Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

HALK TİPİ DEVLET DERSİ (2)

12 Nisan 2016, 18:12 - Okunma: 997

Devleti kuranlar içerisinde tam bir uyum yoktur. Güç dengeleri hangi taraftan yana ise o taraf devlet içerisinde daha güçlü olur. Asla tam birlik olmaz/olamaz.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda yer alanlarda da böyle oldu. Dünya hızla kapitalist sisteme doğru yöneliyordu.

Ülkede üretim ilişkilerinde ağırlık toprağa dayalı feodal sistemdi.  Kurucular içerisindeki sayısal ağırlık da bu yöndeydi. Toprak ağaları ve aşiret beyleri çoğunluktaydı.

Esnaf ve tüccarlar azınlıktı. Sanayici yoktu. Ülkede sanayi işletmesi denilebilecek bir kurum henüz yoktu. 2 askeri fabrika ve 280 civarında atölye bulunuyordu.

Devletin sahibi toprağın sahipleriydi. Toprak ağaları ve aşiret beyleri ekilebilir alanların neredeyse tamamına yakınına sahiptiler.

Bu durum da onları devlet içerisinde daha güçlü kılıyordu. Yapılan yasalar toprak ağalarına ve aşiret beylerine zarar vermeyecek türden yapılıyordu.

İlk nüfus sayımı 1927 de yapılmış bu sayıma göre nüfus 13.648.000 çıkmıştı. Nüfusun % 47 si toprakla uğraşırken % 3 ü esnaf ve sanatkâr, % 2 si sanayi çalışanlarıydı.

Nüfus yapısı topraktan yanaydı ve toprağın gücünü gözler önüne seriyordu.

Ekonomik durumlar kişisel sanayi yatırımları yapabilecek düzeyde olmadığından sanayileşme ilk yıllarda devlet aracılığı ile yapıldı. Sanayileşme zorunluydu.

Sanayileşmenin ekonomik desteğini sağlamak için bankalar kuruldu.

Halkın paralarını bankalara yatırması sağlandı ve böylece sanayilerin kurulması için ekonomik kaynak yaratılmış oluyordu.

Devletin kuruluşunda Anadolu’da yaşayan tüm etnik kimlikler kuruluşta yer almıştı almasına ama kimlik olarak değil, aşiret reisi olarak, toprak ağası olarak tüccar olarak, Şeyh olarak yer almışlardı. Hiçbirisi kendi etnik kimliğini, gelmiş olduğu halkı temsil etmiyor, sadece o halk üzerinde yönlendirici gücü bulunuyordu.

Savaşmak için asker olacak gençleri aşiretten, marabalardan, müritlerden seçip gönderiyorlardı. Çalışacak kişiler de ağalar, aşiret reisleri veya şeyhler tarafından aynı yöntemle seçilip gönderiliyordu.

Ulusal kimlikler sadece isimlerin başına, belirlemek amaçlı ekleniyor, temsil amaçlı herhangi bir ifade kullanılmıyordu.

Halk, savaşlarda ölmek, tarlalarda, fabrikalarda, neredeyse boğaz tokluğuna çalışmak, söylenenleri yapmak, söylendiğinde oy vermek için vardı.

Oy vermek, kendisine temsilci seçmek için değil, yasal zorunluluk içindi. Ağasını, beyini, aşiretinin reisini vekil olarak seçmek göreviydi. Ağasına oy vermese tarlada iş bulamaz, çalışamaz, aç kalırdı. Şeyhi dinsiz, kâfir ilan eder, linç edilirdi.

Halkın tutunacak yeri yoktu. Zorunluluklar vardı. Yaşamın zorlukları vardı.

Ülke yeni kurulmuş, gıda temini kısıtlıydı. Ağası, beyi, aşiret reisi de kendisine bakmasa sefil olur, aç kalır, yaşayamazdı. Toprak da, parada onlardaydı, Şeyhler, hocalar, âlimler “beyinize, ağanıza, reisinize, devlet büyüklerinize iyi davranın, onlar ne diyorsa onu yapın, sakın ola devletinize karşı gelmeyin” diyerek vaazlar veriyorlardı.

Devlet de, din de, ağalara, beylere, aşiret reislerine, paşalara, devlet görevlilerine çalışıyordu. Halk devlet için vardı. Halk devletin var olması, yıkılmaması, büyümesi için var gücüyle çalışıyor/çalıştırılıyordu.

Halk dediğin donu 7, şalvarı 70 yamalı, okuma yazma bilmez köylünün tekiydi. Türk, Kürt, Alevi, Sunni, Çerkez, Laz, Süryani veya ne olursa olsun değişmezdi.

Zaten ağası, beyi ne derse oydu. Ağası, Türksün derse Türk oluyordu. Şeyhi sunnisin derse sunni oluyordu. Daha okuma yazması olmayan gariban ağasından, şeyhinden daha mı iyi bilecekti ki?

Devlet kuruluşundan itibaren kurucularına hizmet etti. Kuruluşunun ilk yıllarında toprak ağaları, beyleri ve aşiret reisleri ekonomik anlamda çok güçlü değillerdi. Savaş için çok masraf yapılmıştı. Toparlanmak gerekiyordu. Vergiler koyuldu. Halk vergi vermek için de vardı.

O dönemdeki okumuşların çoğu asker kökenliydi. Sivillerden okuyan kesim azdı. Devlet okuyanlarca yönetiliyordu ve devletin yönetiminde asker kökenliler çoğunluktaydı. Ne de olsa devleti dışarıda ve içeride koruyan askeri güç onların ellerindeydi.

Savaş yıllarında Rusya’dan gelen silah, cephane yardımının yanı sıra para yardımı da yapılmış, paraların bir kısmı savaşta harcanmıştı. Kalan paranın bir kısmıyla İş bankası kuruldu. Diğer kısımlarla Mustafa Kemal çeşitli arazi ve işletmeler alarak hizmete sunuyordu ama mülkiyeti kendisine aitti.

Devlet öncelikle sahipleri olan ağalara, beylere ve aşiret reislerine hizmet götürdü.

Demiryolu öncelikti. Üretimin pazara nakli ve satılması için gerekliydi. Yol yapımı, elektrik gibi hizmetlerde de öncelik ağaların, beylerindi.

Halk kendi görevlerini yapmakla meşguldü. Tarlalarda, işletmelerde sitem etmeden çalışmak, vergi vermek, askere gitmek, savaşta ölmek ve nüfusu çoğaltmak gibi hizmetlerini aksatmadan yapmaya çalışıyordu.

Ağaları, beyleri vekil seçildiğinde, güzel arabalar satın alıp bindiklerinde, köşklerinde muhteşem sofralarda yemek yediklerinde halk mutlu oluyordu.

O sofraların, arabaların, köşklerin kendileri sayesinde var olduğunu bilemiyor, çalışmaları için müsaade ettikleri için ağa ve beylerine şükrediyorlardı.

Devlet halk için değil, halk devlet için, devlete hizmet için vardı...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
19 gün önce
51 gün önce
99 gün önce
159 gün önce
183 gün önce
201 gün önce
206 gün önce
243 gün önce
247 gün önce
267 gün önce
268 gün önce
281 gün önce
288 gün önce
291 gün önce
296 gün önce
299 gün önce
302 gün önce
304 gün önce
309 gün önce
316 gün önce
317 gün önce
318 gün önce
320 gün önce
323 gün önce
327 gün önce
341 gün önce
342 gün önce
348 gün önce
366 gün önce
373 gün önce
374 gün önce
376 gün önce
377 gün önce
379 gün önce
380 gün önce
381 gün önce
382 gün önce
383 gün önce
386 gün önce
393 gün önce
394 gün önce
395 gün önce
397 gün önce
404 gün önce
407 gün önce
408 gün önce
411 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=