Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

CEZAYİR VE KÜRTLER

21 Aralık 2015, 17:03 - Okunma: 3357

Bu satırları okumaya başladığınızda aklınızda Cizre, Silvan, Şırnak, Nusaybin, Yüksekova, İdil ve Sur olsun, oralarda yaşananlar, acılar ve ölümler olsun, ağıtlar, çığlıklar olsun, aklınızda onlar olsun ki neden yazdığımı daha güzel anlayın.

Cezayir, 1529 – 1830 yılları arasında Osmanlı egemenliği altında 301 yıl yaşadı.

Genel anlamda sömürge statüsü olmamasına rağmen tam bir sömürge gibi yönetildi ve bu süreç içerisinde bir milyondan fazla Cezayirli açlık, sefalet ve uygulamalar nedeniyle hayatını kaybetti.

O dönemler üç milyon civarında olan nüfusa göre bakıldığında hayatını kaybedenlerin sayısının çok büyük olduğu rahatlıkla görülebilir.

1830 dan sonra Fransa egemenliği ve işgali altına giren Cezayir’in oldukça uzun zaman daha acı çekmesi gerekiyordu.

Fransa, 1945 tarihinde Setif, Blida, Oran, Guelma şehirleri başta olmak üzere pek çok yerde katliam yaptı.

"Setif Katliamı" olarak bilinen bu katliamlarda on binin üzerinde Cezayirli katledildi.

1954 ve sonrası Fransız sömürgeciliğine karşı yapılan direniş ve mücadele içerisinde On iki binden fazla Cezayirli katledildi.

O dönemlerde gerek Fransız gerek Türk gazetelerinde Cezayir direnişi, "tedhiş (şiddet, terör) hareketleri", "çapulculuk", "eşkıyalık", "isyan", "ayaklanma" olarak nitelendiriliyordu.

Türkiye’deki gazetelere göre konu Fransa'nın "iç işi" idi ve Türkiye Birleşmiş Milletler toplantılarında Cezayir’in bağımsızlığı konularında sürekli red oyu kullandı.

1956 tarihinde Fransız güçlerince, özellikle sömürgeciliğe karşı mücadele eden Cezayirlilerin henüz bağımsızlıklarına kavuşmuş olan Fas ve Tunus’tan yardım almaması ve ilişki kurmaması için Cezayir’in etrafı dikenli telle çevrildi.

1957 sonrası ABD’nin Cezayir’in bağımsızlığı yönünde politikalar izlemesi nedeniyle Türkiye’nin Birleşmiş Milletlerdeki oyu Çekimser olmaya başladı.

1958 tarihinde Birleşmiş Milletlerde Cezayir’in bağımsızlığının acilen tanınması konusunda yapılan oylamada Türkiye yine çekimser oy kullandı ve bu çekimser oy sayesinde bir oy farkla Bağımsızlığın tanınması kabul edildi.

Bu yıllarda Fransızların Cezayirlilere yaptığı sistematik işkenceleri, dünya kamuoyu yine bir Fransız'dan, Fransa'nın Cezayir politikasını eleştirdiği için kendisi de bu işkencelerden nasibini alan gazeteci Henry Alleg'in  ‘’Le Question’’  (Sorgu) adlı kitabından öğrenmişti.

Fransa baskılarını arttırarak devam etti ve göçmenlerden oluşturduğu Gizli Ordu Örgütü (Organisation Armée Secrète, OAS) ile sivil halka yönelik acımasız şiddet eylemlerine devam etti.

Gerek şiddetlenen sömürgeciliğe karşı hareketler, direniş ve mücadele, uluslar arası kamuoyunda oluşan şiddetli tepkiler gerekse de Birleşmiş milletlerin artık gözünü, kulağını kapayamaz oluşu nedeniyle aldığı Cezayir yanlısı kararlar sonucunda Cezayir Cumhuriyeti Geçici Hükümeti ile Fransa arasında 18 Mart 1962 de anlaşmaya varıldı.

Bu anlaşma sonrası 1 Temmuz 1962 tarihinde yapılan halk oylamasında bağımsızlık isteyenlerin kullandığı oy sayısı Altı Milyon, karşı çıkanların oy sayısı ise On sekiz bin oldu.

Bağımsızlık ilanı öncesi son Sekiz yılda süren savaşta 2 milyon köylü toprağını terk etmek zorunda kalırken, 250 bin Cezayirli yaşamını yitirdi.

Cezayir’de uygulananlar bir soykırımdı.

Cezayir, yaşamı, yaşadıkları, mücadelesi, çektikleri acılar açısından her zaman kendimize yakın bulduğum, kendimizle benzerleştirdiğim bir ülke, bir toplum olmuştur. Bu nedenle hem hatırlamak hem de unutanlara hatırlatmak istedim, coğrafyamda her gün duyduğum ağıtlar yüzünden.

Aynı kaderi paylaştı komşu olmasa da.

Aynı Osmanlının egemenliğinde kaldı iki ayrı kimlikle aynı kader içinde yüz yıllarca, baskı, şiddet ve katliamlar eksik olmadan.

Cizre, Silvan, Şırnak, Nusaybin, Yüksekova, İdil ve Sur’da bu gün yaşananlara baktığımızda Cezayir’den bir farkı yok.

On bin asker, Binlerce polis ve özel tim, sayısı belirsiz korucu, Tank, zırhlı araçlar, ve sadece savaşlarda kullanılan ağır silahlarla yapılan ve adına operasyon denilen baskı ve şiddetin yoğunluğuna bakınca farklı düşünemiyor insan.

Polis kıyafetli Arapça konuşan insanlar bana Cezayir’deki göçmenlerden oluşturulan Gizli Ordu Örgütü (Organisation Armée Secrète, OAS) çağrıştırıyor.

Henüz tel örgülerle çevrilmedi belki, yine de tüm Güneydoğu bölgesinde uygulanan sokağa çıkma yasaklarıyla adeta cezaevine dönüştürülmesi, etrafı tel örgü ile çevrilen Cezayir’i hatırlattı bana.

Bugün Kürtlere çeşitli bahanelerle yaşatılanların tamamını yaşadı Cezayir, aynı acılarla, aynı çığlıklarla, aynı ölüm ve katliamlarla.

Türkiye, yıllarca Cezayir’de yaşanan acılara göz yumarken, BM’de red veya çekimser oylarla Cezayir’deki acıların önüne geçmeye çalışmamasıyla, görmezden gelmesiyle, bu gün Kürtlere yaptıklarını ve yapabileceklerini gösterdi yıllar önce.

Resmi rakamlara göre sokağa çıkma yasakları uygulanan yerleşimler içinde sadece Sur ilçesinde yıkılan ve oturulamaz durumda olan konut sayısı On sekiz bin.

Tüm baskı, şiddet ve katliamlara rağmen, ağır silahlara karşı yeterince silah sahibi olmadan direnmesine rağmen, uluslar arası alanda yeterli desteği olmamasına, BM’de uzun zaman kendilerini oyalamalarına rağmen, Her şeye rağmen, Fransız sömürgeciliğine geri adım attırmayı başarmış, tüm olumsuz koşullara rağmen bağımsızlığını elde etmiştir.

Cezayir’i her hatırladığımda, her okuduğumda gelecek günlere dair umudum, insanlığa olan inancım, gelecek güzel günlere dair beklentilerim artıyor.

Bir gün ama mutlaka yaşanılan acılar bitecek.

Yakılan ağıtlar türkü olacak.

Acılarımız anı, göz yaşlarımız umut olacak.

Yeter ki direncimiz, İnsana ve insanlığa olan inancımızı tüketmeden mücadeleye devam edelim.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
94 gün önce
103 gün önce
125 gün önce
179 gün önce
347 gün önce
360 gün önce
368 gün önce
479 gün önce
511 gün önce
560 gün önce
619 gün önce
643 gün önce
661 gün önce
666 gün önce
703 gün önce
707 gün önce
727 gün önce
728 gün önce
741 gün önce
748 gün önce
751 gün önce
756 gün önce
759 gün önce
762 gün önce
764 gün önce
769 gün önce
776 gün önce
777 gün önce
778 gün önce
780 gün önce
783 gün önce
787 gün önce
801 gün önce
802 gün önce
808 gün önce
826 gün önce
833 gün önce
834 gün önce
836 gün önce
837 gün önce
839 gün önce
840 gün önce
841 gün önce
842 gün önce
843 gün önce
846 gün önce
853 gün önce
854 gün önce
855 gün önce
864 gün önce
867 gün önce
868 gün önce
871 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=