Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

HANGİSİ DAHA KÖTÜYDÜ?

09 Şubat 2016, 14:43 - Okunma: 2495

Mardin/Kızıltepe…

Kasımın yirmi biri…

Yıl, iki bin dört…

Uğur Kaymaz, on iki yaşında, ilkokul beşinci sınıf öğrencisi. Babası tır şoförü.

Vakit akşama doğru, yemek yemeğe az kalmış. Babasıyla beraber battaniye ve yastıkları kamyona götürüyorlar. Ertesi gün babası sefere gidecek. Tam kamyonun yanına geldiklerinde, ne olduğunu anlamadan gelen silah sesleriyle vücudunun birçok yerinde duyduğu korkunç acılar.

On üç kurşun, on üç yara, on üç acı…

Dokuzu sırtından…

Yıkılıp kaldı, aynı şekilde vurulup düşen babasının yanına. Ayaklarında terlik.

Sonradan vurulup düştüğü yere, elinin yanına koyulan kendi boyu kadar silah. Çok yakın mesafeden ateş eden dört polis. Dördü de cezasız.

On iki yaşında, silahsız olduğu halde, dokuzu sırtından kalleşçe giren, toplam on üç kurşunla, yakın mesafeden, dört polis tarafından öldürülmek mi, babasıyla birlikte ölüme yürümek mi, yoksa polislerin ceza almaması mı?

Hangisi daha kötü?

***

Diyarbakır/Lice/Şenlik köyü Hambaz Mezrası…

Eylülün yirmi dokuzu...

Yıl, iki bin dokuz…

Her gün gibi o günde hayvanları otlatmaya gitmişti, on iki yaşındaki Ceylan. Adı gibi Ceylan gibi bir kızdı. Hayat doluydu. Kim bilir ne hayalleri vardı…

Otlağın yanında jandarma karakolu…

Karakoldan atılan havan topu! Ceylan bir şey anlamadan paramparça…

Parçalarını eteği ile toplayan anne, yaşamına biçilen yirmi sekiz bin lira, failin bulunmaması, dosyanın rafa kaldırılması, adaletin olmayışı…

On iki yaşında, hayatı tanımadan, suçsuz olduğu halde, paramparça ölmek mi yoksa askerlerin yargılanmaması mı?

Hangisi daha kötü?

***

Van/Gürpınar/Yalınca köyü Çeli mezrası…

Şubatın biri…

Yıl, iki bin on dört…

Muharrem Taş, üç yaşında, dünyayı annesinin kokusundan daha az tanıyor.

Kış beyaz örtüsünü öyle bir sermiş ki ne geçit verir insana ne merhamet eder. Kış acımasızdır. Kış ölümdür.

Öğle yemeği sonrası rahatsızlandı. Ne olduğunu kimse bilemedi. Basit bir rahatsızlık sanıldı. Akşama doğru öksürüğü çoğalıp nefes alamaz hale gelince baba köydeki akrabalarını yardım için arar. Jandarmaya haber vermelerini, mümkünse helikopter göndermelerini ister. Yollar kapalıdır. Beklerler çaresizlik içinde.

Gece yarısına doğru yeniden arar baba. Yardımı sorar. Beklerler ama ne gelen vardır ne de bir haber. Gece yarısını biraz geçtikten sonra, babasının kucağında, yaşamın ağır şartlarına dayanamayan küçük Muharrem yaşama veda eder.

Jandarma neden gelmedi bilinmez ama 112 acil merkezinin mazereti anlamsızdır.

“Merkeze gelen aramaların çoğunun sahte olduğunu, bu nedenle doğrulatma görevleri olduğunu, doğrulatamadıkları için de yardım göndermediklerini” söylerler.

Babanın çaresizliği içini acıtır. Akrabalarını arar ve oğlunun öldüğünü söyler. Defnedilmesi için otopsi gerekmektedir. Sabah oğlunun cansız bedenini bir çuvala koyup sırtına bağlayan baba, on sekiz kilometre uzaktaki köye gitmek üzere yola çıkar. Altı saat oğlunun cansız bedenini sırtında, çuval içinde taşır/taşımak zorunda kalır…

Üç yaşındaki çocuğun tedavi görememesi mi, babanın öpmeye kıyamadığı oğlunun cansız bedenini saatlerce sırtında, çuval içinde taşımak zorunda kalması mı yoksa inanmadıklarından dolayı tedavi için araç göndermeyenlerin yargılanmaması mı?

Hangisi daha kötü?

***

Şırnak/Cizre/Cudi Mahallesi…

Eylülün yedisi…

Yıl, iki bin on beş…

Cemile Cizir Cağırga, on yaşında. Henüz doğmamışken, yirmi üç yıl önce, ailenin evine düşen havan mermisiyle, birisi kardeşi olmak üzere yedi akrabasını kaybetmiş. Sekiz kardeşten birisi. Sokağa çıkma yasakları devam ediyor. Silah seslerinin nereden geldiğini anlamak için kapının önüne çıkan annesinin yanına gittiği sırada vuruluyor. Annesinin kucağında can veriyor.

Annesi, sabaha kadar beraber uyuyor Cemile ile. Sabah saçlarına ve ellerine kına yakıyor. Yıkayıp temizliyor. Kokmaması için derin dondurucuya koyuyor.

Üç gün kalıyor derin dondurucuda, yanında annesi, Emine ana…

Yirmi üç yıl önce yedi yakınını havan mermisiyle kaybetmek mi, istemedikleri savaşta kendisini korumakla görevli olanlarca öldürülmek mi, öldükten sonra dondurucuda kalmak mı, annenin ölmüş çocuğuna kına yakması mı yoksa on yaşındayken öldürüldükten sonra “terörist” olarak ilan edilmek mi?

Hangisi daha kötü?

***

Yargılanmaksızın suçlu ilan edilmek mi?

Yargılanmaksızın öldürülmek mi?

Yargılamaksızın suçlu ilan eden ve öldürenlerin yargılanmamaları mı?

Bunların normal hale gelmesi mi?

“Hangisi daha kötü?” diyebileceğimiz, bu sayfalara sığdıramayacağımız kadar çok, binlerce olayı coğrafyamızda bizlere yaşatanlar tükenmedikçe, her birinde aynı soruları soracağız kendimize…

En kötüsünün, ölen o canların bir daha geri gelmeyecek olduğunu bildiğimiz halde...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
44 gün önce
58 gün önce
176 gün önce
184 gün önce
207 gün önce
261 gün önce
429 gün önce
442 gün önce
450 gün önce
561 gün önce
593 gün önce
642 gün önce
701 gün önce
725 gün önce
744 gün önce
748 gün önce
785 gün önce
789 gün önce
809 gün önce
810 gün önce
823 gün önce
830 gün önce
833 gün önce
838 gün önce
841 gün önce
844 gün önce
846 gün önce
851 gün önce
858 gün önce
859 gün önce
860 gün önce
862 gün önce
865 gün önce
869 gün önce
883 gün önce
884 gün önce
890 gün önce
908 gün önce
915 gün önce
916 gün önce
918 gün önce
919 gün önce
921 gün önce
922 gün önce
923 gün önce
924 gün önce
925 gün önce
928 gün önce
935 gün önce
936 gün önce
937 gün önce
939 gün önce
946 gün önce
949 gün önce
950 gün önce
953 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=