Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

AY’IN KARANLIK YÜZÜ MÜLTECİ SORUNU

14 Mart 2016, 17:38 - Okunma: 2603

Avrupa birliği ile Türkiye arasında, Belçika’nın başkenti Brüksel’de yapılan zirvenin ana konusu “Suriyeli mülteciler” ve onlar adına Türkiye’ye verilmesi düşünülen/planlanan yardımın nasıl ve ne miktarda yapılacağı durumu…

Avrupa, Suriyeli mülteciler konusuna, “kendilerine bulaşmaması gereken bir hastalık veya sorun” gibi bakıyor. Mültecilerin Avrupa sınırlarına girmesi istenmiyor.

Bu anlamda Türkiye, mülteciler için bir tampon bölge olarak düşünülüyor.

Suriyeli mülteciler Türkiye’de kalmalı, barınmalı, korunmalı ama Türkiye sınırlarını aşarak Avrupa’ya girmemeli/girmemesi için gerekli önlemler alınmalı.

Makedonya, Sırbistan ve Avusturya, mülteci sorunu yaşamamak için sınır kapılarını kapamış durumda. Macaristan da aynı görüşü paylaşıyor ve sınır kapılarında önlemlerini almış durumda.

Macaristan Başbakanı Orban, “onları alırsam beni direğe assınlar” diyerek kesin tavrını da ortaya koydu. Onların kapılarını katması bir anlamda Avrupa’ya mülteci akınının da durdurulması demek olmasına rağmen yeterli değil.

Avrupa’yı ilgilendiren konu Suriyeli mültecilerin yaşadıkları sorunlar değil elbette.

Onların tek sorunu, mültecilerin ülkelerine giriş yapmaması ve giriş yapanları geri yollanması. Ufak bir detay var. Geri gönderilmesi düşünülenler Suriyeli olmayan mülteciler.

Duruma bakıldığında Avrupa’nın bu konuda uyguladığı esnek politika çok fazla sertleşecek gibi duruyor.

Avrupa’nın kesin talebi, mülteci akınının Türkiye üzerinden geçişi durdurulmalı, özellikle “batı Avrupa’ya” ulaşmamalı, bu konuda gereken ne varsa yapılmalı.

Diğer konu da, deniz yoluyla Yunanistan’a ulaşan mültecilerin Türkiye’ye geri yollanmalarının sağlanması ve Yunanistan’ın mülteci konusunda yükünün sıfırlanmaya çalışılması…

Konu Avrupa açısından çok hassas ve bu konu Türkiye ile birlikte masaya yatırılırken yanına, Avrupa’da vizesiz serbest dolaşımı sağlayacak Schengen anlaşmasını da koyuyor.

Önünde seçim zorlukları bulunan ve seçimlerde Türkiye’den destek sözü alan Almanya başbakanı Angela Merkel, toplantılarda Türkiye’yi savunur pozisyonunu bozmuyor. Merkel’in, Zirve öncesi gazeteye verdiği röportajda;

“Zirvede üç önemli nokta var. Birincisi, Türkiye-AB gündemi.

Mesela, Türkiye’deki mültecileri desteklemek için vereceğimiz 3 milyar Euro hangi projelere gidecek?

İkinci soru, AB dış sınırlarını nasıl koruruz.

Üçüncüsü ise çok zor durumdaki ve yükü tek başına taşıyamayacak Yunanistan’a nasıl yardım ederiz.”

“Biz geçen yıl bir milyonun biraz altında mülteci aldık. Ondan önceki yıl ise 230 bin mülteci. Türkiye ise 2,5 milyon civarında mülteci aldı ve şimdi haklı olarak “Ben bu yükü Avrupa’yla paylaşmak istiyorum” diyor.”

Merkelin açıklamalarında “Türkiye’nin haklı olma durumu” en ilginç bölümü.

Merkel’in, önündeki seçimlerde Türkiye’den alacağı desteğin karşılığını verme çabası. 

Diğer ilginçlik ise, “Türkiye’deki mültecileri desteklemek için vereceğimiz 3 milyar Euro hangi projelere gidecek?” sorusunun sorulması veya kafalarda olması.

Mülteciler için verilmesi düşünülen yardımın nasıl kullanılacağı konusunda şüpheler var. Başbakan Davutoğlu’nun “ her kuruşu kesinlikle mülteciler için harcanacaktır” açıklaması da bu şüphenin varlığının bir ispatı gibi.

Zirvedeki diğer hassas durum, Türkiye’de uygulanan baskı ve şiddet politikasına, mülteci krizi nedeniyle, Türkiye’yi küstürmemek için karşı çıkılamaması…

Avrupa, kendisini mülteci akınından korumak için Türkiye’ye muhtaç durumda.

Türkiye’yi, mülteci akınını durdurmak amaçlı tampon bölge olarak gördüğünden, bu kriz kendileri açısından olumlu bir şekilde çözülene kadar Türkiye’ye muhtaç oldu.

Bu nedenle de karşı çıktığı uygulamalara bir süre daha göz yummak durumunda kalacak.

Şu an için Türkiye’deki demokratik ve insani olmayan uygulamaların hiçbiri Avrupa’nın gündemine giremiyor. Avrupa’nın mülteci akınından kurtulma sorununu Türkiye’de iyi bildiğinden, batıda, özellikle Kürtler üzerindeki baskılar konusunda duyulan tepkinin şimdilik kaydıyla gündeme gelmeyeceğini biliyor ve bu konuda tereddüt yaşamıyor.

Avrupa’nın mülteci korkusunu politik anlamda kullanarak alınacak yardımı arttırma peşinde. Son konuşulan durumda rakam iki katına çıkmış durumda.

Anlaşmaya varılan mülteci krizinde görüşülen maddeler nedeniyle BM mülteciler yüksek komiserliği, varılacak anlaşmanın uluslar arası hukuka uymadığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu açıkladı.

Avrupa sadece mültecilerden nasıl kurtulacağına bakıyor ve çözümün bu yönde olması için çabalıyor. Türkiye ise, alacağı parayı yükseltmek için çaba sarf ederken, diğer taraftan uzun zamandır çözmek için uğraştığı “Avrupa’da serbest dolaşım hakkını” elde etmeye de çalışıyor.

Durum mülteciler için bakıldığında hiç de iç açıcı değil. Konunun “mülteci krizi” olmasına rağmen görüşülen konuların hiçbirinde mülteci sorunları geçmiyor.

Mülteciler için AB tarafından yapılması planlanan ekonomik yardımın nasıl kullanılacağı, mültecilerin eğitim, sağlık, barınma gibi sorunlarının nasıl çözüleceği henüz konuşulmayan konular içinde kalıyor.

Ayrıca, anlaşmaya varılması düşünülen metinde geçen “Avrupa’da bulunan veya üçüncü ülkelere giden mültecilerin de Türkiye’ye yollanması ve barındırılması konusu da muamma. Tasarlanan gerçekleşirse Türkiye’deki mülteci sayısının 5 milyona ulaşması bekleniyor. Bu kadar büyük sayıdaki mültecilerin sorunlarının nasıl çözülebileceği ise hiç tartışma alanının içerisine girememiş.

Türkiye’de bulunan mültecilerin sadece 300 bin civarı kamplarda barınıyor.

Kalan 2 milyondan fazla mülteci ise ülkeye yayılmış durumda ve nerede ne kadar mülteci yaşadığı kesin olarak bilinemiyor. Türkiye’ye dağılmış mültecilerin nasıl ve nerede toplanacağı da henüz belli olmayan, konuşulmayan konular içerisinde.

Dünyanın uydusu olan “Ay” bir yüzün hiç göstermez. Orası hep karanlıktır. Orada ne olup bittiğini göremezsiniz. Mülteciler sorununda da Avrupa’nın tavrı, Ay’ın karanlık yüzü gibidir.

Konuşulanlar, “mültecilerin Avrupa’ya girişlerinin engellenmesi ve geri dönüşlerinin sağlanması”, “Türkiye’ye mülteciler için parasal yardım yapılması”, “Schengen anlaşması uyarınca Türkiye’ye vizesiz serbest dolaşım hakkının sağlanması.”

Konuşulmayanlar ise, mültecilerin yaşadıkları sorunlar ve bunların nasıl çözüleceği…

Mülteciler için Türkiye’ye önerilen yıllık 3 milyar Euro, mülteci başına 1000 Euro’luk bir rakam. Bu rakamın mülteciler için yeterli olup olmadığı da ayrı bir soru işareti.

“Kayseri usulü pazarlık” diye adlandırılan bu yapılan insan pazarlığı, insanlık dışı olması ise hiç de sorun olarak görünmüyor!

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
94 gün önce
103 gün önce
125 gün önce
179 gün önce
347 gün önce
360 gün önce
368 gün önce
479 gün önce
511 gün önce
560 gün önce
619 gün önce
643 gün önce
661 gün önce
666 gün önce
703 gün önce
707 gün önce
727 gün önce
728 gün önce
741 gün önce
748 gün önce
751 gün önce
756 gün önce
759 gün önce
762 gün önce
764 gün önce
769 gün önce
776 gün önce
777 gün önce
778 gün önce
780 gün önce
783 gün önce
787 gün önce
801 gün önce
802 gün önce
808 gün önce
826 gün önce
833 gün önce
834 gün önce
836 gün önce
837 gün önce
839 gün önce
840 gün önce
841 gün önce
842 gün önce
843 gün önce
846 gün önce
853 gün önce
854 gün önce
855 gün önce
857 gün önce
864 gün önce
867 gün önce
868 gün önce
871 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=