Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

ÇİVİSİ ÇIKMIŞ (2)

01 Nisan 2016, 19:13 - Okunma: 2521

Ülkenin tutulur yanlarını yana yakıla düşünüyorsam da bulamadım.

Gerçek anlamda çivisi çıkmış ve yıkılmak üzere duruyor.

Asgari ücret veya emekli maaşı belirlenirken ortaya koyulan ekonomik zorluklar, bütçenin kısıtlı olması, yetersizlik gibi kıstaslar, yönetim harcamalarında geçerli olmuyor.

Yapılan sarayın maliyeti, hala devam eden ek binaları, idari giderleri, zırhlı araçları, danışmanları, hizmetlileri, alınan aşırı lüks eşyaları gibi harcamalarda ekonomik zorluk ve yetersizliklerin teki bile gündeme gelmiyor.

İdari yapının en üst makamı için yapılan sarayın, eksik işlemleri nedeniyle “kaçak inşaat” statüsünde olması ise son kalan çivinin kendisini bırakması gibi bir durum.

Nerenden tutayım seni Türkiye. Nerenden tutsam, yıkılmazsın!

Suikast veya saldırının yapılacağı en son görevli olan Diyanet İşleri Başkanına zırhlı araç tahsisine gülmek mi lazım yoksa ağlamak mı? Karar verilemeyen bir durumda.

Bu güne kadar Cumhurbaşkanlarının özel hayatlarını pek öğrenememiştik.

Bazılarının çocukları ne yapar?  İsimleri nedir? Ne okumuşlar? Kaç çocuğu var? Bilmeyiz bile.

Şimdi ise hem çocuklarını hem torunlarını hem damatları, gelinleri, dünürleri tanıdık.

Kaç gemisi var? Kaç vakfı var? Kaç koruması var? Hepsini öğrenebildik.

Çivisi çıkan ülkede, operasyonlarda, rüşvet suçlamasıyla el koyulan paraların iade kararı sonrası faiziyle birlikte iade edildiğini bile gördük.

Adamlar ayakkabı kutusunda verdiler, bavullarla geri götürdüler de ses çıkaramadık!

Meclis kürsüsünden, kolundaki saati bizzat kendi öz parasıyla! Aldığını, peçeteye yazılmış fatura ile ispat etmeye çalışan bakanları da gördük.

Hatta, suçlanan iş adamları için “Abicim sen o konuda rahat ol... Vallahi böyle bir şey varsa senin önüne ben yatarım ya...” diyenleri de duyduk.

Madende göçük, yangın ya da su basması gibi felaketler yaşanıyor.

Hayatını kaybeden sayısı 300 ü geçen rakamlarla ifade ediliyor.

Ölenlerin yakınları perişan. İstedikleri sadece ilgi, alaka ve destek. Başbakan Müşaviri almış ölen madencinin kardeşini altına, tekmeliyor.

Yapılan bu insanlık dışı uygulamayı kınayan bir Allah’ın kulu, bir yönetici veya yetkili yok. Bu da yetmezmiş gibi, tekmeleyen müşavir tekmelediği için incinen ayağı için rapor alıyor. Devlet, Tekmelenen ölen madencinin kardeşine dava açılıp tazminata mahkûm ediyor. Neredeyse adamdan dövme parası istenecek! O derece…

Çivi o kadar çok dışarı çıkmış ki nereye dönsen batıyor.

Çivisi çıkmışsa çıkmış, bırak yıkılsın, bırak batsın” da diyemiyorsun, yıkılsa, batsa sen de içinde, altında kalacaksın enkazın. Olmuyor.

Çıkan çivileri yerine oturtmak istesen de buna izin veren yok. Yetkililer, çıkan çivileri yerine yerleştirmeye çalışanları “bırak öyle kalsın” diyerek engelliyor.

Birkaç aklı başında kalan insan bir araya gelerek, çivisi çıkmış ülkenin yıkılmaması için gerekli olan mesajı verebilmek için bildiri yayınlıyor.

Yapılan yanlışlar için “suça ortak olmayacağız”, deniliyor, “barış” isteniyor o bildirilerde. Yazanlar, imzalayanlar anında “vatan haini” olarak damgalanıyor.

Yetmiyor, cezaevine yollanıyor. O da yetmiyor, cezaevinde cezalandırmak için hücreye konuyor.

Bu duruma çivi mi dayanır?

Çivi fırlatır kendini çakıldığı yerden, “ben duramam buralarda, bu durumda” der, gider!

Ülkenin yönetimindeki en üst kişisi, yaptığı toplantılarda, “gerektiğinde mevzuatları bir tarafa koyacaksınız, aklınıza güveneceksiniz” der ise, bunu dinleyen cemaat ne yapar?

Yasaların uygulanmasını denetlemek ve hukuk düzenini korumakla görevli bir yetkilin çıkıp da “gerektiğinde yasaya uyma” dediğinde, bu milletin dünden razı olan yasa dışı insanları ne yapar? Biraz düşünün de çıkan çivinin boyunu hesaplayın.

Yasaları gerektiğinde, (ne durumlarda gerekir, nasıl gerekir? Gibi sorulara da gerek yok) gerekip gerekmediği yine “gerektiğinde” diyen tarafından belirlenip söylenecektir mutlaka, işte tam da o anda yasaları bir kenara koyarak emirlerle davranmanın yasalaştığını da duyduk çok şükür, son çivi henüz tutuyorken.

Bir ilçenin tamamının yıkılabildiğini de gördük. Bir ilçenin tamamı! Ufak tefek de değil, 130 bin nüfusa sahip bir ilçe, 7500 yıllık geçmişi olan bir ilçe, içerisi tarih kokan, tarih fışkıran bir ilçe, bir şehrin kalbi, ruhu, aslı olan bir ilçe, tüm evleri ve işyerleriyle yıkıldı, “terörist” temizlemek bahanesiyle tertemiz edildi.

Yıkıldıktan sonra da, yıkılan ev ve işyerlerinin sahiplerine sorma zahmetinde bulunulmadan, belediye binası dâhil kamulaştırıldı.

Bir ilçe yok edildi.

Bir ilçe öldürüldü.

Gerekti, mevzuatlar bir tarafa bırakılarak yapıldı.

Şimdi, çivi bunun neresinde? Diye bir soru gelecek aklınıza, bulabilirseniz sizin çivinizden de şüphelenmek gerekecek.

Çivisi çıkmış bir ülkede neler olmaz ki.

Hazır mevzuatlar gerektiği için bir tarafa koyulmuşken.

Hazır, “ben anayasa mahkemesinin verdiği kararı tanımıyorum, saygı duymuyorum” diyerek, hukukun en son kalesinin temeli dinamitlenmişken…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
44 gün önce
58 gün önce
176 gün önce
184 gün önce
207 gün önce
261 gün önce
429 gün önce
442 gün önce
450 gün önce
561 gün önce
593 gün önce
642 gün önce
701 gün önce
725 gün önce
744 gün önce
748 gün önce
785 gün önce
789 gün önce
809 gün önce
810 gün önce
823 gün önce
830 gün önce
833 gün önce
838 gün önce
841 gün önce
844 gün önce
846 gün önce
851 gün önce
858 gün önce
859 gün önce
860 gün önce
862 gün önce
865 gün önce
869 gün önce
883 gün önce
884 gün önce
890 gün önce
908 gün önce
915 gün önce
916 gün önce
918 gün önce
919 gün önce
921 gün önce
922 gün önce
923 gün önce
924 gün önce
925 gün önce
928 gün önce
935 gün önce
936 gün önce
937 gün önce
939 gün önce
946 gün önce
949 gün önce
950 gün önce
953 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=