Batmanlı Hemşerimiz İbrahim Halil Kırşan, Analiz Gazetesi’nde yayınlanan röportajında madencilik sektörünü değerlendirdi.

 

İBRAHİM HALİL KIRŞAN KİMDİR?
Röportaja kendini tanıtarak başlayan Kırşan “1964 yılında Batman İli, Gercüş ilçesinde doğdum. 9 Eylül Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümünden Bölüm Birincisi olarak mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümünde mesleki dalda Yüksek Lisans ve Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nde (TODAİE) Kamu Yönetimi Uzmanlığı programını tamamladım. MTA Genel Müdürlüğü burslusu olarak 1987 yılında göreve başladım. MTA Genel Müdürlüğü’nde sırasıyla Teknik Eleman, Fizibilite Etütleri Dairesi Başkanı ve MTA Genel Müdür Yardımcılığı görevlerinde bulundum. 1993–1995 yılları arasında Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nde 2.5 yıl geçici görevle çalıştım. Daha sonra kısa bir süre Devlet Bakanı Danışmanlığı yaptıktan sonra Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyeliği, Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcılığı ve eski unvanı Tekel olan tta Gayrimenkul A.Ş.’de Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini üstlendim. Kamuda görev yaptığım süre içerisinde birçok şirketin Yönetim ve Denetim Kurullarında görev yaptım. 30 yıllık kamu görevinin yarıdan fazlasını üst düzey bürokratik görevler de geçirdikten sonra 2016 yılında Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcılığı görevimden kendi isteğimle emekli olup özel sektöre geçtim. Halen Çiftay İnşaat ve Taahhüt ve Ticaret A.Ş Enerji ve Maden Grubu Başkanı, Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) Üyesi, TOBB Türkiye Maden Meclisi Başkanı, Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi ile Kömür Üreticileri Derneği Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktayım” dedi.

TOBB’UN MADEN MECLİSİ HANGİ HEDEFLE KURULMUŞTUR?
TOBB Türkiye Maden Meclisi’ni tanıtan Kırşan “TOBB Türkiye Maden Meclisi, madencilik sektörünün ilgili tüm taraflarını bünyesine alan entegre yapısıyla sektörde yer alan belli başlı Sivil Toplum Kuruluşları ile ilgili kamu kuruluşlarını ve sektörümüzde faaliyet gösteren belli büyüklük hacmine sahip firmalarımızı bünyesinde barındıran önemli bir buluşma noktasıdır. Madencilik sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar yürütmekte, madencilik sektörünün sorunlarına çözüm aramakta ve ülke madenciliğimizin istikrarlı bir biçimde gelişimine katkıda bulunmak için üzerine düşen görevleri hakkıyla yerine getirmeyi kendine hedef olarak belirlemiştir. Kamu ile özel sektörümüz arasında köprü kurma görevini kendisine misyon olarak belirleyen sektör meclisimiz kamu-özel sektör iş birliğinin geliştirilmesine öncülük etme vizyonuyla çalışmalarını yürütürken ülkemizin en büyük kamu kuruluşu niteliğindeki meslek üst kuruluşu olarak yapılandırılan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin gücünü de arkasına alarak hareket etmekte ve sektörümüzün çözüm belirleyen sorunlarına katkı sunmayı hedeflemektedir” dedi.

TÜRKİYE’DE 80 MADEN ÇEŞİDİ VAR
Kırşan, madencilik sektörünün önemi ve Türk ekonomisindeki yerini değerlendirir misiniz? sorusuna “Ülkemizin karmaşık jeolojik ve tektonik yapısı, çok çeşitli maden yataklarının bulunmasına olanak sağlamıştır. Günümüzde dünyada yaklaşık 90 çeşit maden üretilebilirken, ülkemizde 80’e yakın maden çeşidi bulunmakta ve 60 civarında maden türünde üretim yapılmaktadır. Başta endüstriyel ham maddeler olmak üzere, bazı metalik madenler, linyit ve jeotermal kaynaklar gibi enerji hammaddeleri açısından ülkemiz zengin bir konumdadır.  Dünyada üretimi ve ticareti yapılan 90 çeşit maden ve mineralden sadece 13’ünün ekonomik ölçekteki varlığı henüz saptanamamıştır. Ülkemiz 50 çeşit madende kısmen yeterli kaynaklara sahipken, 27 maden ve mineralin günümüzde bilinen rezervleri ve kaliteleri ekonomik madencilik için yetersizdir. Ülkemizin, maden kaynakları ve çeşitliliği bakımından kendi kendine kısmen yeterli olan ülkeler arasında yer aldığı söylenebilir. Ülkemizin zengin olduğu madenler arasında ilk sırayı dünya rezervlerinin % 73‘ünü oluşturan bor mineralleri almaktadır. Bor dışında, trona (doğal soda), kaya tuzu, sodyum sülfat, perlit, pomza, feldspat, bentonit, barit, manyezit, alçı taşı, stronsiyum tuzları, zeolit, sepiyolit, mermer ve doğal taşlar, kuvars, kuvarsit, zımpara taşı gibi endüstriyel ham maddeler ile boksit ve krom gibi metalik madenler ve linyit gibi enerji ham maddeleri ülkemizin zengin kaynaklara sahip olduğu başlıca madenlerdir” yanıtını verdi.

TÜRKİYE, MADEN ÜRETİMİNDE 165 ÜLKE ARASINDA 25. SIRADA
Türk madenciliğinin durumunu genel hatları ile özetleyen Kırşan “80 milyar tonluk maden, doğal taş, çimento ve inşaat hammaddesi rezervi bulunan Türkiye madenlerinin dünya maden rezervleri içindeki payı % 1 civarındadır. Maden üretimimiz yıllara göre değişmekle birlikte son yıllarda ortalama 800 milyon ton civarında olduğu tahmin edilmekte, bunun 500–600 milyon tonu agrega ve doğal taşlar gerisi metalik, endüstriyel hammadde ile enerji hammaddeleri olarak sıralanmakta, değer olarak da maden üretimimizin 15-25 milyar dolar seviyelerinde olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye maden üretimde (mineral yakıtlar dâhil) 165 ülke arasında 25. sırada yer almaktadır. 2019 yılında metalik cevher, endüstriyel hammadde ve doğaltaş ihracatımız 27 milyon ton civarında olup değer olarak da 4,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Buna mukabil 18.709 milyon dolarlık ithalat yapılmıştır (MAPEG verilerine göre ithal ürünler maden kömürü, metal cevherleri). Türkiye’nin yıllara göre maden ihracatı 2016-2020 yılları arasında İMİB verilerine göre 3.8, 4.7, 4.5, 4.3 ve 4.27 milyar dolar olmuştur. Aynı dönem (2016–2019) içindeki ithalatımız ise MAPEG verilerine göre 19, 26, 26 ve 18.7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir” dedi.

MADEN ÜRETİMİNDE 132 ÜLKE ARASINDA 28. SIRADAYIZ
Küresel ekonominin temel taşlarından biri olarak görülen madencilik sektörünün dünyadaki yerini anlatan Kırşan “Dünyada 132 ülke arasında toplam maden üretim değeriyle 28.sırada yer alan Türkiye, maden çeşitliliği açısından ise 10. sıradadır. Dünya metal maden rezervlerinin % 0.4’ü, endüstriyel hammadde rezervlerinin % 2.5’u, kömür rezervlerinin % 1’i, jeotermal potansiyelinin ise % 1’i ülkemizde bulunmaktadır. Dünya’da yılda 72 milyar ton maden üretilirken ülkemizin yıllık maden üretimi 800 milyon ton seviyelerindedir. Yine dünyada toplam kömür rezervleri 892 milyar ton seviyelerinde iken ülkemizde kömür rezervlerimiz 20 milyar tonu biraz geçmiştir. Dünyada yılda 8.1 milyar ton kömür üretimi yapılırken ülkemizde halen yılda 100 milyon ton civarında kömür üretilmektedir” dedi.

PANDEMİ DÖNEMİNDE MADEN İHRACATI DÜŞTÜ
Covid-19 pandemisi sonrası maden ihracatında düşüş olduğunu belirten Kırşan “Haziran ayı itibariyle ihracat rakamlarında yukarı yönlü artış başlanmıştır. İhracat rakamları Ekim ayında pozitife dönmeye başlamış, Ekim sonu itibariyle maden sektörü ihracatımız 3,36 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. 2020 yılı maden ihracatımız pandemiye rağmen % 0.9 kayıpla 4.27 dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu ihracatın 1.7 milyar dolarlık kısmı doğal taşlardan meydana gelmiştir. Türkiye’nin 2020 yılı toplam ihracatı içindeki madencilik sektörü payı % 2.73 olarak gerçekleşmiştir” dedi.

MADENCİLİK SEKTÖRÜ İLE TOPLUMLARIN REFAH DÜZEYİ İLİŞKİLİDİR
Madencilik ile sanayi ve refah arasındaki ilişkiyi yorumlayan Kırşan “Toplumların refah ve gelişmişlik düzeyleri ile madencilik faaliyetleri arasında yakın bir ilişki vardır. Günümüzün gelişmiş ülkeleri, madenlerini, 15. yüzyıldan itibaren etkin şekilde üretmişler ve sonucunda 18. yüzyılda endüstri devrimini gerçekleştirmişlerdir. Türkiye gibi madenlerini yeterince üretemeyip, endüstrisini geliştiremeyen ülkeler ise gelişmiş ülkelerin pazarı konumunda kalmışlardır. Ülkelerin kalkınma ve ekonomik gelişiminde önemli yeri olan madencilik ve entegre üretim sanayi, en büyük katma değeri yaratmaktadır. Gelişmiş ülkelerde halen, GSMH’da madenciliğin payı; ABD’de % 4.5, Federal Almanya’da % 4.0, Kanada’da % 7.6, Avustralya’da % 8.7, Rusya Federasyonu’nda % 14, Çin’de % 13, Hindistan’da % 15, Türkiye’de hammadde olarak % 1 düzeyinde kalmıştır” dedi.

TÜRKİYE’DE İSTATİSTİK ÇALIŞMALARDA DÜZENLEME APILMASI GEREKİYOR
Ülkemizde GSMH içinde madencilik payını % 1 gösteren istatistikleri değerlendiren Kırşan “Dünya’nın her yerinde entegre maden üretimleri, maden katma değerine katılırken, ülkemizde katma değer olarak yalnızca ham maden üretimi göz önüne alınmaktadır. Bu istatistiksel yaklaşımın düzeltilmesi gerekiyor. Entegre demir-çelik, bakır, alüminyum, seramik, şişe cam, çimento, ferrokrom, krom kimyasalları, bor kimyasalları, doğal soda tamamen maden ürünlerinden üretilmektedir. Bu ürünler maden ihracatı ve üretimi içinde yer almamakta, başka sanayi dallarında gösterilmektedir. Entegre ürünlerle birlikte, 2018 yılı maden ürünleri değeri, 35 milyar dolar civarında olmuştur. Bu değer dikkate alınıp entegre üretimlerin hesaba katılmasıyla, ülkemizde madenciliğin GSMH’daki payı % 5’e yükselmektedir” dedi.

TÜRKİYE, SAHİP OLDUĞU MADENLERİ İŞLETİP EKONOMİYE KATMALI
Türkiye’de bulunan madenlerin işletilip ekonomiye kazandırılması gerektiğini belirten Kırşan “Yüksek ekonomik değer sağlayacak şekilde, toplumdan kaynak götüren değil, topluma kaynak sağlayacak her türlü yeraltı zenginliğinin üretilerek hizmete sunulması gerekmektedir. Maden kaynaklarımızın verimli bir şekilde kullanımı, bu kaynakların atıl durumda bırakılmaması ve en kısa sürede üretilerek sanayiye sunulması ülkemizin ekonomisine çok olumlu katkılar sunacaktır. Ülkemizin maden ihtiyacını karşılayabilmek, dışa bağımlılığı azaltabilmek için sürdürülebilir bir maden üretimini gerçekleştirmek zorundayız. Bunun için faaliyetleri yasaklamak, üretimi engellemek yerine, sürdürülebilir bir çevre, insan sağlığı ve sürdürülebilir bir üretim zincirini iyi yöneterek amacımıza ulaşabiliriz” dedi.

PETROL KADAR ALTININ BULUNMASINA DA SEVİNMELİYİZ
Çevre hassasiyeti yüksek sürdürülebilir madencilik için neler yapısı gerektiğini aktaran Kırşan “Madencilik sektörünün çevre ile sınavı ve ilişkisi geçmiş yıllara dayanır. 1989 yılında ülkemizde ilk olarak İzmir Bergama’da altın madeni tespit edildiği halde çevreci grupların engellemesiyle 2001 yılına kadar burası işletilemedi. O süreçte Türkiye’deki altın madenciliğinin önüne set çekildi. Siyanürle altın aranıyor gibi bilimsel yanı olmayan bir yöntemle kamuoyu manüple edildi. Bu konuda dış faktörler de etkili oldu. Sonuç itibariyle ülkemiz altın üretiminde 12 yıl kaybetti. 2001 yılında kamunun güçlü iradesi ile altın madenlerinin işletileceği kararı alındı ve o günden bugüne ülkemizde 382 tonluk bir altın üretimi gerçekleştirildi.  Günümüzde ise geçmiş dönemdeki hadiselerden ders çıkarılmayarak altın madenciliği özelinde kamuoyu yanlış bilgilendiriliyor. Oysa bu ülkede petrol ve doğalgaz keşfedildiğinde ne kadar seviniyorsak, katma değeri yüksek altın gibi bir madeni bulduğumuzda da sevinmeliyiz” dedi.

EKONOMİDEKİ ÇARKLARIN DÖNMESİ İÇİN MADEN ÖNEMLİ
Pandemi sürecinde madencilik sektörünün öneminin anlaşıldığını belirten Kırşan “Sanayici çarkları döndürmek için Çin’den veya Avrupa’dan ham madde ithal etmek istediği halde ülkelerin sınırları tedbir amaçlı kapalı olduğu için hammaddelere erişimin mümkün olmadığı bir dönem yaşadı. Sanayide çarklar, madenlerle dönmektedir. Dolayısıyla yerli kaynakların önemi burada net bir şekilde ortaya çıkmış ve yerli kaynaklara verilen önem giderek artmıştır. Bu süreçte kamu otoritesi madencilik sektörüne destek vererek çarkların dönmesi sağlanmış ve üretime devam edilmiştir. Madencilik sektörünün bir diğer önemli özelliği, başta sanayi olmak üzere, diğer sektörlerin (tarım, hizmetler, ulaşım, enerji vb.) faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli temel hammaddeleri üretmekte olmasıdır. Bir başka deyişle, ekonominin faaliyetini sürdürebilmesi, madencilik sektörünün sürekli ve verimli bir tarzda üretimde bulunmasına bağlıdır. Bu sektörde meydana gelecek bir üretim aksaması, ekonominin diğer bütün kesimlerini doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Pandemi süreci bize gösterdi ki tedarik zincirinin ilk halkası madenlerdir. Sanayinin hammaddesi madenler olmadan çarkların dönmesi mümkün değildir. İnsanın yaşamını sürdürebilmesi için tarım ve hayvancılık ürünü olan gıdalar ne kadar hayati fonksiyon icra ediyorsa ülkelerin üretip, gelişip kalkınabilmesi, kısacası sanayide çarkların dönmesi için de madenlere o denli ihtiyaç vardır. Dünyada herhangi bir durgunluğa sebebiyet vermemesi açısından üretimin artarak devam etmesi gerektiği için, çok stratejik bir yerde bulunan madencilik sektörüne ihtiyacın her zamankinden daha fazla olacağı düşünülmektedir. Sanayinin geliştiği ülkelerde hammaddelere talep arttığı için bu durumun bizim gibi ülkeler için yeni fırsatlar doğuracağı aşikârdır” dedi.

MADENCİLİK SEKTÖRÜNE İLİŞKİN CİDDİ PROJELER GEREKİYOR
Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında atılması gereken adımları açıklayan Kırşan “Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında ülkemizde madencilik alanında birçok adım atıldı ve önemli aşamalar kat edildi. Ancak bunlarla yetinilmemeli ve ülkemiz maden varlığı dikkate alınarak daha çok proje geliştirilmeli ve hayata geçirilmelidir. Borlarımızdan yüksek teknoloji ürünü uç ürünlerin üretilmesine devam edilmesi, ferro krom tesislerinin kapasitesinin artırılması ve paslanmaz çelik sanayinin kurulması, alüminyum tesislerinin kapasitesinin artırılması ve alüminyum ürünlerinin tümünün üretilmesi, bakırdan bütün elektrolitik ürünlerin üretilerek izabe tesislerin artırılması, kömüre dayalı temiz kömür teknolojilerine dayalı çevre dostu tesislerin kurulması, kömür ithalatından vazgeçilmesi, toryum ve NTE konusunda bilimsel ve teknolojik çalışmaların artırılması, feldspatın, mermerin, perlitin, pomzanın ve diğer madenlerimizin ülke içinde kurulacak tesisler ile daha iyi bir şekilde değerlendirilmesi ülkemiz madencilik sektörünün ana hedefleri olmalıdır” dedi.

MADENCİLİK STRATEJİSİ BELİRLENMELİ
Maden sektörünün 2021 yılına yönelik beklentileri ve hedeflerini açıklayan Kırşan “Ülkemizin gerçekten kalkınması, cari açığın ortadan kaldırılması ve refahın tüm ülke düzeyine yayılması, ülke madenlerinin işletilmesi, metal üretim endüstrinin ve sanayinin çarklarının dönmesine bağlıdır. Türkiye’nin gerçekten kalkınması ve halkın refah düzeyinin yükselmesi ülke doğal kaynaklarının yeterince üretimine ve kullanımına bağlıdır. Ülkemiz sadece zengin maden kaynaklarına sahip olması yeterli değildir. Bu madenlerin zaman geçirilmeksizin etkin bir biçimde işletilmesiyle yaratılan katma değerin ekonomiye kazandırılması gerekmektedir. Yüksek ekonomik değer sağlayacak şekilde, toplumdan kaynak götüren değil, topluma kaynak sağlayacak her türlü yeraltı zenginliğinin üretilerek hizmete sunulması gerekmektedir. Ülkemizin maden ihtiyacını karşılayabilmek, dışa bağımlılığı azaltabilmek için sürdürülebilir bir maden üretimini gerçekleştirmek zorundayız. Bunun için faaliyetleri yasaklamak, üretimi engellemek yerine, sürdürülebilir bir çevre, insan sağlığı ve sürdürülebilir bir üretim zincirini iyi yöneterek amacımıza ulaşabiliriz. Ana çerçevesini çizdiğim bu ilke ve prensipler doğrultusunda bir madencilik stratejisinin belirlenerek hayata geçirilmesi madencilik sektörünün beklenti ve hedeflerini karşılayacak seviyede olacaktır” dedi.

 

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
EKONOMİ Kategorisindeki Diğer Haberler
Yıllık gelir vergisinin ilk taksiti ile yapılandırma düzenlemesinin ikinci ..
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Batman Şubesi, pandemi nedenl..
Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD Batman Şubesi’nin 7. Olağa..
2021 yılının 3. Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ercan Ekinci’nin Başkanlı..
2021 Uluslararası Doğu Ödülleri Programı, Şanlıurfa'da gerçekleşti. Yıl..
MÜSİAD Batman Başkanı Aladdin İraz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın a..

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=