Lütfen bekleyin..

İZZETTİN İÇİN

DOĞRU EĞİTİM NEREDE?

08 Eylül 2016, 22:39 - Okunma: 520

Çok hazır cevap bir millet olmuşuz. Bu hazır cevaplığı da,  sadece mazeret uydurmak için iyi kullanıyoruz.

Problemler ya da yanlışlıklarla karşılaştığımızda “eğitimsizlik” deyip işin içinden sıyrılmak kolayımıza geliyor.

Tıpkı “trafik canavarı yollarda” diye hatalarımıza kılıf uydurduğumuz gibi… 

Her konuda olduğu gibi, eğitimle ilgili tartışmalarımız da çok sığ kalıyor.

Meselenin derinliklerine inemiyoruz. Ya da inmek işimize gelmiyor. Belki de gerçeklerle karşılaşmak istemiyoruz.

Her nedense?

Her olumsuz hadisede “efendim, eğitimsizlik” deyip geçiyoruz. En acı olanı da eğitimi, okur-yazarlık oranı olarak görüyoruz.

Hâlbuki eğitim, davranışların olumlu yönde değiştirilmesi ya da kafaların çağdaş bilimle örtüşmesi değil mi?

Öte yandan toplumun en fazla sıkıntı çektiği kesimler, birden fazla yüksek okul diploması olanlar olursa, bunu hangi eğitimle izah edeceğiz?

İhalelere fesat karıştıranlar, toplumun çağdaşlaşmasına kendi çıkarı için engel olanlar, banka boşaltanlar, yolsuzluk içinde boğulanları şöyle bir gözünüzün önünden geçirin, neler göreceksiniz?

Tablo çok ürkütücü!

Toplumu kurtarmaya soyunanların,  kimi kurtarmaya çalıştığı kafaları karıştırıyor.

Milli eğitimin amaçlarını okuyanlar bilir. Gerçekten satır aralarında ideal insan tipi hedeflenmiştir.

Peki, bu eğitim süreci sonunda hedeflenen ideal insan nerede?

Hedeflerle sonuçlar neden örtüşemiyor?

Bu hususta kafa yoranlar, bunun sebebini,  verilen nazari eğitimi alanların günlük hayatta,  bunun pratik örneklerini görememeleri ya da çok nadir örnek görmeleri olarak izah etmeye çalışıyorlar.

Nasıl mı? En masum gerekçelerden başlayalım;

Yalan söylemenin kötülüklerini sürekli çocuklarına anlatan bir babanın, evinde bir akşam telefonla arandığında “evde yokum” demesi,

Öğretmenlerin derste anlattıklarıyla, dışarıda yaşadıklarının tamamen ters olduğunu gören gençlerin yaşadıkları çelişkiler,

Yeri geldiğinde, kürsülerden insanlık ve dürüstlük dersi verenlerin daha sonra bin bir türlü çirkin iddialarla gazete manşetlerinde arz-ı endam etmesi,

Zaman zaman hoşgörü ve sabırdan söz eden büyüklerin, en basit olay karşısında hakkaniyeti çiğneyerek tartışmalara ve kavgalara girmeleri,

Kısacası, söylediklerimiz ile yaptıklarımız birbirini tutmuyor.

Bu mümkün olmadıkça gerek aile içi ve gerekse okulda,  sadece söylemlere dayanan eğitimle olumlu sonuçlar almamız güç görünüyor.

Anlatılanlara uygun iyi örnek insanlar azaldıkça,  bu sorunu sürekli yaşamaya devam edeceğiz.

Bu iş, sadece Bakanlıkların işi değil. Eğitim, bir hayat boyu sürdüğüne göre,  bu konuda herkese büyük görevler düşmektedir.

Eğitim, süreklidir ve ciddi bir iştir.

Sadece bilgi aktarmak,  eğitim değildir.

Galiba biz bunu yapıyoruz.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=