Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

GÜNDEM ÇOK HIZLI GELİŞİP DEĞİŞİYOR.

17 Aralık 2015, 16:00 - Okunma: 2268

Her biri ayrı başlık altında uzun yazılara ihtiyaç duyan kabarık gündemde hangi konuda yazsan diğeri eksik kalıyor.

Gaziantep’te yapılan operasyonlarda ev aramalarında ele geçirilen kitapların tamamı hakkında "şiddeti teşvik edecek şekilde terör örgütü propagandası, suç işlemek için tahrik, suçu ve suçluyu övmek" nedeniyle toplatma kararı alındı.

Toplatma kararı verilen kitaplar içinde Hasan Cemal’in "Delila / Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlükleri" ile "Çözüm Sürecinde Kürdistan Günlükleri" adlı iki kitabı ve gazeteci Tuğçe Tatari'nin "Anneanne, Ben Aslında Diyarbakır'da Değildim" kitabı da var.

Uzun zamandır serbest şekilde satılan kitapların suçlu ilan edilmesi toplumsal yaşama yapılan saldırıların pervasızlığını gözler önüne seriyor.

Düşürülen Rus uçağı nedeniyle oluşan kriz devam ediyor.

Örtülü ödenek olarak bilinen ve herhangi bir denetime tabi olmayan Gizli Hizmet giderleri adı altında serbestçe kullanılan ödenek 117 milyondan 221 milyona çıktı.

Paranın nasıl harcandığı bilinmiyor. Denetim yok. Miktarlar hızla artıyor ve hesap sorulamıyor.

Musul krizi askerlerin çekilmesiyle bitmiş gibi görünüyor. Ancak asker Musul’dan çekilmesine rağmen hala Irak sınırları içerisinde.  Sadece yer değiştirme yapıldı.

Devlet yetkilileri kesinlikle çekilme yok diyerek krizin devam edeceğini vurguluyor.

Devlet sırrı denilen kavram yeniden şekilleniyor. İktidarın “devlet sırrı” olarak belirleyeceği konular bir daha araştırılamayacak, hesabı sorulamayacak.

İktidar kendine ait her şeyi tabu haline getirebilecek. Mit TIR’ları, IŞİD ilişkileri, Türkmenlere gönderilen silah ve paralar, kısaca yaptığı her şeyi gizleyebilecek.

İslam ülkeleri Terörizme karşı bir ittifak oluşturdu. İttifakta en büyük İslam nüfusuna sahip Endonezya garip bir şekilde bu ittifakta yok. Askeri alanda nasıl davranılacağı, nasıl savaşılacağı konularında açıklık olmayan gayri ciddi bir ittifak görünümünde.

Bağlayıcılığı, komuta merkezi gibi hususlar net değil. Neye karşı savaşacağı ya da kimlerin terörist sayılacağı da açıklık kazanmamış.

En ciddi gündem ise Şırnak, Silopi ve Cizre’de uygulamaya başlayan sokağa çıkma yasağıyla birlikte ortaya çıkan gayrı resmi Olağanüstü hal durumunun daha ne kadar devam edeceği sorusu.

Son olarak Şırnak, Silopi ve Cizre’de uygulamaya sokulan sokağa çıkma yasağı adeta katliam yapılacağının ilanıyla gündemleşti.

Önce Milli Eğitim müdürlüklerinden öğretmenlere gönderilen mesajlarla öğretmenlerin şehirleri terk etmeleri istendi, emredildi.

Sağlık çalışanlarının da çalışma merkezlerini terk etmemeleri istendi.

Bu emrin hangi mantıkla verildiği açık değil. Öğretmenlerin can güvenliklerini sağlamak adına yapılan bir işlemse diğer kamu çalışanlarının canları neden öğretmenler kadar önemli değil sorusunu sordurabiliyor.

Ya da esas olan can güvenliği ise, yörede yaşayan halkın can güvenliği nasıl sağlanacak?

Çocukların can güvenliği yok mu?

Onları kim koruyacak?

Halk neden tahliye edilmedi?

Kimi öğretmenler bu emre uyarak kitleler halinde şehir merkezlerini terk ederken, kimi öğretmenler de çocuklarını yalnız bırakmamak adına bu emre uymadı.

Üç merkezde henüz yeni başlayan operasyonlarda Cizre’de 11 yaşındaki Salih Edim başından vurularak öldürüldü.

Operasyonlarda Tanklar kullanılıyor ve tanklar top atışları yapıyor.

Trafolar yakılıp elektrikler kesiliyor.

Tam bir savaş hali.

Kim kimle savaşıyor?

Kim düşman kim dost?

Belli değil.

Operasyon öncesi Twitter’de polis görünümlü hesaplardan bu operasyonların bir ay süreceği ve yapılan il ve ilçelerde taş üstünde taş bırakılmayacağı operasyon öncesi yazılmıştı.

İntikam ve kin dolu bu söylemler yapılması ihtimal katliamında habercisiydi.

Bu gün başından vurularak öldürülen henüz 11 yaşındaki Salih de bunu ispatlar görünümünde.

Başında vurulmuş olması, rasgele bir öldürülme olmadığını gösteriyor. Amaç kesin öldürme. Hedef seçilerek vurulmuş. Vuranın keskin nişancı olduğu kesin.

Sokağa çıkma yasaklarında devletin amacı ne?

Öldürmeler, ev ve iş yerlerinin yıkımı, Cami ve tarihsel yapılara yapılan saldırılar, hayvan öldürmeleri, ekonomik yıkım, eğitimin aksaması, yöre yaşayanlarının hayatlarının alt üst edilmesi, çocuğundan yaşlısına yaşadıkları nedeniyle oluşan psikolojik travmalar, kısaca yaşamın her alanda yok edilmeye çalışılması neden?

Teröristlerin kökünü kazıma adına yapılan bu saldırılarda halkın hedef tahtasına oturtulmasındaki amaç ne olabilir?

Hangi çıkar, hangi menfaat, hangi kazanç oralarda yaşanan dramdan, insan yaşamından daha önemlidir?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
94 gün önce
103 gün önce
125 gün önce
179 gün önce
347 gün önce
360 gün önce
368 gün önce
479 gün önce
511 gün önce
560 gün önce
619 gün önce
643 gün önce
661 gün önce
666 gün önce
703 gün önce
707 gün önce
727 gün önce
728 gün önce
741 gün önce
748 gün önce
751 gün önce
756 gün önce
759 gün önce
762 gün önce
764 gün önce
769 gün önce
776 gün önce
777 gün önce
778 gün önce
780 gün önce
783 gün önce
787 gün önce
801 gün önce
802 gün önce
808 gün önce
826 gün önce
833 gün önce
834 gün önce
836 gün önce
837 gün önce
839 gün önce
840 gün önce
841 gün önce
842 gün önce
843 gün önce
846 gün önce
853 gün önce
854 gün önce
855 gün önce
857 gün önce
864 gün önce
867 gün önce
868 gün önce
871 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=