Lütfen bekleyin..

MUHAMMED FURKAN

HUZUR…

02 Eylül 2016, 18:48 - Okunma: 1371

İnsan, huzuru özlüyor.

İnsan, çoğu zaman bir kuşun kanatlarına tutunup göğe yükselmenin düşünü kuruyor.

Ölümün soğuk yüzünden irkilir ya can, insan sıcak tenlerin sıcacık nefeslerinden kopup gelen samimi cümleleri özlüyor çoğu zaman.

Kimi zaman ben de, “bir gönül bulsam da girsem içine” diyorum. Kafese tıkılmış bülbül gibi, kalsam orada şakısam da şakısam diye iç geçiriyorum.

Belki özgürlüğümden alı konulmanın bile karşılığı olabilir huzur. Belki çoğa karşılık, azıcık vaadin mini minnacık bir anı bile olabilir, huzur.

Bir huzur bulsam diyorum çoğu zaman, belki yarı aç, yarı açıkta ve yokluk ile bezenmiş. Sadece bana ait olduğunu hissettiğim benlikler ile kendimi ait hissettiğim bir yerde, ne kadar olacağı pekte mühim olmayan bir ömür ile bir huzura ersem diyorum.

Mühim değil ne zaman ne de mekân, Bir denizin sonsuz maviliğinde, sonsuzluğa mavice bakabilmek, Bir dağın kuytu bir köşesinde, ağaçların arasında göz kırpan güneşe gülümseyebilmek, Sabahına uyandığın günün, delice gecesini özleyebilmek gibi…

Sonra kendi kendime fakat özünde sanki bir cemiyete seslenir gibi ne ola ki bu huzur diyorum.

Birden irkiliyor yüreğim, uykudan uyanır gibi sesime göz açıyor.

Göz göze geliyoruz yürekle, ben ondan ümit var o benden, birbirimize fısıldıyoruz: “Huzur iç sesin ile dış sesin uyumudur” Hissettiğini dediysen ne duyduğunu sindirdiysen, sindirilemeyecek kadar çirkinse gereğini yaptıysan, bir olabildiysen benliğinle, huzur avuçlarının her yüzüne dokunuşunda hissettiğin doğruluk sızısıdır.

Yoksa huzur kirlenmiş bir vicdanın, özgürlükle bulabileceği bir şey değildir.

Kötünün mal ve mülkle elde edeceği bir nesne de değildir.

Ettiysen mazluma zulüm, girdiysen kulun hakkına, kırdıysan gönülleri, yıktıysan yuvaları; girsen de saraylara, sarılsan da taçlara tahtlara, çaresi yoktur.

Mazlum bırakır seni ahı bırakmaz, ahı vazgeçer seni vicdanın terk etmez.

Gölgelerde yanar kavrulursun, sinene dokundukça irkilirsin, tükenir ömrün isyana mahkûm olursun, baktığını görmez, gördüğünü anlamaz, dibinde dolaşır huzur ama asla sana yaklaşmaz.

Öyle işte; bir bakıma huzur;  ettiğinin ya sana getirdiği ya da senden götürdüğüdür.

Bir de koyuna çobansan senin ettiğinden ötürü, binlerden götürdüğü veya getirdiğidir.

Sonuç itibari ile koyun çobana, çoban Allah'a emanettir.

Kısmetini arayan kurt koyunu yer, denge bunu gerektirir. Öte yandan sürüyü sahipsiz koyup koyunun yenilmesine sebep çoban fikrimce yetim kalan kuzunun aç kalan midesinin ve kaçan huzurunun müsebbibidir.

Yani yaşanan bütün her şey imtihanın bir sualidir.

Bir de bunun insani boyutu, insanın yönetici boyutu, yöneticinin mesuliyet boyutu, mesuliyetin büyüklük boyutu ve bu mesuliyetin karar vericiliğinden dolayı verdiği kararlardan ötürü insan hayatına eklediği ve ya insan hayatından yok ettiği huzur boyutu vardır. Bunların hepsi ince bir tartının asla göz ardı etmeyeceği hassasiyetlerdir.

***

Ne diyeyim canlar;

Gönül isterdi ki huzur karıncadan vezire kadar bütün yaratılmışların hayatında olsaydı ama madem bu yok, gönül derki: Huzursuz edenlerin vicdanlarına selam ola, bilir o işini, ona helal ola…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
301 gün önce
326 gün önce
334 gün önce
342 gün önce
385 gün önce
474 gün önce
488 gün önce
512 gün önce
537 gün önce
543 gün önce
550 gün önce
557 gün önce
575 gün önce
582 gün önce
593 gün önce
603 gün önce
627 gün önce
652 gün önce
687 gün önce
722 gün önce
742 gün önce
742 gün önce
819 gün önce
830 gün önce
833 gün önce
838 gün önce
840 gün önce
846 gün önce
886 gün önce
901 gün önce
903 gün önce
914 gün önce
921 gün önce
967 gün önce
1000 gün önce
1001 gün önce
1056 gün önce
1096 gün önce
1124 gün önce
1174 gün önce
1285 gün önce
1294 gün önce
1295 gün önce
1313 gün önce
1315 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=