Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

ÇOCUKLAR ÖLÜYORSA GERİSİ TEFERRUATTIR

22 Ocak 2016, 17:01 - Okunma: 2245

Mevlide İrem Çiftçi

Dört yaşında

Dünyayı tanıyamadan, dünyayı cehenneme çevirenlerin çıkardığı kirli savaşta öldürüldü. Mevlide İrem’de, silahla öldürülen İmren bebekten farksız izler bıraktı yüreğimizde.

Öldürülen her çocuk gibi o da çok güzeldi.

O da çocuktu.

Savaşın tarafı değildi.

Savaşın ne olduğunu bilmiyordu.

Ölmeyi bilmiyordu.

Öldürüldü, katledildi, yok edildi.

İşte tam da bu nedenle “çocuklar öldürülmesin” çığlığına uzatmıştık ellerimizi. Siz o elleri, o çığlığa uzanan yürekleri kınadınız.

O çığlığa cevap veremeyen, el uzatmayan yüreğinizle, duymayan kulaklarınızla çekip gidin topraklarımızdan.

Mevlide İrem’in ölmesine yol açan bomba bir ton. Bu ebatta bombanın nakliyesi bile çok teferruatlı ve oldukça zor, oldukça riskli bir iş.

Bombanın patlama anın on iki kilometre uzaktan kaydeden kamera görüntülerini seyrettiğimde ilk aklıma gelen olayın anlatılandan daha korkunç boyutta olduğu.

Kamera kayıtlarında bomba patladığı an boğuk bir gürültüyle birlikte,  o uzaklıkta bile her yer gündüz gibi aydınlanıyor.  Bomba o kadar büyük ve güçlü.

Belki söylendiğinden daha fazla.

Bu bombayı imal etmek, nakliyesini sağlamak, düzeneklerini oluşturmak tamamıyla profesyonel beceri ve bilgi isteyen bir durum.

Hendek arkası savaşanlara, resmi ağızlarca EYP olarak adlandırılan tüpten bozma bombalarına bakınca Çınar’da patlatılan bombanın vahameti daha da büyüyor.

Bu bomba hendek savaşındakilere ait gibi durmuyor.

HPG/YJA Star Çınar’daki saldırıyı üslenmiş bulunuyor.

Saldırının Van’da kafalarına sıkılmış tek kurşunla öldürülen 12 insanın karşılığı olarak yapıldığı söyleniyor ve otuzdan fazla polisin bu saldırıda öldüğü vurgulanıyor.

Ölen siviller nedeniyle üzüntü ve taziye dilekleri de ileti içerisinde.

Bombalı saldırı saatinin gece 23.45 olması saldırıda asıl hedefin sadece polisler olmayacağını gösteriyor.

Bu saatte yapılan saldırıda sivillerin de ölebileceğini tahmin etmek zor değil.

Emniyet binasında polislerin yoğun olduğu saatlerde yapılmış olsaydı, hedefin sadece polisler olduğu kabul görülebilirdi.

Gece yarısı yapılan saldırıda elbette emniyet binasıyla yapışık olan lojmanlarda bulunan sivillerin de ölme olasılığının var olduğunu savaştan anlamayanlar bile bilir.

Aynı şekilde yan tarafta bulunan ve bombanın şiddetiyle yıkılan binadaki ikisi çocuk olan sivil ölümler içinde duygularımız aynıdır.

“Savaşta bu tür olumsuzluklar da olabilir” mantığını duymak bile istemiyorum.

Ölenler çocuksa gerisi teferruattır.

Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı alanlarda yaşayanların can ve mal güvenliklerini sağlamayanlara eleştirilerimiz ne ise, onlara yönelttiğimiz suçlamalar ne ise aynı bakış açısı içerisinde olduğumu bildirmek isterim.

Savaşı yapan taraflar, savaşı yapma amaçları içerisine koydukları insani nedenleri savaş sırasında da uygulamak ve savaşın kurallarına uymak zorundadır.

Savaşın tarafı olarak kendi insanların için kendini feda ederek mücadeleni sürdürdüğünü söylüyorsan, halkını savaştan ve savaşın getireceği yıkımlardan korumak zorundasın. Halkını savaşın tam ortasına koyarak, onları savaşın tüm olumsuzluklarıyla karşı karşıya bırakarak, halkın kendisini koruması için örgütlenmesi ve direnmesi gerekliliğini anlatarak savaş yürütülmez. Savaşın tarafı olarak savaş alanına inmen, boy göstermen, bizzat içinde olman gerekir.

Bunu yaparken de uğruna savaştığın halkını da savaşın olumsuzluklarından koruyarak, sivil ölümlere neden olmadan yapmalısın.

Aynı durum savaşın diğer tarafı için de gerekli ve zorunludur.

Sivil ölümlere kim neden olursa olsun, savaş ve evrensel hukuk karşısında suçludur. Hiçbir mücadelede sivil ölümler tasvip edilemez, hoş görülemez, olabilir mantığıyla düşünülemez.

Sur’da, Cizre’de, Silopi’de ve diğer sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yerlerde öldürülen ve sayıları altmışı geçen çocuk ölümlerini, dört yüzü geçen sivil ölümlerini nasıl kınıyorsak, Mevlide İrem bebeğin ölümünü de öyle kınıyoruz.

Ölmüş bedeni günlerce soğuk taşlar üzerinde, sokakta bekletilen Taybet anaya yapılanları, öldürüldükten sonra zırhlı araç arkasına bağlanarak sürüklenen Hacı Lokman Birlik’e yapılanları, Miray bebeğin öldürülmesini nasıl kınıyorsak, Mevlide İrem bebeğimizin ölümünü de öyle kınıyoruz.

Savaş durumunda böyle şeyler olabilir” mantığını asla kabul etmiyoruz.

Çınar’daki patlamada gerçekleşen polis ölümlerinin söylenenden çok fazla olması da sivil ölümlerini haklı çıkaramaz.

Bu topraklarda yaşayan bir insan olarak, yapılan her türlü haksızlığa gücü oranında karşı çıkmış, bedel ödemiş bir insan olarak başta çocuk ölümleri olmak üzere tüm sivil ölümleri, sivil kayıpları, yapılan tüm insan hakları ve özgürlükleri ihlallerini kınıyorum.

Daha fazla sivil kayıplar yaşanmadan, daha fazla acı çekilmeden, ağıt yakılmadan, daha fazla yıkım olmadan, dönüşü olmayan yola girmeden bu kıyımların, yıkımların ve ölümlerin bitmesi tüm insanlık adına tek dileğimdir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
3 gün önce
26 gün önce
248 gün önce
261 gün önce
269 gün önce
380 gün önce
412 gün önce
460 gün önce
520 gün önce
544 gün önce
562 gün önce
567 gün önce
604 gün önce
608 gün önce
628 gün önce
629 gün önce
642 gün önce
649 gün önce
652 gün önce
657 gün önce
660 gün önce
663 gün önce
665 gün önce
670 gün önce
677 gün önce
678 gün önce
679 gün önce
681 gün önce
684 gün önce
688 gün önce
702 gün önce
703 gün önce
709 gün önce
727 gün önce
734 gün önce
735 gün önce
737 gün önce
738 gün önce
740 gün önce
741 gün önce
742 gün önce
743 gün önce
744 gün önce
747 gün önce
754 gün önce
755 gün önce
756 gün önce
758 gün önce
765 gün önce
768 gün önce
769 gün önce
772 gün önce
BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?

sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=