Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

GELECEK YÜZYIL KİMİN OLACAK?

05 Ekim 2016, 14:17 - Okunma: 1406

Her yüzyılın dünyada bir patron (lider) devleti vardır.

Geçmiş dönemlerdeki insanlık tarihi incelendiğinde mazideki yüzyıllarda hangi devletlerin patron olduğu hangi ulusların o patronlara işçilik,  hizmetkârlık yaptığını okuruz, görürüz.

Yüzyıllar incelendiğinde patron devletlerin değiştiğine, bu değişime sebep ise alttan gelen bir devletin patron devleti içeriden çözerek, kendi gelişimini üst seviyeye çıkararak hâkimiyeti ele aldığı gerçeğiyle karşılaşırız.

Dünyaya patronajlık yapan devletlerin en önemli gücü silahtır, teknolojik gelişmedir.

Çok önceki asırlarda kılıç gücü patronluğu sağlayan en önemli faktörken barutun bulunması ateşli silahların gelişmesiyle dünya şirketinin patronları da değişmeye başlamıştır.

Bu noktada tarihte en uzun süreli patronluğu Osmanlının yaptığını görürüz.

Osmanlının çöküşü ile birlikte İngilizlerin patronluğu ortaya çıkar ve Avrupa’da yüzyıl savaşları dediğimiz büyük katliamların yaşanması başlar.

İngiliz –Fransız çekişmesine Almanya, Hitlerle katılır.

Elbette makalemizin yazılışındaki temel gerekçe siz okurlara tarih dersi vermek değil. Amacım önümüzdeki yüzyılda hangi devlet patron olabilir sorusuna cevap arayarak günümüzde patron devlet olan ABD’nin olası geleceğini masaya yatırmak.

***

Zaman tüneline yolculuk yapalım;

Yakın yüzyılın ortalarında “20’nci yüzyılın Amerikan yüzyılı” olacağı öngörülüyordu. 1940 yıllarında başlayan 2. Dünya savaşının gidiş seyrinde belirleyici olan ABD 1960 yılından sonra ekonomik, gelişmesini zirveye taşımak adına giriştiği teknolojik çalışmalarla gücünü arttırmaya başladı. Avrupa savaş yorgunuydu, yakılmış, yıkılmış bütün ekonomik ve teknolojik potansiyelini savaşta yitirmişti. ABD rakipsiz kalmıştı.

Rusya, Japonya ciddi anlamda sarsılmıştı. ABD’nin bu manada işi kolaydı. ABD teorisyenleri bu rahatlığı yaşarken Komünist Rusya inanılmaz bir atağa kalkışmış ABD ile yarışmaya başlamıştı. 1960 yıllarıyla birlikte dünya ABD ile RUSYA arasındaki soğuk savaşa tanıklık etmeye başladı.

Sovyetler Birliği ile Amerika arasındaki Soğuk Savaş çok sert-acımasız-gaddar bir biçimde sürdü.

Komünist yönetim yani Moskova 20. yy patronluğunu ABD bırakmak istemiyordu.

Sinema senaryolarına konu olan casus savaşları gerçekti.

Ajanların savaşı acımasız ve kanlıydı.

Parayla satın alınmış siyasiler, kadınlar eliyle baştan çıkarılan yöneticiler, yeni buluşların nasıl çalındığını anlatan filmlerle önde giden ABD sinema endüstrisiydi.

Yaşı geçkin olanlar hatırlar James Bond filmleri yoğun reklâmlarla, zihinler ABD sempatisi ile etkilenmişti.

ABD tüm bu sinema görsellerinde Rusya’yı dünya ve insanlık düşmanı gibi gösterirken, kendi kahramanlarının dünyayı nasıl felaketten kurtardığını ballandır ballandıra anlatmaktaydı.

Bugünlerde yine aynı tartışmalar başladı.

21’inci yüzyılın hangi devletin olacağı, bu asra kimin damga vuracağı üzerine yorumlar yapılmakta.

ABD yanlısı çevreler ve uluslar arası medyada 21 yy ABD yüzyılı olacağı, bu reisliği ise sağlayacak olanın iletişim sektörü eliyle gerçekleştireceği dillendiriliyor.

Bu tezi savunanlar iletişim gücün yanına, kaynaklar zenginliği, savaş endüstrisinin gücü, ayrıca global medya gücüyle 21’inci yüzyılın Amerikan yüzyılı olacak demektedirler.

Bu görüşü savunanların unuttuğu bir şey ve bir lider var; Putin.

Putin, Rusya’yı eski gücüne getirmek adına yoğun bir plan ve çalışma içinde.

Putin bu konuda her şeyi göze almış durumda.

Soğuk savaş veya sıcak çatışma bu iki riski alan Putin, ABD’ye meydan okumakta.

ABD derin devleti bunu çok iyi biliyor ve dikkat etmişseniz Rusya’nın restlerine karşı hep alttan alıyor.

Putin gözü kara bir lider. Eski KGB ajanı olduğu için ABD’ in her anını kontrol etme gücüne sahip.

Kaybolan Malezya uçağının Rusya tarafından desteklenen güçlerce düşürüldüğünün tartışılması bile bu yeni Soğuk Savaş döneminin başladığının bir göstergesidir. Bu olay doğru ise Malezya uçağında ne vardı?

Kimler vardı?

Bu sırlar daha ortaya çıkmadı.

Yine gizli NASA belgelerini sızdırarak ABD yönetimine ağır darbe vuran Edward Snowden’e Rusya sığınma izni sağladı ve bu zat Putin’in özel korumasında.

Yine Putin’in açıkladığı Küba’da eski bir casusluk merkezinin yeniden aktive edilebileceği savaşın sadece başlamakla kalmadığını, çoktan derinden alevlendiğini bile gösteriyor.

FETÖ ihanet şebeke elemanlarının niye Rusya uçağını düşürdüğünü, Türkiye- Rusya çatışmasına neden zemin hazırladığını şimdi daha iyi anladınız mı?

Tabi bu arada ABD’de boş durmadı. Putin’in özel hayatıyla ilgili haberleri servis etti.

ABD-FETÖ ihanet şebekesi ittifakını hemen gören

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ile gerilimi silerek Putin ile ekonomik ve siyasal işbirliğinin temellerini attı.

Batı ülkelerinin Erdoğan düşmanlığı, ABD yönetiminin tutarsız, güven vermeyen açıklamalarının temel nedeni Erdoğan-Putin yakınlaşmasını önlemektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik saldırı dilinin neden arttığını, Erdoğan düşmanlığının sebebini bilmem fark ettiniz mi?

***

Son bir not vereyim;  Rus Lider Putin, 11 Ekimde Türkiye’ye geliyor. Bu ziyaret başta ABD olmak üzere tüm batı başkentlerinde kaygı ile izlenecek.

“Arif olana bir söz yeter” der atalarımız.

Not: Önümüzdeki haftalarda Erdoğan-Putin başlıklı makalemde iki liderin ortak yönleri ile farklılıklarının analizini yapacağım

Etiketler : Devlet, İngiliz, Fransız, Abd, Fetö
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
22 saat önce
3 gün önce
13 gün önce
151 gün önce
164 gün önce
165 gün önce
167 gün önce
182 gün önce
182 gün önce
188 gün önce
190 gün önce
276 gün önce
332 gün önce
350 gün önce
391 gün önce
395 gün önce
403 gün önce
415 gün önce
417 gün önce
435 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=