Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

AYIP OLDU

05 Nisan 2016, 17:11 - Okunma: 3588

İdil’de sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar sona erdi. Ölen/öldürülenlerin bitirilmesi sonrası insanlara evlerine dönüş izni verildi.

Evlerine dönüş izni!

Hangi evlerine?

Geri dönülecek ev kalmış mı?

Gazeteciler İdil’deki son durumu, operasyon sonrası yaşanmış ve yaşananları görüntülemek, yazmak ve haberleştirmek adına ilçede gezerken, yıkılmış bir evin önünde, ne yapacağını bilmez halde oturan kadının yanına gidiyorlar.

Amaç, kadından yaşadıkları ve son durum hakkında bilgi almak ve durumu öğrenmek.

Kadının yanına geldiklerinde, kadın mahcup ve üzgün biçimde karşılıyor kendilerini. Olanlardan, yaşananlardan konuşuyorlar.

Çekilen acılar konuşmanın rengini oluşturuyor. Çekilen acılar çok fazla, çok derin, çok acıtıyor.

Kadının yüzü yere bakıyor. Sesi titriyor. Biraz utangaç, biraz da üzgün, dökülüyor kelimeler dudaklarından, kırılarak.

“Oğlum, ev yıkılmış, size çay da veremedim. Ayıp oldu”

Gazeteciler suskun.

Söylenecek kelimeler kırılıyor içlerinde, paramparça…

Kısa süre içerisinde o kadar çok yaşandı ki acılar, hangisine üzüleceğini bilmeden bir evini, bir eşyalarını, bir ölen/öldürülen yakınlarını düşünüyor. Sonra da geleceği, olmayan, görünmeyen, karartılmış geleceğini düşünüyor.

Yine de mahcup, yine de üzgün, yanına gelen misafirdir, yanına gelen ağırlanmalıdır. Böyle görmüş büyüklerinden, böyle yaşamış, böyle yapmış.

Tanrı misafiri gelmiş kapısına, artık olmayan evinin kapısına. Kadının üzüldüğü evini bırakıp, ikram edemediği çay’ın üzüntüsünü yaşıyor.

“Size çay da veremedim”

Ne kadar ağır bir cümle.

Ne kadar acı dolu.

Ne kadar hüzün yüklü, hüzünlerini döktü dökecek…

Bu kadının suçu neydi?

O topraklarda doğmuş, o topraklarda yeşermiş, o toprakların diliyle konuşmuş olmaktan, çocuklarını da o topraklarda doğurup büyütmekten başka!

“Teröristleri” temizleyeceğim diye önce evlerinden zorla çıkarıp süresi belli olmayan sürgüne gönderen, sonra da geride bıraktıkları evlerini eşyalarını yakıp yıkan, ardından da alay eder gibi “evlerinize geri dönebilir siniz” diyenler, hiç mi vicdanınız yok?

Evlerini yıkıp, yatak odalarına, mahremlerine girip fotoğraf çektirmek zevk mi veriyor?

Sadece Kürt oldukları için, sadece Kürtçe konuştukları için, sadece o topraklarda yaşadıkları için insanların geleceklerini yok etmek, yaşamlarını yok etmek, acı üstüne acı çekmelerine neden olmak nasıl bir duygudur?

Onlar ki,  bırakmadığınız kapılarına gelen “tanrı misafirine” yıkılan evlerinden önce, ikram edemedikleri çay için üzülecek kadar insandırlar.

Onlar ki en az seni doğuran anan kadar temizdirler.

Onlar ki en az senin kurban olduğun evladın kadar temiz nice evlatlar doğurdular.

Sen gittin, girilemez olan, mahrem olan yatak odalarına girip, terlikle basmaya kıyamadıkları halılara postallarınla basıp, utanmazca resim çektirdikten sonra da o güzelim, o emek dolu, o yılların birikimi evi yıkıp gittin…

Operasyonlar bitip evine döndüğünde seni “baba” olarak seven, sana güvenen, seni “tertemiz” sanan, seni “insan” sana evladının gözlerinin içine nasıl bakacaksın?

Evladın sana, “baba oralarda neler yaptınız?” diye sorduğunda onlara, “evlerini yıktık, eşyalarını yağmaladık, çocuk, büyük, kadın, erkek demeden öldürdük, soylarını kuruttuk, çok acı verdik onlara, oh olsun” diyebilecek misin? Evlatlarının gözlerinin içine bakarak, vicdanın acımadan ve gururla!

Sen de gitseydin sana da ikram edemeyeceği çay için üzülürdü o kadın. O sözleri duyduğunda hiç mi içinden acıma, pişmanlık, hüzün geçmedi?

Kalmadı mı insanlığınız?

Ne yaptı bu Kürtler size de sizler bu kadar öfke, bu kadar kin, bu kadar gözü dönmüşlük birikti içinize de insanlıktan çıkıp kan gölüne çevirdiniz, çiçek kokan toprakları.

“Öldürme yetkisi” verenlerin sizlerden istedikleri bu muydu?

Öldürme yetkisi” bu kadar çıkarır mı insanı insanlıktan?

Sokağa çıkma yasakları, operasyonlar, öldürmeler ve yıkımlarla dolu bu savaş bir gün bitecek. Bir gün yeniden açacak çiçekler.

Bir gün yeniden güllük gülistanlık olacak memleket. O gün geldiğinde, o gün, siz, bunca acıya neden olan siz, hiç düşünmeyecek misiniz?

Yaptıklarınızı, çektirdiğiniz acıları, yıktığınız evleri, öldürdüğünüz gençleri, çocukları, anaları, yaşlıları, şiddet uyguladığınız kişileri, yok ettiğiniz gelecekleri…

Evlerini yıktıklarınızın neler yaptığını, nerelerde sefalet içerisinde yaşamaya çalıştıklarını, öldürdüğünüz çocukları, anaları, babaları için yaktıkları acı dolu ağıtları hiç mi düşünmeyeceksiniz?

Hiç mi sızlamayacak vicdanınız?

Evini yıkmanıza rağmen “Oğlum, ev yıkılmış, size çay da veremedim. Ayıp oldu” Diyebilecek kadar insan olan o kadını hiç mi aklınıza gelmeyecek?

Düşmana bile yapılmayacakları yaptınız kendi halkınıza, kendi insanınıza.

Yazıklar olsun sizlere, sizlere bu emri verenlere, göz yumanlara, destekleyenlere…

Yazıklar olsun hepinize...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
223 gün önce
287 gün önce
292 gün önce
299 gün önce
627 gün önce
641 gün önce
759 gün önce
768 gün önce
790 gün önce
844 gün önce
1012 gün önce
1026 gün önce
1034 gün önce
1145 gün önce
1176 gün önce
1225 gün önce
1285 gün önce
1308 gün önce
1327 gün önce
1331 gün önce
1369 gün önce
1373 gün önce
1393 gün önce
1393 gün önce
1397 gün önce
1407 gün önce
1413 gün önce
1422 gün önce
1424 gün önce
1428 gün önce
1429 gün önce
1433 gün önce
1434 gün önce
1442 gün önce
1443 gün önce
1443 gün önce
1445 gün önce
1449 gün önce
1452 gün önce
1467 gün önce
1468 gün önce
1470 gün önce
1474 gün önce
1492 gün önce
1493 gün önce
1499 gün önce
1500 gün önce
1502 gün önce
1503 gün önce
1504 gün önce
1505 gün önce
1506 gün önce
1507 gün önce
1509 gün önce
1511 gün önce
1518 gün önce
1520 gün önce
1521 gün önce
1523 gün önce
1530 gün önce
1533 gün önce
1534 gün önce
1537 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=