Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

ÇÖZÜM SÜRECİ

14 Aralık 2015, 16:54 - Okunma: 2612

Çözüm süreci adı altında barışa giden yol çizgisi, 21 Mart 2013 tarihinde Abdullah Öcalan’ın bildirisinin Diyarbakır Newroz alanında Türkçe ve Kürtçe olarak okunmasıyla başladı.

7 Temmuz 2015 Milletvekili seçimlerinde, HDP’nin barajı aşması ve 80 vekil çıkarması, AKP’nin beklemediği, yenilgi sayılabilecek bir gelişmeydi. Başkanlık sistemini yapılandırmayı beklerken tek başına hükümet kuramayacak bir sonuçla bitmesi genel anlamda devlet zirvesinde şok yaratmıştı. Kısa süre sonra 32 insanın yaşamının sonlanmasına neden olan 20 Temmuz 2015 Suruç katliamının ardından 2 gün sonra Ceylanpınar’da 2 polisin öldürülmesi ve daha sonra reddetse de aynı gün öldürme olayını PKK’nın üstlenmesi, barış sürecinin de bitişi oldu.

Gerçi 11 Temmuz’da KCK ateşkesi bitirmiş, 14 Temmuz’da da “Yeni Süreç: Devrimci Halk Savaşıdır” ilanını yapmış olmasına rağmen, süreç 22 Temmuz’daki polis ölümleri ardından hükümetin saldırı başlatmasıyla bitmiş oldu.

2 yıl 5 aylık ömrü süresince tek yararı, kısmi yaşanan olaylara rağmen, kan dökülmesinin, anaların gözyaşlarının, feryat ve ağıtların bitmesi olarak yaşam bulan çözüm sürecinde,  çözüme ve barışa dair somut anlamda bir adım atıldığını göremedik.

Ne yasal anlamda ne de toplumsal barışın sağlanması ve tesisi anlamında düzenleme yapılmadı. Tek somut adım olarak adlandırılabilecek, Resmi anlamda yapıldı mı yoksa yapılmadı mı belli olmayan Dolmabahçe mutabakatı ise Cumhurbaşkanının kabul edilemez ilan etmesiyle umutsuz bir girişim olarak tarih sayfalarına gömüldü.

Kürtler çözüm süreci denilen ve gerçekte ne yapıldığı belli olmayan süreçte herhangi bir kazanım elde etmemelerine rağmen, 10 Ağustos 2014 de Başkanlık yolunun ilk adımı olan Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı ve  % 51,79 oyla Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı oldu.

2 Ekim 2014 de Savaş ilanı sayılabilecek sınır dışına asker gönderimiyle ilgili Suriye-Irak tezkeresi TBMM'de AKP ve MHP oylarıyla kabul edildi.

Son olarak 3 Nisan 2015 de hepimiz için hayati önem taşıyan ve özgürlüklerimizin ve yaşamlarımızın, polisin iki dudağı arasında olduğu iç güvenlik yasası onaylandı

Çözüm süreci Kürtlere yaramadı ama iktidarın bütün işlerinin önünü açtı ve daha kolay yürümesini sağladı.

Çözüm süreci denilen, sözden öteye gitmeyen, içi bir türlü doldurulamayan, doldurulmak istenmeyen, belki de sadece iktidar tarafından kendi amaçlarına ulaşmak uğruna zaman kazanmak için yaratılan bu sürecin bitimi, cehenneme dönüş biletimizin de toptan kesilmesi anlamına geldi.

Gücünü yeni çıkarılan İç Güvenlik Yasasından alan Merkezi iktidarın talimatlarıyla Valiler tarafından çıkarılıp uygulanan sokağa çıkma yasakları ve özel güvenlik alanları ilanıyla gayrı resmi sıkıyönetim veya olağan üstü hal uygulamalarına faklı anlamda yeniden dönüşle birlikte 1984 – 2013 yılları arasında yaşananları aratacak uygulamalarla karşı karşıya kaldık.

Lice, Silvan, Cizre, Derik, Yüksekova, Şırnak, Diyarbakır Sur gibi HDP’ye çok yüksek oy çıkan merkezlerde başlatılan olağanüstü hal, yaşayanlara baskı, şiddet, yıkım ve öldürme olarak geri döndü.

Görevlendirilen emniyet güçleri adeta özel seçilmiş, yöre halkına kin ve nefret dolu kişilerden oluşuyordu. Öldürdükleri kişileri çırılçıplak sergileyecek veya araç arkasına bağlayarak sürükleyecek kadar insanlık dışı uygulamalarla güya görevlerini yapıyorlardı.

Öldürülenler, öldürüldükleri yerde saatlerce bıraktırıldı, alınmalarına müsaade edilmedi, bazı yaralananlar bu şekilde yaşamlarını kaybetti.

Cenazelerin gömülmelerine müsaade edilmediğinden günlerce buzdolaplarında saklanmak zorunluluğu yaşandı.

Uygulanan şiddet o kadar üst boyuta tırmandı ki şiddetten sadece insanlar değil hayvanlar, evler, iş yerleri ve hatta tarihi eserler de nasibini almaya başladı. Dört ayaklı Minare ayaklarından vuruldu, Paşa Hamamı ve Kurşunlu Cami yakıldı. Dört Ayaklı Minare’nin Ayaklarından vurulmasını içine sindiremeyen Tahir Elçi katledildi.

Kısaca gerek savaş gerekse şiddet kırsaldan şehirlere taşındı.

Bu savaşın şehirlere taşınmasının sinyali 20 Temmuz 2015’de KCK adına konuşan Cemil Bayık vermişti. “Halkımız meşru savunma örgütlenmesini ve bilincini de geliştirmeli. Bu sadece askeri güçlerin büyütülmesi temelinde değil, halk olarak meşru savunmasını geliştirmeli. Tüm halkımız silah almalı, bu temelde kendini eğitmeli ve örgütlemeli. DAIŞ ve sömürgeci tüm güçlerin her türlü saldırısına karşı köylerde, kentlerde, mahallelerde yeraltı sistemi, tüneller, mevzi sistemi geliştirmeli”

Bu demeç bizler tarafından o zamanlar farklı değerlendirilmişti ama asıl işaret ettiği savaşın şehirlere taşınmasıydı.

Bu gün gelinen noktada çözüm süreci bitti. Baskı, şiddet, yıkım ve ölüm dönemi başladı.

Mücadele ve direniş dönemi.

Mücadele ve direniş içinde KCK açıklamalarında “PKK’dan bağımsız kendi içlerinde örgütlenmiş bağımsız birimler” olarak adlandırılan, gençlerden oluşan YDG-H ve baskı ve şiddete boyun eğmeyen halk var.

Ama başlangıçta birkaç eylemle kendinden söz ettirmesine rağmen, verdiği demeçleri, kınamaları dışında KCK yok.

Son olarak Cemil Bayık tarafından yapılan açıklamada “barikatların daha da genişletilmesi gerekliliğinden” söz etti ve “PKK henüz savaşa başlamadı” dedi.

Neden hala savaşa başlamadı?

Halkın üzerindeki bunca baskı, şiddet ve ölüme rağmen ne bekleniyor?

Ben sadece, bu savaşın içinde neden Kandilin bizzat dahil olmadığını merak ediyorum.

Güney ve Batıda yaşananları, yoğunluk ve hareketliliğin farkındayım.

Bu nedenle olabilecek birkaç eylemle var olmaktan bahsetmiyorum.

Şu anda görünen tarafta sadece halk var.

Neden savaşın tarafı olarak bizzat var olmadığını merak ediyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
94 gün önce
103 gün önce
125 gün önce
179 gün önce
347 gün önce
360 gün önce
368 gün önce
479 gün önce
511 gün önce
560 gün önce
619 gün önce
643 gün önce
661 gün önce
666 gün önce
703 gün önce
707 gün önce
727 gün önce
728 gün önce
741 gün önce
748 gün önce
751 gün önce
756 gün önce
759 gün önce
762 gün önce
764 gün önce
769 gün önce
776 gün önce
777 gün önce
778 gün önce
780 gün önce
783 gün önce
787 gün önce
801 gün önce
802 gün önce
808 gün önce
826 gün önce
833 gün önce
834 gün önce
836 gün önce
837 gün önce
839 gün önce
840 gün önce
841 gün önce
842 gün önce
843 gün önce
846 gün önce
853 gün önce
854 gün önce
855 gün önce
857 gün önce
867 gün önce
868 gün önce
871 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=