Lütfen bekleyin..

İZZETTİN İÇİN

HÜKÜMET-CEMAAT-TOPLUM

04 Ağustos 2016, 18:07 - Okunma: 670

İnsanın sosyolojik ve psikolojik tarafları olduğu biliniyor.

İnsanlar bu taraflarını tatmin etmek için değişik şekil ve ortamlarda bir araya gelmeyi bir ihtiyaç olarak görürler.

Bu sebepten mesleki lokaller, hemşeri dernekleri, çayhaneler ve dini hassasiyeti olanlar da bilinen cemaatlere giderler.

“Çayhaneler” demişken hemen hatırlatalım ki; yıllardır çayhanelerin tembelhane olmadıklarını aksine toplumsal psikolojik ve sosyolojik birer önemli müessese olduklarını savunduk.

İnsanların oraya dert ve sevinçlerini paylaşma ortamı bulduklarını unutmamalıdır.

İşsizlerin bile toplumdan dışlanmadıkları ortamlardır.

Burada sivil toplum örgütlerinden de bahsetmek gerekiyor. STK’lar bir ortak gaye için bir araya gelen topluluklardır.

Bir manada mesleki kuruluşlardır.

Dini cemaatler STK gibi olmamalıdır.

Dini öğrenmek için müracaat edilen yerler olmalıdır.

Bu konumundan çıkıp dernekleşmeye, organizasyona başladığı anda başka ve istenmeyen bir yere kanalize olmuş olur ki bu da cemaate bir güç görüntüsü verir.

Bu durum, toplumda hoş karşılanmaz ve ayrışmalara sebep olur.

Her neyse sadede gelelim;

Son yaşanan malum olaylardan sonra cemaat kelimesine ve cemaatlere karşı bir ön yargı oluştu.

Neden oluştuğunu tartışmaya gerek yok.

Ancak cemaatlerin toplumsal birer gerçek olduğunu da inkâr etmek mümkün değil.

O halde bu gerçeğin ışığında bazı hususları yeniden gözden geçirmek zorundayız.

Hükümet bundan sonra görev verilecek kişilerde sadece liyakat arayacaklarını açıkladı.

Ancak liyakati nedeniyle göreve getirilenler bir cemaatin üyesi ve seveni olabilir.

Bu durumda ne olacak?

Hemen belirtelim ki; bundan sonra cemaatlere önemli bir görev düşmektedir.

Son olaylardan sonra herkesin ders almış olması toplumsal manada hayati önem taşır.

İnsanlar cemaatlere gider, sevinç ve dertlerini paylaşabilir, dini hassasiyeti olanlar dini bilgi alabilir.

Ancak mevcut cemaatler FETÖ örgütünde olduğu gibi eğer hiyerarşi kurar, organizasyonlar yapar, sevenlerine emir verir, il, bölge vs. tayin eder, abi veya ablalar atamaya başlarsa bilinsin ki ülkenin başına gelen son felaketten ders alınmamıştır.

Burada denebilir ki FETÖ örgütü dış destekli bir projeydi.

Yerli cemaatlerden böyle bir yanlış çıkmaz. Olabilir,  fakat bir şey daha hatırlanmalıdır.

Bir ülkede bir grup veya cemaat eğer toplumda yayılmış ve güç haline gelmişse bizde hesabı olan devletlerin gizli servisleri buralara sızmaya, yönlendirmeye ve hatta kontrol almaya başlarlar.

Hem Hükümet olarak, hem cemaatler olarak ve hem de toplum olarak çok soğukkanlı olmamız bir dönemden geçiyoruz.

Ön yargılardan kurtulmalı fakat tedbiri hiçbir zaman elden bırakmamalıdır.

FETÖ örgütü devlete ve millete verdiği çok yönlü zararların yanında kıymetli değerlerimize ve hatta kutsal bildiğimiz kavramlara da zarar vermiştir.

Düşünsenize;  hizmet, cemaat, himmet, zekat, kurban, vaiz, sohbet gibi kavramlara verdiği zarar toplumsal bir travma haline geldi. Çok yazık.

Son toplumsal felaketten herkes ders almalı, üzerine düşen sorumluluk çerçevesinde hareket etmelidir.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=