Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

ADALET NE KADAR ADİL?

25 Nisan 2016, 18:12 - Okunma: 952

12 Haziran 2007 tarihinde, İstanbul Ümraniye’de bir gecekondunun çatısında bulunan 27 adet el bombası ile başlayıp 21 Nisan 2016 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesinde son bulan Ergenekon davası bitti.

Ergenekon örgütü yokmuş!

Dava delilleri hukuk dışı yollarla toplanmış!

Yargıtay 16. Ceza dairesince, 13. İstanbul Ağır ceza mahkemesinin kararı hem usul hem esastan bozuldu.

Yargıtay 16. Ceza dairesi başkanı Eyüp Yeşil, “bir kuzudan üç post çıkarılmış” diyerek özetledi, yapılan yanlışları.

274 sanıklı ülke tarihinin en büyük davasını “hukukun katledildiği” bir dava olarak tarihe geçiren bu karara sevinenler olduğu kadar üzülenler de oldu elbette. Belki de dava yeni başlıyor. Hukuku katledenler, hukuk dışı uygulamalara imza atanlar, emir verenler, sebep olanlarla yeniden başlayabilir.

Neler yaşanmadı ki bu davada. Dava süresi içerisinde 18 kişi yaşamını yitirdi.

Sanık olarak yargılananların büyük kısmı senelerini cezaevi duvarları içerisinde geçirdi. Genelkurmay başkanından gazetecisine birçok insan “mağdur” durumuna düştü.

Dönemin başbakanı Erdoğan’ın savcısı, Deniz Baykal’ın avukatı olduğu uzun bir süreçti.

Ergenekon bir örgüt değil. AKP imzalı hukuksuzluk destanıdır. Gün gelecek, “ben bu davanın savcısıyım” diyen zat da yargılanacaktır” diyen CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi yaşamının en doğru cümlesini kurdu.

Gecekondu çatılarından, toprak altından fışkıran bomba ve silahlar. Islak imzalar.

Günlükler. Çuvallar dolusu belgeler. Bilgisayar hard diskleri. Darbe günlükleri. Neler yoktu ki bu davada.

Ülkenin siyasi yapısı değişti.

Genelkurmay atama sırası, terfi sırası değişti/değiştirildi. Ordunun yönetimdeki ağırlığı/gücü yok edildi.

Bu dava ile birlikte siyasi iktidar güçlendi. Oy sayısını arttırdı.

Devlet yapısı içerisindeki kurum ve kuruluşlarda iradesini güçlendirdi.

Anayasayı referanduma götürdü. Hukuk sistemini tamamen kendisine bağladı.

Bütün bu olanlar “Ergenekon Davası” denilen ve bugün tamamen hukuksuz temellerde yürüdüğü/yürütüldüğü anlaşılan süreçle yapıldı.

Yargıtay 16. Ceza dairesi kararını açıklarken vurgulamadı ama “Ergenekon Davası” denilen yargılamada anayasanın da çiğnendiği ortaya çıktı. Genelkurmay başkanı anayasa hükümlerine göre Yargıtay tarafından, “yüce divan” olarak adlandırılan kurulda yargılanmalıydı. Yapılmadı. Yapılmayarak bir anayasanın 148. maddesi çiğnenmiş oldu.

Ergenekon davası için Yargıtay’ın vermiş olduğu kararla birlikte, davada yargılanan kişilerin tazminat hakları da doğmuş oldu. Hukuk dışı yargılanma süreçlerinde uğradıkları hak ihlalleri nedeniyle devletten tazminat isteme hakları doğdu.

Tazminatı kim ödeyecek?

Devlet ödeyecek ama kimin parasıyla?

9 yıl süren, ülkenin siyasi yapısını değiştiren bir hukuk sürecinin “hukuksuzluk” süreci olduğunu öğrendiğimizde aklımıza ilk gelen, son 14 yıldır biten veya devam eden davaların ne kadar “hukuki” olduğudur.

Birçok dava yaşandı bu süreçte. Hiçbir delil olmadan, sadece “gizli tanık” ifadesiyle ömür boyu ceza alanlar (Gülsüm Koç) oldu.

Davası bozulmasına ve yeniden yargılanmasına rağmen 20 yılı aşkın süredir cezaevinde tutulanlar (İlhan Çomak) oldu. 

Kadınlara, çocuklara, insanlara taciz ve tecavüz edildi. Taciz ve tecavüzcüler “iyi hal” indirimi aldı. Taciz ve tecavüzün neresinde “iyi hal” olabilir diye düşündük. Bulamadık.

Kendi savaş uçaklarımız kendi vatandaşını bombaladı.

Gazeteciler, haber yaptıkları için “ajanlık” ve “vatan hainliği” ile suçlandı. Tutuklandı. Tutuklanmaları Anayasa mahkemesince “hak ihlali” sayıldı.

Ensar vakfının kaçak yurtlarında çocuklar taciz ve tecavüze uğradı.

Mahkeme, Türkiye’de bir ilk yaşattı. Tek celsede taciz ve tecavüz sanığına 508 yıl vererek yargılamayı bitirdi.

Vakıf ne kaçak yurdu dolayısıyla ne de bu taciz ve tecavüz vakasındaki ihmal iddialarıyla yargıda konuşulmadı.

Türkiye’deki yargı sisteminde görülen tüm davalara şüpheyle bakma hakkımız var. Böylesi büyük bir davada yapılan hukuksuzluğu ve usulsüzlüğü gördüğümüzde, adalet sisteminin adil olmadığını, adil davranmadığını, adaletin bizzat adalet sağlayıcılar tarafından öldürüldüğünü söyleyebiliriz.

O kadar çok adaletsizlik birikti ki bu topraklarda, hangisinden ne kadar bahsetsek diğerine haksızlık olacak.

Yargıtay 16. Ceza dairesi başkanlığı tarafından “Ergenekon terör örgütü diye bir örgüt yoktur” açıklamasını duyduk. Hem sevindik hem üzüldük.

Sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı yerleşim birimlerinde yapılanların da bir gün “hukuksuz uygulama” olduğunu, yok edileceği söylenen “teröristlerin” olmadığını, “yargısız infazların” yapıldığını duyarsak, şaşırmayacağız.

“Adalet” taammüden öldürülmüş.

Başımız sağ olsun...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
20 gün önce
52 gün önce
100 gün önce
160 gün önce
183 gün önce
202 gün önce
207 gün önce
244 gün önce
248 gün önce
268 gün önce
268 gün önce
282 gün önce
288 gün önce
292 gün önce
297 gün önce
299 gün önce
303 gün önce
304 gün önce
309 gün önce
317 gün önce
318 gün önce
318 gün önce
320 gün önce
324 gün önce
327 gün önce
342 gün önce
343 gün önce
349 gün önce
367 gün önce
374 gün önce
375 gün önce
377 gün önce
378 gün önce
379 gün önce
380 gün önce
381 gün önce
383 gün önce
384 gün önce
386 gün önce
393 gün önce
395 gün önce
396 gün önce
398 gün önce
405 gün önce
408 gün önce
409 gün önce
412 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=