Lütfen bekleyin..

MEHMET EKMEN

SOKAK LAMBASI

17 Kasım 2015, 17:18 - Okunma: 1947

Belki pencereye çıkar

da görürüm ümidiyle

sokakta sabahladım yine…

 

Türkiye’nin 80’li yıllarıydı. Gençtim, azimliydim, ümitlerim ve hayallerim vardı. Kucak kucak, ufuklar kadar uzak, yıldızlar kadar erişilmez olsa da o mavi, yeşil, pembe rüyalar; ellerimi uzatsam koparırım sanısıyla kararlı ve hayat doluydum.

Yedikule’deki evimize duraktan inip yürüyordum. Bir kaç dakika her iki tarafı tarla olan bir yoldan geçiyordum. Bir sokak lambamız vardı, kırık hiç yanmayan paslı ve eğri.

Adını bilmediğim bir genç saçı sakalı birbirine karışmış hiç ama hiç onu ayıkken görmemiştim. Eve yorgun dönerken gecenin geç saatlerinde, ben onu o lambası kırık, paslı ve eğri lamba direğine yaslanıp elinde şarap şişesi hep sarhoş görür, azıcık takılırdım ona.

Yine mi içiyorsun? diye sorardım. O beni duymazdı bile, hep aynı nakarat. Gözleri kapalı, elinde şarap şişesi, kafaya diker ve edebi cümleler dökülürdü dudaklarından.

-Hıçkırıklarla “Belki bu gün pencereye çıkar da onu görürüm ümidiyle, sokaklarda sabahladım yine...” derdi.

Yine uçmuştu bizim aşık, diye düşünür, evin yoluna koyulurdum.

Değişik günlerde, aşığın edebi cümleleri kulaklarımda hep çınlanır dururdu. “Üzerinden kaç bahar geçti, çocukları oldu boyunca, unutmadım unutamadım, ben o canı cananı” demişti bir defasında. Her eve dönüşümde onu istisnasız, karşıda ki apartmanın, camlarına bakarken görürdüm.

“Senin lamban kırık, benim gönlüm paramparça. İkimizde de karanlıktayız, bak ay da bizi terk etti. Onun terk ettiğince anlayacağın yine karanlıklardayız” diyordu.

Bu kopuk ve edebi cümleler birleştiğinde onun bir dertli, bir aşık ve aşkına oldukça vefalı olduğunu anlamıştım.

 “O bir anne, bense bir mecnun oldum, halimden sen anlarsın, sen bilirsin, onu ne çok sevdiğimi, lambası kırık, sokak lambası…”

Kimi zaman hem içer, hem ağlar hem de söylenirdi kendi kendine.

“Bu gece de pencereye çıkmadı, belki yarın çıkar de görürüm, ahh bu yarınlar, yıl oldu yıllar oldu. Göremedim, o gül yüzünü, sen bilirsin sen şahitsin onu ne cok sevdiğimi sokak lambası…”

Onu dinlerken, içimdeki kristaller erir, ister istemez gözlerim dolardı.

***

Aylar sonra, bir pazar günü saat 10 suları, karşımızdaki camide sala okundu. Evimizin altındaki bakkal Mustafa’ya pencereden sarkarak;

Mustafa hayrola kim ölmüş, tanıyor muyuz diye sordum.

“Yok Mehmet Bey tanımazsın, garip ve aşık bir sarhoş vardı, adı Kerem diye. İşte o ölmüş” dedi ve ekledi: “Şu ilerdeki sokak lambasına sırtını dayar gece gündüz hep şarap içerdi.’ Aklıma aşığın son mısraları geldi ve kontrol dışı gözlerim dolmuştu:

“Yine penceresinin siyah perdeleri örtük yüzüme, göremiyorum ben, o canı, cananı. İçim yanıyor, kim anlar aşkı uğruna ateş gibi yananı…”

Bir genç, bir aşık, bir dertli, uzun yıllar acı çekerek aşk uğruna ölmüştü.

Sanki umurunda mıydı yaşayanların, diye içerlenmiş ve ağlamıştım kendi kendime. Zira en az onun kadar ben de yaralı, dertli, aşık ve hüzünlüydüm. Aramızda ki tek fark: O hayatın akışına kendini koyuvermiş, şarapta teselli aramış, ben ise hayatla ölümüne boğuşuyor, tüm acılarıma direniyordum, aslında onunla aynı yolun yolcusuyduk.

İkindi vakti aşığın cenaze namazı kılındı ve onu Silivrikapı Mezarlığı’na defnettiler. O sevdiği ve uzun yıllar göremediği kadının evinin pencereleri ve balkonu mezarlığa doğru bakıyordu.

Eski ve dram dolu bir alışkanlık olmalı, rahmetliden bana geçen;

O yoldan her geçişimde o pencerelere ve balkona bakıyor, o gizemli kadını bir kez olsun ben de görememiştim: Boş balkon, boş pencere…

Sevgili okurlar, sizin hayat pencereniz ve çiçekli balkonlarınız daima aydınlık ve huzur dolu olsun.

 

Bülbül figan eyliyor,

Açmayan.

Ve açmayacak

Bir tomurcuk güle.

Mevsimler değişir.

Ölür bülbül

Bir alıç ağacının

                   En yüksek dalında,

Batarken diken yüreğine,

Semaya yakın

Yıldızlara uzak

Ve güller solar,

Dallar kurur,

Bülbül’ün öldüğü yerde.

 

                            M.EKMEN (08/06/2015 Gelibolu-Saroz)

Kalın sevgiyle siz saygın Batman Sonsöz okurlarımız...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
46 gün önce
49 gün önce
67 gün önce
70 gün önce
97 gün önce
121 gün önce
124 gün önce
134 gün önce
144 gün önce
173 gün önce
183 gün önce
214 gün önce
219 gün önce
231 gün önce
243 gün önce
243 gün önce
243 gün önce
246 gün önce
257 gün önce
260 gün önce
261 gün önce
288 gün önce
292 gün önce
319 gün önce
322 gün önce
340 gün önce
344 gün önce
351 gün önce
364 gün önce
385 gün önce
390 gün önce
396 gün önce
408 gün önce
417 gün önce
419 gün önce
426 gün önce
428 gün önce
431 gün önce
432 gün önce
438 gün önce
441 gün önce
445 gün önce
449 gün önce
459 gün önce
462 gün önce
464 gün önce
495 gün önce
490 gün önce
494 gün önce
497 gün önce
509 gün önce
513 gün önce
516 gün önce
522 gün önce
523 gün önce
533 gün önce
552 gün önce
554 gün önce
567 gün önce
573 gün önce
586 gün önce
589 gün önce
592 gün önce
599 gün önce
606 gün önce
616 gün önce
617 gün önce
620 gün önce
622 gün önce
625 gün önce
627 gün önce
632 gün önce
634 gün önce
639 gün önce
644 gün önce
650 gün önce
651 gün önce
656 gün önce
657 gün önce
659 gün önce
665 gün önce
666 gün önce
669 gün önce
671 gün önce
676 gün önce
678 gün önce
680 gün önce
681 gün önce
684 gün önce
687 gün önce
693 gün önce
699 gün önce
704 gün önce
706 gün önce
709 gün önce
711 gün önce
712 gün önce
713 gün önce
719 gün önce
722 gün önce
728 gün önce
730 gün önce
733 gün önce
736 gün önce
740 gün önce
741 gün önce
743 gün önce
761 gün önce
767 gün önce
772 gün önce
775 gün önce
777 gün önce
785 gün önce
786 gün önce
791 gün önce
792 gün önce
797 gün önce
802 gün önce
806 gün önce
810 gün önce
810 gün önce
812 gün önce
813 gün önce
823 gün önce
825 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=