Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

ÇİVİSİ ÇIKMIŞ (2)

01 Nisan 2016, 19:13 - Okunma: 1875

Ülkenin tutulur yanlarını yana yakıla düşünüyorsam da bulamadım.

Gerçek anlamda çivisi çıkmış ve yıkılmak üzere duruyor.

Asgari ücret veya emekli maaşı belirlenirken ortaya koyulan ekonomik zorluklar, bütçenin kısıtlı olması, yetersizlik gibi kıstaslar, yönetim harcamalarında geçerli olmuyor.

Yapılan sarayın maliyeti, hala devam eden ek binaları, idari giderleri, zırhlı araçları, danışmanları, hizmetlileri, alınan aşırı lüks eşyaları gibi harcamalarda ekonomik zorluk ve yetersizliklerin teki bile gündeme gelmiyor.

İdari yapının en üst makamı için yapılan sarayın, eksik işlemleri nedeniyle “kaçak inşaat” statüsünde olması ise son kalan çivinin kendisini bırakması gibi bir durum.

Nerenden tutayım seni Türkiye. Nerenden tutsam, yıkılmazsın!

Suikast veya saldırının yapılacağı en son görevli olan Diyanet İşleri Başkanına zırhlı araç tahsisine gülmek mi lazım yoksa ağlamak mı? Karar verilemeyen bir durumda.

Bu güne kadar Cumhurbaşkanlarının özel hayatlarını pek öğrenememiştik.

Bazılarının çocukları ne yapar?  İsimleri nedir? Ne okumuşlar? Kaç çocuğu var? Bilmeyiz bile.

Şimdi ise hem çocuklarını hem torunlarını hem damatları, gelinleri, dünürleri tanıdık.

Kaç gemisi var? Kaç vakfı var? Kaç koruması var? Hepsini öğrenebildik.

Çivisi çıkan ülkede, operasyonlarda, rüşvet suçlamasıyla el koyulan paraların iade kararı sonrası faiziyle birlikte iade edildiğini bile gördük.

Adamlar ayakkabı kutusunda verdiler, bavullarla geri götürdüler de ses çıkaramadık!

Meclis kürsüsünden, kolundaki saati bizzat kendi öz parasıyla! Aldığını, peçeteye yazılmış fatura ile ispat etmeye çalışan bakanları da gördük.

Hatta, suçlanan iş adamları için “Abicim sen o konuda rahat ol... Vallahi böyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım ya...” diyenleri de duyduk.

Madende göçük, yangın ya da su basması gibi felaketler yaşanıyor.

Hayatını kaybeden sayısı 300 ü geçen rakamlarla ifade ediliyor.

Ölenlerin yakınları perişan. İstedikleri sadece ilgi, alaka ve destek. Başbakan Müşaviri almış ölen madencinin kardeşini altına, tekmeliyor.

Yapılan bu insanlık dışı uygulamayı kınayan bir Allah’ın kulu, bir yönetici veya yetkili yok. Bu da yetmezmiş gibi, tekmeleyen müşavir tekmelediği için incinen ayağı için rapor alıyor. Devlet, Tekmelenen ölen madencinin kardeşine dava açılıp tazminata mahkûm ediyor. Neredeyse adamdan dövme parası istenecek! O derece…

Çivi o kadar çok dışarı çıkmış ki nereye dönsen batıyor.

Çivisi çıkmışsa çıkmış, bırak yıkılsın, bırak batsın” da diyemiyorsun, yıkılsa, batsa sen de içinde, altında kalacaksın enkazın. Olmuyor.

Çıkan çivileri yerine oturtmak istesen de buna izin veren yok. Yetkililer, çıkan çivileri yerine yerleştirmeye çalışanları “bırak öyle kalsın” diyerek engelliyor.

Birkaç aklı başında kalan insan bir araya gelerek, çivisi çıkmış ülkenin yıkılmaması için gerekli olan mesajı verebilmek için bildiri yayınlıyor.

Yapılan yanlışlar için “suça ortak olmayacağız”, deniliyor, “barış” isteniyor o bildirilerde. Yazanlar, imzalayanlar anında “vatan haini” olarak damgalanıyor.

Yetmiyor, cezaevine yollanıyor. O da yetmiyor, cezaevinde cezalandırmak için hücreye konuyor.

Bu duruma çivi mi dayanır?

Çivi fırlatır kendini çakıldığı yerden, “ben duramam buralarda, bu durumda” der, gider!

Ülkenin yönetimindeki en üst kişisi, yaptığı toplantılarda, “gerektiğinde mevzuatları bir tarafa koyacaksınız, aklınıza güveneceksiniz” der ise, bunu dinleyen cemaat ne yapar?

Yasaların uygulanmasını denetlemek ve hukuk düzenini korumakla görevli bir yetkilin çıkıp da “gerektiğinde yasaya uyma” dediğinde, bu milletin dünden razı olan yasa dışı insanları ne yapar? Biraz düşünün de çıkan çivinin boyunu hesaplayın.

Yasaları gerektiğinde, (ne durumlarda gerekir, nasıl gerekir? Gibi sorulara da gerek yok) gerekip gerekmediği yine “gerektiğinde” diyen tarafından belirlenip söylenecektir mutlaka, işte tam da o anda yasaları bir kenara koyarak emirlerle davranmanın yasalaştığını da duyduk çok şükür, son çivi henüz tutuyorken.

Bir ilçenin tamamının yıkılabildiğini de gördük. Bir ilçenin tamamı! Ufak tefek de değil, 130 bin nüfusa sahip bir ilçe, 7500 yıllık geçmişi olan bir ilçe, içerisi tarih kokan, tarih fışkıran bir ilçe, bir şehrin kalbi, ruhu, aslı olan bir ilçe, tüm evleri ve işyerleriyle yıkıldı, “terörist” temizlemek bahanesiyle tertemiz edildi.

Yıkıldıktan sonra da, yıkılan ev ve işyerlerinin sahiplerine sorma zahmetinde bulunulmadan, belediye binası dâhil kamulaştırıldı.

Bir ilçe yok edildi.

Bir ilçe öldürüldü.

Gerekti, mevzuatlar bir tarafa bırakılarak yapıldı.

Şimdi, çivi bunun neresinde? Diye bir soru gelecek aklınıza, bulabilirseniz sizin çivinizden de şüphelenmek gerekecek.

Çivisi çıkmış bir ülkede neler olmaz ki.

Hazır mevzuatlar gerektiği için bir tarafa koyulmuşken.

Hazır, “ben anayasa mahkemesinin verdiği kararı tanımıyorum, saygı duymuyorum” diyerek, hukukun en son kalesinin temeli dinamitlenmişken…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
188 gün önce
201 gün önce
209 gün önce
320 gün önce
352 gün önce
400 gün önce
460 gün önce
484 gün önce
502 gün önce
507 gün önce
544 gün önce
548 gün önce
568 gün önce
569 gün önce
582 gün önce
589 gün önce
592 gün önce
597 gün önce
600 gün önce
603 gün önce
605 gün önce
610 gün önce
617 gün önce
618 gün önce
619 gün önce
621 gün önce
624 gün önce
628 gün önce
642 gün önce
643 gün önce
649 gün önce
667 gün önce
674 gün önce
675 gün önce
677 gün önce
678 gün önce
680 gün önce
681 gün önce
682 gün önce
683 gün önce
684 gün önce
687 gün önce
694 gün önce
695 gün önce
696 gün önce
698 gün önce
705 gün önce
708 gün önce
709 gün önce
712 gün önce
BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?
sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=