SİLOPİ RAPORU - NAMİ TEMELTAŞ - Batman Sonsöz Gazetesi
Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

SİLOPİ RAPORU

15 Şubat 2016, 15:11 - Okunma: 2901

Mazlum Der’in Silopi ile ilgili raporunu okuyunca insanlığın geldiği nokta konusunda “tüylerin ürperdiği” anı yaşıyoruz.

37 gün kesintisiz sokağa çıkma yasağı uygulanan ve bilinmeyenler hariç, 29 sivil insanın öldürüldüğü Silopi’de yaşananlar hakkında konuşulanları etkilenmeden okumak mümkün değil.

Sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasının ardından 4 Şubatta ilçeye giden Mazlum Der heyetinin yaptığı görüşmelerden bazı satırbaşlarını aktarmak konuyu anlamak ve yaşananları öğrenmek için yeterli olacaktır.

“Güvenlik güçleri kapıyı çaldı, açtım. Sakin olun, bir şey yok diyene kadar biri gırtlağıma yapıştı, can havliyle kıvranırken başka biri koluma dipçiği indirdi. Herkesi duvara dizdiler, her yeri aradılar. Gözaltına alınanlar emniyet yerine boş evlere götürülüyordu. Bu evlerde işkence yapıldığı evden çıkanların vatandaşların yüzünden gözünden belli oluyordu”

“Güvenlik güçlerinin evdeki sert fiilleri üzerine biraz yumuşak olmalarını söyledim. Bana (evdeki kadınları kast ederek) ‘Şu an tecavüz edebilirim, öldürebilirim, alıp götürebilirim, bunlara yetkim var’ dedi”

“Güvenlik güçleri çatışmalar sona erdikten sonra evlere baskın düzenliyordu. Kendilerini korumak için gözaltına aldıkları gençlerin bazılarına asker kıyafeti giydirildiğini biliyoruz. Gençler bu kıyafet ile balkona çıkarılıyordu”

Raporun yayın organlarında yayınlanması ve yayınlayan kurumun yalanlamamış olması bize raporun gerçek olduğunu gösteriyor.

Raporda yazılanlar kan dondurucu.

Özellikle operasyona katılan polisin “Şu an tecavüz edebilirim, öldürebilirim, alıp götürebilirim, bunlara yetkim var” söylemi, dehşetin boyutunu da gözler önüne sermekte. Polisin bunu söyleyebilmesi için gerçektende böylesi bir yetkiye, desteğe ve korumaya sahip olması gerekir.

Böylesi bir koruma, destek ve yetki verilmiş ise bu durum hem bu yetkiyi verenler açısından hem de bu yetkiyi kullananlar açısında vahameti ortaya koyar.

Böylesi yetki yasalarda yoktur/olamaz.

Bu yasal dayanağı olmayan, yasadışı yetkiyi verenler açısından baktığımızda, yetkiyi verenlerin çok büyük kayıplar/çıkarlar çerçevesinde hareket ettiklerini söyleyebiliriz.

Kendi vatandaşlarının öldürülmesi veya tecavüz edilmesine göz yumabilen güçlerin/yetkililerin yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

Böylesi bir yetki insanlık dışıdır. Böylesi bir yetkiyi kullanan da insanlık dışıdır. Bu yetki vahşeti doğurur. Bu yetki yasa dışılığı doğurur.

Bu yetki kime karşı kullanırsan kullan, isyanı doğurur ve isyanı hak haline getirir.

Bu yetki, “yasa tanımayın” demektir, “ne yaparsanız yapın yargılanmayacaksınız” demektir, “her koşulda sizlerin arkanızda olacağız” demektir.

En üst makamın toplantıda kaymakamlara “Yeri geldiği zaman koyun mevzuatı bir kenara ve ‘ben bunu bu şekilde yaparım’ deyin ve yapın” dediğini hatırladığımızda, polislere böylesi yetki ve destek verilebileceğini kabullenmek zor olmuyor.

Silopi’ye giden heyetin gözlem ve kanaatleri ise raporda şöyle belirtilmiş.

“Yasağın hendek ve barikatların bulunmadığı 3 mahallede de 37 gün devam ettirilmiş olması, gerekçenin inandırıcılığını tartışmaya açmakla birlikte, kolektif cezalandırmaya dönük yaygın kanaati güçlendirmektedir. Halk temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlükler yaşamış özellikle su ihtiyacı yağmur ve karla giderilmiştir. Bu durum devletin Silopi halkının bütününe yönelik cezalandırma uygulandığını göstermektedir”

“Sıklıkla tekrarlanan çatışmaların baharda şiddetleneceği ve yasaktan sonra 500’e yakın kişinin PKK’ye katıldığı iddiaları, çözümden ziyade çözümsüzlüğe doğru yol alındığını göstermektedir”

“Gözaltına alınan kişilere asker, polis kıyafeti giydirilerek, bu kişilerin canlı kalkan olarak kullanıldığı iddia edilmiştir.”

Bu rapor sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı birçok yerleşim biriminden sadece birisinin yaşadığı koşullara aittir.

Silopi’de sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı süreçte yaşananları gözler önüne seren bu rapor aynı zamanda diğer yerleşim birimlerinde yaşananları tahmin etmemizi de kolaylaştırıyor.

Sokağa çıkma yasaklarının temel nedenlerinden olan “hendek ve barikatlar” olmamasına rağmen yapılanlar ortadadır.

Demek ki gerekçeler doğru değildir ya da gerekçeler söylendiği gibi “hendek ve barikatlar” değildir.

Yapılan uygulamalarla “terör” bitirilememiş, aksine dağa gidişler adeta körüklenmiş, nefret ve kin yaratılmış, halk düşman kamplara bölünmüştür.

Sokağa çıkma yasaklarında yapılan hiçbir uygulamanın insani olmadığı, hak ihlallerinin yaşandığı, insanlara kötü muamele yapıldığı açıktır.

“Hendek ve barikatların” olmadığı alanlarda yapılan operasyonun amacı neydi?

Polis “tecavüz etme” yetkisinden nasıl bahseder?

Sivil kayıplar nasıl telafi edilecek?

İnsanlık dışı uygulama yapanlar ve özellikle de “tecavüz etme ve öldürme” yetkisinden bahsedenler yargılanacaklar mı?

Artık duymayanı kalmayan bu uygulama ve vahşetler hakkında ne düşünülüyor?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
79 gün önce
93 gün önce
211 gün önce
219 gün önce
242 gün önce
296 gün önce
464 gün önce
477 gün önce
485 gün önce
596 gün önce
628 gün önce
677 gün önce
736 gün önce
760 gün önce
778 gün önce
783 gün önce
820 gün önce
824 gün önce
844 gün önce
845 gün önce
858 gün önce
865 gün önce
868 gün önce
873 gün önce
876 gün önce
879 gün önce
881 gün önce
886 gün önce
893 gün önce
894 gün önce
895 gün önce
897 gün önce
900 gün önce
904 gün önce
919 gün önce
925 gün önce
943 gün önce
950 gün önce
951 gün önce
953 gün önce
954 gün önce
956 gün önce
957 gün önce
958 gün önce
959 gün önce
960 gün önce
963 gün önce
970 gün önce
971 gün önce
972 gün önce
974 gün önce
981 gün önce
984 gün önce
985 gün önce
988 gün önce

BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?
sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=