BU TOPRAKLAR KİMİN? - NAMİ TEMELTAŞ - Batman Sonsöz Gazetesi
Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

BU TOPRAKLAR KİMİN?

23 Mart 2016, 17:41 - Okunma: 3145

Resmi tarihe bakıyorum. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu, 19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışıyla başlayan mücadele sonucu, 23 Nisan 1920’de Millet Meclisinin kuruluşu, ardından da 29 Ekim 1923 de Türkiye Cumhuriyeti resmi olarak ilan edilmesiyle tamamlanıyor. Bu süreç içerisinde birçok savaşa girip çıkılmış.

Türkiye Cumhuriyetinin gerek kuruluş/kurtuluş tarihinde gerekse sonraki gelişme yıllarında, resmi tarih de olsa kuruluş ve kurtuluş anlamında anlatılanlara itirazım yok.

Ancak anlayamadığım ve yaşadığımız günlere bakınca da sindiremediğim birçok durum var.

Anlayamadığım/sindiremediğim ve kabullenemediğim kısım, Çanakkale savaşından tutun da 1. ve 2. İnönü savaşlarına, büyük taarruza kadar yapılan birçok savaşa katılan Anadolu insanın tamamı mıydı yoksa sadece Türk olanlar mıydı?

Şu anda mevcut misak-ı milli denilen sınırlar içerisinde yaşayan birey olarak, bugün yaşananlara baktığımda aklıma gelen ilk soru bu oldu.

Türkiye Cumhuriyeti için savaşan ve devleti kuranlar sadece Türkler miydi? Anadolu’da bulunan diğer etnik kimlikler bu savaşın ve kuruluşun/kurtuluşun içerisinde yok muydu?

Kuruluş ve kurtuluş hareketi içerisinde sadece Türkler vardı” denilirse, cevap bu şekilde olursa söyleyecek bir sözüm kalmaz, kalamaz. Kurtuluş ve kuruluşunu sadece Türklerin yaptığı bir devlette elbette her türlü söz hakkı onlara ait olacaktır.

Buna hiç kimsenin itirazı olamaz. Ancak ne yazık ki gerçek böyle değil.

Çanakkale’den bugüne kadar yapılan her savaşa, her mücadeleye, her çatışmaya, Anadolu denilen topraklar üzerinde yaşayan her etnik kimlik, her dilden ve dinden insan katılmış, emek vermiş, güç vermiş, can vermiştir.

Ermeni’sinden Rum’una, Süryani’sinden Kürt’üne, Arap’ından Çerkez’ine, Laz’ından göçmenine kadar kim yaşamışsa Anadolu’da, kim doğmuş, büyümüş, ekmek yemişse, kim topraklarını ekip biçmişse, kim suyunu içip aş pişirmişse; savaşına da katılmış, büyüyüp kalkınmasına da.

1934 de çıkarılan soyadı kanunu ile “Atatürk” soyadını alan Mustafa Kemal’in önderliğinde başlayan, yürütülen ve başarılan kurtuluş ve kuruluş hareketi içerisine, Anadolu’da yaşayıp da katılmayan, girmeyen, emek vermeyen, ter dökmeyen, can vermeyen kimlik, din veya dil yoktur.

Bütün bunlara rağmen, bugün gelinen noktada, yeri geldiğinde “Ermeni”, “Rum”,”Yahudi” gibi kimlik veya din ifadeleri küfür veya hakaret kavramları olarak kullanılıyorsa, hem de devletin en üst düzeyinde, durup düşünmeli.

Yeri geldiğinde aşağılanıp dövülebiliyor hatta linç’e kadar gidilebiliyorsa herhangi bir kimlik veya din sahibi, bunu yapanlar da kendilerine Türk’üm diyebiliyorlarsa, tam da bu noktada bir terslik, adaletsizlik, hakkaniyetsizlik vardır.

Ciddi ciddi ve uzun uzun düşünmeli.

Anadolu denilen topraklarda doğup büyümüş, bu toprakların gelenek ve göreneklerine göre yaşamış ve bu topraklar için kuruluş ve kurtuluşunda gerektiğinde kanını akıtmış tüm insanların, öncelikle insan olarak, etnik kimliklerine, dil ve dinlerine bakılmaksızın, insan gibi yaşama hakkı vardır ve bunu hiçbir kişi, kurum, güç veya devlet engelleyemez.

Bu topraklarda, misak-ı milli denilen sınırlar içerisinde doğup büyüyen tüm insanların hakkı ve hukuku vardır.

Bu hak ve hukuk, kuruluş ve kurtuluş süresince gereken bedelin ödenmesinden, bu topraklarda, kuruluş ve kurtuluş hareketinden çok önceleri yaşamış olmaktan, atalardan, dedelerden, geçmişten kaynaklıdır.

Hiç kimse, hiçbir etnik kimlik, dil ya da din yandaşı tek başına bu topraklara, bu topraklardaki hak ve hukuka sahip çıkamaz, kendisi dışındakileri yok sayamaz, dışlayıp aşağılayamaz, hakaret edip kovamaz.

Resmi dilin Türkçe olması, devletin adının Türkiye olması, yaşayan herkesin Türk olmasını, nüfusun çoğunun Müslüman olması herkesin Müslüman olmasını gerektirmez.

Türk olmayan nüfusun kendi gelenekleri ve dilleriyle yaşama hakkı vardır/olmalıdır. Müslüman olmayan nüfusun kendi dini inanışlarını yaşayabilme hakkı vardır/olmalıdır.

Bu topraklarda yüz yıllardır yaşamış, toprakları ekip biçmiş, derelerinden su içmiş, ırmaklarında yıkanmış,  denizlerinden tuttuğu balığı yemiş ve günü geldiğinde bu ülkenin kurtuluş ve kuruluşuna katılmış her insanın bu topraklarda hakkı ve hukuku vardır ve bu toprakları, kendisi dışındakilere zarar vermeden tasarruf etme hakkına sahiptir.

Sadece bir etnik kimliğin sahiplerinin, devletin tüm değerlerine sahip çıkıp, kendisi dışındaki etnik kimlik, din ve dilleri hakir görmesi, onlara hak tanımaması, onları aşağılaması kabul edilemez.

Bu ülkede, sadece Kürt olduğu için, sadece Ermeni olduğu için, sadece Alevi olduğu için, sadece Müslüman olmadığı için aşağılanan, hor görülen, öldürülen insanlar var.

Bu ülkenin kuruluş ve kurtuluşunda canıyla katılan Ermeni, Rum, Yahudi ve Kürt gibi kimlikler küfür gibi kullanılıp aşağılanıyorsa, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyorlarsa, hatta kimlikleri, dilleri veya dinleri nedeniyle öldürülüyorsa; bu ülkede adaletten, eşit hak ve hukuktan söz etmek mümkün değildir/olamaz da.

Bugün, ölenlere bile kimliklerine baktıktan sonra üzülüyorsak, kimliklerine baktıktan sonra “oh olmuş” diyebiliyorsak, “keşke yaralı kalmasalardı da hepsi ölseydi” diyebiliyorsak, bu işte, bu kardeşlikte, bu paylaşımda, bu yaşamda bir terslik vardır.

Hiç kimse, kurum veya güç beni kimliğimle, dilimle, dinimle yargılayamaz/yargılamamalıdır. Bu ülkenin her vatandaşı, önce İNSAN’dır.

Önce insan gelir/gelmelidir. Müslüman Ermeni’den, Türk Kürt’ten, Rum Laz’dan, Süryani Çerkez’den daha değerli değildir/olamaz. Hiçbir ırk, kimlik, dil ve din diğerinden üstün değildir. Herkesin ırkı, kimliği, dili ve dini kendisine özeldir, kendisi için önemlidir, kendisi için değerlidir.

Hiçbir Irk, kimlik dil ve din baskı unsuru, üstünlük unsuru, sahiplik unsuru olarak kullanılamaz/kullanılmamalıdır.

Bu topraklar, üzerinde yüz yıllardır yaşamış, savunması, gelişip kollanması üzerindeki tüm insanlarca yapılmış, dolayısı ile yaşayanlarına aittir. Yaşayanlarından birine değil.

Hiç kimse, kimlik, dil ya da din, tek başına bu toprakları sahiplenmesin.

Topraklar için, para için, kimlikler, dil, din için ölümler, öldürmeler, kin ve nefret dursun artık. Bu topraklar bizim, hepimizin...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
79 gün önce
93 gün önce
211 gün önce
219 gün önce
242 gün önce
296 gün önce
464 gün önce
477 gün önce
485 gün önce
596 gün önce
628 gün önce
677 gün önce
736 gün önce
760 gün önce
778 gün önce
783 gün önce
820 gün önce
824 gün önce
844 gün önce
845 gün önce
858 gün önce
865 gün önce
868 gün önce
873 gün önce
876 gün önce
879 gün önce
886 gün önce
893 gün önce
894 gün önce
895 gün önce
897 gün önce
900 gün önce
904 gün önce
918 gün önce
919 gün önce
925 gün önce
943 gün önce
950 gün önce
951 gün önce
953 gün önce
954 gün önce
956 gün önce
957 gün önce
958 gün önce
959 gün önce
960 gün önce
963 gün önce
970 gün önce
971 gün önce
972 gün önce
974 gün önce
981 gün önce
984 gün önce
985 gün önce
988 gün önce

BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?
sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=