Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

KARANLIK TARİHİMİZ

25 Aralık 2015, 18:11 - Okunma: 3134

Üç tarafı deniz, dört tarafı tehlike, tehdit, baskı ve ölümlerle çevrili bir coğrafyada doğmak, büyümek ve hatta yaşlanarak ölmek tesadüf ve şansa bağlı.

İçerisinde yaşamaya çalıştığımız, her gün tehlikelerinde kaçıp saklandığımız, tüm dikkatimize ve özenimize rağmen yine de çocuklarımızı, gençlerimizi, ana ve babalarımızı kurban verdiğimiz devlet, kuruluşundan beri ölüm ve öğütme makinesi gibi tepemizde çalışmakta.

Adeta devlet bizim için kurulmuş değil de biz devlet için çalışıp, öldürülene kadar yaşamaya çalışan varlıklar olduk.

Askerlik yapmak ve vergi vermek, yasalara uymak, kurallara karşı çıkmamak bizim olmazsa olmaz görevlerimiz,  hak aramak veya istemek vatan hainliğiyle eşdeğer suçtu.

Devlet her istediğini yapmakta serbest, vatandaş denilenleri yapmakta mecburdu.

Demokrasi denilen ucubeyi hiç görmedik desek yeridir.

Yıllardır saklanan, açıklanmayan ve hala birçok kısmı karanlıklarda kalmış kısa tarihinde saymakla bitiremeyeceğimiz katliamlar, suikastlar, faili meçhuller, faili çok belli öldürmeler var.

Koçgiri’den Dersim’e, Çorum’dan Maraş’a, Sivas’tan Suruç’a, Roboski’den Ankara katliamına kadar yaşanan, yaşatılan birçok katliamda yüz binlerce insan yok edildi. Cezaevlerinde hayata dönüş operasyonlarıyla, Diyarbakır 5 no.lu cezaevinde sistemli işkencelerle onlarca insan katledildi, sakat bırakıldı.

TBMM’nin ilk resmi Trabzon Vekili, Mustafa Kemal’in en koyu muhalifi Ali Şükrü Beyin 1923 te öldürülmesi ile başlayan Faili meçhul cinayetler, 1948 de Sabahattin Ali’nin, Temmuz 1991 de Vedat Aydın ve ötesinde Yirmi binin üzerinde ölümle devam etti. 

Son olarak aramızdan Tahir Elçi’nin alınmasına neden oldu.

Katliam ve faili meçhul cinayetlere, 1960, 1971 ve 1980 tarihlerinde üç askeri darbeyi sıkıştıran resmi tarih, aralara da köy yakmaları, işkence, baskı ve insanlık dışı uygulamaları serpiştirmişti.

Tarihin hangi sayfasını açsan arasından kan sızmakta.

Müziğimiz ağıtlarla bezeli. Hüzünlü müzikler eşlinde coşkuyla halay çeken tek milletiz desek haksız çıkmayız.

Coğrafyamızda farklı kimlik, dil ve dinden insanlar yaşamasına rağmen Türk denilen kimlik ve dil  dışında hiçbir kimlik, Sunni Müslüman dışında hiçbir din uzun yıllar boyunca kabul görmedi, yok sayıldı, aksi durum vatan hainliği ile  eş değer tutuldu.

Yüz bine yakın insanın hayatı, üç binden fazla köy ve mezranın yakılıp boşaltılması, hayvancılığın yok edilmesi, tarımın sıfırlanması, baskı, zulüm, işkence ve her türlü insanlık dışı muamele karşılığında Kürt kelimesini kullanır olabildik.

Bunca bedel karşılığında kullanabildiğimiz Kürt kelimesinin arkasına istan eklemek için ödenen bedeller henüz yeterli görülmedi. Ödenmeye devam edilmekte. Görünen o ki elimizdeki tüm bedelleri de versek bunun için yeterli olmayacak gibi.

Her isteğine boyun eğmemizi isteyen devleti aliyemiz sınırlarımız dışında tüm mazlum insanlara hamilik yaparken bile sırtımızdan inmedi. Başkalarına kucak açan, başlarını okşayan devlet nedense bizim başımızı okşamadı.

Zaten biz de bu kadar şevkat istememiştik. Fazla ilgi ve çok güzel davranışlar bizi bozabilirdi.

İstediğimiz tek şey insanca yaşamaktı.

İnsan olarak görülemediğimiz için de insanca yaşama hakkı verilmedi.

Tarihi katliam ve öldürmelerle dolu bir devletten insanca yaşam hakkı istemek belki de saçmaydı. Eşit olmayı istemek hataydı. İnkar edilemeyecek kadar ortaya çıkmış, katliamları artık resmi anlamda dillendirilen ve kabul edilen tarihi karanlık bir devletin veremeyeceği kadar insancıldı isteklerimiz. Belki de o nedenle başaramadık, başarılı olamadık.

Biz insandık, o değildi.

Biz güzeldik, o çirkindi.

Ne o bize uygundu ne biz ona.

Akran değildik, eşit değildik.

O güçlüydü biz değildik.

O bütündü biz birlik değildik.

O nedenle haksızdık.

Yalvarmadık, vurulduk.

Boynumuzu kırıp oturduk.

O nedenle Kürttük

O nedenle de öldürüldük.

Dağ başlarına, kasaplar deresine, kezzap çukurlarına,

Biraz şanslıysak sahipsiz, isimsiz mezarlara gömüldük.

Kürt demek için

Yüz binlerce kez öldük, öldürüldük.

Yetmedi, yetmedi, yetmedi.

Yetmeyecek de.

Bizler, Kürt demek için bedel ödeyenler, doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde, dünyanın dört bir yanında  henüz düşmemiş, henüz direnenler, el ele tutup, kol kola girmedikçe bitmeyecek.

Birlik ve beraberlik içerisinde tüm kardeşlerinle tek yumruk olmadıkça bitmeyecek

Ya teker teker öleceğiz

Ya da hep beraber

Öldürenleri tarihe gömeceğiz.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
94 gün önce
102 gün önce
125 gün önce
179 gün önce
347 gün önce
360 gün önce
368 gün önce
479 gün önce
511 gün önce
560 gün önce
619 gün önce
643 gün önce
661 gün önce
666 gün önce
703 gün önce
707 gün önce
727 gün önce
728 gün önce
741 gün önce
748 gün önce
751 gün önce
756 gün önce
759 gün önce
762 gün önce
764 gün önce
769 gün önce
776 gün önce
777 gün önce
778 gün önce
780 gün önce
783 gün önce
787 gün önce
801 gün önce
802 gün önce
808 gün önce
826 gün önce
833 gün önce
834 gün önce
836 gün önce
837 gün önce
839 gün önce
840 gün önce
841 gün önce
842 gün önce
843 gün önce
846 gün önce
854 gün önce
855 gün önce
857 gün önce
864 gün önce
867 gün önce
868 gün önce
871 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=