Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

HALK TİPİ DEVLET DERSİ (3)

14 Nisan 2016, 09:20 - Okunma: 1362

Devletin kurucu unsurlarından olan ordu bir süre sonra yönetim kademesinde olmanın avantajlarını da kullanarak ekonomik güç olmaya çalıştı.

Yönetimde olmak tek başına yetmiyordu. Güç olmak için, devletin sahibi olmak için ekonominin de olması gerekiyordu.

Yönetimdeki bazı aksaklıklar nedeniyle 1960 da darbe yapmak zorunda kalan ordu 1961 yılında ekonomik güç olmanın yollarını açacak yasasını çıkardı ve OYAK (ordu yardımlaşma Kurumu) kuruldu.

Kısa zamanda birçok işletme açan OYAK Renault araba fabrikası da dâhil 100 e yakın işletmenin sahibi oldu. Sanayi devleriyle yarışacak boyuta geldi.

Bünyesinde kendine ait banka da kurdu. Ordu bu sayede sadece askeri güç olarak değil, böylece ekonomik güç olarak da devletin içerisinde temsil edilmeye başladı.

Ordunun artık koruyacağı sadece devlet değildi, kendi ekonomisi de vardı.

Ordu, 1971 ve 1980 askeri darbelerini yaparken kendisine ait ekonomik değerleri de koruma amacını güdüyordu.

Sanayi geliştikçe devlet yönetiminde sanayicilerin ağırlığı artıyor, toprak ağaları, beyler ve aşiret reislerinin gücü azalıyordu.

Devlet sahip olarak yavaşta olsa el değiştiriyordu.

Devletin yönetimi el değiştiriyordu ama halk için bir değişiklik yoktu. O güne kadar halkın büyük kısmı ağalarının ve aşiret reislerinin topraklarında çalışırken, sanayi büyüdükçe bu defa patronlarının fabrikalarında çalışmaya başlıyordu.

Eski ağaların bir kısmı sanayi patronu olmaya başlamıştı.

Sanayileşme yolunda adım atamayan, beceremeyenler ise küçülmeye doğru yol alıyordu.

Bir kısım ağalarda makineleşmeyle birlikte daha az insan gücüne ihtiyaç duyduğundan, fazla olan köylülerini topraklarından çıkarmaya başlamış, topraksız ve işsiz kalan köylüler de şehirlere akın/göç etmiş, köylülükten işçiliğe terfi etmişti.

Bu geçişte halk için yine değişiklik yoktu.

Devlet aynı devletti. Sahiplerine hizmet eden, halkı ise çalıştıran devletti.

Ağalar çalışma karşılığı buğday verirken, patronlar para veriyordu.

Ödemelerde biçim değişmiş, miktarı ve içeriği değişmemişti. Açlık aynı açlıktı.

Devletin içerisinde, sahipleri arasında kavgalar eksik olmuyor, devleti sahiplenenler güç gösterilerinde bulunuyor, güçlü olan kendi lehinde yasalar çıkarıyordu. Sanayi güçlendikçe toprak ağaları, beyleri ve aşiret reislerini zora sokacak yasalar çıkarmaya başlamıştı. Bunlardan birisi de toprak reformları, köylülere toprak dağıtılmasıydı.

Köylülere toprak dağıtılması ağaların beylerin işine gelmiyordu. Toprak sahibi olan köylü ağanın yanında çalışmazdı. Bu tür yasalar toprak sahiplerini güçsüzleştirdi.

Güç kaybeden ağalar, beyler ve aşiret reisleri devletin içerisinde de güçsüzleşti. Böylece devlet büyük oranda sanayicilerin olmuştu.

Sanayi sahibi patronlar ağa ve beylerden kurtulmuştu ama yine de bu yeterli değildi. Büyümek için ülke dışındaki şirketlerle ortaklıklar kuranlar daha da güçlü oldu.

Uluslar arası şirketlerle işbirliği gücü küresel anlamda büyütüyor, sadece ülke sınırları dâhiline mahkûm olmaktan kurtarıyordu.

Devlet içerisinde ulusalcılarla globalciler sahiplik konusunda çatışmaya başladı.

Tabi ki çatışmanın bir ucu da ekonomik olarak büyüyen orduydu. Ordunun askeri gücü ekonomik gücüyle birleştiğinde önünde durulmaz bir hal alıyordu. İşlerine gelmediğinde darbe yapıyorlardı.

Önlerinin kesilmesi gerekiyordu. Asker askerliğini bilmeli, devleti sahiplenmemeliydi. Yönetimde olabilir, yönetime katılabilir ama devleti sahiplenemezdi.

Hazırlıkları çok öncelere dayanmakla birlikte ancak 2008 tarihinde başlatılan “Ergenekon” operasyonlarıyla ordu, devlet sahipleri arasından temizlendi. Resmi görevi olan “vatanı savunma” hizmetlerine dönmesi sağlandı. Ordu artık devletin sahibi değildi ve devletin gerçek sahiplerini korkutacak gücü de kalmamıştı.

Oyak Bank aynı yıl sattırıldı. Ekonomik faaliyetlerine kısıtlamalar getirildi. Kendi içerisine dönmeleri sağlandı.

Devlet sadece sanayi, medya ve hizmet sektörüne kalmıştı ama esas sahiplik sanayinin eline geçmişti. Bu kavgalar ve sahip değiştirmeler halkı ilgilendirmiyordu. Halk statüsü gereği devlete hizmet için vardı ve öyle olmaya da devam ediyordu.

Günü geldiğinde mevcut partilerden birisini beğenmesi, beğendiği partinin “vekil bu olacak” dediği kişiye oy vermesi gerekiyordu. Ne vekil olabilir ne de vekili kendisi seçebilirdi. Seçilmiş olana oy verme zorunluydu.

Günü geldiğinde askere gidecek, askerde olduğu sırada bir tehlike varsa komutanları emir verdiğinde ölecek/şehit olacaktı!

Çalıştığı işlerde iş güvenliği her zaman eksik olurdu. Patronların bu konuda harcayacakları paraları yoktu. Kendi lüksleri için kullanacağı parayı işçi için kullanacak halleri yoktu patronların. O nedenle de elbette her zaman eksik olacaktı iş güvenliği.

İşçinin fıtratında “ölüm” yazılmıştı bir kere. Diyanet de onaylamış, fetvasını vermişti. İş kazası yoktur, “taktir-i ilahi” vardır diye.

Yazılacak o kadar çok durum var ki sayfalara sığmaz. Ne kadar yazsak da devletin sahipleri değişmez. Sen, kendisine Halk denilen insanlar, sizler modern kölelerden başka bir şey değilsiniz. Bu devlet de sizin babanızın malı değil. Kim kurmuşsa onundur.

Selahattin Demirtaş, “Tahir Elçi’yi devlet değil devletsizlik öldürdü” demişti ya cenazesinde, işte o lafın içeriğini anlatmaya çalıştım aslında. Orada bahsedilen “devletsizlik” böyle bir şeydi.

Bu nedenle, insan gibi yaşamak için, isteklerinin bu devlet tarafından sağlanmayacağını, devletin senin için çalışmayacağını öğrenecek, kendine ait, sahibi olabileceğin devleti kurmaya çalışacaksın.

Ter kokulu, gül kokulu, çilekeş halkım.

Başka yolu yok...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
11 gün önce
32 gün önce
143 gün önce
175 gün önce
223 gün önce
283 gün önce
307 gün önce
325 gün önce
330 gün önce
367 gün önce
371 gün önce
391 gün önce
392 gün önce
405 gün önce
412 gün önce
415 gün önce
420 gün önce
423 gün önce
426 gün önce
428 gün önce
433 gün önce
440 gün önce
441 gün önce
442 gün önce
444 gün önce
447 gün önce
451 gün önce
465 gün önce
466 gün önce
472 gün önce
490 gün önce
497 gün önce
498 gün önce
500 gün önce
501 gün önce
503 gün önce
504 gün önce
505 gün önce
506 gün önce
507 gün önce
510 gün önce
517 gün önce
518 gün önce
519 gün önce
521 gün önce
528 gün önce
531 gün önce
532 gün önce
535 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=