Lütfen bekleyin..

MUHAMMED FURKAN

EN GÜZEL İNSAN, YAŞAYANDIR

14 Eylül 2015, 18:35 - Okunma: 2141

Uzun bir zamandır, şimdi gelinen noktaya derinden bir yolculuk olduğunu, ben, şunlar, bunlar, onlar, diğerleri ve bir sürüleri, ima ettik, dile getirdik, yazdık, avazımız çıktığı kadar bağırdık.

Bu çatışma sürecinin bırakın ölenler için acısını geçsek bile, kalanlar için ciddi sıkıntılar var edeceği konusunda, ispatlı gerekçeler ile savaşın çocuklarını göstererek işaret ettik.

Hiçbir iktidarın veya dünyevi isteğin bir çocuğun hayatı kadar değerli olamayacağını söyledik ve söylemeye devam ediyoruz.

Ne yazık dillerin söylemeye varmayacağı, gözlerin görmekte rahatsız olabileceği son derece çirkin, son derece acı, son derece hüzünlü ve son derece gergin birçok tablo ile karşı karşıya kalarak, Türkiye halkları olarak bir şok geçirmekte ve içinde olduğumuz halden kurtuluş için çaresiz yakarışlar üretmekteyiz.

Daha da kötüsü halkların birbirine nefretini üzülerek söylüyorum büyütmeyi başaran başarısız, köhne, pörsümüş siyasi zihniyetin, kendisi ile ilgili çirkin başarısı ile karşı karşıyayız.

Bu sürecin, halklar açısından son derece tehlikeli olduğunu ve provoke eylem ve girişimlere gayet açık bir hal oluştuğu ortadadır.

Bu kargaşa halinin ise farklı kesimler tarafından kullanılmak istenildiği, kullanıldığı ve kullanılacağı konusunda hiçbir şüphem yok.

Üzülerek belirtmeliyim ki cahili cühela kesimin, son derece çirkin, son derece ahlaksızca yürüttükleri ve adeta bunu dileyenlere zemin hazırladıkları saldırıları ve bilinçsiz tepkileri gereksiz ve barıştan uzaktır.

Güçlü olanın ezdiği bir coğrafyanın bütün her yerinde güçlü olabilmek mümkün değildir ama güçlü olunan yerde ezen güçlülerin zayıf kaldıkları yerde ezilecek olmaları kaderi ilahidir. Tabi dilerim ve isterim ki asla ama asla halk bu aşırılığı ve çirkinliği benimseyecek tavrı takınmasın. Zaten Türkiye halkları açısından bu tavır, dönülmesi zor yollar açar.

Hepimizin ortak görüşürdür ki Türkiye halklarında kaynaşmışlık seviyesi yüksek düzeydedir. Bu yüzden bir ayrışma halinde, ülke açıcından çok ciddi sıkıntılar yaşanır ki; bu hiçbirimizin istemediği ve asla istemeyeceği bir şey olur.

Bunun olmasının öngörüsü ise çatışmaları sivilleştirme çabalarının varlığıdır. Bu çaba bahsettiğim üzere ırk düşmanlığı ve nefret söylemlerini geliştirerek halkın sağduyusunu felç eder ise ki; bu risktir, edebilir.

İşte böyle bir durumda tansiyonun düşmesi çok zorlaşacaktır. Otoritenin ve otoritenin kolluk kuvvetlerinin ülke egemenliği açısından almış olduğu önlemleri ve sürdürdüğü girişim ve askeri politikaları, kabullenen ve bunu çoğu zaman benimseyen kabul gören kesimlerin, bunun dışında farklı bir ırktan gelecek olan, kendilerinin tabi oldukları ırka fiziksel ve söylemsel taciz ve tecavüzlere çok suskun kalacağını düşünmüyorum.

Kendilerini her ne kadar meşru görüyor olsalar da, uluslar arası arenada böyle kabul edilmeyen bir örgütün, yol kesmesi ve eylemlerine karşı,  bu eylemlere duygusal ve tepkisel girişimlerde bulunarak yol kesen ve karşıt tepki geliştiren sivillerin girişimlerini aynı kabul etmek mümkün değildir. İşte bu yüzden ısrarla belirtmeliyim ki çatışma asla sivilleştirilmemeli ve halkaların birbirine nefretini yükseltecek düzeye çıkarılmamalıdır.

Ne olursa olsun sağduyu ile hareket edilmeli ve sürecin en az kayıp ile rayına girmesi ve ülkenin huzuru için barışçıl bir tavır takınılmalıdır.

Bu kesinlikle kolay olmayacaktır. Bu konuda ciddi sıkıntılar yaşanabilir.

Çünkü ortada katlanılmaz bir acı olduğu gerçeği var. Bununla beraber bu acıların duygusal, fevri ve yancı bir tutum ile çözülemeyeceği gerçeğini de göz ardı etmemek lazım. Sonuç itibari ile söz konusu olan bizler değil, geleceklerimiz ve evlatlarımız olacağından, geçmişlerin bize bıraktığına benzer evrensel acıları, geleceklere bırakmama sorumluluğunu taşımak zorundayız.

Bunun için yapılacakların azını çoğunu hepimiz bilmekle beraber, dönemin hassas olduğu gerçeğini de göz ardı etmeden, acılara mutlak şekilde saygı duyarak ve kendimizden başlayarak acılara ortak olmayı başarabilmeliyiz.  Bunu başaramadığımız vakit, belki başarısız sayılmayacağız fakat bilmenizi isterim ki bu durumda asla huzur da bulamayacağız. Çünkü yapılan çatışma türü, tıpkı Afrika’nın en eski dönemlerinde yaşanan ve hala bir kısım yerinde yaşanmaya devam eden kabile çatışmalarına benzer özellikler göstermektedir.

Bu şekilde çatışma türleri ve tepkiler ile halkları sindirmenin ve bir barış sağlamanın mümkün yoktur. Bu süreçte asıl yapılması gerekilen şey ülkeyi kabilelere ayırmak değil, bütün ayrıştırma emellerine karşı, birleştirme gayreti taşımaktır.

Elbette bütün temennimiz bu yöndedir. En güzel ülke ölümlerin olmadığı, en güzel yer huzurun olduğu, en güzel dil güzelin ve iyinin konuşulduğu ve en güzel insanın da yaşayan insan olduğunu belirtmek istiyor, bir bütün olarak yarınlara kalacak ülkeme, yarınlarımıza doğacak çocuklarımızın ömürlerine, barış diliyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
114 gün önce
139 gün önce
147 gün önce
155 gün önce
198 gün önce
287 gün önce
301 gün önce
325 gün önce
349 gün önce
350 gün önce
356 gün önce
363 gün önce
370 gün önce
388 gün önce
395 gün önce
406 gün önce
416 gün önce
440 gün önce
465 gün önce
500 gün önce
535 gün önce
555 gün önce
555 gün önce
632 gün önce
643 gün önce
646 gün önce
651 gün önce
653 gün önce
659 gün önce
699 gün önce
714 gün önce
716 gün önce
727 gün önce
734 gün önce
780 gün önce
813 gün önce
814 gün önce
869 gün önce
909 gün önce
937 gün önce
987 gün önce
1098 gün önce
1107 gün önce
1108 gün önce
1126 gün önce
1128 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=