Lütfen bekleyin..

MUHAMMED FURKAN

HATIRLIYORUM DA…

18 Eylül 2015, 17:58 - Okunma: 2440

Ne güzel de okuyordu Kuran'ı tane tane, hafız bile olabilir diyorduk ya hani, hatta çoğumuz yarım hafız falan dedik. Var mı hatırlayanınız?

Ne güzel biniyordu ata, o ne ihtişamdı öyle, elli yıllık jokeyler bile onun yanında sönük kalırdı ama işte atın o son hareketi olmasa iyi olurdu.

Yüzünde de nur vardı, değil mi? Namaz da kılıyordu. En azından Müslüman olduğunu biliyorduk, kesin Müslüman idi.  Sonra hep beraber şaha kalktık, dedik ki; turnayı gözünden vurduk. Meğerse turna ağzımıza etmiş, haberimiz yok.

Tam bunları düşünüp konuşurken etrafta olmadık şeyler oluyordu.

Bizim ise aklımızda milli gelirin artmış olduğundan başka bir şey yoktu. Bir de toplu açılış diye bir hengame hiç durmadan devam etti. İşte o zamanda ya biz unuttuk, yan birileri unutturdu, bütün unutulmaması gerekilen ibretlik vakaları, hem de soma’yı bile. dile güzel 301 işçiyi bile unuttuk. Hâlbuki buna meleklerin bile vicdanı sızlar.

Kömür madeni mezarlığa döndü ya hani, sonra davası falan sürdü. Hatta hala sürüyor olabilir, var mı hatırlayanınız? Sonra Karaman’da bir 18 kişi daha göçük altında kaldı.

Hani günlerce yerin dibinde mahsur kaldı ya cenazeler. Çok yoktur hatırlayan sanırım. Şimdi o günlerde bunlar olurken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olan şahıs, bugünlerde amacım şehit olmak demiş. Mübarek sana diyecek söz bulmak kolay bir iş olmasa gerek, vallahi ömürsün. Sen bunlar olurken bir istifa etmedin ya hani.

Gömleğin ıslanmıştı diye senin beslediğin basın ajitasyon yapmıştı ya hani, vah vah demiştik hep bir ağızdan.

Sana da vah vah, yaptığınıza da vah vah, ettiklerinize de vah vah, insanlığınıza da vah vah demiştik ya hani, hatırlamadın mı?

Hani gözüne gözüne giriyordu kameralar, sen çorba içerken. Yaptığın büyük bir fedakârlıktı ya hani. Yerim senin fedakârlığını, sen daha fedakârlık görmedin.

Fedakârlık hayatı pahasına kilometrelerce toprağın altında, çocuklarına ekmek kazan babanın halidir, senin trafoda ki kedin, ıslanan gömleğin ve kameralar önünde geçirdiğin gecelerin hiç değil.

Sahi o zaman sana biri mi istifa etme dedi. Tıpkı yolsuzluk operasyonunda eş ve dostları gözaltına alınan bakanlarımızı yedirmeyiz diyenler gibi, senide mi yedirmediler?

Şu an yazarken gülümsüyorum, çünkü çok fena gün ışığına çıktınız üzerinizde kirden bakacak yer kalmamış hayretle bakıyorum.

Diyor ya hani şair: “Doğacaktır sana vaat ettiği günler hakkın, kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın” İşte geldi. Uzatmalara oynuyoruz. Saltanatın, makamın, şöhretin ve birçok şeyin sonu yaklaştı.

Nereden mi anladık bunu? Okunan kuranın, artık okunmasından değil tabi. Elde sallamalarından anladık.

Önden başka arkadan başka konuşanların, halkın zekası ile dalga geçmesinden anladık. En küçük bir gösteride feriştahı ağlatılan topluluklar başkalaşınca, o başka topluluklara genel merkez yakılmasına müsaade edilmesinden, yol kontrolü için göz yumulmasından, linç girişimlerine tam da linçe uğrayan şahıs ölmeden önce yardıma koşulmasından anladık.

Ne diyor şair: “Eden bulur, gönüller bir olsun yeter ki. Hiç hak mağlup eder mi doğruyu yanlışa, sabır ve iman batında saklı kalsın yeter ki

Gel gelelim sokakta ki cengâverlere;  çok diyecek söz bulamıyorum ama size de dokunmadan elbette geçmek olmaz.

Atalarımın atalarınızla aynı cephede savaştığına dair kesin yalanlı ispat bulunmadıkça, fazla kalp kırma niyetinde değilim. Fakat yaptıklarınızı da hoş görmek akıl karı değil.

Sizler bugünlerde aynı bizim gibi acılı, fakat yine sanırım fazla duygusalsınız ve bu fazlalılığın ikmali için yakma ve yıkma işlemlerinde bulunuyorsunuz, yapmayın.

Bir çobana koyun olmak yakışmaz insana, olmayın.  Şehitler hepimizin şehitleri, onlar bu vatanın evlatları ama sanırım Çanakkale’yi fazlaca sahiplenmek ve paylaşmak istememek gibi, şehitleri de paylaşma konusunda fazla hassas ve sahiplenici tavır takınıyorsunuz, takınmayın.

Hiç sebepsiz yere, günahsız yolculara ve mevsimlik işçi kardeşlerinize zulüm ediyorsunuz, etmeyin.  Halkların ülkesini, vatanını, bayrağını, marşını ve değerlerini ayrıştırmaya çalışıyorsunuz, çalışmayın.

Tek başına yakaladığınız garipleri linç etmeye kalkıyorsunuz, her yerde her şekilde dövemeyeceğiniz günahsız insanları dövüyorsunuz, dövmeyin.

Bu ülke de altı milyon oy almış bir siyasi partiyi yağmalıyorsunuz, muhatap kim olur hiç düşünmüyorsunuz.

Aklınızı başınıza alın, elinizi de vicdanınıza koyun. Bu her zaman, birilerinin aklınızı başınıza getirmesinden ve vicdanlarınızı yüzlerinize çarpmasından daha iyidir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
148 gün önce
173 gün önce
180 gün önce
189 gün önce
231 gün önce
321 gün önce
334 gün önce
358 gün önce
382 gün önce
384 gün önce
389 gün önce
396 gün önce
404 gün önce
421 gün önce
428 gün önce
440 gün önce
449 gün önce
474 gün önce
498 gün önce
533 gün önce
568 gün önce
589 gün önce
589 gün önce
665 gün önce
676 gün önce
680 gün önce
685 gün önce
687 gün önce
693 gün önce
747 gün önce
749 gün önce
760 gün önce
767 gün önce
814 gün önce
846 gün önce
848 gün önce
902 gün önce
943 gün önce
970 gün önce
1021 gün önce
1131 gün önce
1141 gün önce
1141 gün önce
1159 gün önce
1161 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=