Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

CEZAYİR VE KÜRTLER

21 Aralık 2015, 17:03 - Okunma: 2594

Bu satırları okumaya başladığınızda aklınızda Cizre, Silvan, Şırnak, Nusaybin, Yüksekova, İdil ve Sur olsun, oralarda yaşananlar, acılar ve ölümler olsun, ağıtlar, çığlıklar olsun, aklınızda onlar olsun ki neden yazdığımı daha güzel anlayın.

Cezayir, 1529 – 1830 yılları arasında Osmanlı egemenliği altında 301 yıl yaşadı.

Genel anlamda sömürge statüsü olmamasına rağmen tam bir sömürge gibi yönetildi ve bu süreç içerisinde bir milyondan fazla Cezayirli açlık, sefalet ve uygulamalar nedeniyle hayatını kaybetti.

O dönemler üç milyon civarında olan nüfusa göre bakıldığında hayatını kaybedenlerin sayısının çok büyük olduğu rahatlıkla görülebilir.

1830 dan sonra Fransa egemenliği ve işgali altına giren Cezayir’in oldukça uzun zaman daha acı çekmesi gerekiyordu.

Fransa, 1945 tarihinde Setif, Blida, Oran, Guelma şehirleri başta olmak üzere pek çok yerde katliam yaptı.

"Setif Katliamı" olarak bilinen bu katliamlarda on binin üzerinde Cezayirli katledildi.

1954 ve sonrası Fransız sömürgeciliğine karşı yapılan direniş ve mücadele içerisinde On iki binden fazla Cezayirli katledildi.

O dönemlerde gerek Fransız gerek Türk gazetelerinde Cezayir direnişi, "tedhiş (şiddet, terör) hareketleri", "çapulculuk", "eşkıyalık", "isyan", "ayaklanma" olarak nitelendiriliyordu.

Türkiye’deki gazetelere göre konu Fransa'nın "iç işi" idi ve Türkiye Birleşmiş Milletler toplantılarında Cezayir’in bağımsızlığı konularında sürekli red oyu kullandı.

1956 tarihinde Fransız güçlerince, özellikle sömürgeciliğe karşı mücadele eden Cezayirlilerin henüz bağımsızlıklarına kavuşmuş olan Fas ve Tunus’tan yardım almaması ve ilişki kurmaması için Cezayir’in etrafı dikenli telle çevrildi.

1957 sonrası ABD’nin Cezayir’in bağımsızlığı yönünde politikalar izlemesi nedeniyle Türkiye’nin Birleşmiş Milletlerdeki oyu Çekimser olmaya başladı.

1958 tarihinde Birleşmiş Milletlerde Cezayir’in bağımsızlığının acilen tanınması konusunda yapılan oylamada Türkiye yine çekimser oy kullandı ve bu çekimser oy sayesinde bir oy farkla Bağımsızlığın tanınması kabul edildi.

Bu yıllarda Fransızların Cezayirlilere yaptığı sistematik işkenceleri, dünya kamuoyu yine bir Fransız'dan, Fransa'nın Cezayir politikasını eleştirdiği için kendisi de bu işkencelerden nasibini alan gazeteci Henry Alleg'in  ‘’Le Question’’  (Sorgu) adlı kitabından öğrenmişti.

Fransa baskılarını arttırarak devam etti ve göçmenlerden oluşturduğu Gizli Ordu Örgütü (Organisation Armée Secrète, OAS) ile sivil halka yönelik acımasız şiddet eylemlerine devam etti.

Gerek şiddetlenen sömürgeciliğe karşı hareketler, direniş ve mücadele, uluslar arası kamuoyunda oluşan şiddetli tepkiler gerekse de Birleşmiş milletlerin artık gözünü, kulağını kapayamaz oluşu nedeniyle aldığı Cezayir yanlısı kararlar sonucunda Cezayir Cumhuriyeti Geçici Hükümeti ile Fransa arasında 18 Mart 1962 de anlaşmaya varıldı.

Bu anlaşma sonrası 1 Temmuz 1962 tarihinde yapılan halk oylamasında bağımsızlık isteyenlerin kullandığı oy sayısı Altı Milyon, karşı çıkanların oy sayısı ise On sekiz bin oldu.

Bağımsızlık ilanı öncesi son Sekiz yılda süren savaşta 2 milyon köylü toprağını terk etmek zorunda kalırken, 250 bin Cezayirli yaşamını yitirdi.

Cezayir’de uygulananlar bir soykırımdı.

Cezayir, yaşamı, yaşadıkları, mücadelesi, çektikleri acılar açısından her zaman kendimize yakın bulduğum, kendimizle benzerleştirdiğim bir ülke, bir toplum olmuştur. Bu nedenle hem hatırlamak hem de unutanlara hatırlatmak istedim, coğrafyamda her gün duyduğum ağıtlar yüzünden.

Aynı kaderi paylaştı komşu olmasa da.

Aynı Osmanlının egemenliğinde kaldı iki ayrı kimlikle aynı kader içinde yüz yıllarca, baskı, şiddet ve katliamlar eksik olmadan.

Cizre, Silvan, Şırnak, Nusaybin, Yüksekova, İdil ve Sur’da bu gün yaşananlara baktığımızda Cezayir’den bir farkı yok.

On bin asker, Binlerce polis ve özel tim, sayısı belirsiz korucu, Tank, zırhlı araçlar, ve sadece savaşlarda kullanılan ağır silahlarla yapılan ve adına operasyon denilen baskı ve şiddetin yoğunluğuna bakınca farklı düşünemiyor insan.

Polis kıyafetli Arapça konuşan insanlar bana Cezayir’deki göçmenlerden oluşturulan Gizli Ordu Örgütü (Organisation Armée Secrète, OAS) çağrıştırıyor.

Henüz tel örgülerle çevrilmedi belki, yine de tüm Güneydoğu bölgesinde uygulanan sokağa çıkma yasaklarıyla adeta cezaevine dönüştürülmesi, etrafı tel örgü ile çevrilen Cezayir’i hatırlattı bana.

Bugün Kürtlere çeşitli bahanelerle yaşatılanların tamamını yaşadı Cezayir, aynı acılarla, aynı çığlıklarla, aynı ölüm ve katliamlarla.

Türkiye, yıllarca Cezayir’de yaşanan acılara göz yumarken, BM’de red veya çekimser oylarla Cezayir’deki acıların önüne geçmeye çalışmamasıyla, görmezden gelmesiyle, bu gün Kürtlere yaptıklarını ve yapabileceklerini gösterdi yıllar önce.

Resmi rakamlara göre sokağa çıkma yasakları uygulanan yerleşimler içinde sadece Sur ilçesinde yıkılan ve oturulamaz durumda olan konut sayısı On sekiz bin.

Tüm baskı, şiddet ve katliamlara rağmen, ağır silahlara karşı yeterince silah sahibi olmadan direnmesine rağmen, uluslar arası alanda yeterli desteği olmamasına, BM’de uzun zaman kendilerini oyalamalarına rağmen, Her şeye rağmen, Fransız sömürgeciliğine geri adım attırmayı başarmış, tüm olumsuz koşullara rağmen bağımsızlığını elde etmiştir.

Cezayir’i her hatırladığımda, her okuduğumda gelecek günlere dair umudum, insanlığa olan inancım, gelecek güzel günlere dair beklentilerim artıyor.

Bir gün ama mutlaka yaşanılan acılar bitecek.

Yakılan ağıtlar türkü olacak.

Acılarımız anı, göz yaşlarımız umut olacak.

Yeter ki direncimiz, İnsana ve insanlığa olan inancımızı tüketmeden mücadeleye devam edelim.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
129 gün önce
142 gün önce
150 gün önce
261 gün önce
293 gün önce
341 gün önce
401 gün önce
425 gün önce
443 gün önce
448 gün önce
485 gün önce
489 gün önce
509 gün önce
510 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
533 gün önce
538 gün önce
541 gün önce
544 gün önce
546 gün önce
551 gün önce
558 gün önce
559 gün önce
560 gün önce
562 gün önce
565 gün önce
569 gün önce
583 gün önce
584 gün önce
590 gün önce
608 gün önce
615 gün önce
616 gün önce
618 gün önce
619 gün önce
621 gün önce
622 gün önce
623 gün önce
624 gün önce
625 gün önce
628 gün önce
635 gün önce
636 gün önce
637 gün önce
646 gün önce
649 gün önce
650 gün önce
653 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=