Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

OPERASYONLARIN ARKA PLANI-2

03 Ocak 2016, 15:21 - Okunma: 2402

7 ilin 21 ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları ve özel güvenlik bölgeleriyle uygulama bölgelerinde yaşayan 2 milyondan fazla insan, insani tüm haklardan, elektrik, su, telefon, eğitim gibi temel ihtiyaçlardan yoksun, ne zaman, nerede ve nasıl öleceğini bilmeden yaşarken, ölüm sayısı bine yaklaştı.

Daha önce ki “operasyonları arka planı” başlıklı yazımda bir kısmına değindiğim bu konuyu değişik açıdan tekrar açmak istiyorum.

Başbakanın “2013 yılı kasım ayında yaptığımız değerlendirmede 12 kritik ilçeyi öngörmüştük” demesi, operasyonların hendek yüzünden çıkmadığını, hendeklerin bahane edildiği açık bir şekilde görünmekte.

Bu durumda bölgede uygulanan ve adı ne olursa olsun baskı, şiddet ve ölüm getiren sokağa çıkma yasaklarının daha farklı sebepleri olması gerektiğini de anlamış oluruz.

Operasyonların gerçek nedeni hendek olmadığına göre nedir?

Resmi açıklamalarda, yapılan harcamalardaki astronomik rakamlar bir tarafa,15 bin güvenlik görevlisi, Tank, uçak, helikopter ve ağır silah ve mühimmatla 150 günden fazladır sürdürdüğü operasyonlarda,  toplamda öldürülen terörist(!) sayısının 120 civarında olması da bu operasyonların amacının ya da hedefinin teröristleri temizlemek olmadığını,  bize gözümüzün içine sokarak anlatıyor.

Asıl neden ne olabilir diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.

7 Haziran’da HDP 3. Parti olarak meclise girip tüm kendi muhaliflerini şoka sokunca ülkenin tekeri ters dönmeye başladı.

20 Temmuz Suruç katliamından 2 gün sonra 22 Temmuzda Ceylanpınar’da 2 polisin öldürülmesi ve PKK’nın akıl almaz bir şekilde üstlenmesi, ülke genelinde katliamların yaşanmasının miladı oldu.

O tarihlerde Zaman gazetesi yazarı Ali Bulaç şöyle bir belirlemede bulunmuştu;

Bu provokasyonu kim planladıysa 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı ve 7 Haziran genel seçimlerinde Demirtaş'ın yakaladığı rüzgârı tersine çevirmeyi, yine demokratik mücadeleyi seçen Kürt siyasetini militarize etmeyi amaçlıyor”

Tespit doğru ama eksikti. Provokasyonu kimin yapabileceği konusunda açıklık yoktu.

Amaç ne? “Kürt siyasetini militarize etmek” “Demirtaş'ın (HDP’nin) yakaladığı rüzgârı tersine çevirmek”

Kimin çıkarına? Çok açık. Söylemek, isimlendirmek gereksiz.

MHP gibi milliyetçi bir partinin bile yaşananları “Bu adı konulmamış, üstü örtülü etnik tasfiyedir” diyerek ifade ettiği nefret ve kin dolu şiddetin uygulanmasının nedenleri elbette bu kadar basit olamaz.

HDP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Türkiye’deki tüm muhalefet ve sol yapılarla ittifaka gitmesi meclis dışı muhalefetin birleşmesine ve birlikte hareket etmesine olanak sağlamış, Kürtlerin mevcut gücüyle sol muhalefet birleşince seçim barajı da aşılmıştı.

İktidarın karşısındaki tek ciddi muhalefet olan HDP % 5-6’lık gücünü yaptığı ittifaklar, Selahattin Demirtaş’ın konuşma tarzının, sempatikliğinin ve kişiliğinin birleşmesiyle bir defada iki katına çıkarmıştı.

Bu gelişme devam edecek, büyüyecekti. İktidarı asıl korkutan şey de bu oldu.

Ancak, seçimler bazında baktığımızda bu sonuca varsak da, operasyonların, barış süreci henüz başlamışken, Cumhurbaşkanlığı seçimi tamamlanmasının ertesinde Kasım 2014 de karara alınması, operasyonların nedeninin tek başına bu olamayacağını, farklı nedenlere de dayanacağını gösteriyor.

Güneybatı da, Suriye’nin Rojava’sında yaşanan gelişmelerin de etkisi büyük. Rojava’da Kantonların ilanı, Şanlı Kobanê direnişi, Kürtlerin bağımsızlık ya da özerklik yolunda hızlı ilerleyişi de iktidarın Suriye’deki hedeflerinin önünde engel olmaya başlamıştı.

“Fırat’ın batısı” olarak ilan edilen kırmızıçizgi ve o bölgede yaratmaya çalıştıkları ama bir türlü başaramadıkları güvenlik bölgesi, iktidarın Suriye üzerindeki hedefleri doğrultusunda Suriye’ye uzanan koridordu.

Bu koridorun kapanması Suriye ile ilişkisinin kesilmesi olacaktı. PYD ise bu koridoru ele geçirip kantonları birleştirmeye çalışıyordu.

Üstüne üslük HDP, iktidarın yapmak istediği yeni düzene kökten karşı çıkmış, “Seni başkan yaptırmayacağız” demiş ve dediklerini de yapmışlardı. HDP’nin asıl gücü ise Kürtlerdi.

Kısacası Kürtler iktidarın başına bela olmuştu ve sorun kökten temizlenmeli, intikam alınmalı, günleri gösterilmeliydi.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası yapılan ilk Milli Güvenlik Kurulunda konu masaya yatırıldı. HDP’nin en fazla oy aldığı yerler seçildi ve düğmeye basıldı.

Hem intikam alınacak, hem terör estirilecek, hem o merkezin nüfusu değiştirilecek hem de devletin gücü gösterilecekti. Planlanan baskı ve şiddet ortamında evlerin ve iş yerlerinin yıkımı da dahil uygulanacak tüm yöntemler açıkça belirlenmişti. Sadece öldürmeler olmayacak, Kürtlerin ekonomisi de çökertilecek, birlik ve beraberliklerine darbe vurulacak, batıyla ilişkileri yalaka medya kanalıyla zayıflatılacaktı.

Evlerin tahrip edilmesinin tek nedeni geri dönüşün engellenmesi içindi.

Operasyon yapılan yerlerde maddi tahribat öylesine abartılacaktı ki oralara insanların bir daha dönüşü mümkün olmayacaktı. Oradaki insanlar nasıl olsa zorunlu olarak göç edecekti. Ayrıca resmi olarak sürgün etmek gereksizdi.

Planlar aynen uygulamaya koyuldu. Özellikle Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bu proje sonuna kadar, en vahşi şekliyle uygulandı.

(Bilmeyenler için tarif etmek istiyorum. Sur ilçesi Diyarbakır’ın dışında değil, kendi içinde, Ankara’nın Çankaya’sı gibi bir ilçedir)

Sur, Diyarbakır’ın kendi iç dinamikleriyle yaşayan ekonomisinin merkezidir. Şehrin kalbidir. Şehrin tarihidir. Şehrin kendisidir.

Sur’u yıkmak şehri yıkmaktır.

Sur’u yıkmak şehri yok etmektir.

Sur’u öyle tahrip ettiler ve etmeye devam ediyorlar ki bir daha oraya geri dönüş mümkün olmayacak. İçinde yaşamaya çalışan az miktardaki aile de zorla çıkarılıp insansızlaştırılıyor. Ekonomik olarak çökertildi.

Öldürmekle bitiremeyeceklerini bildikleri için, bölgenin kimlik yapısı ve nüfus hareketleri değiştirilmeye çalışılıyor. Demogratif yapıyı bozmaya çalışıyorlar.

Ve Özellikle de Kürtlere “Seni Başkan Yaptırmayacağız” lafını yedirmeye çalışıyorlar.

Yiyecek miyiz?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
129 gün önce
142 gün önce
150 gün önce
261 gün önce
293 gün önce
341 gün önce
401 gün önce
425 gün önce
443 gün önce
448 gün önce
485 gün önce
489 gün önce
509 gün önce
510 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
533 gün önce
538 gün önce
541 gün önce
544 gün önce
546 gün önce
551 gün önce
558 gün önce
559 gün önce
560 gün önce
562 gün önce
565 gün önce
569 gün önce
583 gün önce
584 gün önce
590 gün önce
608 gün önce
615 gün önce
616 gün önce
618 gün önce
619 gün önce
621 gün önce
622 gün önce
623 gün önce
624 gün önce
625 gün önce
628 gün önce
635 gün önce
636 gün önce
637 gün önce
639 gün önce
646 gün önce
649 gün önce
650 gün önce
653 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=