Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

BODRUM KARANLIĞI AYDINLANIRKEN

21 Mart 2016, 17:28 - Okunma: 1902

8 Şubatta TRT de, daha sonra yayından kaldırılan 60 “teröristin” öldürüldüğü haberi ile tüm umutlar yıkılmıştı, Cizre’de günlerdir sağ kurtarılmaları beklenen üç bodrumda sıkışıp kalmış insanlar için. Günlerce telaş içerisinde, devletin aranmadık kademesi bırakılmadan, canlı çıkmaları için uğraş verilen insanların öldüğü haberi! Günlerdir yapılan telefon görüşmeleri, “su heval, su” diye inleyen sesler.

Ardından basit, kuru, duygusuz ses ile verilen “Cizre’de 60 terörist öldürüldü” haberi.

Onların “terörist” olmadığını, onların sığınmak içim bodruma doluşan insanlar olduğunu, onların yaralı ve yardıma muhtaç insanlar olduğunu bilenler, bu haberi duyunca ne hissetti?

Telefon görüşmeleri yapılırken, bodrumlarda sıkışıp kalanların isim listeleri yayınlandı. Kimler olduğu hatta kaç yaşlarında olduğu biliniyordu. Sultan Irmak, 17 yaşında. Göğsünden ve sırtından şarapnel parçalarıyla yaralanmıştı. Yaralılar listesindeydi. Yardım görmediği için her an ölümü bekleniyordu. Öldü. Bodrumlardan çıkarılıp adli tıbba götürülen cenazesi yanmış ve tanınmayacak haldeydi. Teşhisi, ameliyatla takılan platin parçasından yapıldı.

Fehmi dinç. Tamamen yanmıştı. Vücutta kurşun izleri de vardı. Teşhisi ailesi tarafından çok zor yapıldı. Bodrumda mahsur durumdayken zafer işareti yaparak fotoğrafı yayınlanan gençti.

Cizre Halk Meclisi eş başkanı Mehmet Tunç. Henüz görüşmeler yapılırken telefondaki söylemleriyle, canlı çıkamayacaklarını, öldürülmelerinin kesin olduğunu biliyordu.

Kendisinden en son 6 Şubatta haber alınan Azadiya Welat gazetesi yazı işleri müdürü Rohat Aktaş, ın cenazesi de 2 gün önce (24 Şubat) teşhis edildi. Tamamen yanmış bedenlerden alınan DNA örnekleriyle teşhis edilebildiler.

Onunla birlikte, tamamen yanmış ve teşhisi imkansız bedenlerden alınan DNA örnekleriyle, Tuğba Eminoğlu, Adil Küçük, Selim Turay, Mahmut Duymak, Umut Ürek, Metin Karane ve Mahsum Erdoğan da teşhis edilenler arasında.

Cizre’de üç bodrumdan 140 dan fazla cenaze çıkarıldı. Çoğu tamamen yanmış, bir kısmı parçalanmış, kurşun delikleri de bulunan bedenler. 140 dan fazla ölüm. Hepsi de medyaya “terörist” olarak sunuldu. Bu kadar çok “terörist” öldürdükleri için sevinçten ne yapacaklarını bilmeyenler vardı. Zafer naraları yayıldı sosyal medyada, yanan, parçalanan, kurşunlanan bedenler üzerinden.

Ne yazık ki tüm çabalar yetersiz kaldı/bırakıldı. Ambulanslar gönderilmedi. Canlı çıkmaları için koridor açılmadı. Canlı çıkmaları istenmedi. İstenen ölmeleriydi, öldürüldüler.

Resmi açıklamalara ve medyaya göre hepsi “silahlı teröristti” , “dağ kadrosuydu”, borumlar ise karargahtı.

Cizre halk meclisi eş başkanı olan, herkesçe tanınan Mehmet Tunç’un yanında kaç kalaşnikov bulundu?

Muğla/Milas HDP ilçe eş başkanı Derya Koç’da teşhis edilebilenler arasındaydı. Henüz ölümler/öldürmeler gerçekleşmeden önce bir TV kanalına telefonla bağlanarak “Bir binanın bodrum katında 20 kişi hayatını kaybetti. Benimle birlikte 20 de yaralı var. Her an ölebiliriz. Şu an durumumuz çok kritik. Bize de ateş açıyorlar. Onun için halkın acilen buraya gelmesi gerekiyor” demişti. Derya Koç hangi mevzide hangi silahlarla savaşıyordu? Üzerinden çıkan silahlar neydi?

Rohat Aktaş. Beden o kadar yanmış ki teşhisi mümkün değil. Yangın içerisinde kalanlar bile bu kadar yanamaz. DNA örnekleri alınarak teşhisi yapılabilenlerdendi. 

Rohat hangi mevzide çarpışırken öldürüldü?

Hangi silahla öldürüldü?

Hangi silah bu kadar yakar bedeni?

12 yaşında Azadiya Welat gazetesinin dağıtımıyla başlamıştı gazetecilik yaşamına. Gazete dağıtımı da tehlikeli bir işti. Başarıyla yürüttü. Liseyi bitirdikten sonra gazetede çalışmaya başlamış, sorumlu yazı işleri müdürü olmuştu. Daha sonra sahada çalışma isteği ağır basmış, ilk saha işi olarak da Cizre’ye gitmiş, haberi yerinde/olayın içinde kovalamak istemişti. İlk işi son işi olmuştu.

Çatışmalarda ölümden kaçan insanlarla birlikte Cizre’de bir bodruma sığınmışlardı. Ne bilirlerdi ki ölümden korunmak için girdikleri bodrum katının mezarları olacağını!

Bu yazıyı Şubatın 27 sinde yazmıştım. Yayınlanma fırsatı olmamıştı. Bugün basından okuduğum bir haberle yazının dosyasını yeniden açtım. Eklenmesi gereken çok önemli bir bilgi daha vardı. (1)

Bodrumda ölen/öldürülen ve yanmış bedeni üzerinde yapılan DNA testi ile teşhis edilen Berjin Demirkaya’nın babası ve kardeşinin göz altına alındıkları, sorgulandıkları ve daha sonra adli kontrol kararıyla serbest bırakıldıkları haberinin içerisinde geçen bir detay, benim için çok önemli olan detay takıldı gözüme.

Gözaltına alındıkları karakolda Berjin Demirkaya’nın kız kardeşi Mehtap’a, “öldüğünü ne zaman öğrendiniz?” diye soruluyor. Kızkardeşi, “ yapılan DNA test sonuçları geldikten sonra” cevabını veriyor. Ardından soruyu soran asker, “biz daha önceden biliyorduk” diyor.

“Biz daha önceden biliyorduk”

Bu cümle insanın kanını donduruyor. Bu cümle, o bodrumlarda yaşamını bitiren insanların canlı olarak çıkarıldığının ve daha sonra öldürüldüğünün ardından da yakıldığının en önemli delili, en önemli itirafıydı.

Bu cümle, bodrumda yaşamını kaybeden Berjin Demirkaya’nın, öldürülmeden önce sağ olarak dışarıya çıkarıldığını, sorgulandığını, kimlik teşhisi yapıldığını, daha sonra öldürülüp yakıldığını itiraf ediyor. öldürülmeden önce işkence yapılıp yapılmadığı meçhul olsa da.

Bu cümle, TSK’nin sorumlu olduğu ve cevap vermesi gerektiği bir cümle.

Bu cümle, Cizre’de üç ayrı bodrumda, iki yüzden fazla silahsız ve sivil insanın, savaşın tarafı olmayan suçsuz günahsız insanın, sadece Kürt oldukları için, sadece insan oldukları için öldürüldüğünün saklanmadığını gösteren bir cümle.

Bu cümle, insanlığın katledildiğini gözler içine sokan bir cümle.

Bu cümle, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı her yerde, her sokakta, her evde yaşanan insanlık dıramını, görmeyenlere bağıran bir cümle.

Silahsız ve sivil insanlara ateş açabilmek, yakmak, katletmek hangi inanışta, hangi gelenekte, hangi anlayışta var? Dünya üzerinde birçok örneği bulunan bu tür katliamları yapanlar hangi anlayışa, inanışa sahiptir? Sivil ve silahsız o insanları, topla, silahla, yakarak öldürenler şu anda neredeler ve ne düşünüyorlar? Vicdanen, insani olarak yaptıklarından dolayı rahatlar mı?

Son mesajında “Şerefli bir ölüm yaşamanın en güzel ifadesidir” diyen Rohat Aktaş’ın şahsında, sivil ve silahsız olarak, yaşamlarını olmaması gereken bir şekilde kaybeden güzel insanları saygıyla anarak, ölümlerden sorumlu olanları nefretle kınıyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
129 gün önce
142 gün önce
150 gün önce
261 gün önce
293 gün önce
341 gün önce
401 gün önce
425 gün önce
443 gün önce
448 gün önce
485 gün önce
489 gün önce
509 gün önce
510 gün önce
523 gün önce
530 gün önce
533 gün önce
538 gün önce
541 gün önce
544 gün önce
546 gün önce
551 gün önce
558 gün önce
559 gün önce
560 gün önce
562 gün önce
565 gün önce
569 gün önce
583 gün önce
584 gün önce
590 gün önce
608 gün önce
615 gün önce
616 gün önce
618 gün önce
619 gün önce
621 gün önce
622 gün önce
623 gün önce
624 gün önce
625 gün önce
628 gün önce
635 gün önce
636 gün önce
637 gün önce
639 gün önce
646 gün önce
649 gün önce
650 gün önce
653 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=