Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

SİYASETİN ETKİLİ İSMİ: BİNALİ YILDIRIM

04 Ekim 2016, 14:34 - Okunma: 1907

Bireylerin hayatını, toplumların geleceğini etkileyen başat faktör siyaset kurumudur.

Siyaset sahnesinde rol alanlar yetkili olma vasfına sahip olsalar bile politik yaşamda etkili olmak yeteneği her siyasetçiye nasip olmaz.

Bugün Türk siyasetinin zirvelerine sessiz ve derinden gelip oturan yıldız bir figür var. Bu isim Başbakan ve Ak Parti Genel Başkanı Binalı Yıldırım’dır.

Binali Yıldırım ülke siyasetinin iki numaralı adamı olma koltuğuna oturmuştur. Uzun yıllarda bu koltuğu kimseye kaptırmaz.

Ak Parti Genel Başkanlık makamına oturduğunda birçok siyasi akademisyen küçümser tavırlarıyla dudak bükmüş, Sayın Binali Yıldırım’ın silik, etkisiz bir isim olarak politik hayatın gölgelerinde kalacağını varsaymıştı.

Binali Yıldırım tüm olumsuz bakışlara, kapı arkalarındaki alaysı yorumlara kulağını tıkamış, tepeden bakmacı, statükocu düşünce tüccarlarına adeta zihin ve ruh dünyasında “yakında görüşeceğiz” cevabını vermeye hazırlanmaktaydı.

Siyasetimizin karizmatik lideri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra boşalan Başbakanlık ve Ak Parti Genel Başkanlığı koltuğunu doldurmak elbette kolay bir iş değil.

Erdoğan’ın güçlü ve etkili siyasi gölgesinden kurtulmak adına siyasi manevralara giren; etrafında sözüm ona kendini siyasi akıl olarak gören bir avuç uyanığın gaza getirmesiyle hareket eden Ahmet Davutoğlu sonrası boşalan koltuğa oturmak ise Binali Yıldırım için adeta ateşten bir gömlek olmuştu.

Atanmış Başbakan, tayin edilmiş genel başkan yaftasından sıyrılmak elbette kolay bir iş değildi. Olumsuz tüm olgulara rağmen Binali Yıldırım asla soğukkanlı duruşunu kaybetmedi.

Kurucu Genel Başkanını aşmak, kendi yeteneklerini göstermek adına yapay davranış kalıplarına girmedi.

Olduğu gibi göründü; göründüğü gibi oldu.

Ak Parti üzerinde yıllardır oynanmak istenen Cumhurbaşkanlığı makamı ile Başbakanlık makamı arasındaki gövde ve güç gösterisi tezgâhına düşmedi.

Kendinden önce o koltuğa oturan Davutoğlu’nun “ben bilirim” anlayışından kaynaklanan tepeden bakmacılığa, yüksek ego esirliğine kapılmadı.

Tevazusunu süsleyen alçak gönüllüğü, halk adamı imajı onun doğal yapısındandı. Kendine biçtiği tek vizyon hizmet adamlığı imajıdır.

Bu noktada Binali Yıldırım, projecidir.

Mühendislik mesleğinin kendine kattığı en önemli yönlerlinden biride hesap-kitap adamı olmasıdır.

Bu nedenle basit düşünür, anlaşılır konuşur, mesajını net verir, asla yapamayacağı sözler ağzından dökülmez.

Doğuştan Ak Parti düşmanlığını kendine şiar edinenler bile Binali Yıldırım için tek bir kötü söz ve yorumda bulunmaz, bulunamaz, zira o bu ortama izin verecek söz ve duruşlara asla imza atmaz.

Sayın Binali Yıldırım’ı ilk kez Ulaştırma Bakanı olduğu yıllarda bir toplantıda görmüştüm. Herkesle tek tek tokalaşmış, hal hatır sormuştu.

Yanımdaki siyaset uzmanı arkadaşa dönüp şöyle dediğimi hatırlıyorum “çok dolu bir siyasetçi. Baksana tokalaştığı her insanın gözünün içine uzun uzun bakıyor, derinlerde maden arayan bir işçi gibi insanın emarını çekiyor”

Bu anekdotu anlatmamın tek bir nedeni var;

Birçok insan Binali Yıldırım’ın bu makamlara gelişinin kolay ve hızlı olduğunu sanıyor. Bu başarı sürecinin arkasında yoğun bir emek, tecrübe var ama asla bir siyasi hırs, açgözlülük yok.

Bu yönüyle Binali Yıldırım, kanaatkar ve kaderin akışına rıza gösteren bir kişiliktir.

Bakanlık koltuğunu bırakıp İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığına soyunduğunda hiç kimse siyasi bir başarı beklemiyordu.

Oldum olası CHP kalesi olarak bilinen İzmir’de Ak Partinin oylarını ciddi oranda arttıran Binali Yıldırım, iyi bir teşkilatçı ve örgütsel sistemi iyi bilen, uygulayan bir siyasetçidir.

15 Temmuz darbesinin en zor anlarında ülkenin en gergin ortamında darbe sonrası başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere demokrasi havarisi geçinen dünya ülkelerinin vurdumduymaz, hatta FETÖ’nun yapılanmasına destek veren tavırlarına ve bu davranışların neden olduğu en zor şartlarda dahi umutsuz olmadı.

***

Binali Yıldırım kendisine ve Milletine olan inancından asla şüphe etmedi.

Tüm bu ahval ve şartlarda insanlarımızın yüzlerindeki endişe, simalardaki asıklıklara, dillerin suskun, tutuk olduğu anlarda, toplumun bir kesitinde var olan karamsarlık anlarında toplumu rahatlatan açıklamalarla, çeşitli kesimlere yaptığı konuşmalarla, ortamları neşelendiren, ağır havayı yumuşatan tavırlarıyla insanlarımızın zihin ve ruh dünyasında yer buldu.

İnsanımızın 15 Temmuz darbe travmasını kolay atlatmasına katkı sağladı. Darbe sonrası Başbakan Binali Yıldırım iş dünyasının önde gelen isimleriyle bir araya geldi.

İş dünyası toplantıları genel olarak  ağır ve teknik üslupta geçer. İş dünyası toplantılarında her şey rakamlarla anlatılır.

Sayın Binali Yıldırım bu toplantıda öyle cümleler kullandı ki işadamları gülmekten yerlere yattı.

Hem kendi güldü hem gergin ve endişeli günler yaşayan iş adamlarına kahkahalar attırdı.

***

Sayın Binali Yıldırımın o toplantıda anlattığı fıkrayı sizlerle paylaşayım;

“Adamın biri denize yüzmek için girmiş. Yüzme de bilmiyor. Derine gidince başlamış imdat imdat bağırmaya. Biri kıyıdan görmüş adamı kurtarmaya atlamış. ‘Ver elini, boğulacaksın!’ diyor, adam elini geri çekiliyor. ‘Al elimi!’ deyince adam uzatılan kola yapışmış.

Boğulmakta adamı kurtaran demiş ki,  ‘Maliye Bakanı mısın”?

Binali Yıldırım’ın yaptığı tüm espriler, anlattığı fıkralar ince bir zeka süzgecinden geçer. Şakacı anlatımın ardında ise derin mesajlar var.

Başbakanlığı döneminin 100 günü münasebetiyle yaptığı toplantıda söylediği “başımıza gelen pişmiş tavuğun bile başına gelmedi” özdeyişi acı bir gerçeğin ifadesidir.

Sayın Binali Yıldırımın parlak ve ışıltılı giden siyasi hayatıyla ilgili benim kişisel iki kaygım var

1-Tüm başarılı siyasilerin, özellikle Başbakanlık ve Genel Başkanlık makamlarında oturanların etrafını çelik bir çekirdek sarar; Liderin halkla olan iletişimin önüne bu ekip görünmez bir duvar örer. Lidere, partiye katkı sağlayacak yeni yüzler, farklı yetenekler çelik çekirdek tarafından engellenerek siyasi önder yanlış bilgi ve tek taraflı enformasyonla yalnızlaştırılır.

Edindiğim kadarıyla şu ana kadar Sayın Binali Yıldırım böyle bir çelik çekirdeğin oluşmasına izin vermiş değil.

2-Ak Parti içinde gözünü, gönlünü ve aklını siyasi hırsa kiralamış bazı isimlerin, hala Binali Yıldırım’ı içlerine sindirmiş değil.

Genel Merkezde ve Kabinede bazı art niyetli kişiliklerin hükümeti, dolayısıyla Başbakan Binali Yıldırımı başarısız göstermek adına bazı pasif çalışmalar yapacağını hissediyorum.

Bu çirkef stratejinin amacı ise Sayın Binali Yıldırım ile kurucu önder Sayın Recep Tayyip Erdoğan arasına kara kedi sokma gayretleri olabilir.

İki siyasi liderin buna asla fırsat ve zemin sağlamayacağına inanmakla birlikte fesat ve fitnecilerin nasıl şeytani hesaplar içinde olabileceğine dikkat çekmek istedim.

Sayın Binali Yıldırım Türk siyasi hayatı ve ülkemizin geleceği için önemli bir değerdir.

Bizler gündelik hayatı yaşarken liderleri, onların toplum için önemlerini tam olarak algılamada yetersiz kalır, siyasi değerlerin pek farkına varmayız.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
63 gün önce
65 gün önce
70 gün önce
75 gün önce
213 gün önce
226 gün önce
227 gün önce
229 gün önce
244 gün önce
244 gün önce
250 gün önce
252 gün önce
338 gün önce
394 gün önce
412 gün önce
453 gün önce
457 gün önce
465 gün önce
477 gün önce
479 gün önce
497 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=