Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

AÇIKLAMALAR VE AÇIKLANMAYANLAR

26 Ocak 2016, 17:28 - Okunma: 1945

Londra’ya giderken uçakta gazetecilerle konuşan Başbakan birçok konuda bilgi verdi, açıklık getirdi. Bilgi verdiği konular üzerine söylediklerinden çok söylemedikleri, satır aralarında kalanlar dikkatimi çekti.

Bir çok konu hakkında konuşulmasına rağmen asıl konular geçiştirilmiş, üzeri kapatılmış ya da farklı alanlara çekilmiş.

“Operasyon öncesi iyi planlanmazsa bu sivil kayıplara yol açar” denmiş.

Operasyonlar neredeyse altı aydır devam ediyor. Sokağa çıkma yasakları rekor denemelerinde, Sur ilçesinde elli güne yaklaştı.

Operasyonlar öncesi yapılacakların iyi planlandığı bu cümlede asıl anlatılması gereken konuya vurgu olmuş.

Yaşanan elli civarında çocuk olmak üzere yüzlerce sivil kayıp, bize bu cümlede bir yanlışın olduğunu işaret ediyor.  Ya operasyonlar yapılmadan önceki çalışmalar yeteri kadar özenli yapılmamış ve sonucunda sivil kayıpların yaşanmasına neden olunmuş ya da yapılan planlamalarda sivil kayıplar da ön görülmüştü.

Operasyonlar öncesi yapılan planlamalarda hata yapılmış ve bu nedenle sivil kayıplar yaşanmış ise, yaşanan sivil kayıpların büyüklüğü de göz önüne alınarak, sorumluları bulunup adalet önüne çıkarılması gerekir.

Yapılan hata yoksa planlamalarda sivil kayıplar da öngörülmüşse bunun nedeni açıklanmalıdır. Bu ihtimali, hiç olmaması gerekliliğinden dolayı yaşanmamış olarak düşünmek istiyoruz.

Ayrıca operasyon bölgelerinde yıkılan ve kullanılamaz hale getirilen ev ve iş yerlerinin kayıpları da sivil kayıplardır. Bunun olmaması için ne tür önlemler alındı?

Ya da önlemler alınması gerekirken neden alınmadı?

Önlem alınmaması veya alınan önlemlere rağmen bu kayıpların yaşanmasında sorumlu var mıdır?

Bu kayıplardan kendinizi sorumlu hissediyor musunuz?

Açıklamalarda, en çok öğrenmek istediğimiz konulardan biri olarak bunlarda hiç bahsedilmemiş olmasını da yadırgadım.

Adli tıp yönetmenliğinin dokuz gün içerisinde iki kez değiştirilmesi konusunda ise;

“Silopi’de yedi cenaze vardı, bu sayı sonra belki bir iki artmış olabilir. Israr ettiler, bize teslim edin diye. 15 gün biz tutuyoruz ailelere veriyorduk öncesinde. Ondan sonra genelgeyi ben imzaladım. Üç gün tutulacak, üç gün sonra aile gelip almıyorsa defnedilecek ve aileye yeri haber edilecek” denmiş.

Bu cevapta yönetmenlik değişikliğinin nedenlerinden çok cümledeki iki konuyu önemsedim.

“Silopi’de yedi cenaze vardı…”

Bu yedi cenaze, hatta bir iki artmış olan cenazeler kimlere ait?

Ölümlerden bu kadar rahat bahsetmek nasıl bir duygu?

Nasıl birkaç tane artmış olabilecek yedi cenazeden bu kadar kolay bir şekilde bahsedebilmek, toplum olarak geldiğimiz seviyeyi, insanlara bakışı, duygusuzluğu, sevgisizliği gösteriyor.

Ölenler, yaptıkları, istedikleri ve düşündükleri ne olursa olsun, bu topraklarda yaşayan ve bu devletin vatandaşları olan kişiler. Öldürülmek bu kadar kolay olmamalı.

Ölüm cezasının insani olmadığına karar veren ve kaldıran bir devlet olarak, öldürmek bu kadar basitleşmemeli.

“Cizre’nin ve Yüksekova’nın il merkezi haline dönüşmesi…” konusuna gelirsek…

Şırnak ve Hakkâri il olmaktan, yerleşim merkezi olmaktan çıkarılacak/boşaltılacak anlamına gelen bu söylem bir anlamda zorunlu göçü çağrıştırıyor.

Yüz yıllardır oralarda yaşayan, oralarda doğup büyümüş, yaşamları yaşadıkları yerle bütünleşmiş o insanlara hiç soruldu mu?

Bahsedilen yerleşim yerlerinde yaşayanların düşünceleri alındı mı?

Yeni il merkezi olarak düşünülen Cizre ve Yüksekova’da yaşam kalitesi, çalışma alanları arttırılıp cazibe merkezi haline getirilerek, doğal akışında gidecek bir gelişme yaratarak merkez olmaları sağlanabilir. Böylece insanlar kendi istekleriyle bu merkezlerde yaşamak üzere göçebilirler.

Neden zor yolu seçiliyor?

Açıklanmayan, kafaları karıştırmanın ötesinde bir açıklık getirilmeyen konunun asıl bel kemiğini teşkil eden, göç ettirilecek insanların iradelerinin alınıp alınmayacağıdır.

Son olarak da yeniden inşa faaliyetleri…

“Operasyon sonrasında inşaat faaliyetleri başlamış olacak” diyerek açıklanan, sonrasında çok belirleyici olmayan cümlelerle devam eden konuşmada ilk vurgu “Rant yaratılmayacağı” konusuna yapılmış.

Öncelikle, resmi rakamlarla olmasa da bilinen yaklaşık yirmi binden fazla yıkılan ev ve iş yerinin bir ekonomik kayıp olduğunu, bu kaybın sorumluları olması gerektiğini vurgulamak gerekir. Yapılan tüm yanlışların bir sorumlusu olmalıdır.

Savaşlarda bile yaşanmayacak kadar büyük yıkımlar yaşadı operasyon bölgeleri.

Ya bu kadar yıkım öngörülmedi, o zaman öncesi yapılan planlamalarda hata vardı, ya da bu yıkımlar öngörüldü ki bu öngörüyü yapanlar yıkımlardan ve ekonomik kaybından sorumludurlar.

Bu kaybın sorumluları kimler?

Sivil kayıplar bu kadar basit olmamalı.

Ülke bütçesi bu kadar kolay harcanmamalı.

Bu kayıpların sorumluları her kimse adalet karşısına çıkarılmalıdır.

Ve en önemlisi, açıklamalar tam ve doyurucu olmalı, kafalarda soru işaretleri bırakmamalıdır.

Not: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Sur ilçesiyle ilgili çalışmasının varlığı yazı bittikten sonra ortaya çıktı. Ne yazık ki operasyonların arkasından rant çıktı. Bunca yıkım ve ölüm para içinmiş...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
188 gün önce
201 gün önce
209 gün önce
320 gün önce
352 gün önce
400 gün önce
460 gün önce
484 gün önce
502 gün önce
507 gün önce
544 gün önce
548 gün önce
568 gün önce
569 gün önce
582 gün önce
589 gün önce
592 gün önce
597 gün önce
600 gün önce
603 gün önce
605 gün önce
610 gün önce
617 gün önce
618 gün önce
619 gün önce
621 gün önce
624 gün önce
628 gün önce
642 gün önce
643 gün önce
649 gün önce
667 gün önce
674 gün önce
675 gün önce
677 gün önce
678 gün önce
680 gün önce
681 gün önce
682 gün önce
683 gün önce
684 gün önce
687 gün önce
694 gün önce
695 gün önce
696 gün önce
698 gün önce
705 gün önce
708 gün önce
709 gün önce
712 gün önce
BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?
sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=