Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

MAKAM, YETKİ, SORUMLULUK

28 Ocak 2016, 16:28 - Okunma: 2425

Cumhurbaşkanlığı devletin en üst kurumlarından biridir. Bu kurumu devleti halk adına temsil etme yetkisi ve sorumluluğu ile çalışır.

Cumhurbaşkanı bu kurumdaki temsilcidir.

Seçilme koşullarını taşıyabilen ve en az yirmi milletvekili tarafından önerilen her insan bu makama talip olabilir. Seçimleri kazanırsa (!) cumhurbaşkanı olur.

Yetkileri ve sorumlulukları olan en yüksek makamlı devlet çalışanıdır.

En yüksek makamlı devlet çalışanı olarak cumhurbaşkanının kendisine yakıştıramadığımız, bizim en üst makamdaki temsilcimize uygun göremediğimiz konuşmaları ve hakaret içeren belirlemeleri bu günkü konumuzu teşkil ediyor.

Cumhurbaşkanı politikacı değildir. Tarafsız olması gereken bir makamın, devletin temsilcisidir. Devlet adabı denilen ve temsil ettiği halkına yakışır konuşmalar yapması gerekir.

Bunun dışında hiçbir makam ve o makamın verdiği yetki, onu kullanana hakaret etme hakkını vermez, veremez. Her makam ve makamın yürütülmesi konusundaki yetki,  kişiye sorumluluklarını yerine getirmesi için verilir. Yetkiler kötü amaçla kullanılamaz. Yetkileri ne olursa olsun bunu yanlış kullananlar hesabını verebilmelidir.

19. Muhtarlar toplantısı konuşmalarından, "imzacı aydınlar" için;

“Kendine aydın, akademisyen diyen bir avuç lümpen…”

“Yarım porsiyonluk aydınlık…”

“Kerameti kendinden menkul seçkinin, kendine aydın, akademisyen diyen lümpenin…”

“Bunlar, içlerinde bulundukları ihanet çukurunda çırpınacak…”

Bildiriyi imzalayan aydınlar bu eylemleriyle yanlış yapmış olabilir ve yaptıkları yanlışsa adalet karşısında hesaplarını verirler. Hakaret etmek doğru değildir. Ayrıca henüz adalet bu konuda kararını vermemiştir. Yargılanmaları bitmeden müdahale edip karar vermek de yanlıştır.

Kemal Kılıçdaroğlu için;

“Bazı insanlar vardır ya yüzüne tükürseler yağmur yağıyor der. Bu da işte böyle pişkin biri”

“Namus ve şeref fukaraları için zaman ayırmak bana zul geliyor”

“Bu zavallıyı ben niye adam yerine koyayım”

Bu hakaretler de bir partinin genel başkanına. Hakaret edene yakışır mı?

“Hijyen bu ülkeyle bizimle tanıştı...”

Bu ise genel anlamda halkı küçümsemek. Biz daha önce temizliği bilmiyor muyduk?

Bu tür söylemlerin tamamı yanlış…

Bunu yapanın makamı ve yetkisine yakışmayan üslup…

Birçok söylemi ne yazık ki hoş olmayan içeriklere sahip. Elli binin üzerinde Ermeni’nin yaşadığı ve vatandaşı olduğu devletin başı olarak, kendi vatandaşının etnik ve dini kimliğini aşağılamak ne kadar doğrudur?

Ermeni olmanın hakaret anlamına geleceğini ifade eden cümleler kurmak ne kadar akılcıdır?

“Bana, affedersiniz çok daha çirkin şeyler, Ermeni dediler”

(Star TV konuşmasından…)

“Bu kitaplarda ne Ermeniliğimiz ne Rumluğumuz kalmadı”

(NTV konuşmalarından)

Temsilcisi olduğu, hizmet ettiği vatandaşına karşı söylemleri de hoş görülebilecek içeriğe sahip değil ve asla o makama yakışmıyor.

“Ananı da al git”

Mersin’de “Bu çiftçinin hali ne olacak, anamız ağladı” diyen bir vatandaşa cevabı...

Vatandaş derdini kime anlatacak?

Derdini söyleyemeyecek mi?

O makamda görev yapan kişi kimi temsil ediyor?

Kim için çalışıyor?

Gazeteciler için söyledikleri ise tam bir hakaret. Gazetecileri köpek olarak tanımlayarak sürdürdüğü konuşması ne kendisine ne de hitap ettiklerine yakışmaz. Tamamıyla hakarettir. Söylenmemesi gerekendir.

“Düne kadar tasmaları ulusaldı, şimdi uluslararası olmuş, boyunlarındaki tasmalardan biz kurtardık”

Uludere katliamı konusunda eleştiri sunan, yapılmayanları söyleyen, soruşturmanın yetersizliğini anlatmaya çalışan gazetecileri ‘”köpek” olarak nitelemek ne söyleyene, ne söyleyenin makamına ne de söylenenlere yakışmaz.

Aslında hakaret insan olana yakışmaz.

Hakaret ve küfür söyleyen ağzın kiri olur. Uyarımız ve eleştirimiz bu anlamdadır.

“Edepsiz, Cibilliyetsiz, Çapulcu, Eşkıya, İki ayyaş, O Kadın kız mıdır, kadın mıdır? Şaklaban…” birçok konuşmada söylenilen, sarf edilen kelimelerden bazıları. Ne söyleyene ne de söylenene yakışmayan kelimeler, ifadeler…

Ve son olarak yine bir partinin mensubu milletvekillerine karşı kullanılan cümle…

“Kalleşler, ölü seviciler”

Uludere katliamı eleştirilerine cevaben BDP için kullandığı ifadelerinden…

Uludere kendi devletinin savaş uçaklarınca bombalanmış, 34 insan ölmüştü. Bunu eleştirmek suç mu?

Kısaca söylemek gerekirse, hiçbir makam ve o makamın yetkisi, kişiye hakaret etmek, kendisine yakışmayacak şekilde konuşmak hakkını vermez, veremez.

Özellikle devleti ve halkı temsile yetkili makamlarda bulunan, o makamda görevli olanlar bu konulara daha çok özen göstermek, üslubuna dikkat etmek, hakaret içeren hiçbir kelime kullanmamak zorundadır.

O makamlar temsil durumundadır ve temsil ettiği halktır.

Temsile uygun olmak zorunluluktur.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
94 gün önce
102 gün önce
125 gün önce
179 gün önce
347 gün önce
360 gün önce
368 gün önce
479 gün önce
511 gün önce
560 gün önce
619 gün önce
643 gün önce
661 gün önce
666 gün önce
703 gün önce
707 gün önce
727 gün önce
728 gün önce
741 gün önce
748 gün önce
751 gün önce
756 gün önce
759 gün önce
762 gün önce
764 gün önce
769 gün önce
776 gün önce
777 gün önce
778 gün önce
780 gün önce
783 gün önce
787 gün önce
801 gün önce
802 gün önce
808 gün önce
826 gün önce
833 gün önce
834 gün önce
836 gün önce
837 gün önce
839 gün önce
840 gün önce
841 gün önce
842 gün önce
843 gün önce
846 gün önce
853 gün önce
854 gün önce
855 gün önce
857 gün önce
864 gün önce
867 gün önce
868 gün önce
871 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=