Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

EKONOMİNİN GELECEĞİ

24 Ağustos 2016, 19:35 - Okunma: 656

Ülkemizde yaşanan 5 Temmuz darbesi ve FETÖ işgal ve ihanet hareketi, ülkemizin ekonomik geleceği ve dünyadaki global iktisat hareketleri üzerindeki düşüncelerimizi belli bir süredir aksattı.

15- 20 yıl sonrada dünyada ve ülkemizde nasıl bir ekonomik sistemle karşılaşacağız sorusuna cevap arayalım.

2035 yıllarındaki iktisadi düzen, bugün içinde yaşadığımız ekonomik sistemden çok farklı ve değişik olacak.

İktisat alanındaki bu büyük değişim ve dönüşümü gözlerinizde daha iyi canlandırmak için 40 yıl öncesine bakalım.

O yıllarda insanlarımızın çoğu ekonomi, gelir gider dengesi gibi terimleri anlamaktan çok uzaktılar.

Otomobiller, otoyollar, hızlı trenler olmadığı gibi televizyonlar bile bugünkü boyutta ve teknikte üretilmiyordu.

İnsanlarımız küçük bütçelerle rahat bir biçimde geçinebiliyorlardı.

Halk ağzıyla anlatırsak bir hanede bir kişi çalışıyor, on kişiyi besliyordu.

Bugün ise bir evde herkes çalışıyor ama yine de geçinme tam istenilen seviyede olmuyor. Sıradan vatandaş ekonomik sistemlerin değişimini ancak sosyal hayatındaki değişimle anlayabiliyor.

İşsizlik Türkiye’nin gelecek yıllardaki en önemli sorunlarından biri hatta en önemlisi olacak.

Küresel gelişmeler de bu yavaşlamayı şiddetlendirdi.

Önümüzdeki yıllarda Türkiye, işsizliğe çare üretmek zorunda.

Yoksa bu sorun sadece ekonomik bunalımlara değil sosyal sıkıntılara zemin hazırlayacak.

İşsizlik ve onu doğuran en önemli neden olan ekonomik gerileme çok kapsamlı bir konu.

İşsizlik meselesinin makroekonomi ile ilgili olduğu kadar küresel iş-ekonomi ve teknoloji yükselişlerinde ortaya çıkardığı yapısal bir boyutu da var.

Teknoloji ve küreselleşme emek arzı ve talebini temelden şekillendiriyor.

Yüksek emek niteliği gerektiren işlerle düşük emek niteliği gerektiren işler arasındaki makas günden güne daha da açılıyor.

Küreselleşme ile eşgüdümlü olarak yaşanan emek mobilizasyonu yani çalışanın bir ülkeden diğerine gidebilme esnekliği bu kutuplaşmayı pekiştiriyor.

Yüksek emekle düşük emek arasındaki makasın açılması sadece emek piyasasını da etkilemiyor.

Toplumdaki gelir adaletsizliğini artırıyor ve sosyal dokuyu bozuyor.

Çalışanlar sermaye ve teknolojiye karşı sürekli güç kaybediyor.

Bu sosyal riskin önüne geçebilmek için sistemin mevcut gelişmelerle uyumlu iktisat, eğitim, sosyal güvenlik, finans, teknoloji ve istihdam politikalarını birbiriyle bütünleştirici olarak inşa etmek gerekiyor.

Bu da ancak meseleye çok-disiplinli ve analitik bir pencereden bakmakla mümkün.

En görünür yükseliş son yüzyılda teknoloji ve iletişim teknolojilerinin emek piyasasında sıradan ve düşük nitelik gerektiren iş gücüne olan ihtiyacı azaltması oldu.

Ekonomik gösterge çizelgesinde gerekli nitelik bakımından en aşağısında görülen hizmet sektöründeki işler piyasada hem azalıyor hem de bu işlerin maaşları dünya ekonomilerini kökten değiştirecek bir süreç gelişiyor.

Bu konseptte artık yapay zekâ ve büyük veri analizi gibi teknolojiler daha üst nitelik gerektiren işlerdeki istihdamı da etkiliyor.

“Bu ne demek?” sorusuna basit manada şu cevabı vereyim;

Şoför gerektirmeyen yeni arabaların trafikte göreceğiz. Yani ulaşımda yepyeni bir sisteme yavaş yavaş adım atacağız…

Devlet dairelerinde ve yaşamın her alanında artık veri girişini sisteme girecek memurlara, bu verileri analiz edecek teknik uzmanlara, yabancı dilden çeviriler yapacak çevirmenlere ve hatta şoförlere ihtiyaç kalmayacak

Büyük araba şirketleri ve Google trafikte diğer arabalarla ve sinyalizasyon sistemiyle iletişim halinde kendi kendine şoförsüz gidebilen arabalar üzerinde çalışıyor.

Genelde ülkemizin özelde bölge ve Siirt’in geleceğine bugünlerden hazırlanmak gerekiyor.

Gelecek bugünden ona hazırlananlara ait olacak.

Yeni ekonomik düzene şimdiden hazırlanan toplumlara ve kişilere önemli fırsatlar elde edecek.

Bu yüzyıl çalışanlar ve hükümetler için zor bir dönem olacak.

Peki, neler yapmak gerekiyor?

Yapılması gerekenleri iki başlık halinde toplamak mümkün

1-Devlet ne yapmalı?

2-Vatandaş ne yapmalı?

Bu iki başlığa kısaca bakalım; Öncelikle devlet şunları yapmak durumunda. 

Her ulusun ekonomik kalkınmasındaki ana öğe emek yani insan. İnsana yönelik yatırım ilk önceliktir.

Yani bilgi ekonomisine tam geçiş şart. Yeni Yüzyıl ekonomisinde Sosyal devlet önemli bir konuma gelecek.

Peki, vatandaş ne yapmalı?

Bilgi ekonomisinde rekabet eden her çalışanın kendi eğitimini ve mesleki gelişimini okul yıllarıyla sınırlandırmaması, hayat boyu gelişim prensibini kendisine şiar edinmesi şart

Donanımlı, uyumlu, girişimci olmayanların yeni ekonomik sistemde yeri olmayacak.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
35 gün önce
92 gün önce
110 gün önce
151 gün önce
155 gün önce
162 gün önce
174 gün önce
177 gün önce
194 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=