Lütfen bekleyin..

UBEYD BAŞ

YÜZYILIN EN AHLAKSIZ TERÖRÜ VE TERÖRLE MÜCADELESİ

13 Mart 2016, 14:50 - Okunma: 1688

Öğrencilik yıllarımın popüler genç İslamcı yazarlarından biriydi. Türkiye’nin ve Ortadoğunun güncel siyasal tarihine ilişkin çeşitli eserleri oldu. Milli Gazete, Yeni Şafak, Zaman, Star, Meydan, Belde gazetelerinde , Hilal TV, Anadolu Ajansında çalıştı. Yanarlı, dönerli Nihat Genç’le Çete dergisini, Levent Gültekin, Gökhan Özcan’la birlikte de Gerçek Hayat dergisini çıkardı. Atatürk aleyhine yazdığı bir yazıdan ötürü 15 ay hapis cezasına çarptırıldı, 6 ay cezaevinde yatıp çıktı. Ardından Adem Özköse ve bir iki kişiyle daha Sancaktar dergisini çıkardı. Hani 10 Kasım’da şu meşhur 'Olmasaydı da olurduk' ilanını veren dergi.

Star Medya Grubu Başkanı Mustafa Karaalioğlu, Akşam Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ocaktan ve Star Genel Yayın Yönetmeni Yusuf Ziya Cömert'in görevlerinden alınmalarına tepki olarak 24 Kasım 2014 tarihinde Star Gazetesi'nden istifa etti.

28 Şubat 2015’te yayınına başlayan Diriliş Postası gazetesine Genel yayın yönetmenliği yaptı, 28 Kasım 2015’te ondan da ayrıldı. Diriliş’in patronuyla buluştuğu kahvaltıda kendi ifadesiyle “yazılarının doğurduğu rahatsızlık” dile gelmiş ve patron Ali Yıldız, böyle devam edemeyeceklerini söylemişti ona.

Ardından 11 Ocak 2016’da Mustakil Gazeteyi çıkardı. 3 aylık bir yayına yetecek kadar için eş dosttan borçlandığı parayla dediği gibi 3 ay sürdürebildi “kağıttan Mustakil”e ve 10 Martta “Kapanış konuşması” ile kağıt Mustakil’e de son verdi. Sanal olarak yayına devam ediyor. Mustakil başlarken, Albayrak bir yazı yazmış ve “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti’nin Türkiye ve cümle İslam âlemi için ifade ettiği ehemmiyeti müdrikiz. Bununla beraber, onları her hususta kayıtsız şartsız desteklemek gibi bir anlayışımız yok.” Diye yazmıştı. Dediğini de yaptı. “iktidarın paraya boğduğu bir tetikçi” değilim diye de ekledi başka bir yazısında.

Velhasıl enteresan bir adam Hakan Albayrak samimiyetine inandığım ama maalesef ki doğru yerden bakmadığı için doğru özellikle iktidar ve Kürt meselesi hususunda doğru değerlendirmeler yapamadığını düşünüyorum.

Kendisinden hoşnut olmayan bir iktidardan, eleştirse de hoşnut ve kendini o iktidar partisi ile tanımlamaktan çekinmiyor.

7 Haziran seçimlerinin arifesinde AK Parti’ye oy vermeyerek ders vermek niyetinde olan İslamcılara seslendiği yazısında “Seçimlerden sonra neyin hesabının sorulması gerekiyorsa hep beraber sorarız inşaallah. Ama şimdi AK Parti’yle safları sıklaştıralım, ne olur.” Diye yazdığında.

Ve hatta cemaate yakın bir gazete bu ifadeler üzerinden “Hakan Albayrak, AK Parti’ye oy verin diye yalvardı” diye yazınca ikinci bir yazıyla Albayrak, “Yalvardım mı gerçekten? Evet, kesinlikle yalvardım. Yalvarmaya devam ediyorum. Bunları sevindirmeyin diye!” diye yazdığında. Üzülmüştüm.

Sevdiğim bir yazar bu denli politik oldu diye üzüldüm. Herhangi bir partiye çaresizce bu denli bağlandığı ve bu partiye oy verin diye yalvardığı için üzülmüştüm.

Ama nasıl bir özgüvenle yazdıysa artık Kürt kardeşine tutup açık mektup sıfatıyla köşesinde seslenince, bu kadar kolay olmamalı dedim.  Kürt kardeşinin top yekün İslamcı olarak tanımlayıp ardından “Sen tuttun PKK’cı / PYD’ci oldun. Niçin? “Kürtlerin de bir devleti olsun, ne var yani?” diyorsun, değil mi? Uzun lafın kısası bu, değil mi? Diğer bütün argümanların hikâye.” Diyecek kadar ileri gidince üzülmekten fazlası kızdım. Bu kardeşlik değil dedim. Ve özellikle bu mesele dahilinde “kardeşlik” kirlenmiş kirletilmiş en günahkar kelimedir ve bu meselenin çözümü olmaktan çok uzağa düşmüştür.

Üzüldüm, kızdım ve son yazısıyla artık öfkelendim Albayrak’a, başlığında “Makul Devlet” ifadesini görünce.

Ve “Yüzyılın en ahlâklı terörle mücadele kampanyası olan mevcut kampanyada, şehirlerin orta yerinde teröristlerle çatır çatır çatışırken ve şehit üstüne şehit verirken bile kontrolünü kaybetmeyip halkın can güvenliğini titizlikle korumaya çalışan güvenlik güçlerine kim tercih eder o “halk savunma birlikleri”ni?” Diye yazdığı için değil ama bunları gelip de o en “ahlaklı terörle mücadele” dediğini görmeden yazdığı için. Devlet şefkat eliyle yaptıklarını ve yapılanların görmediği ve yapılanların mağdurlarına kulak vermediği için öfkeleniyorum.

Ahlaktan anladığı bu ise, şehitlik tanımına bunları yapanlar sığıyor ise söyleyecek bir şeyim yok.

Bir zamanların meşhur şarkısındaki “gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür” misali gelmeden görmeden bu Kürt senin kardeşin, sen kürdün kardeşi olamazsın…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
13 gün önce
16 gün önce
40 gün önce
44 gün önce
46 gün önce
48 gün önce
67 gün önce
69 gün önce
92 gün önce
104 gün önce
128 gün önce
130 gün önce
170 gün önce
173 gün önce
184 gün önce
184 gün önce
184 gün önce
191 gün önce
200 gün önce
209 gün önce
226 gün önce
233 gün önce
240 gün önce
242 gün önce
249 gün önce
267 gün önce
319 gün önce
332 gün önce
361 gün önce
370 gün önce
384 gün önce
394 gün önce
396 gün önce
415 gün önce
451 gün önce
454 gün önce
459 gün önce
466 gün önce
489 gün önce
494 gün önce
503 gün önce
510 gün önce
512 gün önce
531 gün önce
610 gün önce
618 gün önce
629 gün önce
639 gün önce
697 gün önce
723 gün önce
734 gün önce
762 gün önce
772 gün önce
781 gün önce
793 gün önce
795 gün önce
801 gün önce
874 gün önce
880 gün önce
886 gün önce
928 gün önce
933 gün önce
937 gün önce
942 gün önce
972 gün önce
982 gün önce
989 gün önce
1054 gün önce
1056 gün önce
1070 gün önce
1073 gün önce
1080 gün önce
1112 gün önce
1115 gün önce
1116 gün önce
1140 gün önce
1159 gün önce
1166 gün önce
1187 gün önce
1188 gün önce
1201 gün önce
1209 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=