Lütfen bekleyin..

MUHAMMED FURKAN

EN GÜZEL İNSAN, YAŞAYANDIR

09 Eylül 2015, 18:41 - Okunma: 2516

Uzun bir zamandır, şimdi gelinen noktaya derinden bir yolculuk olduğunu, ben, şunlar, bunlar, onlar, diğerleri ve bir sürüleri, ima ettik, dile getirdik, yazdık, avazımız çıktığı kadar bağırdık.

Bu çatışma sürecinin bırakın ölenler için acısını geçsek bile, kalanlar için ciddi sıkıntılar var edeceği konusunda, ispatlı gerekçeler ile savaşın çocuklarını göstererek işaret ettik.

Hiçbir iktidarın veya dünyevi isteğin bir çocuğun hayatı kadar değerli olamayacağını söyledik ve söylemeye devam ediyoruz.

Ne yazık dillerin söylemeye varmayacağı, gözlerin görmekte rahatsız olabileceği son derece çirkin, son derece acı, son derece hüzünlü ve son derece gergin birçok tablo ile karşı karşıya kalarak, Türkiye halkları olarak bir şok geçirmekte ve içinde olduğumuz halden kurtuluş için çaresiz yakarışlar üretmekteyiz.

Daha da kötüsü halkların birbirine nefretini üzülerek söylüyorum büyütmeyi başaran başarısız, köhne, pörsümüş siyasi zihniyetin, kendisi ile ilgili çirkin başarısı ile karşı karşıyayız.

Bu sürecin, halklar açısından son derece tehlikeli olduğunu ve provoke eylem ve girişimlere gayet açık bir hal oluştuğu ortadadır.

Bu kargaşa halinin ise farklı kesimler tarafından kullanılmak istenildiği, kullanıldığı ve kullanılacağı konusunda hiçbir şüphem yok.

Üzülerek belirtmeliyim ki cahili cühela kesimin, son derece çirkin, son derece ahlaksızca yürüttükleri ve adeta bunu dileyenlere zemin hazırladıkları saldırıları ve bilinçsiz tepkileri gereksiz ve barıştan uzaktır.

Güçlü olanın ezdiği bir coğrafyanın bütün her yerinde güçlü olabilmek mümkün değildir ama güçlü olunan yerde ezen güçlülerin zayıf kaldıkları yerde ezilecek olmaları kaderi ilahidir. Tabi dilerim ve isterim ki asla ama asla halk bu aşırılığı ve çirkinliği benimseyecek tavrı takınmasın. Zaten Türkiye halkları açısından bu tavır, dönülmesi zor yollar açar.

Hepimizin ortak görüşürdür ki Türkiye halklarında kaynaşmışlık seviyesi yüksek düzeydedir. Bu yüzden bir ayrışma halinde, ülke açıcından çok ciddi sıkıntılar yaşanır ki; bu hiçbirimizin istemediği ve asla istemeyeceği bir şey olur.

Bunun olmasının öngörüsü ise çatışmaları sivilleştirme çabalarının varlığıdır. Bu çaba bahsettiğim üzere ırk düşmanlığı ve nefret söylemlerini geliştirerek halkın sağduyusunu felç eder ise ki; bu risktir, edebilir.

İşte böyle bir durumda tansiyonun düşmesi çok zorlaşacaktır. Otoritenin ve otoritenin kolluk kuvvetlerinin ülke egemenliği açısından almış olduğu önlemleri ve sürdürdüğü girişim ve askeri politikaları, kabullenen ve bunu çoğu zaman benimseyen kabul gören kesimlerin, bunun dışında farklı bir ırktan gelecek olan, kendilerinin tabi oldukları ırka fiziksel ve söylemsel taciz ve tecavüzlere çok suskun kalacağını düşünmüyorum.

Kendilerini her ne kadar meşru görüyor olsalar da, uluslar arası arenada böyle kabul edilmeyen bir örgütün, yol kesmesi ve eylemlerine karşı,  bu eylemlere duygusal ve tepkisel girişimlerde bulunarak yol kesen ve karşıt tepki geliştiren sivillerin girişimlerini aynı kabul etmek mümkün değildir. İşte bu yüzden ısrarla belirtmeliyim ki çatışma asla sivilleştirilmemeli ve halkaların birbirine nefretini yükseltecek düzeye çıkarılmamalıdır.

Ne olursa olsun sağduyu ile hareket edilmeli ve sürecin en az kayıp ile rayına girmesi ve ülkenin huzuru için barışçıl bir tavır takınılmalıdır.

Bu kesinlikle kolay olmayacaktır. Bu konuda ciddi sıkıntılar yaşanabilir.

Çünkü ortada katlanılmaz bir acı olduğu gerçeği var. Bununla beraber bu acıların duygusal, fevri ve yancı bir tutum ile çözülemeyeceği gerçeğini de göz ardı etmemek lazım. Sonuç itibari ile söz konusu olan bizler değil, geleceklerimiz ve evlatlarımız olacağından, geçmişlerin bize bıraktığına benzer evrensel acıları, geleceklere bırakmama sorumluluğunu taşımak zorundayız.

Bunun için yapılacakların azını çoğunu hepimiz bilmekle beraber, dönemin hassas olduğu gerçeğini de göz ardı etmeden, acılara mutlak şekilde saygı duyarak ve kendimizden başlayarak acılara ortak olmayı başarabilmeliyiz.  Bunu başaramadığımız vakit, belki başarısız sayılmayacağız fakat bilmenizi isterim ki bu durumda asla huzur da bulamayacağız. Çünkü yapılan çatışma türü, tıpkı Afrika’nın en eski dönemlerinde yaşanan ve hala bir kısım yerinde yaşanmaya devam eden kabile çatışmalarına benzer özellikler göstermektedir.

Bu şekilde çatışma türleri ve tepkiler ile halkları sindirmenin ve bir barış sağlamanın mümkün yoktur. Bu süreçte asıl yapılması gerekilen şey ülkeyi kabilelere ayırmak değil, bütün ayrıştırma emellerine karşı, birleştirme gayreti taşımaktır.

Elbette bütün temennimiz bu yöndedir. En güzel ülke ölümlerin olmadığı, en güzel yer huzurun olduğu, en güzel dil güzelin ve iyinin konuşulduğu ve en güzel insanın da yaşayan insan olduğunu belirtmek istiyor, bir bütün olarak yarınlara kalacak ülkeme, yarınlarımıza doğacak çocuklarımızın ömürlerine, barış diliyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
301 gün önce
326 gün önce
334 gün önce
342 gün önce
385 gün önce
474 gün önce
488 gün önce
512 gün önce
536 gün önce
537 gün önce
543 gün önce
550 gün önce
557 gün önce
575 gün önce
582 gün önce
593 gün önce
603 gün önce
627 gün önce
652 gün önce
687 gün önce
722 gün önce
742 gün önce
742 gün önce
819 gün önce
830 gün önce
833 gün önce
838 gün önce
840 gün önce
846 gün önce
886 gün önce
901 gün önce
903 gün önce
914 gün önce
921 gün önce
967 gün önce
1000 gün önce
1001 gün önce
1056 gün önce
1096 gün önce
1124 gün önce
1174 gün önce
1285 gün önce
1294 gün önce
1295 gün önce
1313 gün önce
1315 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=