Lütfen bekleyin..

MEHMET EKMEN

SOKAK LAMBASI

17 Kasım 2015, 17:18 - Okunma: 1800

Belki pencereye çıkar

da görürüm ümidiyle

sokakta sabahladım yine…

 

Türkiye’nin 80’li yıllarıydı. Gençtim, azimliydim, ümitlerim ve hayallerim vardı. Kucak kucak, ufuklar kadar uzak, yıldızlar kadar erişilmez olsa da o mavi, yeşil, pembe rüyalar; ellerimi uzatsam koparırım sanısıyla kararlı ve hayat doluydum.

Yedikule’deki evimize duraktan inip yürüyordum. Bir kaç dakika her iki tarafı tarla olan bir yoldan geçiyordum. Bir sokak lambamız vardı, kırık hiç yanmayan paslı ve eğri.

Adını bilmediğim bir genç saçı sakalı birbirine karışmış hiç ama hiç onu ayıkken görmemiştim. Eve yorgun dönerken gecenin geç saatlerinde, ben onu o lambası kırık, paslı ve eğri lamba direğine yaslanıp elinde şarap şişesi hep sarhoş görür, azıcık takılırdım ona.

Yine mi içiyorsun? diye sorardım. O beni duymazdı bile, hep aynı nakarat. Gözleri kapalı, elinde şarap şişesi, kafaya diker ve edebi cümleler dökülürdü dudaklarından.

-Hıçkırıklarla “Belki bu gün pencereye çıkar da onu görürüm ümidiyle, sokaklarda sabahladım yine...” derdi.

Yine uçmuştu bizim aşık, diye düşünür, evin yoluna koyulurdum.

Değişik günlerde, aşığın edebi cümleleri kulaklarımda hep çınlanır dururdu. “Üzerinden kaç bahar geçti, çocukları oldu boyunca, unutmadım unutamadım, ben o canı cananı” demişti bir defasında. Her eve dönüşümde onu istisnasız, karşıda ki apartmanın, camlarına bakarken görürdüm.

“Senin lamban kırık, benim gönlüm paramparça. İkimizde de karanlıktayız, bak ay da bizi terk etti. Onun terk ettiğince anlayacağın yine karanlıklardayız” diyordu.

Bu kopuk ve edebi cümleler birleştiğinde onun bir dertli, bir aşık ve aşkına oldukça vefalı olduğunu anlamıştım.

 “O bir anne, bense bir mecnun oldum, halimden sen anlarsın, sen bilirsin, onu ne çok sevdiğimi, lambası kırık, sokak lambası…”

Kimi zaman hem içer, hem ağlar hem de söylenirdi kendi kendine.

“Bu gece de pencereye çıkmadı, belki yarın çıkar de görürüm, ahh bu yarınlar, yıl oldu yıllar oldu. Göremedim, o gül yüzünü, sen bilirsin sen şahitsin onu ne cok sevdiğimi sokak lambası…”

Onu dinlerken, içimdeki kristaller erir, ister istemez gözlerim dolardı.

***

Aylar sonra, bir pazar günü saat 10 suları, karşımızdaki camide sala okundu. Evimizin altındaki bakkal Mustafa’ya pencereden sarkarak;

Mustafa hayrola kim ölmüş, tanıyor muyuz diye sordum.

“Yok Mehmet Bey tanımazsın, garip ve aşık bir sarhoş vardı, adı Kerem diye. İşte o ölmüş” dedi ve ekledi: “Şu ilerdeki sokak lambasına sırtını dayar gece gündüz hep şarap içerdi.’ Aklıma aşığın son mısraları geldi ve kontrol dışı gözlerim dolmuştu:

“Yine penceresinin siyah perdeleri örtük yüzüme, göremiyorum ben, o canı, cananı. İçim yanıyor, kim anlar aşkı uğruna ateş gibi yananı…”

Bir genç, bir aşık, bir dertli, uzun yıllar acı çekerek aşk uğruna ölmüştü.

Sanki umurunda mıydı yaşayanların, diye içerlenmiş ve ağlamıştım kendi kendime. Zira en az onun kadar ben de yaralı, dertli, aşık ve hüzünlüydüm. Aramızda ki tek fark: O hayatın akışına kendini koyuvermiş, şarapta teselli aramış, ben ise hayatla ölümüne boğuşuyor, tüm acılarıma direniyordum, aslında onunla aynı yolun yolcusuyduk.

İkindi vakti aşığın cenaze namazı kılındı ve onu Silivrikapı Mezarlığı’na defnettiler. O sevdiği ve uzun yıllar göremediği kadının evinin pencereleri ve balkonu mezarlığa doğru bakıyordu.

Eski ve dram dolu bir alışkanlık olmalı, rahmetliden bana geçen;

O yoldan her geçişimde o pencerelere ve balkona bakıyor, o gizemli kadını bir kez olsun ben de görememiştim: Boş balkon, boş pencere…

Sevgili okurlar, sizin hayat pencereniz ve çiçekli balkonlarınız daima aydınlık ve huzur dolu olsun.

 

Bülbül figan eyliyor,

Açmayan.

Ve açmayacak

Bir tomurcuk güle.

Mevsimler değişir.

Ölür bülbül

Bir alıç ağacının

                   En yüksek dalında,

Batarken diken yüreğine,

Semaya yakın

Yıldızlara uzak

Ve güller solar,

Dallar kurur,

Bülbül’ün öldüğü yerde.

 

                            M.EKMEN (08/06/2015 Gelibolu-Saroz)

Kalın sevgiyle siz saygın Batman Sonsöz okurlarımız...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
11 gün önce
14 gün önce
41 gün önce
65 gün önce
68 gün önce
78 gün önce
117 gün önce
127 gün önce
158 gün önce
163 gün önce
175 gün önce
187 gün önce
187 gün önce
187 gün önce
191 gün önce
202 gün önce
205 gün önce
206 gün önce
232 gün önce
236 gün önce
263 gün önce
266 gün önce
284 gün önce
288 gün önce
295 gün önce
308 gün önce
329 gün önce
334 gün önce
340 gün önce
352 gün önce
361 gün önce
363 gün önce
370 gün önce
372 gün önce
375 gün önce
376 gün önce
382 gün önce
385 gün önce
389 gün önce
393 gün önce
403 gün önce
406 gün önce
408 gün önce
439 gün önce
434 gün önce
438 gün önce
441 gün önce
453 gün önce
457 gün önce
460 gün önce
466 gün önce
467 gün önce
477 gün önce
496 gün önce
498 gün önce
511 gün önce
517 gün önce
531 gün önce
533 gün önce
536 gün önce
543 gün önce
550 gün önce
560 gün önce
561 gün önce
564 gün önce
566 gün önce
569 gün önce
571 gün önce
576 gün önce
578 gün önce
583 gün önce
588 gün önce
594 gün önce
595 gün önce
600 gün önce
601 gün önce
603 gün önce
609 gün önce
610 gün önce
613 gün önce
615 gün önce
620 gün önce
622 gün önce
624 gün önce
625 gün önce
628 gün önce
631 gün önce
637 gün önce
643 gün önce
648 gün önce
650 gün önce
653 gün önce
655 gün önce
656 gün önce
657 gün önce
663 gün önce
666 gün önce
672 gün önce
674 gün önce
677 gün önce
680 gün önce
684 gün önce
685 gün önce
687 gün önce
705 gün önce
711 gün önce
716 gün önce
719 gün önce
721 gün önce
729 gün önce
730 gün önce
735 gün önce
736 gün önce
741 gün önce
746 gün önce
750 gün önce
754 gün önce
755 gün önce
756 gün önce
757 gün önce
767 gün önce
769 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=