Lütfen bekleyin..

MUHAMMED FURKAN

HATIRLIYORUM DA…

18 Eylül 2015, 17:58 - Okunma: 2099

Ne güzel de okuyordu Kuran'ı tane tane, hafız bile olabilir diyorduk ya hani, hatta çoğumuz yarım hafız falan dedik. Var mı hatırlayanınız?

Ne güzel biniyordu ata, o ne ihtişamdı öyle, elli yıllık jokeyler bile onun yanında sönük kalırdı ama işte atın o son hareketi olmasa iyi olurdu.

Yüzünde de nur vardı, değil mi? Namaz da kılıyordu. En azından Müslüman olduğunu biliyorduk, kesin Müslüman idi.  Sonra hep beraber şaha kalktık, dedik ki; turnayı gözünden vurduk. Meğerse turna ağzımıza etmiş, haberimiz yok.

Tam bunları düşünüp konuşurken etrafta olmadık şeyler oluyordu.

Bizim ise aklımızda milli gelirin artmış olduğundan başka bir şey yoktu. Bir de toplu açılış diye bir hengame hiç durmadan devam etti. İşte o zamanda ya biz unuttuk, yan birileri unutturdu, bütün unutulmaması gerekilen ibretlik vakaları, hem de soma’yı bile. dile güzel 301 işçiyi bile unuttuk. Hâlbuki buna meleklerin bile vicdanı sızlar.

Kömür madeni mezarlığa döndü ya hani, sonra davası falan sürdü. Hatta hala sürüyor olabilir, var mı hatırlayanınız? Sonra Karaman’da bir 18 kişi daha göçük altında kaldı.

Hani günlerce yerin dibinde mahsur kaldı ya cenazeler. Çok yoktur hatırlayan sanırım. Şimdi o günlerde bunlar olurken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olan şahıs, bugünlerde amacım şehit olmak demiş. Mübarek sana diyecek söz bulmak kolay bir iş olmasa gerek, vallahi ömürsün. Sen bunlar olurken bir istifa etmedin ya hani.

Gömleğin ıslanmıştı diye senin beslediğin basın ajitasyon yapmıştı ya hani, vah vah demiştik hep bir ağızdan.

Sana da vah vah, yaptığınıza da vah vah, ettiklerinize de vah vah, insanlığınıza da vah vah demiştik ya hani, hatırlamadın mı?

Hani gözüne gözüne giriyordu kameralar, sen çorba içerken. Yaptığın büyük bir fedakârlıktı ya hani. Yerim senin fedakârlığını, sen daha fedakârlık görmedin.

Fedakârlık hayatı pahasına kilometrelerce toprağın altında, çocuklarına ekmek kazan babanın halidir, senin trafoda ki kedin, ıslanan gömleğin ve kameralar önünde geçirdiğin gecelerin hiç değil.

Sahi o zaman sana biri mi istifa etme dedi. Tıpkı yolsuzluk operasyonunda eş ve dostları gözaltına alınan bakanlarımızı yedirmeyiz diyenler gibi, senide mi yedirmediler?

Şu an yazarken gülümsüyorum, çünkü çok fena gün ışığına çıktınız üzerinizde kirden bakacak yer kalmamış hayretle bakıyorum.

Diyor ya hani şair: “Doğacaktır sana vaat ettiği günler hakkın, kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın” İşte geldi. Uzatmalara oynuyoruz. Saltanatın, makamın, şöhretin ve birçok şeyin sonu yaklaştı.

Nereden mi anladık bunu? Okunan kuranın, artık okunmasından değil tabi. Elde sallamalarından anladık.

Önden başka arkadan başka konuşanların, halkın zekası ile dalga geçmesinden anladık. En küçük bir gösteride feriştahı ağlatılan topluluklar başkalaşınca, o başka topluluklara genel merkez yakılmasına müsaade edilmesinden, yol kontrolü için göz yumulmasından, linç girişimlerine tam da linçe uğrayan şahıs ölmeden önce yardıma koşulmasından anladık.

Ne diyor şair: “Eden bulur, gönüller bir olsun yeter ki. Hiç hak mağlup eder mi doğruyu yanlışa, sabır ve iman batında saklı kalsın yeter ki

Gel gelelim sokakta ki cengâverlere;  çok diyecek söz bulamıyorum ama size de dokunmadan elbette geçmek olmaz.

Atalarımın atalarınızla aynı cephede savaştığına dair kesin yalanlı ispat bulunmadıkça, fazla kalp kırma niyetinde değilim. Fakat yaptıklarınızı da hoş görmek akıl karı değil.

Sizler bugünlerde aynı bizim gibi acılı, fakat yine sanırım fazla duygusalsınız ve bu fazlalılığın ikmali için yakma ve yıkma işlemlerinde bulunuyorsunuz, yapmayın.

Bir çobana koyun olmak yakışmaz insana, olmayın.  Şehitler hepimizin şehitleri, onlar bu vatanın evlatları ama sanırım Çanakkale’yi fazlaca sahiplenmek ve paylaşmak istememek gibi, şehitleri de paylaşma konusunda fazla hassas ve sahiplenici tavır takınıyorsunuz, takınmayın.

Hiç sebepsiz yere, günahsız yolculara ve mevsimlik işçi kardeşlerinize zulüm ediyorsunuz, etmeyin.  Halkların ülkesini, vatanını, bayrağını, marşını ve değerlerini ayrıştırmaya çalışıyorsunuz, çalışmayın.

Tek başına yakaladığınız garipleri linç etmeye kalkıyorsunuz, her yerde her şekilde dövemeyeceğiniz günahsız insanları dövüyorsunuz, dövmeyin.

Bu ülke de altı milyon oy almış bir siyasi partiyi yağmalıyorsunuz, muhatap kim olur hiç düşünmüyorsunuz.

Aklınızı başınıza alın, elinizi de vicdanınıza koyun. Bu her zaman, birilerinin aklınızı başınıza getirmesinden ve vicdanlarınızı yüzlerinize çarpmasından daha iyidir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
34 gün önce
67 gün önce
75 gün önce
118 gün önce
207 gün önce
221 gün önce
245 gün önce
269 gün önce
270 gün önce
276 gün önce
283 gün önce
290 gün önce
308 gün önce
315 gün önce
326 gün önce
336 gün önce
360 gün önce
385 gün önce
420 gün önce
455 gün önce
475 gün önce
475 gün önce
552 gün önce
563 gün önce
566 gün önce
571 gün önce
573 gün önce
579 gün önce
634 gün önce
636 gün önce
647 gün önce
654 gün önce
700 gün önce
733 gün önce
734 gün önce
789 gün önce
829 gün önce
857 gün önce
907 gün önce
1018 gün önce
1027 gün önce
1028 gün önce
1046 gün önce
1048 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=