Lütfen bekleyin..

NAMİ TEMELTAŞ

TESPİT ETMEK İMKÂNSIZ!

10 Mayıs 2016, 19:30 - Okunma: 1162

Bundan 40–50 yıl önce, teknolojik hiçbir cihazın bulunmadığı hastanelerde görev yapan doktorlar vardı.

Çok basit araçlarla ameliyatlara girerler, girdikleri ameliyatların çoğunda başarılı olurlardı. Rahatsızlığınızı anlatırdınız.

Doktor sizi çok dikkatli bir şekilde dinler, arada sorular sorardı.

Öncelikle sizi ciddiye alırdı.

Sizi dinledikten ve sorularının cevabını aldıktan sonra boynuna asılı duran stetoskop’unu özenle kulağına yerleştirir rahatsızlığınızla ilgili yerleri dikkatlice dinler, vücudunuzun ilgili bölgesinde ellerini dolaştırarak rahatsızlığınızı bulmaya, hissetmeye çalışırdı.

En önemlisi size dokunmasıydı. Temastı. Bugünkü yüzünüze bile bakmaya tenezzül etmeyen doktorlar gibi değillerdi. Yüzleri gülmese de somurtmazlardı.

O zamanlar her hastanede tahlil, röntgen imkânı yoktu.

Doktor sizin anlattıklarınızla ve kendi hissettikleriyle teşhisini koyar, tedavisini de buna uygun yapardı. Genelde de başarıya ulaşırlar, başarılı sonuçlar alırlardı.

Günümüzde teknoloji gelişti. Devlet hastanelerinin yanında özeller açıldı.

Hastaneler birbiriyle yarışır oldu. Ortaya çıkan rekabet bir takım olanakları geliştirdi.

Gittiğinizde onlarca kan, idrar, gaita testi yapılır. Röntgen, MR çekilir.

Ultrason’a sokulur. Ancak hiçbir doktor hastasına dokunmaz. Dokunarak, hissetmeye çalışarak muayene yapmaz. Teknolojisine güvenir.

Test sonuçları, röntgen ve MR sonuçlarına bir göz atar. Sonuca ulaşmak için yeterlidir. Hatta sizin bir şey anlatmanıza gerek bile yoktur.

Yine de doğru sonuçlara ulaşmak, uygun tedavileri uygulamak anlamında yüzdeler eskiye göre düşüktür.

Artık her hasta müşteridir. Her hasta para kazandıran araçtır.

Gerekli olsun olmasın tüm testler yaptırılır. Bu işte o kadar ileri giderler ki erkeklere hamilelik testi, kadınlara prostat ilacı bile yazılır. Önemli olan paradır. Kazanmaktır.

Önemli olan siz değilsiniz. Siz önemli olmayınca da sizin sorunlarınız çözülmez.

Hatta sizin sorunlarınız bilerek çözülmez, uzatılır, bir daha, birkaç kez daha gelmeniz için, daha fazla kazandırmanız için uzatılır.

Sorununuz belki de çok basittir. İlaç kullanmanıza bile gerek yoktur ama her test yapılır, ilaçlar yazılır ki herkes kazansın. Hastane, doktor, çalışanlar, ilaç firmaları, sektörde kim ve hangi kurum varsa kazanmalıdır.

Özen, paraya ve kazanca gösterildiği, size gösterilmediği için rahatsızlığınızın nedenlerinin ortaya çıkarılması da zorlaşır. Kurumlar, hastaneler için rahatsızlığınızın ortaya çıkarılıp tedavi edilmesi de çok önemli değildir.

Onlar için önemli olan kendilerine ne kadar kazandırmış olduğunuzdur.

Sağlıklı olmanız, uzun yaşamanız, hastalıklardan kurtulmanız gerekli değildir. Hasta kalmanız, daha çok hastaneye gitmeniz daha önemlidir.

Onlar için, uzun yaşayıp hastaneye uğramamanızdan daha iyidir sürekli hasta olarak yaşamanız.

Gelişen teknolojik aletlere, testlere, filmlere rağmen çok basit rahatsızlıklarınız bile teşhis edilemez/edilmez.

Niyet/amaç önemlidir.

Eskiden hafiye/dedektif denilen uzman polisler vardı. Kendi konusunda uzmanlaşmış, gördüğü her şeyi değerlendiren, hiçbir ayrıntının gözünden kaçmadığı, dikkatli polisler.

O zamanlar ne şimdiki teknoloji ne de aletler vardı. Parmak izi bile zor alınırdı.

Buna rağmen bu hafiyeler işini “oya işler” gibi dikkatlice yapar, tüm ayrıntıyı değerlendirir, delilleri toplar, tanıkları dinler, olay yerine gerekirse defalarca giderdi.

Ne yapar ne eder konuyu çözer, olayı aydınlatırdı.

Aydınlanmayan olay, açığa çıkmamış cinayet davası, bulunamamış zanlı çok azdı.

Günümüzde teknoloji gelişti. Kullanılan aletler çoğaldı. DNA testi, yüz tarama uygulamaları, güvenlik kameraları, fotoğraf makineleri, parmak izi bulma konusundaki gelişmeler, eğitilmiş polis köpekleri var.

Güvenlik kameralarının olmadığı yer yok gibi.

Neredeyse 7/24 izleniyor dünya/yaşam. Kaçacak, saklanacak yer yok gibi.

Yüz yanıma programları, kayıtlar, istihbarat bilgileri ve ihbarcılar sayesinde bulunamayacak, ortaya çıkarılmayacak olayın var olabilmesi mümkün değil.

Bunlara rağmen “faili meçhul” dosyaların on binlercesi emniyetin raflarında tozlanıyor. Binlerce cinayetin faili rahatça aramızda dolaşıyor. Hırsızlık, yolsuzluk, kötü muamele, cinayet, katliam failleri bayram günlerini yaşıyor.

3 lira gasp eden 17 yaşındaki çocuk yakalanıp 8 yıl hapis cezasıyla cezalandırılıyor ama kameraların kaydettiği cinayetin faili yakalanamıyor!

3 lira gasp eden 17 yaşındaki çocuğa “iyi hal” indirimi uygulanmazken “tecavüz” sanığına “iyi hal” indirimi uygulanabiliyor!

Tahir Elçi, onlarca kişinin gözleri önünde, adeta canlı yayında, gazetecilerin kameralarının çekim yaptığı ortamda, onlarca güvenlik kamerasının olduğu bir alanda katledildi.

Olay yerinde “güvenlik” gerekçesiyle inceleme yapılmadı!

Deliller toplanamadı! Kamera kayıtları kayboldu! Toplanabilen deliller kayboldu!

Günler sonrası “bilirkişiler” tarafından olay yeri incelemeleri, delil toplama işlemi yapıldı. Cansız manken üzerinden lazerlerle mermi geliş yönüne ait tespitler yapılmaya çalışıldı.

Sonuç; “Tahir Elçi’nin nasıl öldürüldüğünü tespit etmek imkânsız!”

Bilirkişiler de bilemedi.

Eksik olan teknoloji, deliller, olay yeri incelemeleri değildir.

Niyet/amaç önemlidir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
22 gün önce
53 gün önce
102 gün önce
162 gün önce
185 gün önce
204 gün önce
208 gün önce
245 gün önce
249 gün önce
269 gün önce
270 gün önce
283 gün önce
290 gün önce
293 gün önce
299 gün önce
301 gün önce
304 gün önce
306 gün önce
311 gün önce
318 gün önce
319 gün önce
320 gün önce
322 gün önce
325 gün önce
329 gün önce
343 gün önce
344 gün önce
350 gün önce
368 gün önce
375 gün önce
376 gün önce
378 gün önce
379 gün önce
381 gün önce
382 gün önce
383 gün önce
384 gün önce
385 gün önce
388 gün önce
395 gün önce
396 gün önce
397 gün önce
399 gün önce
406 gün önce
409 gün önce
411 gün önce
413 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=