Lütfen bekleyin..

İZZETTİN İÇİN

EĞİTİM ANLAYIŞIMIZI GÖZDEN GEÇİRMEK

19 Eylül 2016, 18:54 - Okunma: 487

Masum ve samimi duygularla doğan insanoğlu, daha sonra alacağı eğitimin anlayışına göre şekil alacaktır.

Toplumsal sorunlarımızın altında duygularımızın eğitilmediği yatmaktadır.

İlim adamları, insana yöne veren dört esas duygu bulunduğunu söyler.

Bunlar; lezzet, üzüntü, öfke ve korkudur.

Bu duygular her insanda ve zaten doğuştan vardır.

Bunlardan herhangi birini görmezden gelmek günlük hayatımızı alt üst edebilir.

O halde bunları yaşamak dengeli insan için elzemdir.

Bu duygular çocukluğumuzdan itibaren bizimle büyürler.

Daha doğrusu büyümeleri gerekir.

Bir küçük çocuğun duyguları ile bir yetişkinin duygu fırtınaları aynı olmamalıdır.

Şöyle ki; çocuk ağlarken birden gülebilir ya da gülerken birden ağlayabilir. Bu duygularını kontrol etmesi beklenemez. Ancak yetişkin böyle olmamalıdır.

Söz konusu duyguları hayatımızın birer gerçeği kabul etmeli ve onları tabii olarak yaşamasını bilmeliyiz.

Ancak bu duyguları yaşarken aşırılıklara kaçmak doğru değildir.

Sevinç halinde mübalağalı kahkahalar, bağrışmalar doğru değildir.

Üzüntü halinde de isyanlardan, aşırı tepkilerden kaçınmalıyız.

Öfke ve korkularda bile orta hali tutabilmeliyiz.

Bu duyguların hiçbirinin devamlı olmadığını bilmeli, hayatımız boyunca değişen duygularla yaşayacağımızı unutmamalıyız.

Hayatta bizim için önemli olan, bu duyguların eğitimi ve kontrol altında tutulmasıdır.

Yoksa bu duyguları görmezden gelmek, onları örtmek değildir.

Hangi duygu içinde isek onu yaşamalı, gülmeli, ağlamalı, korkmalı hatta öfkelenmeli ancak bunları doğal olarak yaşamalı ve aşırılığa kaçmamalıdır.

Bu bakımdan çocuklarımızı da öyle yetiştirmeli ve gerçek hayata hazırlıklı kılmalıyız.

Yoksa hayatın gerçek yüzüyle karşılaştıklarında hayal kırıklığı yaşar ve hayata küsebilirler.

İşte duyguları doğru eğitilmemiş insanlardan örnekler:

Çok zengin biri ama daha da servetine servet katma peşinde ve bunun için her türlü yanlış yollara başvurmaya devam ediyor.

Bu nasıl bir yaşamak dersiniz?

Diğeri bir küçük kasabada küçük bir manav… Mütevazı kazancıyla ailesini geçindiriyor.

Arta kalanla akraba ve komşulara yardım elini uzatıyor.

Bu nasıl bir yaşamak dersiniz?

Ya da tersi; zengin ama gönlü de zengin. Fakir ama hırslı ve her nasıl olursa olsun zengin olmak savaşında.

Demek ki marifet zengin ya da fakir gibi yaşamak değil, insan gibi yaşamaktır.

Masum ve samimi duygularla doğan insanoğlu, daha sonra alacağı eğitimin anlayışına göre şekil alacaktır.

Sonuçlara bakarak çok rahat söylenebilir ki; toplumsal sorunlarımızın altında duygularımızın eğitilmediği yatmaktadır.

Eğitim sistemimizde sadece akıl eğitilmektedir.

Bu da kuru bilgi ( iki, iki daha dört eder gibi) demektir.

Ancak insan davranışlarına duyguların yön ve şekil verdiğini hatırlarsak, insanlarımızın eskiye göre neden daha çok yanlış yaptığını anlayabiliriz.

Eğitim anlayışımızı yeniden gözden geçirmek gerekecek.

Ama kim, nasıl yapacak?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=