Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

ÇOCUKLAR ÖLÜYORSA GERİSİ TEFERRUATTIR

22 Ocak 2016, 17:01 - Okunma: 2630

Mevlide İrem Çiftçi

Dört yaşında

Dünyayı tanıyamadan, dünyayı cehenneme çevirenlerin çıkardığı kirli savaşta öldürüldü. Mevlide İrem’de, silahla öldürülen İmren bebekten farksız izler bıraktı yüreğimizde.

Öldürülen her çocuk gibi o da çok güzeldi.

O da çocuktu.

Savaşın tarafı değildi.

Savaşın ne olduğunu bilmiyordu.

Ölmeyi bilmiyordu.

Öldürüldü, katledildi, yok edildi.

İşte tam da bu nedenle “çocuklar öldürülmesin” çığlığına uzatmıştık ellerimizi. Siz o elleri, o çığlığa uzanan yürekleri kınadınız.

O çığlığa cevap veremeyen, el uzatmayan yüreğinizle, duymayan kulaklarınızla çekip gidin topraklarımızdan.

Mevlide İrem’in ölmesine yol açan bomba bir ton. Bu ebatta bombanın nakliyesi bile çok teferruatlı ve oldukça zor, oldukça riskli bir iş.

Bombanın patlama anın on iki kilometre uzaktan kaydeden kamera görüntülerini seyrettiğimde ilk aklıma gelen olayın anlatılandan daha korkunç boyutta olduğu.

Kamera kayıtlarında bomba patladığı an boğuk bir gürültüyle birlikte,  o uzaklıkta bile her yer gündüz gibi aydınlanıyor.  Bomba o kadar büyük ve güçlü.

Belki söylendiğinden daha fazla.

Bu bombayı imal etmek, nakliyesini sağlamak, düzeneklerini oluşturmak tamamıyla profesyonel beceri ve bilgi isteyen bir durum.

Hendek arkası savaşanlara, resmi ağızlarca EYP olarak adlandırılan tüpten bozma bombalarına bakınca Çınar’da patlatılan bombanın vahameti daha da büyüyor.

Bu bomba hendek savaşındakilere ait gibi durmuyor.

HPG/YJA Star Çınar’daki saldırıyı üslenmiş bulunuyor.

Saldırının Van’da kafalarına sıkılmış tek kurşunla öldürülen 12 insanın karşılığı olarak yapıldığı söyleniyor ve otuzdan fazla polisin bu saldırıda öldüğü vurgulanıyor.

Ölen siviller nedeniyle üzüntü ve taziye dilekleri de ileti içerisinde.

Bombalı saldırı saatinin gece 23.45 olması saldırıda asıl hedefin sadece polisler olmayacağını gösteriyor.

Bu saatte yapılan saldırıda sivillerin de ölebileceğini tahmin etmek zor değil.

Emniyet binasında polislerin yoğun olduğu saatlerde yapılmış olsaydı, hedefin sadece polisler olduğu kabul görülebilirdi.

Gece yarısı yapılan saldırıda elbette emniyet binasıyla yapışık olan lojmanlarda bulunan sivillerin de ölme olasılığının var olduğunu savaştan anlamayanlar bile bilir.

Aynı şekilde yan tarafta bulunan ve bombanın şiddetiyle yıkılan binadaki ikisi çocuk olan sivil ölümler içinde duygularımız aynıdır.

“Savaşta bu tür olumsuzluklar da olabilir” mantığını duymak bile istemiyorum.

Ölenler çocuksa gerisi teferruattır.

Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı alanlarda yaşayanların can ve mal güvenliklerini sağlamayanlara eleştirilerimiz ne ise, onlara yönelttiğimiz suçlamalar ne ise aynı bakış açısı içerisinde olduğumu bildirmek isterim.

Savaşı yapan taraflar, savaşı yapma amaçları içerisine koydukları insani nedenleri savaş sırasında da uygulamak ve savaşın kurallarına uymak zorundadır.

Savaşın tarafı olarak kendi insanların için kendini feda ederek mücadeleni sürdürdüğünü söylüyorsan, halkını savaştan ve savaşın getireceği yıkımlardan korumak zorundasın. Halkını savaşın tam ortasına koyarak, onları savaşın tüm olumsuzluklarıyla karşı karşıya bırakarak, halkın kendisini koruması için örgütlenmesi ve direnmesi gerekliliğini anlatarak savaş yürütülmez. Savaşın tarafı olarak savaş alanına inmen, boy göstermen, bizzat içinde olman gerekir.

Bunu yaparken de uğruna savaştığın halkını da savaşın olumsuzluklarından koruyarak, sivil ölümlere neden olmadan yapmalısın.

Aynı durum savaşın diğer tarafı için de gerekli ve zorunludur.

Sivil ölümlere kim neden olursa olsun, savaş ve evrensel hukuk karşısında suçludur. Hiçbir mücadelede sivil ölümler tasvip edilemez, hoş görülemez, olabilir mantığıyla düşünülemez.

Sur’da, Cizre’de, Silopi’de ve diğer sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yerlerde öldürülen ve sayıları altmışı geçen çocuk ölümlerini, dört yüzü geçen sivil ölümlerini nasıl kınıyorsak, Mevlide İrem bebeğin ölümünü de öyle kınıyoruz.

Ölmüş bedeni günlerce soğuk taşlar üzerinde, sokakta bekletilen Taybet anaya yapılanları, öldürüldükten sonra zırhlı araç arkasına bağlanarak sürüklenen Hacı Lokman Birlik’e yapılanları, Miray bebeğin öldürülmesini nasıl kınıyorsak, Mevlide İrem bebeğimizin ölümünü de öyle kınıyoruz.

Savaş durumunda böyle şeyler olabilir” mantığını asla kabul etmiyoruz.

Çınar’daki patlamada gerçekleşen polis ölümlerinin söylenenden çok fazla olması da sivil ölümlerini haklı çıkaramaz.

Bu topraklarda yaşayan bir insan olarak, yapılan her türlü haksızlığa gücü oranında karşı çıkmış, bedel ödemiş bir insan olarak başta çocuk ölümleri olmak üzere tüm sivil ölümleri, sivil kayıpları, yapılan tüm insan hakları ve özgürlükleri ihlallerini kınıyorum.

Daha fazla sivil kayıplar yaşanmadan, daha fazla acı çekilmeden, ağıt yakılmadan, daha fazla yıkım olmadan, dönüşü olmayan yola girmeden bu kıyımların, yıkımların ve ölümlerin bitmesi tüm insanlık adına tek dileğimdir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
44 gün önce
58 gün önce
176 gün önce
184 gün önce
207 gün önce
261 gün önce
429 gün önce
442 gün önce
450 gün önce
561 gün önce
593 gün önce
642 gün önce
701 gün önce
725 gün önce
744 gün önce
748 gün önce
785 gün önce
789 gün önce
809 gün önce
810 gün önce
823 gün önce
830 gün önce
833 gün önce
838 gün önce
841 gün önce
844 gün önce
846 gün önce
851 gün önce
858 gün önce
859 gün önce
860 gün önce
862 gün önce
865 gün önce
869 gün önce
883 gün önce
884 gün önce
890 gün önce
908 gün önce
915 gün önce
916 gün önce
918 gün önce
919 gün önce
921 gün önce
922 gün önce
923 gün önce
924 gün önce
925 gün önce
928 gün önce
935 gün önce
936 gün önce
937 gün önce
939 gün önce
946 gün önce
949 gün önce
950 gün önce
953 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=