Lütfen bekleyin..

MUHAMMED FURKAN

EN GÜZEL İNSAN, YAŞAYANDIR

09 Eylül 2015, 18:41 - Okunma: 2644

Uzun bir zamandır, şimdi gelinen noktaya derinden bir yolculuk olduğunu, ben, şunlar, bunlar, onlar, diğerleri ve bir sürüleri, ima ettik, dile getirdik, yazdık, avazımız çıktığı kadar bağırdık.

Bu çatışma sürecinin bırakın ölenler için acısını geçsek bile, kalanlar için ciddi sıkıntılar var edeceği konusunda, ispatlı gerekçeler ile savaşın çocuklarını göstererek işaret ettik.

Hiçbir iktidarın veya dünyevi isteğin bir çocuğun hayatı kadar değerli olamayacağını söyledik ve söylemeye devam ediyoruz.

Ne yazık dillerin söylemeye varmayacağı, gözlerin görmekte rahatsız olabileceği son derece çirkin, son derece acı, son derece hüzünlü ve son derece gergin birçok tablo ile karşı karşıya kalarak, Türkiye halkları olarak bir şok geçirmekte ve içinde olduğumuz halden kurtuluş için çaresiz yakarışlar üretmekteyiz.

Daha da kötüsü halkların birbirine nefretini üzülerek söylüyorum büyütmeyi başaran başarısız, köhne, pörsümüş siyasi zihniyetin, kendisi ile ilgili çirkin başarısı ile karşı karşıyayız.

Bu sürecin, halklar açısından son derece tehlikeli olduğunu ve provoke eylem ve girişimlere gayet açık bir hal oluştuğu ortadadır.

Bu kargaşa halinin ise farklı kesimler tarafından kullanılmak istenildiği, kullanıldığı ve kullanılacağı konusunda hiçbir şüphem yok.

Üzülerek belirtmeliyim ki cahili cühela kesimin, son derece çirkin, son derece ahlaksızca yürüttükleri ve adeta bunu dileyenlere zemin hazırladıkları saldırıları ve bilinçsiz tepkileri gereksiz ve barıştan uzaktır.

Güçlü olanın ezdiği bir coğrafyanın bütün her yerinde güçlü olabilmek mümkün değildir ama güçlü olunan yerde ezen güçlülerin zayıf kaldıkları yerde ezilecek olmaları kaderi ilahidir. Tabi dilerim ve isterim ki asla ama asla halk bu aşırılığı ve çirkinliği benimseyecek tavrı takınmasın. Zaten Türkiye halkları açısından bu tavır, dönülmesi zor yollar açar.

Hepimizin ortak görüşürdür ki Türkiye halklarında kaynaşmışlık seviyesi yüksek düzeydedir. Bu yüzden bir ayrışma halinde, ülke açıcından çok ciddi sıkıntılar yaşanır ki; bu hiçbirimizin istemediği ve asla istemeyeceği bir şey olur.

Bunun olmasının öngörüsü ise çatışmaları sivilleştirme çabalarının varlığıdır. Bu çaba bahsettiğim üzere ırk düşmanlığı ve nefret söylemlerini geliştirerek halkın sağduyusunu felç eder ise ki; bu risktir, edebilir.

İşte böyle bir durumda tansiyonun düşmesi çok zorlaşacaktır. Otoritenin ve otoritenin kolluk kuvvetlerinin ülke egemenliği açısından almış olduğu önlemleri ve sürdürdüğü girişim ve askeri politikaları, kabullenen ve bunu çoğu zaman benimseyen kabul gören kesimlerin, bunun dışında farklı bir ırktan gelecek olan, kendilerinin tabi oldukları ırka fiziksel ve söylemsel taciz ve tecavüzlere çok suskun kalacağını düşünmüyorum.

Kendilerini her ne kadar meşru görüyor olsalar da, uluslar arası arenada böyle kabul edilmeyen bir örgütün, yol kesmesi ve eylemlerine karşı,  bu eylemlere duygusal ve tepkisel girişimlerde bulunarak yol kesen ve karşıt tepki geliştiren sivillerin girişimlerini aynı kabul etmek mümkün değildir. İşte bu yüzden ısrarla belirtmeliyim ki çatışma asla sivilleştirilmemeli ve halkaların birbirine nefretini yükseltecek düzeye çıkarılmamalıdır.

Ne olursa olsun sağduyu ile hareket edilmeli ve sürecin en az kayıp ile rayına girmesi ve ülkenin huzuru için barışçıl bir tavır takınılmalıdır.

Bu kesinlikle kolay olmayacaktır. Bu konuda ciddi sıkıntılar yaşanabilir.

Çünkü ortada katlanılmaz bir acı olduğu gerçeği var. Bununla beraber bu acıların duygusal, fevri ve yancı bir tutum ile çözülemeyeceği gerçeğini de göz ardı etmemek lazım. Sonuç itibari ile söz konusu olan bizler değil, geleceklerimiz ve evlatlarımız olacağından, geçmişlerin bize bıraktığına benzer evrensel acıları, geleceklere bırakmama sorumluluğunu taşımak zorundayız.

Bunun için yapılacakların azını çoğunu hepimiz bilmekle beraber, dönemin hassas olduğu gerçeğini de göz ardı etmeden, acılara mutlak şekilde saygı duyarak ve kendimizden başlayarak acılara ortak olmayı başarabilmeliyiz.  Bunu başaramadığımız vakit, belki başarısız sayılmayacağız fakat bilmenizi isterim ki bu durumda asla huzur da bulamayacağız. Çünkü yapılan çatışma türü, tıpkı Afrika’nın en eski dönemlerinde yaşanan ve hala bir kısım yerinde yaşanmaya devam eden kabile çatışmalarına benzer özellikler göstermektedir.

Bu şekilde çatışma türleri ve tepkiler ile halkları sindirmenin ve bir barış sağlamanın mümkün yoktur. Bu süreçte asıl yapılması gerekilen şey ülkeyi kabilelere ayırmak değil, bütün ayrıştırma emellerine karşı, birleştirme gayreti taşımaktır.

Elbette bütün temennimiz bu yöndedir. En güzel ülke ölümlerin olmadığı, en güzel yer huzurun olduğu, en güzel dil güzelin ve iyinin konuşulduğu ve en güzel insanın da yaşayan insan olduğunu belirtmek istiyor, bir bütün olarak yarınlara kalacak ülkeme, yarınlarımıza doğacak çocuklarımızın ömürlerine, barış diliyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
25 gün önce
361 gün önce
386 gün önce
394 gün önce
403 gün önce
445 gün önce
534 gün önce
548 gün önce
572 gün önce
596 gün önce
598 gün önce
603 gün önce
610 gün önce
617 gün önce
635 gün önce
642 gün önce
653 gün önce
663 gün önce
687 gün önce
712 gün önce
747 gün önce
782 gün önce
803 gün önce
803 gün önce
879 gün önce
890 gün önce
894 gün önce
898 gün önce
901 gün önce
906 gün önce
946 gün önce
961 gün önce
963 gün önce
974 gün önce
981 gün önce
1027 gün önce
1060 gün önce
1062 gün önce
1116 gün önce
1156 gün önce
1184 gün önce
1234 gün önce
1345 gün önce
1354 gün önce
1355 gün önce
1373 gün önce
1375 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=