Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

SIFIR SORUN

15 Nisan 2016, 17:16 - Okunma: 1475

Türkiye’nin kapısını çoktan çalmış birçok sorunu var. İktidarın “sorun yokmuş” gibi davranması sorunları gizleyemiyor/yok etmiyor.

Yanlış çizilen/planlanan dış siyaset nedeniyle sınırlarda “sıfır sorun” hedefi sorunsuz devlet kalmaması nedeniyle üzeri çizildi.

Suriye iç savaşına müdahil olmamız, “ılımlı İslami” örgütleri! Desteklememiz, taraf olup boğazımıza kadar bataklığa saplanmamızla en büyük sorunumuzu yaratmış olduk.

Uluslar arası arenada IŞİD’i devlet olarak desteklediğimiz açık seçik yazılıyor/söyleniyor. İŞİD Türkiye’de birçok ilde hücre evi kurmuş durumda.

Gaziantep ve Urfa başı çekiyor. Suriye sınırı delik deşik olmuş, kim giriyor, kim çıkıyor belli değil.

Suriye’yi kendimize sorun yapıp, IŞİD belasını da topraklarımıza davet ettikten sonra ikinci büyük sorunumuzu da burada, Rus savaş uçağını düşürerek yarattık.

Elimizdeki en büyük pazarlardan biri olan Rusya ile diplomatik ilişkiler, diplomatik olmayan söylemlerle büyüyerek keman yayına dönünce hem dış pazar olarak hem de turizm alanında çok büyük ekonomik kayıplara uğradık/uğratıldık.

Taze sebze ve meyve ihracatı durdu. İş adamları ve işçiler geri gönderildi.

Turizmle ilgili rezervasyonlar iptal edildi. Yaz turizmi sezonu açılmak üzere ama kapasitenin % 50 si bile dolmuş değil.

Ülke sınırları içerisinde mantar tabancası gibi patlayan canlı bombalar da başta turizm olmak üzere birçok kayba neden oldu.

Ekonomik kayıpların dışında oluşan ve bombalarla ölen/katledilen insanlarımızı ve yabancı misafirlerimizi kayıptan saymıyoruz!

Ne de olsa insanın fıtratında ölüm var! Fıtrat sadece bizim insanlarımız için geçerli değil. Sınırlarımız dâhiline misafir olarak bile olsa giren her insana uygulanabilir bir durum haline geldi.

Sorunumuz sadece bu olsa iyi diyeceğiz ama değil.

Suriye’nin iç meselelerine müdahil olmamız yetmiyormuş gibi, Suriye’deki iç savaşın da etkisiyle güney sınırlarımıza bitişik bir Kürt devletinin oluşmasına devlet olarak, istemeden de yardımcı olduk.

İç savaş nedeniyle savunma durumuna gelen, bunun için örgütlenen, savunma birlikleri kuran ve dişe diş mücadele ederek yaşam hakkını savunan Kürtler, bu savunma sonucunda kendi güçlerini de görerek devletleşme yolunda adım attılar ve kanton türü özerk örgütlenmeye gittiler.

Devlet olarak içimizde bulunan Kürtleri asimilasyon, katliam ve zor yoluyla içimizde tutmaya ve etkisiz! Hale getirmeye çalışırken, küçük de olsa bir Kürt devleti ile komşu olmak durumunda kaldık. Bu kaderin bir cilvesi miydi yoksa Fıtratımızda mı vardı? Bilemedik.

Dimyat’a pirinç’e giderken evdeki bulgurdan olmak” diye bildiğimiz halk deyişini gündemimize kendi ellerimizle oturtmuş olduk.

Suriye’deki iç savaşa taraf ve müdahil olmamızın nedenleri olan çıkarlarımızı elde edemeden kendimize sorun yarattık.

Irak sınırımızda mevcut resmi olmasa da devletleşmiş Kürt federal bölgesine Rojava kantonları da eklenince, güney sınırlarımızın neredeyse tamamı Kürt bölgesi haline gelmiş oldu.

Devlet olarak içimizdeki Kürt bölgeleriyle savaş devam ediyor.

Birçok ilçe ve il harabeye döndü/döndürüldü. Bugüne kadar yaşanan savaş nedeniyle oluşan yıkım, emirlerle resmileşti. Nusaybin’ ve Silopi’de yıkım savaşın olmadığı yerlerde iş makineleriyle yapılıyor.

Yaşanan iç savaş yüzünden ülke içerisinde mülteci durumuna düşen bir milyona yakın insan, Kürt olduğu için çok önemsenmiyor ve yardım gereği duyulmuyor. Suriye’den gelen mülteciler, Avrupa birliğinden alınacak paralar nedeniyle daha değerli. Her Suriyeli mülteci için Avrupa birliğinden yıllık 1000 Euro alınacağından onlar daha önemli.

Suriye’den ülkemize gelen 3 milyondan fazla mülteci var ve daha da gelecek.

Avrupa ülkelerine gidenler de ülkemize gönderileceği için Suriyeli mülteci sayısının 5 milyonu aşması muhtemel. Ülke nüfusunun % 7’sine yaklaşan Suriyeli mülteci nüfusu kendi başına bir sorun olmaya devam edecek. Ayrıca Suriyeli mültecilerdeki nüfus artışı da oldukça hızlı gelişiyor. Bu hızla devam ederlerse ülke nüfusu içerisindeki oranları da hızla yükseleceğe benziyor.

% 13’lere dayanan işsizlik rakamlarına bunlar da eklenecek. Suriyelilerin ucuz işgücü olarak kullanılması, sigortasız ve güvencesiz çalıştırılabilmesi işsiz sayısını yükseltecek ve yeni toplumsal sorunlar yaratacak.

Sorunlarımızın yeteri kadar çok olması nedeniyle, Suriyeli mülteciler nedeniyle yaşanacak ekonomik ve toplumsal sorunlar henüz gündemleşmedi.

Yıllardır tartışılan ve artık hızlı biçimde gündemleştirilen “başkanlık sistemi” bile neredeyse gündemden düştü düşecek.

HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmak üzere olması, kaldırıldıktan sonra yaşanacak toplumsal kargaşanın ne olacağının kestirilememesi ise henüz sindiremediğimiz ama merakla beklediğimiz sorunlarımızdan.

Kaldırılacak olan dokunulmazlıkların geçmişe dönük olmaması, sadece bu döneme ait olması AKP’nin politik oyunlarından. AKP böylece geçmişteki dokunulmazlık dosyalarını/fezlekeleri saklamış olacak ki en çok fezleke geçmişe aitti.

Her gün mantar gibi ülke toprağında yeşeren taciz ve tecavüz vakalarından hangisinin üzeri örtülecek, hangisi gündeme gelecek şaşırmış durumdayız.

Çocuk taciz ve tecavüz vakaları o kadar çoğaldı ki kadın taciz, tecavüz ve şiddet olayları gölgede kaldı. Özgecan’ın katilinin öldürülmesine sevinemedik bile.

 Emperyalist sistemin bekçisi, insan haklarını hiçe sayan ABD bile ülkemizdeki insan hakları ihlali konusunda endişeye kapıldığını açıklamış.

O haldeyiz yani…

Anayasa mahkemesinin kararlarına uymama ve saygı duymama hareketi yaygınlaşarak MHP’ye kadar geldi ve Devlet Bahçeli, Partiye kayyum atayan mahkeme kararlarına uymayacağını ve saygı duymayacağını açıkladı.

Artık mahkemeler kendi kendine “gelin güvey” olma durumunda.

Ülkede sadece sol ve demokrat kesim mahkeme kararlarına uymak zorunda kalıyor. Uymama ve saygı duymama lüksü bu kesimlere verilmiş değil.

Vatandaş olarak dik duruyorsak bu alnımız açık olduğundan değil, boğazımıza kadar pisliğe batmış olmamız nedeniyledir.

Yine de umutluyuz.

Bir gün mutlaka...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
73 gün önce
94 gün önce
205 gün önce
237 gün önce
285 gün önce
345 gün önce
369 gün önce
387 gün önce
392 gün önce
429 gün önce
433 gün önce
453 gün önce
454 gün önce
474 gün önce
477 gün önce
482 gün önce
485 gün önce
488 gün önce
490 gün önce
495 gün önce
502 gün önce
503 gün önce
504 gün önce
506 gün önce
509 gün önce
513 gün önce
527 gün önce
528 gün önce
534 gün önce
552 gün önce
559 gün önce
560 gün önce
562 gün önce
563 gün önce
565 gün önce
566 gün önce
567 gün önce
568 gün önce
569 gün önce
572 gün önce
579 gün önce
580 gün önce
581 gün önce
583 gün önce
590 gün önce
593 gün önce
594 gün önce
597 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=