Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

HIRLI HIRSIZ

23 Aralık 2015, 17:09 - Okunma: 2746

Yaşam bu.

Olur ya bir gün, beş parasız kalıp aç, sefil dolaşmak var ülkem dediğimiz topraklarda kurulmuş bir şehrin dar ve karanlık sokaklarında.

Parasız olmak ayrı bir dert açlık ayrı.

Karnından gelen gurultu sesleri, aklında çeşit çeşit yemekler, burnunda tüten yemek kokuları, yutkunursun umutsuzca.

Önünden geçtiğin fırından gelen yeni pişmiş, sıcacık ekmek kokusunu derince içine çektiğinde açlığını kendini yeniden hatırlatır acı bir şekilde.

Bir an duraklarsın. Tezgâha bakan yaşlı kişi arkasını dönmüş, fırına ekmek atanlarla sohbet ediyor. Hiç kimsenin kapıya baktığı yok.

Hemen kapının yanındaki raflara dizilen ekmeklerden birini alsan fark etmezler belki.

Yaklaşırsın hissettirmeden kapıya doğru.

Yavaşça uzanırken ellerin ekmeğe, kahretsin, yaşlı tezgâhtar döner sana doğru. Gözleriniz değerken bir birine, bakışlardaki acı iç içe geçer, kızarır yüzün. Utanır, eğersin başını, hiç eğmediğin kadar.

Yaşlı tezgâhtar kendisine sorulan soruya cevap vermek için geri döndüğünde, ekmekten çekmek üzere olan elin hızla ekmeğe ulaşır, kapıp hızla uzaklaşırsın fırından. İçinde utançla öfke birbirine girmiş, açlığın kavgayı seyrederken.

Sen içindeki bitmez kavgalarla meşgulken, seni bir anda durdurarak ayağını yerden kesip düşüren arkandan elbiseni yakalamış güçlü elin ve sahibinin hırıltılı nefesinin farkına varırsın.

Düşerken tek koruduğun, az önce fırından aldığın ve içine sakladığın, henüz dumanı tüten güzel kokulu ekmek olur.

Korumasız bir şekilde düşerken sırt üstü, koruyamadığın için sert bir şekilde yere çarpan kolunun üzerine kapaklanıp kırılmasına neden olur, acısını içinde, yüreğinde, vicdanının acısını bastırırcasına hissedersin.

Seni yakalayan güçlü elin sahibinin umurunda değildir ne kırılan kolunun acısı ne de açlığının kokusu.

O sadece parasını alamadığı ekmeğini kurtarma peşindedir.

Yakalamış olmanın verdiği sevinç ve haklı gururla seni kaldırıp ekmeğini elinden alır ve seni arkasından koşarak gelen polise teslim eder.

Neresinden bakarsan bak artık yasalar karşısında hırsızsın, hırlı insanların egemenliği altındaki adaletin mülkünde.

İslami adalet varsa sadece kolunu kaybedersin, keserler, kurtulursun, açlığın kalır baki.

Adalet burjuvaysa yatarsın 10 – 15 yıl.

En azından doyar karnın, aç kalmazsın, Koğuş ağasına hizmet karşılığında.

Adalet bu, kestiği parmak acımazmış derler de acır yine de içten içe. Kesildiği için değil de adaletin adil olmaması nedeniyle acır, acıtır hatta ağıt bile yaktırır, inanamazsın.

Adalet adil değildir, olmadı, olmayacak, olamaz da.

Hırsızlık çalınan malın değerine göre değerlendirilir. Sanma ki çaldığın malın değeri az ise az ceza alırsın. İşin rengi düşündüğün kadar beyaz değildir, olmamıştır. Hep gridir ve gri kalacak.

Sen değeri çok düşük mal çalarak hırsızlığın değeriyle oynuyorsan, adaleti yüz kuruşluk işle meşgule koyuyorsan, polisinden mübaşirine, katibinden savcısına, hâkiminden gardiyanına, müdüründen aşçısına, meydancısından koğuş ağasına kadar bir çok insanı yüz kuruşluk hırsızlıkla meşgul etmeye kalkarsan, zaten üç kuruşa çalışan bu insanları kızdırırsın.

Kime ne pay vereceksin ki yüzün kızarmadan, utanıp sıkılmadan sadece kendini düşünerek, açlığın sesini bastırmak için gidip yüz kuruşluk ekmeği çalarsın.

Kim senden ne alabilecek?

Almadan vermek olur mu?

Verecek bir şeyin yoksa neden alıyorsun ki git öl açsan açsın, kime ne.

Neden meşgul ediyorsun onca insanı?

Adam gibi ıssız bir yer bul, yat geber orada. Bulurlarsa cesedini gömerler elbet. İyilik için de değil hani. Kokun yüzünde.

Bilmez misin ki hırsızlık adam gibi yapılır.

Bilmez misin ki hırsızlıkta pay vermek esastır.

Bilmez misin ki meşgul edeceğin her insan senin eline bakar.

Bilmez misin ki hırsızlığın da bir onuru var.

Yüzün kızarmayacak.

Utanmayacaksın.

Soyduğunun gözlerinin içine bakabileceksin, cesurca, pervasızca.

Bir de iyi yalan söyleyeceksin. Malını, parasını çaldığının gözünü kaçırmadan bakarak “çalmadım” diyebileceksin. İnanmasa da inanmak zorunda bırakacaksın. Hatta çaldıklarından küçük bir parçasını, kömür, makarna olarak onlara verip  ‘’çalmışsa ne olmuş’’ dedirteceksin.

Diploman bile olacak büyük yerlerden. Yoksa onu da çalacaksın.

Çaldıklarını gülümseyerek gösterebileceksin sahiplerine, koluna takarak.

Hırsızlığa hiç ara vermeyecek, soydukça soyacaksın, soyacak bir şey kalmayana kadar.

Soyacaklar bittiğinde yelken açabileceksin daha karlı ufuklara, yalakalarını, yardımcılarını ve işbirlikçilerini da beraber götürebilecek büyük bir gemiyle.

Elbette gemi de hırsızlık malı olacak.

Hırsız olmak kolay değil.

Sadece açlığını bastırmak için kirletemezsin bu şanlı meydanı.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
94 gün önce
103 gün önce
125 gün önce
179 gün önce
347 gün önce
360 gün önce
368 gün önce
479 gün önce
511 gün önce
560 gün önce
619 gün önce
643 gün önce
661 gün önce
666 gün önce
703 gün önce
707 gün önce
727 gün önce
728 gün önce
741 gün önce
748 gün önce
751 gün önce
756 gün önce
759 gün önce
762 gün önce
764 gün önce
769 gün önce
776 gün önce
777 gün önce
778 gün önce
780 gün önce
783 gün önce
787 gün önce
801 gün önce
802 gün önce
808 gün önce
826 gün önce
833 gün önce
834 gün önce
836 gün önce
837 gün önce
839 gün önce
840 gün önce
841 gün önce
842 gün önce
843 gün önce
846 gün önce
853 gün önce
854 gün önce
857 gün önce
864 gün önce
867 gün önce
868 gün önce
871 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=