Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

MAKAM, YETKİ, SORUMLULUK

28 Ocak 2016, 16:28 - Okunma: 1890

Cumhurbaşkanlığı devletin en üst kurumlarından biridir. Bu kurumu devleti halk adına temsil etme yetkisi ve sorumluluğu ile çalışır.

Cumhurbaşkanı bu kurumdaki temsilcidir.

Seçilme koşullarını taşıyabilen ve en az yirmi milletvekili tarafından önerilen her insan bu makama talip olabilir. Seçimleri kazanırsa (!) cumhurbaşkanı olur.

Yetkileri ve sorumlulukları olan en yüksek makamlı devlet çalışanıdır.

En yüksek makamlı devlet çalışanı olarak cumhurbaşkanının kendisine yakıştıramadığımız, bizim en üst makamdaki temsilcimize uygun göremediğimiz konuşmaları ve hakaret içeren belirlemeleri bu günkü konumuzu teşkil ediyor.

Cumhurbaşkanı politikacı değildir. Tarafsız olması gereken bir makamın, devletin temsilcisidir. Devlet adabı denilen ve temsil ettiği halkına yakışır konuşmalar yapması gerekir.

Bunun dışında hiçbir makam ve o makamın verdiği yetki, onu kullanana hakaret etme hakkını vermez, veremez. Her makam ve makamın yürütülmesi konusundaki yetki,  kişiye sorumluluklarını yerine getirmesi için verilir. Yetkiler kötü amaçla kullanılamaz. Yetkileri ne olursa olsun bunu yanlış kullananlar hesabını verebilmelidir.

19. Muhtarlar toplantısı konuşmalarından, "imzacı aydınlar" için;

“Kendine aydın, akademisyen diyen bir avuç lümpen…”

“Yarım porsiyonluk aydınlık…”

“Kerameti kendinden menkul seçkinin, kendine aydın, akademisyen diyen lümpenin…”

“Bunlar, içlerinde bulundukları ihanet çukurunda çırpınacak…”

Bildiriyi imzalayan aydınlar bu eylemleriyle yanlış yapmış olabilir ve yaptıkları yanlışsa adalet karşısında hesaplarını verirler. Hakaret etmek doğru değildir. Ayrıca henüz adalet bu konuda kararını vermemiştir. Yargılanmaları bitmeden müdahale edip karar vermek de yanlıştır.

Kemal Kılıçdaroğlu için;

“Bazı insanlar vardır ya yüzüne tükürseler yağmur yağıyor der. Bu da işte böyle pişkin biri”

“Namus ve şeref fukaraları için zaman ayırmak bana zul geliyor”

“Bu zavallıyı ben niye adam yerine koyayım”

Bu hakaretler de bir partinin genel başkanına. Hakaret edene yakışır mı?

“Hijyen bu ülkeyle bizimle tanıştı...”

Bu ise genel anlamda halkı küçümsemek. Biz daha önce temizliği bilmiyor muyduk?

Bu tür söylemlerin tamamı yanlış…

Bunu yapanın makamı ve yetkisine yakışmayan üslup…

Birçok söylemi ne yazık ki hoş olmayan içeriklere sahip. Elli binin üzerinde Ermeni’nin yaşadığı ve vatandaşı olduğu devletin başı olarak, kendi vatandaşının etnik ve dini kimliğini aşağılamak ne kadar doğrudur?

Ermeni olmanın hakaret anlamına geleceğini ifade eden cümleler kurmak ne kadar akılcıdır?

“Bana, affedersiniz çok daha çirkin şeyler, Ermeni dediler”

(Star TV konuşmasından…)

“Bu kitaplarda ne Ermeniliğimiz ne Rumluğumuz kalmadı”

(NTV konuşmalarından)

Temsilcisi olduğu, hizmet ettiği vatandaşına karşı söylemleri de hoş görülebilecek içeriğe sahip değil ve asla o makama yakışmıyor.

“Ananı da al git”

Mersin’de “Bu çiftçinin hali ne olacak, anamız ağladı” diyen bir vatandaşa cevabı...

Vatandaş derdini kime anlatacak?

Derdini söyleyemeyecek mi?

O makamda görev yapan kişi kimi temsil ediyor?

Kim için çalışıyor?

Gazeteciler için söyledikleri ise tam bir hakaret. Gazetecileri köpek olarak tanımlayarak sürdürdüğü konuşması ne kendisine ne de hitap ettiklerine yakışmaz. Tamamıyla hakarettir. Söylenmemesi gerekendir.

“Düne kadar tasmaları ulusaldı, şimdi uluslararası olmuş, boyunlarındaki tasmalardan biz kurtardık”

Uludere katliamı konusunda eleştiri sunan, yapılmayanları söyleyen, soruşturmanın yetersizliğini anlatmaya çalışan gazetecileri ‘”köpek” olarak nitelemek ne söyleyene, ne söyleyenin makamına ne de söylenenlere yakışmaz.

Aslında hakaret insan olana yakışmaz.

Hakaret ve küfür söyleyen ağzın kiri olur. Uyarımız ve eleştirimiz bu anlamdadır.

“Edepsiz, Cibilliyetsiz, Çapulcu, Eşkıya, İki ayyaş, O Kadın kız mıdır, kadın mıdır? Şaklaban…” birçok konuşmada söylenilen, sarf edilen kelimelerden bazıları. Ne söyleyene ne de söylenene yakışmayan kelimeler, ifadeler…

Ve son olarak yine bir partinin mensubu milletvekillerine karşı kullanılan cümle…

“Kalleşler, ölü seviciler”

Uludere katliamı eleştirilerine cevaben BDP için kullandığı ifadelerinden…

Uludere kendi devletinin savaş uçaklarınca bombalanmış, 34 insan ölmüştü. Bunu eleştirmek suç mu?

Kısaca söylemek gerekirse, hiçbir makam ve o makamın yetkisi, kişiye hakaret etmek, kendisine yakışmayacak şekilde konuşmak hakkını vermez, veremez.

Özellikle devleti ve halkı temsile yetkili makamlarda bulunan, o makamda görevli olanlar bu konulara daha çok özen göstermek, üslubuna dikkat etmek, hakaret içeren hiçbir kelime kullanmamak zorundadır.

O makamlar temsil durumundadır ve temsil ettiği halktır.

Temsile uygun olmak zorunluluktur.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
129 gün önce
142 gün önce
150 gün önce
261 gün önce
293 gün önce
341 gün önce
401 gün önce
425 gün önce
443 gün önce
448 gün önce
485 gün önce
489 gün önce
509 gün önce
510 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
533 gün önce
538 gün önce
541 gün önce
544 gün önce
546 gün önce
551 gün önce
558 gün önce
559 gün önce
560 gün önce
562 gün önce
565 gün önce
569 gün önce
583 gün önce
584 gün önce
590 gün önce
608 gün önce
615 gün önce
616 gün önce
618 gün önce
619 gün önce
621 gün önce
622 gün önce
623 gün önce
624 gün önce
625 gün önce
628 gün önce
635 gün önce
636 gün önce
637 gün önce
639 gün önce
646 gün önce
649 gün önce
650 gün önce
653 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=