Lütfen bekleyin..

MUHAMMED FURKAN

SİZE SESLENİYORUM!

01 Eylül 2015, 17:58 - Okunma: 2675

Allah'ın aşkına, Peygamberin hatırına, her neye inanıyorsanız onun uğruna, sakinleşin artık, durulun artık, dilinize hakim olun, ellerinizi canlardan çekin artık…

Her gün yitirilen canları, görmekten bezdi canlar. Yürekler yanar, yaralar kanar, analar ağlar, sebepsiz yitirilir evlatlar.

Halkların birbirlerinin dillerine ve değerlerine nefretini büyüten bu tehlikeli sürecin, mutlaka sonlandırılması gerekiyor.

Bakınız, yanı başımızda ibretlik manzaralar, savaşın çocukları var. Savaş, bir bebeğin ağlamasına aldırmayanların zihniyeti ile dünyayı değiştirme çabası değil midir?

Hangi aptal inanabilir, bebeklerin yaşam haklarına saygı duyulmayan bir değişimin dünyaya ve ülkemize barışı getireceğine?

Bir bebeğin ağlamasına aldırmadan yaşamaya hanginiz, hangimiz dayanabiliriz?

Savaş, paramparça olan cesetlerin kokuları içerisinde sürülen hayatların ödediği bedel ile dünya güzelleştireceğiz diyebilenlerin zihniyetidir. Bunun mümkünü yoktur.

Buna hangimiz rıza gösterebiliriz? Yüz yaşındaki bir dedemizin vefatına bile alışmak, kırk gün sürerken, söyler misiniz sebepsiz ölen yavruların ölümlerini nasıl sindirip, huzur ortamını var edebiliriz?

***

Barışları, savaşlar sağlamaz, özgürlüklerin kaynağı da ölüm değildir.  Ölümlerin var ettiği bir savaşın sonucu da mezarlık tadında bir dünyadır. Görüyorsunuz işte, yanı başınızda Suriye, Arap baharı adı altında başlayan halk mücadelesi, bir anda dış güçlerin menfaatlerine yönelik politikaları ile bir ölüm sahasına döndü.

Dünya tarihinde eşi zor görülür bir katliam sahası oluştu. Sonu ölümle biten umutsuz göçüşler yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Bazı devletlerin mültecilere ait botları batırdıklarını çoğumuz haberlerden izleyip duruyoruz.

Ülkemizdeki Suriyeli mülteci sayısının bazı şehirlerde, yerel nüfusu geçtiği haberlerini okuyoruz.

Bu mültecilerinin birçoğunun ahlaksız işlerde çalışmaya mecbur kaldığını veya çaresizce çalışmak zorunda kaldığını duyuyoruz.

Ekonomimizin ciddi şekilde mülteci akınından sonra duraklamaya başladığını, ev kiralarının inanılmaz derecede arttığını, iş konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını bilmeyenimiz yok. Buna rağmen bu olanlardan ne bir ders çıkarıyoruz ne de ibret alıyoruz.

Anlamıyorum, nereden geliyor bu öz güven. Herkesin bildiği bir şeyi bilmediğimden şüphelenmeye başlıyorum. İnsanların bu kadar rahat ve şovenist takılabilmelerini hayretle izliyorum.

Sanki dünyada ki devletlerin halklara genel yaklaşımından farklı olarak, ülkemizdeki halklara mülteci olmayacağına dair uluslar arası bir güvence verilmiş. Ya da bu ülkede insanlar, geçmişten bugüne kötü huylar edinmiş.

Bu yüzden durum ne olursa olsun hep aynı tavrı sergiliyorlar.

***

Ölen ölümü ancak ölüm ona gelinceye kadar konuşur. Ölüm gelir, kişi susar, dünya dönmeye devam eder, sistem büyür, siyasiler konuşur, meclis toplanır, yemekler yenir, düğünler yapılmaya devam edilir, en son model arabalarda çıkar, kırmızı plakalarda dağıtılır, paralarda hesaplara aktarılmaya devam edilir, ölen hala ölü kalır.

Mezarın üzeri kurur, bayramdan bayrama ziyaret edilir, kimi zaman ölünün, haksız veya haklı yere öldüğü konuşulur, ölmüşün anası ağlar, babası ağlar, kardeşi ağlar, ölü kabir azabı varsa yaşar ve maaşlarını yetmediğini dile getirmeye devam eden vekiller hala olur, ev yapalım üç gün konuşup susarlar diyenlerde konuşmaya devam eder ve ölü hala ölü kalır…

İnsan, Bir kere ölür,  çoğu şeyi de bir kere yaşar. Ve bu bir kerelik serüvenlerin sonuçlarında Dönüşü olmayan yollara girenler, yolların sonundan sorumludurlar.

***

İşte bu yüzden; ben, sağduyu diyorum. Bütün olumsuz tabloya rağmen, siyasi ayrılıklara rağmen, halkların kardeşliğinde ısrar edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sistem bazen siyasilerce işlemez hale getirilebilir. Tam da böyle zamanlarda seçmenler, seçilmişlerin batırdıkları ve işlemez hale getirdikleri toplumsal olguları, temizleme ve işler kılma özverisi ile yükümlüdürler. İşte tam şu an bu ülke, o özveriye şiddetle ihtiyaç duymaktadır.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
114 gün önce
139 gün önce
147 gün önce
155 gün önce
198 gün önce
287 gün önce
301 gün önce
325 gün önce
349 gün önce
350 gün önce
356 gün önce
363 gün önce
370 gün önce
388 gün önce
395 gün önce
406 gün önce
416 gün önce
440 gün önce
465 gün önce
500 gün önce
535 gün önce
555 gün önce
555 gün önce
632 gün önce
643 gün önce
646 gün önce
651 gün önce
653 gün önce
659 gün önce
699 gün önce
714 gün önce
727 gün önce
734 gün önce
780 gün önce
813 gün önce
814 gün önce
869 gün önce
909 gün önce
937 gün önce
987 gün önce
1098 gün önce
1107 gün önce
1108 gün önce
1126 gün önce
1128 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=