Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

HALK TİPİ DEVLET DERSİ (2)

12 Nisan 2016, 18:12 - Okunma: 1283

Devleti kuranlar içerisinde tam bir uyum yoktur. Güç dengeleri hangi taraftan yana ise o taraf devlet içerisinde daha güçlü olur. Asla tam birlik olmaz/olamaz.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda yer alanlarda da böyle oldu. Dünya hızla kapitalist sisteme doğru yöneliyordu.

Ülkede üretim ilişkilerinde ağırlık toprağa dayalı feodal sistemdi.  Kurucular içerisindeki sayısal ağırlık da bu yöndeydi. Toprak ağaları ve aşiret beyleri çoğunluktaydı.

Esnaf ve tüccarlar azınlıktı. Sanayici yoktu. Ülkede sanayi işletmesi denilebilecek bir kurum henüz yoktu. 2 askeri fabrika ve 280 civarında atölye bulunuyordu.

Devletin sahibi toprağın sahipleriydi. Toprak ağaları ve aşiret beyleri ekilebilir alanların neredeyse tamamına yakınına sahiptiler.

Bu durum da onları devlet içerisinde daha güçlü kılıyordu. Yapılan yasalar toprak ağalarına ve aşiret beylerine zarar vermeyecek türden yapılıyordu.

İlk nüfus sayımı 1927 de yapılmış bu sayıma göre nüfus 13.648.000 çıkmıştı. Nüfusun % 47 si toprakla uğraşırken % 3 ü esnaf ve sanatkâr, % 2 si sanayi çalışanlarıydı.

Nüfus yapısı topraktan yanaydı ve toprağın gücünü gözler önüne seriyordu.

Ekonomik durumlar kişisel sanayi yatırımları yapabilecek düzeyde olmadığından sanayileşme ilk yıllarda devlet aracılığı ile yapıldı. Sanayileşme zorunluydu.

Sanayileşmenin ekonomik desteğini sağlamak için bankalar kuruldu.

Halkın paralarını bankalara yatırması sağlandı ve böylece sanayilerin kurulması için ekonomik kaynak yaratılmış oluyordu.

Devletin kuruluşunda Anadolu’da yaşayan tüm etnik kimlikler kuruluşta yer almıştı almasına ama kimlik olarak değil, aşiret reisi olarak, toprak ağası olarak tüccar olarak, Şeyh olarak yer almışlardı. Hiçbirisi kendi etnik kimliğini, gelmiş olduğu halkı temsil etmiyor, sadece o halk üzerinde yönlendirici gücü bulunuyordu.

Savaşmak için asker olacak gençleri aşiretten, marabalardan, müritlerden seçip gönderiyorlardı. Çalışacak kişiler de ağalar, aşiret reisleri veya şeyhler tarafından aynı yöntemle seçilip gönderiliyordu.

Ulusal kimlikler sadece isimlerin başına, belirlemek amaçlı ekleniyor, temsil amaçlı herhangi bir ifade kullanılmıyordu.

Halk, savaşlarda ölmek, tarlalarda, fabrikalarda, neredeyse boğaz tokluğuna çalışmak, söylenenleri yapmak, söylendiğinde oy vermek için vardı.

Oy vermek, kendisine temsilci seçmek için değil, yasal zorunluluk içindi. Ağasını, beyini, aşiretinin reisini vekil olarak seçmek göreviydi. Ağasına oy vermese tarlada iş bulamaz, çalışamaz, aç kalırdı. Şeyhi dinsiz, kâfir ilan eder, linç edilirdi.

Halkın tutunacak yeri yoktu. Zorunluluklar vardı. Yaşamın zorlukları vardı.

Ülke yeni kurulmuş, gıda temini kısıtlıydı. Ağası, beyi, aşiret reisi de kendisine bakmasa sefil olur, aç kalır, yaşayamazdı. Toprak da, parada onlardaydı, Şeyhler, hocalar, âlimler “beyinize, ağanıza, reisinize, devlet büyüklerinize iyi davranın, onlar ne diyorsa onu yapın, sakın ola devletinize karşı gelmeyin” diyerek vaazlar veriyorlardı.

Devlet de, din de, ağalara, beylere, aşiret reislerine, paşalara, devlet görevlilerine çalışıyordu. Halk devlet için vardı. Halk devletin var olması, yıkılmaması, büyümesi için var gücüyle çalışıyor/çalıştırılıyordu.

Halk dediğin donu 7, şalvarı 70 yamalı, okuma yazma bilmez köylünün tekiydi. Türk, Kürt, Alevi, Sunni, Çerkez, Laz, Süryani veya ne olursa olsun değişmezdi.

Zaten ağası, beyi ne derse oydu. Ağası, Türksün derse Türk oluyordu. Şeyhi sunnisin derse sunni oluyordu. Daha okuma yazması olmayan gariban ağasından, şeyhinden daha mı iyi bilecekti ki?

Devlet kuruluşundan itibaren kurucularına hizmet etti. Kuruluşunun ilk yıllarında toprak ağaları, beyleri ve aşiret reisleri ekonomik anlamda çok güçlü değillerdi. Savaş için çok masraf yapılmıştı. Toparlanmak gerekiyordu. Vergiler koyuldu. Halk vergi vermek için de vardı.

O dönemdeki okumuşların çoğu asker kökenliydi. Sivillerden okuyan kesim azdı. Devlet okuyanlarca yönetiliyordu ve devletin yönetiminde asker kökenliler çoğunluktaydı. Ne de olsa devleti dışarıda ve içeride koruyan askeri güç onların ellerindeydi.

Savaş yıllarında Rusya’dan gelen silah, cephane yardımının yanı sıra para yardımı da yapılmış, paraların bir kısmı savaşta harcanmıştı. Kalan paranın bir kısmıyla İş bankası kuruldu. Diğer kısımlarla Mustafa Kemal çeşitli arazi ve işletmeler alarak hizmete sunuyordu ama mülkiyeti kendisine aitti.

Devlet öncelikle sahipleri olan ağalara, beylere ve aşiret reislerine hizmet götürdü.

Demiryolu öncelikti. Üretimin pazara nakli ve satılması için gerekliydi. Yol yapımı, elektrik gibi hizmetlerde de öncelik ağaların, beylerindi.

Halk kendi görevlerini yapmakla meşguldü. Tarlalarda, işletmelerde sitem etmeden çalışmak, vergi vermek, askere gitmek, savaşta ölmek ve nüfusu çoğaltmak gibi hizmetlerini aksatmadan yapmaya çalışıyordu.

Ağaları, beyleri vekil seçildiğinde, güzel arabalar satın alıp bindiklerinde, köşklerinde muhteşem sofralarda yemek yediklerinde halk mutlu oluyordu.

O sofraların, arabaların, köşklerin kendileri sayesinde var olduğunu bilemiyor, çalışmaları için müsaade ettikleri için ağa ve beylerine şükrediyorlardı.

Devlet halk için değil, halk devlet için, devlete hizmet için vardı...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
15 gün önce
36 gün önce
147 gün önce
179 gün önce
227 gün önce
287 gün önce
311 gün önce
329 gün önce
334 gün önce
371 gün önce
375 gün önce
395 gün önce
396 gün önce
409 gün önce
416 gün önce
419 gün önce
424 gün önce
427 gün önce
430 gün önce
432 gün önce
437 gün önce
444 gün önce
445 gün önce
446 gün önce
448 gün önce
451 gün önce
455 gün önce
469 gün önce
470 gün önce
476 gün önce
494 gün önce
501 gün önce
502 gün önce
504 gün önce
505 gün önce
507 gün önce
508 gün önce
509 gün önce
510 gün önce
511 gün önce
514 gün önce
521 gün önce
522 gün önce
523 gün önce
525 gün önce
532 gün önce
535 gün önce
536 gün önce
539 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=