AYIP OLDU - NAMİ TEMELTAŞ - Batman Sonsöz Gazetesi
Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

AYIP OLDU

05 Nisan 2016, 17:11 - Okunma: 2365

İdil’de sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar sona erdi. Ölen/öldürülenlerin bitirilmesi sonrası insanlara evlerine dönüş izni verildi.

Evlerine dönüş izni!

Hangi evlerine?

Geri dönülecek ev kalmış mı?

Gazeteciler İdil’deki son durumu, operasyon sonrası yaşanmış ve yaşananları görüntülemek, yazmak ve haberleştirmek adına ilçede gezerken, yıkılmış bir evin önünde, ne yapacağını bilmez halde oturan kadının yanına gidiyorlar.

Amaç, kadından yaşadıkları ve son durum hakkında bilgi almak ve durumu öğrenmek.

Kadının yanına geldiklerinde, kadın mahcup ve üzgün biçimde karşılıyor kendilerini. Olanlardan, yaşananlardan konuşuyorlar.

Çekilen acılar konuşmanın rengini oluşturuyor. Çekilen acılar çok fazla, çok derin, çok acıtıyor.

Kadının yüzü yere bakıyor. Sesi titriyor. Biraz utangaç, biraz da üzgün, dökülüyor kelimeler dudaklarından, kırılarak.

“Oğlum, ev yıkılmış, size çay da veremedim. Ayıp oldu”

Gazeteciler suskun.

Söylenecek kelimeler kırılıyor içlerinde, paramparça…

Kısa süre içerisinde o kadar çok yaşandı ki acılar, hangisine üzüleceğini bilmeden bir evini, bir eşyalarını, bir ölen/öldürülen yakınlarını düşünüyor. Sonra da geleceği, olmayan, görünmeyen, karartılmış geleceğini düşünüyor.

Yine de mahcup, yine de üzgün, yanına gelen misafirdir, yanına gelen ağırlanmalıdır. Böyle görmüş büyüklerinden, böyle yaşamış, böyle yapmış.

Tanrı misafiri gelmiş kapısına, artık olmayan evinin kapısına. Kadının üzüldüğü evini bırakıp, ikram edemediği çay’ın üzüntüsünü yaşıyor.

“Size çay da veremedim”

Ne kadar ağır bir cümle.

Ne kadar acı dolu.

Ne kadar hüzün yüklü, hüzünlerini döktü dökecek…

Bu kadının suçu neydi?

O topraklarda doğmuş, o topraklarda yeşermiş, o toprakların diliyle konuşmuş olmaktan, çocuklarını da o topraklarda doğurup büyütmekten başka!

“Teröristleri” temizleyeceğim diye önce evlerinden zorla çıkarıp süresi belli olmayan sürgüne gönderen, sonra da geride bıraktıkları evlerini eşyalarını yakıp yıkan, ardından da alay eder gibi “evlerinize geri dönebilir siniz” diyenler, hiç mi vicdanınız yok?

Evlerini yıkıp, yatak odalarına, mahremlerine girip fotoğraf çektirmek zevk mi veriyor?

Sadece Kürt oldukları için, sadece Kürtçe konuştukları için, sadece o topraklarda yaşadıkları için insanların geleceklerini yok etmek, yaşamlarını yok etmek, acı üstüne acı çekmelerine neden olmak nasıl bir duygudur?

Onlar ki,  bırakmadığınız kapılarına gelen “tanrı misafirine” yıkılan evlerinden önce, ikram edemedikleri çay için üzülecek kadar insandırlar.

Onlar ki en az seni doğuran anan kadar temizdirler.

Onlar ki en az senin kurban olduğun evladın kadar temiz nice evlatlar doğurdular.

Sen gittin, girilemez olan, mahrem olan yatak odalarına girip, terlikle basmaya kıyamadıkları halılara postallarınla basıp, utanmazca resim çektirdikten sonra da o güzelim, o emek dolu, o yılların birikimi evi yıkıp gittin…

Operasyonlar bitip evine döndüğünde seni “baba” olarak seven, sana güvenen, seni “tertemiz” sanan, seni “insan” sana evladının gözlerinin içine nasıl bakacaksın?

Evladın sana, “baba oralarda neler yaptınız?” diye sorduğunda onlara, “evlerini yıktık, eşyalarını yağmaladık, çocuk, büyük, kadın, erkek demeden öldürdük, soylarını kuruttuk, çok acı verdik onlara, oh olsun” diyebilecek misin? Evlatlarının gözlerinin içine bakarak, vicdanın acımadan ve gururla!

Sen de gitseydin sana da ikram edemeyeceği çay için üzülürdü o kadın. O sözleri duyduğunda hiç mi içinden acıma, pişmanlık, hüzün geçmedi?

Kalmadı mı insanlığınız?

Ne yaptı bu Kürtler size de sizler bu kadar öfke, bu kadar kin, bu kadar gözü dönmüşlük birikti içinize de insanlıktan çıkıp kan gölüne çevirdiniz, çiçek kokan toprakları.

“Öldürme yetkisi” verenlerin sizlerden istedikleri bu muydu?

Öldürme yetkisi” bu kadar çıkarır mı insanı insanlıktan?

Sokağa çıkma yasakları, operasyonlar, öldürmeler ve yıkımlarla dolu bu savaş bir gün bitecek. Bir gün yeniden açacak çiçekler.

Bir gün yeniden güllük gülistanlık olacak memleket. O gün geldiğinde, o gün, siz, bunca acıya neden olan siz, hiç düşünmeyecek misiniz?

Yaptıklarınızı, çektirdiğiniz acıları, yıktığınız evleri, öldürdüğünüz gençleri, çocukları, anaları, yaşlıları, şiddet uyguladığınız kişileri, yok ettiğiniz gelecekleri…

Evlerini yıktıklarınızın neler yaptığını, nerelerde sefalet içerisinde yaşamaya çalıştıklarını, öldürdüğünüz çocukları, anaları, babaları için yaktıkları acı dolu ağıtları hiç mi düşünmeyeceksiniz?

Hiç mi sızlamayacak vicdanınız?

Evini yıkmanıza rağmen “Oğlum, ev yıkılmış, size çay da veremedim. Ayıp oldu” Diyebilecek kadar insan olan o kadını hiç mi aklınıza gelmeyecek?

Düşmana bile yapılmayacakları yaptınız kendi halkınıza, kendi insanınıza.

Yazıklar olsun sizlere, sizlere bu emri verenlere, göz yumanlara, destekleyenlere…

Yazıklar olsun hepinize...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
79 gün önce
93 gün önce
211 gün önce
219 gün önce
242 gün önce
296 gün önce
464 gün önce
477 gün önce
485 gün önce
596 gün önce
628 gün önce
677 gün önce
736 gün önce
760 gün önce
778 gün önce
783 gün önce
820 gün önce
824 gün önce
844 gün önce
845 gün önce
858 gün önce
865 gün önce
873 gün önce
876 gün önce
879 gün önce
881 gün önce
886 gün önce
893 gün önce
894 gün önce
895 gün önce
897 gün önce
900 gün önce
904 gün önce
918 gün önce
919 gün önce
925 gün önce
943 gün önce
950 gün önce
951 gün önce
953 gün önce
954 gün önce
956 gün önce
957 gün önce
958 gün önce
959 gün önce
960 gün önce
963 gün önce
970 gün önce
971 gün önce
972 gün önce
974 gün önce
981 gün önce
984 gün önce
985 gün önce
988 gün önce

BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?
sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=