Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

OPERASYONLARIN ARKA PLANI-2

03 Ocak 2016, 15:21 - Okunma: 2988

7 ilin 21 ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları ve özel güvenlik bölgeleriyle uygulama bölgelerinde yaşayan 2 milyondan fazla insan, insani tüm haklardan, elektrik, su, telefon, eğitim gibi temel ihtiyaçlardan yoksun, ne zaman, nerede ve nasıl öleceğini bilmeden yaşarken, ölüm sayısı bine yaklaştı.

Daha önce ki “operasyonları arka planı” başlıklı yazımda bir kısmına değindiğim bu konuyu değişik açıdan tekrar açmak istiyorum.

Başbakanın “2013 yılı kasım ayında yaptığımız değerlendirmede 12 kritik ilçeyi öngörmüştük” demesi, operasyonların hendek yüzünden çıkmadığını, hendeklerin bahane edildiği açık bir şekilde görünmekte.

Bu durumda bölgede uygulanan ve adı ne olursa olsun baskı, şiddet ve ölüm getiren sokağa çıkma yasaklarının daha farklı sebepleri olması gerektiğini de anlamış oluruz.

Operasyonların gerçek nedeni hendek olmadığına göre nedir?

Resmi açıklamalarda, yapılan harcamalardaki astronomik rakamlar bir tarafa,15 bin güvenlik görevlisi, Tank, uçak, helikopter ve ağır silah ve mühimmatla 150 günden fazladır sürdürdüğü operasyonlarda,  toplamda öldürülen terörist(!) sayısının 120 civarında olması da bu operasyonların amacının ya da hedefinin teröristleri temizlemek olmadığını,  bize gözümüzün içine sokarak anlatıyor.

Asıl neden ne olabilir diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

7 Haziran’da HDP 3. Parti olarak meclise girip tüm kendi muhaliflerini şoka sokunca ülkenin tekeri ters dönmeye başladı.

20 Temmuz Suruç katliamından 2 gün sonra 22 Temmuzda Ceylanpınar’da 2 polisin öldürülmesi ve PKK’nın akıl almaz bir şekilde üstlenmesi, ülke genelinde katliamların yaşanmasının miladı oldu.

O tarihlerde Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç şöyle bir belirlemede bulunmuştu;

Bu provokasyonu kim planladıysa 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı ve 7 Haziran genel seçimlerinde Demirtaş'ın yakaladığı rüzgârı tersine çevirmeyi, yine demokratik mücadeleyi seçen Kürt siyasetini militarize etmeyi amaçlıyor”

Tespit doğru ama eksikti. Provokasyonu kimin yapabileceği konusunda açıklık yoktu.

Amaç ne? “Kürt siyasetini militarize etmek” “Demirtaş'ın (HDP’nin) yakaladığı rüzgârı tersine çevirmek”

Kimin çıkarına? Çok açık. Söylemek, isimlendirmek gereksiz.

MHP gibi milliyetçi bir partinin bile yaşananları “Bu adı konulmamış, üstü örtülü etnik tasfiyedir” diyerek ifade ettiği nefret ve kin dolu şiddetin uygulanmasının nedenleri elbette bu kadar basit olamaz.

HDP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Türkiye’deki tüm muhalefet ve sol yapılarla ittifaka gitmesi meclis dışı muhalefetin birleşmesine ve birlikte hareket etmesine olanak sağlamış, Kürtlerin mevcut gücüyle sol muhalefet birleşince seçim barajı da aşılmıştı.

İktidarın karşısındaki tek ciddi muhalefet olan HDP % 5-6’lık gücünü yaptığı ittifaklar, Selahattin Demirtaş’ın konuşma tarzının, sempatikliğinin ve kişiliğinin birleşmesiyle bir defada iki katına çıkarmıştı.

Bu gelişme devam edecek, büyüyecekti. İktidarı asıl korkutan şey de bu oldu.

Ancak, seçimler bazında baktığımızda bu sonuca varsak da, operasyonların, barış süreci henüz başlamışken, Cumhurbaşkanlığı seçimi tamamlanmasının ertesinde Kasım 2014 de karara alınması, operasyonların nedeninin tek başına bu olamayacağını, farklı nedenlere de dayanacağını gösteriyor.

Güneybatı da, Suriye’nin Rojava’sında yaşanan gelişmelerin de etkisi büyük. Rojava’da Kantonların ilanı, Şanlı Kobanê direnişi, Kürtlerin bağımsızlık ya da özerklik yolunda hızlı ilerleyişi de iktidarın Suriye’deki hedeflerinin önünde engel olmaya başlamıştı.

“Fırat’ın batısı” olarak ilan edilen kırmızıçizgi ve o bölgede yaratmaya çalıştıkları ama bir türlü başaramadıkları güvenlik bölgesi, iktidarın Suriye üzerindeki hedefleri doğrultusunda Suriye’ye uzanan koridordu.

Bu koridorun kapanması Suriye ile ilişkisinin kesilmesi olacaktı. PYD ise bu koridoru ele geçirip kantonları birleştirmeye çalışıyordu.

Üstüne üslük HDP, iktidarın yapmak istediği yeni düzene kökten karşı çıkmış, “Seni başkan yaptırmayacağız” demiş ve dediklerini de yapmışlardı. HDP’nin asıl gücü ise Kürtlerdi.

Kısacası Kürtler iktidarın başına bela olmuştu ve sorun kökten temizlenmeli, intikam alınmalı, günleri gösterilmeliydi.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası yapılan ilk Milli Güvenlik Kurulunda konu masaya yatırıldı. HDP’nin en fazla oy aldığı yerler seçildi ve düğmeye basıldı.

Hem intikam alınacak, hem terör estirilecek, hem o merkezin nüfusu değiştirilecek hem de devletin gücü gösterilecekti. Planlanan baskı ve şiddet ortamında evlerin ve iş yerlerinin yıkımı da dahil uygulanacak tüm yöntemler açıkça belirlenmişti. Sadece öldürmeler olmayacak, Kürtlerin ekonomisi de çökertilecek, birlik ve beraberliklerine darbe vurulacak, batıyla ilişkileri yalaka medya kanalıyla zayıflatılacaktı.

Evlerin tahrip edilmesinin tek nedeni geri dönüşün engellenmesi içindi.

Operasyon yapılan yerlerde maddi tahribat öylesine abartılacaktı ki oralara insanların bir daha dönüşü mümkün olmayacaktı. Oradaki insanlar nasıl olsa zorunlu olarak göç edecekti. Ayrıca resmi olarak sürgün etmek gereksizdi.

Planlar aynen uygulamaya koyuldu. Özellikle Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bu proje sonuna kadar, en vahşi şekliyle uygulandı.

(Bilmeyenler için tarif etmek istiyorum. Sur ilçesi Diyarbakır’ın dışında değil, kendi içinde, Ankara’nın Çankaya’sı gibi bir ilçedir)

Sur, Diyarbakır’ın kendi iç dinamikleriyle yaşayan ekonomisinin merkezidir. Şehrin kalbidir. Şehrin tarihidir. Şehrin kendisidir.

Sur’u yıkmak şehri yıkmaktır.

Sur’u yıkmak şehri yok etmektir.

Sur’u öyle tahrip ettiler ve etmeye devam ediyorlar ki bir daha oraya geri dönüş mümkün olmayacak. İçinde yaşamaya çalışan az miktardaki aile de zorla çıkarılıp insansızlaştırılıyor. Ekonomik olarak çökertildi.

Öldürmekle bitiremeyeceklerini bildikleri için, bölgenin kimlik yapısı ve nüfus hareketleri değiştirilmeye çalışılıyor. Demogratif yapıyı bozmaya çalışıyorlar.

Ve Özellikle de Kürtlere “Seni Başkan Yaptırmayacağız” lafını yedirmeye çalışıyorlar.

Yiyecek miyiz?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
89 gün önce
97 gün önce
120 gün önce
174 gün önce
342 gün önce
355 gün önce
363 gün önce
474 gün önce
506 gün önce
554 gün önce
614 gün önce
638 gün önce
656 gün önce
661 gün önce
698 gün önce
702 gün önce
722 gün önce
723 gün önce
736 gün önce
743 gün önce
746 gün önce
751 gün önce
754 gün önce
757 gün önce
759 gün önce
764 gün önce
771 gün önce
772 gün önce
773 gün önce
775 gün önce
778 gün önce
782 gün önce
796 gün önce
797 gün önce
803 gün önce
821 gün önce
828 gün önce
829 gün önce
831 gün önce
832 gün önce
834 gün önce
835 gün önce
836 gün önce
837 gün önce
838 gün önce
841 gün önce
848 gün önce
849 gün önce
850 gün önce
852 gün önce
859 gün önce
862 gün önce
863 gün önce
866 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=