Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

ÇIKARIN VİCDANLARINIZI CEPLERİNİZDEN

27 Ocak 2016, 15:49 - Okunma: 1876

Müzikle büyüyen çocuklar

Ağıtla büyüyenlerden ayrıldı

Bölündük

Sokağa çıkma yasaklarının başlangıç günlerinde duyduğumuz ilk ölümlerde öfkeyle acımız birbirine girmiş, ağlamaklı çığlıklarımızla gökyüzünü kaplamıştık.

Üzerinden aylar geçti.

En uzun sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı Cizre ve Sur ilçelerinde yasaklar devam ediyor, ölümler de...

“Cizre’de iki çocuk daha…”

“Yaralı genç iki gündür ambulans bekliyor…”

“Dört gündür yaralı halde ambulans bekleyen genç, öldü…”

Aldığımız haberler, duyduğumuz ölümler karşısında hangi duygularımızla tepki vereceğimizi, hangi duygularımızı serbest bırakacağımızı şaşırdık.

Aynı gökyüzü altında yaşadığımız ve her gün “kardeşim” diyenlerin emri ve uygulamalarıyla, aynı gökyüzünün altında, bir tarafta rahat yataklar varken diğer tarafta acı var, ağıt var, gözyaşı var, yıkım var…

Bugünü bize emanet edip yarını bizden isteyecek olan çocuklarımız, ham meyvelerimiz, umutlarımız, geleceğimiz, teker teker yok ediliyor, tetikleri düşüren vicdansız parmakların gizli yüzlerince. Nasıl bir vicdan, nasıl bir insanlıktır, anlamak mümkün değil.

“O çocukların ölümüne neden olanların, çocukları hedef alıp tetik düşürenlerin kendi çocukları var mıdır?” diye düşünüyorum...

“Tetik düşürdüğünde namluyu terk eden merminin dönerek ve hızla gidip, körpecik bedene acımasızca saplandığını, etini paramparça ettiğini, kanını döktüğünü, acıttığını, içindeki yaşam ışığını söndürdüğünü düşünür mü?” diye düşünüyorum.

“Kendisine verilen hedefler içerisinde çocuklar, siviller, analar var mıdır?” diye düşünüyorum.

“Hedef belirleyen, görev emri veren ve yöneten yetkililer, amirler, yapılan her operasyon sonrası ölen çocukların hüzünlü bakan gözlerini, soğuk bedenlerini düşünüyorlar mıdır?” diye düşünüyorum.

Görev sonrası evlerine gidip kendi çocuklarına baktıklarında, okşadıklarında, sevdiklerinde, sarıldıklarında ölen çocuklar akıllarına geliyor mudur?

Aynı sonu kendi çocukları yaşasalar ne hissederler, nasıl davranırlar, canları acır mı? 

Aynı koşullarda kendi ailesi, kendisi, kardeşleri, yakınları yaşasaydı ne hissederlerdi, diye düşünüyorum...

Oyunlar oynaması gereken, okula gitmesi, arkadaşlarıyla şakalaşması, şeker yemesi gereken çocuklarımızın hayatlarını karartanlar, sebep olanlar, emir verenler, yetki verenler, destekleyip alkışlayanlar, hepinize soruyorum;

Empati yapmanız açısından.

Sizin çocuğunuzu birileri hedef gözeterek tetik düşürüp öldürseydi ne hissederdiniz?

Hissedeceğiniz onulmaz bir acıysa, bu acıyı neden başkalarına yaşatıyorsunuz?

Sadece size görev verildiği için mi?

İçinize yerleştirilen kin ve nefret tohumlarının da etkisi var mı?

Bir anayı nasıl vurur, sokakta yedi gün bekletirsiniz?

Hangi kin ve öfke sizlere, birini öldürdükten sonra araç arkasına bağlayarak sürükleme zevkini veriyor?

Hangi vicdani ve insani duygularla yapıyorsunuz?

Bir gün mutlaka gelecek olan barış sonrasında çocuklarını öldürdüğünüz ailelerin, anne ve babaların gözlerine nasıl bakacaksınız?

Onu da geçtim. İnançlarınız vardır mutlaka. İnançlarınız çerçevesinde, öldükten sonra, yaptıklarınızın hesabını nasıl vereceksiniz? Oralarda sizleri sorguya çekecek olanlar bizler gibi her şeye inanan, kanan, boyun eğenlerden değil, bilirsiniz.

Ne yalan geçermiş orada ne de kandırma…

Burada yapacağını yaptın, öldürdün, kırdın, yıktın, yaktın, gücün vardı, desteğin vardı, koruman vardı sana kaldı.

Ya inandığın öteki dünyada, sorguya gittiğinde ne yapacaksın?

Bu kısım inançlarınızla sizin aranızda...

Ben buradaki adalet kısmından bakıyorum.

İnsan vicdanı ve değerleri açısından bakıyorum.

Vicdanınızı arka cebinizdeki cüzdanlarınızdan çıkarın ve olması gereken yere koyun artık.

Yoklayın insani değerlerinizi.

Nasıl çıktınız insanlıktan?

Vicdanı olup insani değerlerine sahip çıkan hiç kimse, o tatlı, gülen gözleriyle masumca bakan körpecik bedenleriyle melekten farksız çocukları öldüremez. Mümkün değil.

İnsanın, insanım diyebilenlerin böyle bir şeyi yapabileceğine inanmıyorum, inanmak istemiyorum.

Yarın pişmanlık duyacağınız, pişman olduğunuzu söyleyeceğiniz, kendinizden nefret edeceğiniz bir şey yapmayın.

Sizi affedecek kimseler kalmayabilir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
129 gün önce
142 gün önce
150 gün önce
261 gün önce
293 gün önce
341 gün önce
401 gün önce
425 gün önce
443 gün önce
448 gün önce
485 gün önce
489 gün önce
509 gün önce
510 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
533 gün önce
538 gün önce
541 gün önce
544 gün önce
546 gün önce
551 gün önce
558 gün önce
559 gün önce
560 gün önce
562 gün önce
565 gün önce
569 gün önce
583 gün önce
584 gün önce
590 gün önce
608 gün önce
615 gün önce
616 gün önce
618 gün önce
619 gün önce
621 gün önce
622 gün önce
623 gün önce
624 gün önce
625 gün önce
628 gün önce
635 gün önce
636 gün önce
637 gün önce
639 gün önce
646 gün önce
649 gün önce
650 gün önce
653 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=