Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

NEWROZ ÖZGÜRLÜKTÜR

20 Mart 2016, 15:24 - Okunma: 2196

Birçok dilde farklı kelimelerle ifade edilse de kültürlere işlemiş, geleneksel hale gelmiş, birçok toplumun takvimlerinde baharın ilk gününü gösteren ve yeni gün anlamına gelen gündür.

21 Martta dünya güneşe karşı dik durumdadır. Güney ve kuzey yarım küreleri güneş ışığını birlikte alırlar. Gece ve gündüz eşitlenir. Güneş ışıkları ekvatora tam dik olarak gelir. Ekseninde eğik olan dünyanın güneşe karşı düz hale geldiği senede iki günden biridir.

Baharın ilk günü, eski toplumlardaki takvimlerin ilk günü olarak kutlanır. Bugünü ilk kurumsallaştıran toplum Zerdüşlük olarak bilinir. Daha sonra MÖ 400 yıllarında, önce Perslerde daha sonra da diğer toplumlarda da kurumsallaşır ve takvimler buna göre ayarlanır.

Gelenekler, kutlamalar, yapılanlar değişse de günün anlamı, önemi, içeriği, insanların güne bakışı birbirine benzerdir. Yılın ilk günü, baharın müjdeleyicisi, hayatın başlangıcı, yaşamın en coşkulu olduğu gündür, Nevroz.

Kürtler de dahil dünyadaki bir çok toplumda aynı anlam ve içerikle kutlanan Nevroz’u, Kürtler için daha önemli daha değerli ve daha anlamlı kılan, Asur dönemindeki Demirci Kawa efsanesi ve bu efsanenin içeriğidir.

Coğrafyada Asur imparatorluğunun etkin ve iktidar olduğu MÖ 2500 yıllarına dayanır Demirci Kawa efsanesi.

Asur imparatoru Dehak’tır. Dehak çok zalim, halkına baskı ve şiddet uygulayan, acımasız ve vicdansız bir imparatordur. Halkın hiç sevmediği, nefret ettiği, korktuğu, çekindiği birisidir. Efsanenin bir çok değişik anlatımı vardır. Kimisinde imparator Dehak’ın omuzlarında iki yılan olduğu, kimisinde ise dermansız yaralar bulunduğu söylenir.

Omuzlarında bulunan yaralar veya dermansız yaralar için sarayın büyücüleri, dermancıları Dehak’a, “iki genç delikanlının beyinlerini yemesi önerilir. Yaralar için başka bir derman, başka bir ilaç bulunmadığını söylerler.

Her gün yakalanan iki genç Kürt, saraya getirilir. Öldürülüp beyinleri çıkarılır. Pişirilip imparator Dehak’a sunulur. Zulümlere, baskı ve şiddete bir de her gün iki gencin yaşamı da eklenmiş olur. Her gün iki Kürt genci ölüme götürülür.

Armayel ve Gabrayel adlı iki kişi sarayın mutfağına aşçı olarak girmeyi başarır. Bu iki korkusuz insan, her gün öldürülmek üzere getirilin iki gençten birisini öldürüp beynini alır, bir de koyun kesip onun beyniyle birlikte Dehak’a sunarlar. Böylece her gün bir Kürt gencin hayatını kurtarmış olurlar. Hayatları kurtulan gençler, hem Dehak’ın zulmünden kaçmak hem de ölmedikleri belli olmasın diye dağlara saklanır.

Her geçen gün dağlarda, ölümden kurtulup saklanan genç sayısı artmaktadır.

Sarayın bulunduğu şehirde demircilik yapan Kawa adlı, Yiğit, cüsseli ve korkusuz biri vardır. Demircilik yapmaktan kasları şişmiş, emeği ile geçinen, kimseye eyvallahı olmayan, korkusuz ve dürüst bir insandır. Tüm şehir insanlarınca sevilir ve saygı görür.

Kawa, her gün yaşamı kurtulup dağlara saklanan gençleri bulur. Onlarla sohbetler eder, savaşmak için eğitir. Dağlarda saklanan gençlere yiyecek ve ihtiyaçlarını taşır. Gençler Kawa’ya güvenmekte ve sevmektedir. 

Her gün birer birer çoğalan gençler sonunda bir ordu haline gelirler. Eğitimlerini yapmakta, savaş için hazırlanmaktadırlar. Kawa, onlara savaşmanın, zalim imparatoru devirmenin, zulmü yok etmenin gününün geleceğini söylemiş ama hangi gün olacağını söylememiştir.

Gençlere, şehrin sırtını dayadığı ve gençleri bağrında saklayan heybetli dağın zirvesini gösterip “bir gün orada bir ışık göreceksiniz, büyük bir ateşin yanarak verdiği ışık. O ışığı, o ateşi gördüğünüzde, zulmün, zalim Dehak’ın devrileceği gün gelmiştir. O gün hepiniz, zulme karşı zalimlere karşı, zalim Dehak’ın ordularına karşı elinizden ne geliyorsa onu yapacaksınız. Zulmün biteceği gün o gündür.” Demişti.

Hergün savaş için hazırlık ve eğitimden ve her gün bir Kürt gencinin yaşamına sebep olan zalim Dehak’ın devrileceği anı düşünmekten başka bir şey yapmayan gençler sabırsızlanmaktadır. Zalime karşı yapılacak savaş adeta bir ibadet gibidir onlar için.

Zalime karşı yapılacak savaş, mazlumlara karşı yapılacak iyiliktir. Mazlumları korumaktır. Mazlumların yanında olmaktır. Mazlumlar annelerimiz, babalarımız, kardeşlerimiz, amca ve dayılarımız, teyze ve halalarımızdır. Atalarımızdır. Zalime karşı yapılacak savaş adalettir. Özgürlüktür. İnsan olmaktır” demişti onlara demirci Kawa.

Hepsi de demirci Kawa’ya inanıyor ve güveniyordu. Kawa’ya yürekleriyle, sevgileriyle, inandıklarıyla bağlanmışlardı. Kawa ne dese kabul ediliyor, inanılıyordu. Kawa dürüsttü. Kimseye yanlış yapmamış, haksızlık yapmamış, kötülük yapmamış aksine herkese her zaman iyiliği dokunmuş tertemiz, insan gibi bir insandı.

İmparator Dehak’ın zulmü, işkenceleri, zalimliği dayanılmaz hale gelmiş, hergün öldürülmek üzere götürülen Kürt gençlerinin anne ve babaları, kardeşleri, yakınları isyan etmekteydiler, çaresizce ve ne yapacaklarını bilmeden. Kawa, onlara da “gününü bekleyin” dedi. “günü gelince bu dağın zirvesinde bir ateş, bir ışık göreceksiniz. O gün dağdan ordular inecek şehre. O gün sizde, o ordularla beraber başlayın isyana” dedi. Beklediler ateşin yanacağı, ışığın dağdan yüreklerine akacağı günü.

20 Martı 21 e bağlayan gece, nevroz’un ilk saatlerinde, şehrin yaslandığı heybetli dağın zirvesinde büyük, çok büyük bir ateş yandı. Öyle bir ateşti ki görmemek mümkün değildi. Öyle bir ateşti ki tüm Asur gördü.

Ateşi gören dağın bağrında saklayıp koruduğu ve ordu haline gelen gençler sevinçle silahlarına, balta ve kılıçlarına sarıldılar. Planlar yapılmış, kim nereden saldıracak belirlenmişti. Hazırlıklar tamam Kawa bekleniyordu.

Kawa dağdan, ateşi yaktığı zirveden inerek gençlerin yanına geldi. Elinde demir dövdüğü, başı insan başı kadar büyük çekici vardı. Her gün çekiciyle demiri tav eden Kawa, bu defa zalimleri tav’a getirecekti.

Gençler ordusu dağdan şehre, gürül gürül akan bir ırmak gibi aktı. Ordunun geldiğini gören şehir halkı da isyana başladı. Dehak’ın zalim orduları çok dayanamadı, haklıların karşısında zalimlerin yenileceği bibi yenildiler.

O gün bu gündür Newroz, Kürtler için sadece baharı müjdeleyen yılın ilk günü değil, zulme karşı, zalimlere karşı isyanın da başladığı, adaletin sağlandığı özgürlük günüdür.

Newroz isyandır…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
129 gün önce
142 gün önce
150 gün önce
261 gün önce
293 gün önce
341 gün önce
401 gün önce
425 gün önce
443 gün önce
448 gün önce
485 gün önce
489 gün önce
509 gün önce
510 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
533 gün önce
538 gün önce
541 gün önce
544 gün önce
546 gün önce
551 gün önce
558 gün önce
559 gün önce
560 gün önce
562 gün önce
565 gün önce
569 gün önce
583 gün önce
584 gün önce
590 gün önce
608 gün önce
615 gün önce
616 gün önce
618 gün önce
619 gün önce
621 gün önce
622 gün önce
623 gün önce
624 gün önce
625 gün önce
628 gün önce
635 gün önce
636 gün önce
637 gün önce
639 gün önce
646 gün önce
649 gün önce
650 gün önce
653 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=