Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

Ya hep beraber ya hiç birimiz

30 Aralık 2015, 15:45 - Okunma: 2442

Yaralarım kabuk tutmuyor, kanatılıyor durmaksızın…

22 Temmuzdan bu yana gayrı resmi olarak uygulanan olağan üstü hal uygulamasının hazırlığı 27 Martta çıkarılan iç güvenlik yasasıyla başlamıştı. Vali, Kaymakam ve mülki amirlere, polis ve askere olağan üstü yetkiler tanıyan, İnsan hak ve özgürlüklerini askıya aldırabilen, öldürme yetkisi veren bu yasayla birlikte iktidar baskı ve şiddet uygulamalarında daha serbest hale geldi.

Bugün uygulanan sokağa çıkma yasakları ve özel güvenlik bölgesi ilanlarının uygulanmasında güç aldığı bu yasayla birlikte yaratılan ‘’makul şüpheli’’ kavramıyla birlikte her insan potansiyel suçlu haline getirildi. Tutuklamalar kolaylaştırıldı. ‘’Etkisiz hale getirmek’’ kavramıyla da öldürme yetkisinde sınır kaldırıldı.

Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı bölgelerde ülkeler arası savaşlarda kullanılan ağır silahlarla operasyonlar yapılıyor. Zırhlı araçların tepesindeki 12,7 mm’lik uçaksavardan Tanklara, Helikopterden savaş uçaklarına kadar mevcut tüm ağır silahların kullanımı yıkımın da çok fazla olmasına neden oluyor. Evlerin duvarları ağır silahların delikleriyle dolu.

Ölümlerde yaş sınırı yok.  Cinsiyete ve yaşa bakılmaksızın uygulama alanlarında ölümlerin artması kaçınılmaz oldu.

Uygulanan düşman ilan etme ve nefret politikalarıyla, halk ve silahlı kuvvetin bir birine düşmanlaştırılması nedeniyle de uygulamayı yürüten asker ve polisin işini nefret duygularıyla yapmasına neden oluyor.

Polis, yaşayanların tamamını düşman olarak görüyor, görevini nefret ederek, içinde biriktirilen kinle şiddeti arttırarak yapıyor. Öldürürken acımıyor. Evleri ve iş yerlerini yıkarken vicdanı sızlamıyor. Verdikleri maddi ve manevi zararlar umurlarında değil. Hatta yaptıklarını yeterli görmeyenler bile var. Yönetenlerce yaratılan bu düşmanlık sonucu oluşan kin ve öfke gittikçe artan dozda her iki tarafta da büyümeye devam ediyor. Sokağa çıkma yasağı uygulanan her yerde, polislerin duvarlara yazdıkları sloganlarda bunların izini görmek mümkün.

Yaratılan kin ve öfke, toplumsal bölünmeleri daha da arttırıyor. Aleviler, Kürtler, Sol düşüncede olanlar, Laikliği savunanlar hatta AKP’ye muhalif olanlar düşman ilan ediliyor.

İktidar tarafından baskıyla ele geçirilen medyaca, iktidarın yaptıklarını eleştiren, karşı çıkan, hata ve yanlışlarını sergileyen herkes düşman, vatan haini ve terörist olarak lanse ediliyor. Doğuda yapılan insanlık dışı uygulamalar ya saklanıyor ya da farklı anlatılarak uygulamalar haklı gösterilmeye çalışılıyor.

Gerçekleri anlatan medya organları ya kapatılıyor ya da muhabirleri tutuklanarak, ekonomik yaptırımlarla baskı altına alınarak susturulmaya çalışılıyor.

Toplumsal olarak onlarca kez bölünmemiz yetmezmiş gibi neredeyse doğu ve batı olarak bölündük. Doğuda insanlar öldürülürken karartılan gerçekler nedeniyle, çok cılız muhalif gösterileri saymazsak suskun kalan batıda insanlık ölüyor.

Öldürülen Kürtlere, yıkılıp yakılan ev ve iş yerlerine, canlarını kurtarmak için yerinden, evinden olan, göç etmek zorunda kalanlara sevinenler, coşkuyla kutlayanlar var.

Bu nasıl kardeşlik, bu nasıl toplumsal birliktelik anlamak mümkün değil.

Coğrafyada bu güne kadar birlikte yaşayan, çalışan, büyüyen, okuyan, sevdalanan, evlenip çocuğa karışan, birlikte ağlayıp birlikte gülen, birlikte ezilip birlikte açlığa mahkum olan, grev yapan, direnen insanlar nasıl olurda bu kadar kısa sürede bu kadar kin ve öfkeyle dolup birbirine düşmanlaşır.

Birbirinin ölümüne sevinir hale gelir.

Birbirinin acılarıyla dalga geçer.

Birbirinin göz yaşlarıyla kadeh tokuşturur.

Anlayan bana da anlatsın.

Ben kardeş dediğim için canımı veririm.

Ben can verirken gülenle kardeş olamam.

Bizleri birbirimize düşürenler, birbirimizi düşman gösterenler ceplerini doldururken bizler hala bunu göremiyor, bize verilen kin ve öfkeyle davranıyor, düşman ilan edilenleri bize verilen nefretimizle öldürmeye çalışıyoruz.

Savaşı çıkaranlar savaşmaz.

Savaşanlar her zaman savaşı istemeyenlerdir.

Ölenler yoksullardır.

Savaş, savaşı çıkarıp körükleyenleri zengin ve mutlu eder.

Barışı isteyenler bu uğurda canlarını verirken savaş çığırtkanları zenginliklerine zenginlik katmakla meşgullerdir.

Coğrafyanın neresinde ve hangi kimlikle yaşıyorsanız yaşayın barış için, kardeşçe yaşamak için eşitlik ve adalet için, insani hak ve özgürlüklerimiz için kol kola girerek birlik ve beraberlik içinde mücadele etmedikçe, uzakta, hiç tanımadığımız insanların acısını yüreklerimizde duymadıkça bu kıyım devam edecek, bizler de ölüm ve kayıplarımız için yaktığımız ağıtların gölgesinde yaşamaya mahkum olacağız.

Bu gün mücadele için birlik olamıyorsak yarın ceza evlerinde veya mezarlıklarda beraber olacağız.

Ya teker teker ölecek ya da hep beraber kurtulacağız.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
44 gün önce
58 gün önce
176 gün önce
184 gün önce
207 gün önce
261 gün önce
429 gün önce
442 gün önce
450 gün önce
561 gün önce
593 gün önce
642 gün önce
701 gün önce
725 gün önce
744 gün önce
748 gün önce
785 gün önce
789 gün önce
809 gün önce
810 gün önce
823 gün önce
830 gün önce
833 gün önce
838 gün önce
841 gün önce
844 gün önce
846 gün önce
851 gün önce
858 gün önce
859 gün önce
860 gün önce
862 gün önce
865 gün önce
869 gün önce
883 gün önce
884 gün önce
890 gün önce
908 gün önce
915 gün önce
916 gün önce
918 gün önce
919 gün önce
921 gün önce
922 gün önce
923 gün önce
924 gün önce
925 gün önce
928 gün önce
935 gün önce
936 gün önce
937 gün önce
939 gün önce
946 gün önce
949 gün önce
950 gün önce
953 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=