Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

İSRAİL VE TÜRKİYE

24 Aralık 2015, 17:28 - Okunma: 2840

İsrail, Ortadoğu’nun yaramaz çocuğu

Filistinlilerle İsrail tarafından paylaşılamayan vaat edilmiş topraklar olarak bilinen yerde1948 de BM Paylaşım planınca kuruluşu ilan edilen, çevre devletlerle defalarca savaşan, Filistin’le savaşı hiç bitmeyen, 3 milyon nüfuslu bir devlet.

1949’da Müslüman ülke anlamında İsrail’i, ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştu.

İsrail, Türkiye’nin hacim olarak ticaret yaptığı ilk 20 ülke içerisinde.

İsrail için ise Türkiye ilk 10 içerisinde.

Petrol ihtiyacının % 15’ini Türkiye’den karşılıyor.

Türkiye’nin İsrail’e sattığı petrol, Kuzey Irak Bölgesel Yönetiminden alınan Kürt Petrolü.

Türkiye ile her geçen gün ticaret hacmini geliştiren İsrail, yaşanan siyasi krizlere rağmen, 2002 de 1 Milyar dolar civarındaki ticaret hacmini 2009 da 2 Milyar Beş yüz bine, 2014’de de 6 Milyar dolara çıkarmayı başardı ve ticaretin siyasi ilişkilerin dışında olduğunu ispatladı.

Yakın tarihimizde yaşanan krizlerle siyasi ilişkilerin kopma noktasına gelmesi, Büyük Elçiliklerin kapatılmasına rağmen gelişen ekonomik ilişkiler, yaşanan siyasi krizlerin göstermelik, suni krizler olabileceği konusundaki kuşkularımızı arttırdı.

2009 da Davos’ta yapılan “Ortadoğu’da Barış” panelinde yaşanan “one minute” krizi ve 2010’da yaşanan mavi Marmara krizi en önemlilerindendi.

İnsani Yardım Vakfının, bir vakıf için oldukça yüksek bir rakam olan 800 bin dolara satın aldığı, satın aldıktan sonra Komor Adaları üzerine kayıt ettirdiği Mavi Marmara gemisiyle 2010’da yaşanan krizde 9 kişi ölmüş, siyasi sonuçları yıllarca sürmüştü.

Asıl kriz ise hiçbir zaman gündeme düşmeyen, medyaya yansımayan, derinden siyasi sertleşmelere neden olan bir olaydı.

12 Haziran 2014 tarihinde 3 genç İsrailli yerleşimci kaçırılışlarından 18 gün sonra,  Hamas örgütünün askeri kanadı olan ve İzzettin El Kassam Tugayları olarak bilinen örgütün merkezi sayılan El Halil kentinde ölü olarak bulunmuştu.

İsrail olay sonrası El Halil kentini defalarca bombalamış, üç genç İsraillinin ölümlerinin sorumluları olarak tespit ettiği kişilerin evlerini havaya uçurmuş ama asıl sorumluyu yakalayamamıştı.

Bu kişinin adı Saleh El Aruri’ydi.

İsrail,  İzzettin el Kassam tugaylarının önemli kişilerinden olan ve üç gencin öldürülmesinden sorumlu tuttuğu Saleh El Aruri’nin Türkiye’de olduğunu tespit etmiş, Türkiye’den bu kişinin iadesini istemiş ancak olumlu bir cevap alamamıştı.

İki ülke arasındaki siyasi ilişkileri, Bu kişinin iade edilmemesi diğer görünen krizlerden daha fazla etkilemişti.

Türkiye bu kişiyi İsrail ile yaşanan Mavi Marmara krizinin kendisi açısından olumlu sonuçlanması anlamında koz olarak kullanıyor ve iade talebini sürekli olarak reddediyordu. Bu konu hiçbir zaman basına yansımadı.

Ta ki, İsrail ile Türkiye’nin ilişkilerde normalleşmeye dönme konusunda adımların atılmasına kadar.

İsrail ile Türkiye ilişkilerin normalleşmesi için bir ön anlaşmaya varıldı.

Reuters Ajansı, Türkiye ve İsrailli yetkililerin ilişkilerin normalleşmesi için İsviçre’de yapılan bir görüşme sonrası anlaşmaya vardığını ve ilk olarak büyükelçilerin başkentlere geri döneceğini duyurdu.

İsrail televizyonu Kanal 10, iki ülke arasındaki anlaşmanın maddelerine ulaştığını iddia ederek, söz konusu maddeleri yayınladı.

Kanal 10’a göre anlaşmanın maddeleri şöyleydi;

1. İsrail, Mavi Marmara saldırısında ölenlerin ailelerine 20 milyon dolar tazminat ödeyecek.

2. Ülkeler, büyükelçilerini yeniden görevlendirecek.

3. İsrail askerlerine karşı açılan davalar kapatılacak.

4. Gush Etzion’da 3 yerleşimci gencin kaçırılıp öldürülmesi olayının arkasında olan Hamas üyesi Salah Aruri Türkiye’den sınırdışı edilecek.

5. Türkiye, topraklarından bir gaz boru hattının geçişine izin verecek

6. İsrail’in Türkiye’ye doğalgaz satması için derhal görüşmelere başlanacak.

***

6. Maddede yazılan doğal gaz satışı görüşmesi ise yaşanan siyasi kriz henüz sürerken el altından çözülmüş, boru hattı yapımı için çoktan anlaşma sağlanmış, haber olarak da Reuters tarafından 15 Mart 2014 tarihinde, “Türkiye ve İsrail arasında deniz altından geçen 2.2 milyar dolara mal olacak bir boru hattı planlandığını ve bunun 10 milyar metreküp doğalgaz taşıyabileceğini” yazarak duyurulmuştu.

Asıl kriz 4. Madde de yazılan kişinin iadesiydi ve bu konuda anlaşma sağlandığı.

Bütüne baktığımızda 2009 da Davos’ta başlayan ve Mavi Marmara gemisiyle derinleşen krizin asıl nedeni ne olabilir diye düşünmeye iten bu gelişmelere dikkatli baktığımızda, yaşanan krizin göstermelik olması ihtimalinin kesine yakın büyüklükte olduğunu görebiliriz.

Özellikle de 2010 Marmara gemisi krizinden hemen sonra, 15 Mart 2011 tarihinde başlayan Suriye krizine, içeriğine, yaşananlara baktığımızda.

Konunun bu açıdan da değerlendirilmesi anlaşılması açıdan da bir gerekliliktir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
44 gün önce
58 gün önce
176 gün önce
184 gün önce
207 gün önce
261 gün önce
429 gün önce
442 gün önce
450 gün önce
561 gün önce
593 gün önce
642 gün önce
701 gün önce
725 gün önce
744 gün önce
748 gün önce
785 gün önce
789 gün önce
809 gün önce
810 gün önce
823 gün önce
830 gün önce
833 gün önce
838 gün önce
841 gün önce
844 gün önce
846 gün önce
851 gün önce
858 gün önce
859 gün önce
860 gün önce
862 gün önce
865 gün önce
869 gün önce
883 gün önce
884 gün önce
890 gün önce
908 gün önce
915 gün önce
916 gün önce
918 gün önce
919 gün önce
921 gün önce
922 gün önce
923 gün önce
924 gün önce
925 gün önce
928 gün önce
935 gün önce
937 gün önce
939 gün önce
946 gün önce
949 gün önce
950 gün önce
953 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=