Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

SIFIR SORUN

15 Nisan 2016, 17:16 - Okunma: 1660

Türkiye’nin kapısını çoktan çalmış birçok sorunu var. İktidarın “sorun yokmuş” gibi davranması sorunları gizleyemiyor/yok etmiyor.

Yanlış çizilen/planlanan dış siyaset nedeniyle sınırlarda “sıfır sorun” hedefi sorunsuz devlet kalmaması nedeniyle üzeri çizildi.

Suriye iç savaşına müdahil olmamız, “ılımlı İslami” örgütleri! Desteklememiz, taraf olup boğazımıza kadar bataklığa saplanmamızla en büyük sorunumuzu yaratmış olduk.

Uluslar arası arenada IŞİD’i devlet olarak desteklediğimiz açık seçik yazılıyor/söyleniyor. İŞİD Türkiye’de birçok ilde hücre evi kurmuş durumda.

Gaziantep ve Urfa başı çekiyor. Suriye sınırı delik deşik olmuş, kim giriyor, kim çıkıyor belli değil.

Suriye’yi kendimize sorun yapıp, IŞİD belasını da topraklarımıza davet ettikten sonra ikinci büyük sorunumuzu da burada, Rus savaş uçağını düşürerek yarattık.

Elimizdeki en büyük pazarlardan biri olan Rusya ile diplomatik ilişkiler, diplomatik olmayan söylemlerle büyüyerek keman yayına dönünce hem dış pazar olarak hem de turizm alanında çok büyük ekonomik kayıplara uğradık/uğratıldık.

Taze sebze ve meyve ihracatı durdu. İş adamları ve işçiler geri gönderildi.

Turizmle ilgili rezervasyonlar iptal edildi. Yaz turizmi sezonu açılmak üzere ama kapasitenin % 50 si bile dolmuş değil.

Ülke sınırları içerisinde mantar tabancası gibi patlayan canlı bombalar da başta turizm olmak üzere birçok kayba neden oldu.

Ekonomik kayıpların dışında oluşan ve bombalarla ölen/katledilen insanlarımızı ve yabancı misafirlerimizi kayıptan saymıyoruz!

Ne de olsa insanın fıtratında ölüm var! Fıtrat sadece bizim insanlarımız için geçerli değil. Sınırlarımız dâhiline misafir olarak bile olsa giren her insana uygulanabilir bir durum haline geldi.

Sorunumuz sadece bu olsa iyi diyeceğiz ama değil.

Suriye’nin iç meselelerine müdahil olmamız yetmiyormuş gibi, Suriye’deki iç savaşın da etkisiyle güney sınırlarımıza bitişik bir Kürt devletinin oluşmasına devlet olarak, istemeden de yardımcı olduk.

İç savaş nedeniyle savunma durumuna gelen, bunun için örgütlenen, savunma birlikleri kuran ve dişe diş mücadele ederek yaşam hakkını savunan Kürtler, bu savunma sonucunda kendi güçlerini de görerek devletleşme yolunda adım attılar ve kanton türü özerk örgütlenmeye gittiler.

Devlet olarak içimizde bulunan Kürtleri asimilasyon, katliam ve zor yoluyla içimizde tutmaya ve etkisiz! Hale getirmeye çalışırken, küçük de olsa bir Kürt devleti ile komşu olmak durumunda kaldık. Bu kaderin bir cilvesi miydi yoksa Fıtratımızda mı vardı? Bilemedik.

Dimyat’a pirinç’e giderken evdeki bulgurdan olmak” diye bildiğimiz halk deyişini gündemimize kendi ellerimizle oturtmuş olduk.

Suriye’deki iç savaşa taraf ve müdahil olmamızın nedenleri olan çıkarlarımızı elde edemeden kendimize sorun yarattık.

Irak sınırımızda mevcut resmi olmasa da devletleşmiş Kürt federal bölgesine Rojava kantonları da eklenince, güney sınırlarımızın neredeyse tamamı Kürt bölgesi haline gelmiş oldu.

Devlet olarak içimizdeki Kürt bölgeleriyle savaş devam ediyor.

Birçok ilçe ve il harabeye döndü/döndürüldü. Bugüne kadar yaşanan savaş nedeniyle oluşan yıkım, emirlerle resmileşti. Nusaybin’ ve Silopi’de yıkım savaşın olmadığı yerlerde iş makineleriyle yapılıyor.

Yaşanan iç savaş yüzünden ülke içerisinde mülteci durumuna düşen bir milyona yakın insan, Kürt olduğu için çok önemsenmiyor ve yardım gereği duyulmuyor. Suriye’den gelen mülteciler, Avrupa birliğinden alınacak paralar nedeniyle daha değerli. Her Suriyeli mülteci için Avrupa birliğinden yıllık 1000 Euro alınacağından onlar daha önemli.

Suriye’den ülkemize gelen 3 milyondan fazla mülteci var ve daha da gelecek.

Avrupa ülkelerine gidenler de ülkemize gönderileceği için Suriyeli mülteci sayısının 5 milyonu aşması muhtemel. Ülke nüfusunun % 7’sine yaklaşan Suriyeli mülteci nüfusu kendi başına bir sorun olmaya devam edecek. Ayrıca Suriyeli mültecilerdeki nüfus artışı da oldukça hızlı gelişiyor. Bu hızla devam ederlerse ülke nüfusu içerisindeki oranları da hızla yükseleceğe benziyor.

% 13’lere dayanan işsizlik rakamlarına bunlar da eklenecek. Suriyelilerin ucuz işgücü olarak kullanılması, sigortasız ve güvencesiz çalıştırılabilmesi işsiz sayısını yükseltecek ve yeni toplumsal sorunlar yaratacak.

Sorunlarımızın yeteri kadar çok olması nedeniyle, Suriyeli mülteciler nedeniyle yaşanacak ekonomik ve toplumsal sorunlar henüz gündemleşmedi.

Yıllardır tartışılan ve artık hızlı biçimde gündemleştirilen “başkanlık sistemi” bile neredeyse gündemden düştü düşecek.

HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmak üzere olması, kaldırıldıktan sonra yaşanacak toplumsal kargaşanın ne olacağının kestirilememesi ise henüz sindiremediğimiz ama merakla beklediğimiz sorunlarımızdan.

Kaldırılacak olan dokunulmazlıkların geçmişe dönük olmaması, sadece bu döneme ait olması AKP’nin politik oyunlarından. AKP böylece geçmişteki dokunulmazlık dosyalarını/fezlekeleri saklamış olacak ki en çok fezleke geçmişe aitti.

Her gün mantar gibi ülke toprağında yeşeren taciz ve tecavüz vakalarından hangisinin üzeri örtülecek, hangisi gündeme gelecek şaşırmış durumdayız.

Çocuk taciz ve tecavüz vakaları o kadar çoğaldı ki kadın taciz, tecavüz ve şiddet olayları gölgede kaldı. Özgecan’ın katilinin öldürülmesine sevinemedik bile.

 Emperyalist sistemin bekçisi, insan haklarını hiçe sayan ABD bile ülkemizdeki insan hakları ihlali konusunda endişeye kapıldığını açıklamış.

O haldeyiz yani…

Anayasa mahkemesinin kararlarına uymama ve saygı duymama hareketi yaygınlaşarak MHP’ye kadar geldi ve Devlet Bahçeli, Partiye kayyum atayan mahkeme kararlarına uymayacağını ve saygı duymayacağını açıkladı.

Artık mahkemeler kendi kendine “gelin güvey” olma durumunda.

Ülkede sadece sol ve demokrat kesim mahkeme kararlarına uymak zorunda kalıyor. Uymama ve saygı duymama lüksü bu kesimlere verilmiş değil.

Vatandaş olarak dik duruyorsak bu alnımız açık olduğundan değil, boğazımıza kadar pisliğe batmış olmamız nedeniyledir.

Yine de umutluyuz.

Bir gün mutlaka...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
129 gün önce
142 gün önce
151 gün önce
262 gün önce
294 gün önce
342 gün önce
402 gün önce
425 gün önce
444 gün önce
448 gün önce
486 gün önce
490 gün önce
510 gün önce
510 gün önce
530 gün önce
534 gün önce
539 gün önce
541 gün önce
545 gün önce
546 gün önce
551 gün önce
558 gün önce
560 gün önce
560 gün önce
562 gün önce
566 gün önce
569 gün önce
584 gün önce
585 gün önce
591 gün önce
609 gün önce
616 gün önce
617 gün önce
618 gün önce
620 gün önce
621 gün önce
622 gün önce
623 gün önce
624 gün önce
626 gün önce
628 gün önce
635 gün önce
636 gün önce
638 gün önce
640 gün önce
647 gün önce
650 gün önce
651 gün önce
654 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=