Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

CİZRE’DE ÜÇ BODRUM…

16 Şubat 2016, 16:15 - Okunma: 2206

Birincisi, Cudi Mahallesi Bostancı sokakta bulunan ve gündeme ilk düşen bodrum.

7 kişinin yaşamını yitirdiği, 15’i yaralı 24 kişinin yardım beklediği ve günlerce gündemden düşmeyen bodrum katı. 19 gün yardım bekleyen, defalarca ambulansların gidemediği! Yardımın yapılamadığı, ulaşılamayan! En son dışarıya çıkmak isteyen 16 yaşındaki Abdullah Gün’ün öldürüldüğü bodrum katı.

İkincisi, Cudi Mahallesi Narin sokaktaki, 10 kişinin yaşamını yitirdiği ve tamamının yaralı olduğu 52 kişinin yardım beklediği bodrum katı.

Üçüncüsü ise, Sur Mahallesinde, içinde 45 yaralının olduğu bildirilen ve daha sonra yaralıların 22’sinin yaşamını kaybettiği söylenen bodrum katı.

Üç bodrum katı!

39’u yaşamını yitirmiş kalanı yaralı halde yardım bekleyen toplam 138 insan…

Bilgi alınması çok zor olan bir ortamda bu rakamlar sürekli değişken olduğundan yaşamlarını yitiren ve yardım bekleyenlerin sayısı kesin anlamında bilinemiyor.

Günlerce uğraştı insanlar, bodrumda mahsur kalmış insanları kurtarmak için.

Başbakanından İçişleri Bakanına, Valisinden Kaymakamına başvurulmayan devlet yetkilisi kalmadı.

Güvenlik yok dendi. Ambulanslar binaya doğru hareket ettiği an silah ve top atışları başlıyordu. Ulaşmak imkânsız dendi.

Hasta çocuğun ilaçlarını ateş altındaki binadan almayı başaran emniyet güçleri ambulansların binaya yanaşmasını sağlayamadı!

Tüm girişimler başarısız kaldı. Karar verilmişti. Öleceklerdi. Öldüler.

Gelinen noktada, 82 ile 144 arasında değişen sayıda cenaze çıkarıldığı ve değişik hastanelere sevk edildiği söylenmekte.

Son alınan bilgiye göre hastanelere sevk edilen cenaze sayısı 110. Sağ kalanın olmadığı sanılan bodrumda cenazelerine ulaşılamayan insan sayısı 28.

Anlatılanlara bakıldığında ölüm biçimlerinde vahşet izleri çoğunlukta…

Yanmış, tanınmaz halde, parçalanmış cenazeler. Ölenler üzerinde kurşun izine pek rastlanmıyor. Bombalanma ve yakılma yoluyla öldükleri/öldürüldükleri açık.

Bir evin bodrum katında bu kadar çok insanın bulunması, bunların “terörist” tanımlamasına girmediğini, sivil insanlar olduğunu çok açık şekilde gösteriyor.

Çatışma/savaş içerisinde bulunan hiçbir silahlı güç, bu kadar sayıda askerini, bu kadar dar alanda bir arada tutmaz. Savaştan/çatışmadan hiç anlamayan biri bile savaşan güçlerin çatışmaya dar alanda girmeyeceğini, yaygın ortamda daha avantajlı olacağını bilir. İzlediğimiz basit savaş filmlerinde bile böyledir.

Eğer, resmi ağızlardan söylendiği gibi bunlar PKK’li ise, savaş taktikleri gereğince bu kadar dar alana kendilerini hapsetmezler. Hedef sayısını çoğaltarak karşı tarafın gücünü bölmeye dayanan taktik izler.

Dolayısıyla bu söylem yanlıştır. Bodrumda bulunanların tamamen sivil oldukları, savaşmadıkları, silahsız oldukları ve yardım bekledikleri açıktır.

Bir an için onların yerine koyalım kendimizi.

En temel ihtiyaç olan su yok. “su diyorum heval su” diye feryat ediyorsunuz. Yaralısınız. Her yandan silah sesleri, top sesleri, dışarıdan duvarı delmeye çalışan mermi sesleri, her patlamada duvardan düşen sıva parçaları, binanın yıkılır gibi oluşu, her an ölümü, ölmeyi beklemek ve bütün bunların yanında her geçen zaman parçasında yaralı arkadaşlarınızdan birinin yaşamını kaybetmesini seyretmek…

Nasıl bir duygu içerisinde olunur? Ben bilemedim.

Kolay değildi yaşadıkları, zamanın geçmek bilmez yavaşlığı içerisinde susuzluğun acımasızlığını acılarınız acımasızlığı içerisinde yaşamak.

Ölümle iç içe yaşamak. Umudunu kaybetmeden.

Ve son. Nasıl bir son yaşadılar acaba? 

Nasıl öldüler/öldürüldüler? 

Nasıl acı çektiler?

Nasıl korktular?

En son, ölüm anı geldiğinde, öldürenlerle göz göze geldiler mi? O an ne oldu?

Korkular, çığlıklar, acılar…

İlk sivil ölümler değillerdi. Son da olmayacaklar. Neden öldüklerini/öldürüldüklerini asla öğrenemeyecekler. Biz öğrenecek miyiz? Onun için de şüpheliyim. Öldürenler ortaya çıkacak mı? Yargılanacaklar mı?

Çorum katliamının, Sivas katliamının, Ankara katliamının, Suruç katliamının, Roboski katliamının sorumluları, sanıkları, suçluları ne kadar yargılandılarsa, ne kadar yakalandılarsa o kadar yakalanıp yargılanacaklar.

Bodrumlardan cenazeler çıkarılmaya başlandığı sıralarda Cizre’de “terörist” kalmadığı, operasyonların bittiği, sokağa çıkma yasağının kaldırıldığı ilan edildi, resmi ağızlarca.

Ölen ölmüş, bodrumlar yıkılmış, evler yıkılmış, yaşanacak hal kalmamış olduğu anda Cizre’de savaş bitmişti.

Acaba, eğer istenseydi, gerçekten, içten, yürekten istenseydi, o bodrumda yardım bekleyenler, yaralılar kurtarılabilir miydi? Eğer istenseydi, gerçekten istenseydi, o bodrumda yardım bekleyen herkes kurtarılabilirdi.

Bunu ben de biliyorum, izleyen herkes de biliyor.

İstenseydi kurtarılabileceğini, bodrumdaki herkesin öldürüldüğü ilan edildiğinde, bayram havası içinde kutlayanlar bile biliyordu.

Eğer istenseydi...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
129 gün önce
142 gün önce
150 gün önce
261 gün önce
293 gün önce
341 gün önce
401 gün önce
425 gün önce
443 gün önce
448 gün önce
485 gün önce
489 gün önce
509 gün önce
510 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
533 gün önce
538 gün önce
541 gün önce
544 gün önce
546 gün önce
551 gün önce
558 gün önce
559 gün önce
560 gün önce
562 gün önce
565 gün önce
569 gün önce
583 gün önce
584 gün önce
590 gün önce
608 gün önce
615 gün önce
616 gün önce
618 gün önce
619 gün önce
621 gün önce
622 gün önce
623 gün önce
624 gün önce
625 gün önce
628 gün önce
635 gün önce
636 gün önce
637 gün önce
639 gün önce
646 gün önce
649 gün önce
650 gün önce
653 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=