Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

AÇIKLAMALAR VE AÇIKLANMAYANLAR

26 Ocak 2016, 17:28 - Okunma: 1843

Londra’ya giderken uçakta gazetecilerle konuşan Başbakan birçok konuda bilgi verdi, açıklık getirdi. Bilgi verdiği konular üzerine söylediklerinden çok söylemedikleri, satır aralarında kalanlar dikkatimi çekti.

Bir çok konu hakkında konuşulmasına rağmen asıl konular geçiştirilmiş, üzeri kapatılmış ya da farklı alanlara çekilmiş.

“Operasyon öncesi iyi planlanmazsa bu sivil kayıplara yol açar” denmiş.

Operasyonlar neredeyse altı aydır devam ediyor. Sokağa çıkma yasakları rekor denemelerinde, Sur ilçesinde elli güne yaklaştı.

Operasyonlar öncesi yapılacakların iyi planlandığı bu cümlede asıl anlatılması gereken konuya vurgu olmuş.

Yaşanan elli civarında çocuk olmak üzere yüzlerce sivil kayıp, bize bu cümlede bir yanlışın olduğunu işaret ediyor.  Ya operasyonlar yapılmadan önceki çalışmalar yeteri kadar özenli yapılmamış ve sonucunda sivil kayıpların yaşanmasına neden olunmuş ya da yapılan planlamalarda sivil kayıplar da ön görülmüştü.

Operasyonlar öncesi yapılan planlamalarda hata yapılmış ve bu nedenle sivil kayıplar yaşanmış ise, yaşanan sivil kayıpların büyüklüğü de göz önüne alınarak, sorumluları bulunup adalet önüne çıkarılması gerekir.

Yapılan hata yoksa planlamalarda sivil kayıplar da öngörülmüşse bunun nedeni açıklanmalıdır. Bu ihtimali, hiç olmaması gerekliliğinden dolayı yaşanmamış olarak düşünmek istiyoruz.

Ayrıca operasyon bölgelerinde yıkılan ve kullanılamaz hale getirilen ev ve iş yerlerinin kayıpları da sivil kayıplardır. Bunun olmaması için ne tür önlemler alındı?

Ya da önlemler alınması gerekirken neden alınmadı?

Önlem alınmaması veya alınan önlemlere rağmen bu kayıpların yaşanmasında sorumlu var mıdır?

Bu kayıplardan kendinizi sorumlu hissediyor musunuz?

Açıklamalarda, en çok öğrenmek istediğimiz konulardan biri olarak bunlarda hiç bahsedilmemiş olmasını da yadırgadım.

Adli tıp yönetmenliğinin dokuz gün içerisinde iki kez değiştirilmesi konusunda ise;

“Silopi’de yedi cenaze vardı, bu sayı sonra belki bir iki artmış olabilir. Israr ettiler, bize teslim edin diye. 15 gün biz tutuyoruz ailelere veriyorduk öncesinde. Ondan sonra genelgeyi ben imzaladım. Üç gün tutulacak, üç gün sonra aile gelip almıyorsa defnedilecek ve aileye yeri haber edilecek” denmiş.

Bu cevapta yönetmenlik değişikliğinin nedenlerinden çok cümledeki iki konuyu önemsedim.

“Silopi’de yedi cenaze vardı…”

Bu yedi cenaze, hatta bir iki artmış olan cenazeler kimlere ait?

Ölümlerden bu kadar rahat bahsetmek nasıl bir duygu?

Nasıl birkaç tane artmış olabilecek yedi cenazeden bu kadar kolay bir şekilde bahsedebilmek, toplum olarak geldiğimiz seviyeyi, insanlara bakışı, duygusuzluğu, sevgisizliği gösteriyor.

Ölenler, yaptıkları, istedikleri ve düşündükleri ne olursa olsun, bu topraklarda yaşayan ve bu devletin vatandaşları olan kişiler. Öldürülmek bu kadar kolay olmamalı.

Ölüm cezasının insani olmadığına karar veren ve kaldıran bir devlet olarak, öldürmek bu kadar basitleşmemeli.

“Cizre’nin ve Yüksekova’nın il merkezi haline dönüşmesi…” konusuna gelirsek…

Şırnak ve Hakkâri il olmaktan, yerleşim merkezi olmaktan çıkarılacak/boşaltılacak anlamına gelen bu söylem bir anlamda zorunlu göçü çağrıştırıyor.

Yüz yıllardır oralarda yaşayan, oralarda doğup büyümüş, yaşamları yaşadıkları yerle bütünleşmiş o insanlara hiç soruldu mu?

Bahsedilen yerleşim yerlerinde yaşayanların düşünceleri alındı mı?

Yeni il merkezi olarak düşünülen Cizre ve Yüksekova’da yaşam kalitesi, çalışma alanları arttırılıp cazibe merkezi haline getirilerek, doğal akışında gidecek bir gelişme yaratarak merkez olmaları sağlanabilir. Böylece insanlar kendi istekleriyle bu merkezlerde yaşamak üzere göçebilirler.

Neden zor yolu seçiliyor?

Açıklanmayan, kafaları karıştırmanın ötesinde bir açıklık getirilmeyen konunun asıl bel kemiğini teşkil eden, göç ettirilecek insanların iradelerinin alınıp alınmayacağıdır.

Son olarak da yeniden inşa faaliyetleri…

“Operasyon sonrasında inşaat faaliyetleri başlamış olacak” diyerek açıklanan, sonrasında çok belirleyici olmayan cümlelerle devam eden konuşmada ilk vurgu “Rant yaratılmayacağı” konusuna yapılmış.

Öncelikle, resmi rakamlarla olmasa da bilinen yaklaşık yirmi binden fazla yıkılan ev ve iş yerinin bir ekonomik kayıp olduğunu, bu kaybın sorumluları olması gerektiğini vurgulamak gerekir. Yapılan tüm yanlışların bir sorumlusu olmalıdır.

Savaşlarda bile yaşanmayacak kadar büyük yıkımlar yaşadı operasyon bölgeleri.

Ya bu kadar yıkım öngörülmedi, o zaman öncesi yapılan planlamalarda hata vardı, ya da bu yıkımlar öngörüldü ki bu öngörüyü yapanlar yıkımlardan ve ekonomik kaybından sorumludurlar.

Bu kaybın sorumluları kimler?

Sivil kayıplar bu kadar basit olmamalı.

Ülke bütçesi bu kadar kolay harcanmamalı.

Bu kayıpların sorumluları her kimse adalet karşısına çıkarılmalıdır.

Ve en önemlisi, açıklamalar tam ve doyurucu olmalı, kafalarda soru işaretleri bırakmamalıdır.

Not: Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Sur ilçesiyle ilgili çalışmasının varlığı yazı bittikten sonra ortaya çıktı. Ne yazık ki operasyonların arkasından rant çıktı. Bunca yıkım ve ölüm para içinmiş...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
129 gün önce
142 gün önce
150 gün önce
261 gün önce
293 gün önce
341 gün önce
401 gün önce
425 gün önce
443 gün önce
448 gün önce
485 gün önce
489 gün önce
509 gün önce
510 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
533 gün önce
538 gün önce
541 gün önce
544 gün önce
546 gün önce
551 gün önce
558 gün önce
559 gün önce
560 gün önce
562 gün önce
565 gün önce
569 gün önce
583 gün önce
584 gün önce
590 gün önce
608 gün önce
615 gün önce
616 gün önce
618 gün önce
619 gün önce
621 gün önce
622 gün önce
623 gün önce
624 gün önce
625 gün önce
628 gün önce
635 gün önce
636 gün önce
637 gün önce
639 gün önce
646 gün önce
649 gün önce
650 gün önce
653 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=