Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

AT İZİ –İT İZİ NASIL KARIŞTI

11 Ekim 2016, 15:50 - Okunma: 1912

Cumhurbaşkanı Erdoğan G 20 zirvesi için gittiği Çin’den dönerken gazetecilerle sohbetinde kendisine şu soru sorulmuştu: “FETÖ ile mücadele çerçevesinde ihraç edilenleri kriptoların seçtiği, asıl kriptoların ise halen görevde durduğu, yanlış insanların mağdur edildiği söyleniyor...”

Cumhurbaşkanı da şu cevabı verdi: “Bunu söyleyenler kendilerine göre doğru da söyleyebilirler. Ama şu var ki at izi, it izine karışmış vaziyette. ‘Ben bir şey atayım da nasılsa tutar’ diyenler var. Bazıları böyle yapıyor. Özellikle yazılı ve görsel medya dünyasında bu çok var. Bazen fırsat bulduğumda TV’leri izliyorum. Öyle yorumlar yapıyorlar ki suçladıkları o insanın bu işle hiç alakası yok. Ama o insana o yaftayı yapıştırıyor. Bunlar doğru şeyler değil.  Bu tür yanlışlıklardan uzak durmak lazımdır”

Cumhurbaşkanın bu açıklaması çok önemliydi.

Cumhurbaşkanı Türkiye’deki tüm il Valileriyle yaptığı toplantıda da bu manada konuşarak “Özellikle devlet memurlarını açığa almakta, görevden uzaklaştırmalarda birbirinizle yarışmayın” dedi.

***

Peki, Sayın Cumhuru Reis neden böyle bir açıklama yapma zorunda kaldı?

Kamuoyunda belli bir süredir bazı idarecilerin FETÖ mensubudur diyerek önüne geleni açığa alıp, görevden uzaklaştırmalara imza attıkları, FETÖ ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan iş adamlarını da gözaltına aldılar.

CHP ve MHP aynı konuda sürekli hükümete uyarılar yapıyordu.

Peki, neden at izi it izine karıştı?

Sayın Cumhurbaşkanının konuşmasından önce hiç kimse FETÖ sorgulamalarında “kurunun yanında yaş da yanıyor” türünden bir açıklama yapmaya cesaret edemiyordu.

Çünkü bu tür bir söylemi dillendirene hemen kripto FETÖCÜ damgası yapıştırılma riski vardı.

Birçok insan “ben de bu yollu suçlanmayayım” diye haksızlığa karşı sessiz kalıyordu.

Allah’tan Cumhurbaşkanı bu hususa değinince başta bürokrasi olmak üzere birçok konuda yanlışlıklar yapıldığı dillendirilmeye başlandı.

AK Parti Genel Merkezine, milletvekillerine, Ak Parti il - ilçe yönetimlerine yüz binlerce insan, haksızlığa uğradıklarını söyleyip başvuru yapıyor.

Açığa alınan, meslekten atılanların sayısı 100 bini rakamının çok üstüne çıkmış durumda.

20 bin tutuklu var.

Binlerce kişi halen gözaltında.

Her gün operasyon, her gün yeni isimler gözaltına alınıyor veya meslekten atılıyor.

Gün geçmiyor ki bizi şoke eden operasyonlar duymayalım.

Ana Muhalefet ve MHP’nin yanı sıra aslında en büyük endişeyi AK Parti ve Başbakan Binali Yıldırım Hükümeti yaşıyor.

İktidar endişeli.

***

Başbakan valilere talimat verdi; “Daha titiz olun” dedi.

Şimdi herkes şu soruya cevap arıyor;

At izi it izine neden karıştı, nasıl karıştı?

AK Parti iktidarı neden bu konuda ipin ucunun kaçmasına izin verdi?

Tüm bu sorulara doyurucu ve doğru cevap vermek istiyorsak 15 Temmuz gecesi o korkunç tabloya bakmak lazım.

O tabloyu yaşayan bir kişi olarak Ankara’da tepemizden helikopterlerin hedef gözetmeden seri atış yaptıkları F16’ların bombalar yağdırdığı bir gecenin travmasını atlatmak çok kolay değil.

Üstelik TV’lerden an be an ülkenin Cumhurbaşkanını öldürmeye gitmiş -sözüm ona asker kılıklı- soysuzların işgal edilmiş bir ülkede operasyon yapan yabancı asker gibi gaddar davranışları herhangi bir aklın ve duygunun kaldırabileceği enstantaneler değildir.

Toplum şoke oldu, dehşeti yaşadı.

Cumhurbaşkanı’nın başyaveri FETÖ ihanet şebekesinin adamı çıkıyor.

Genelkurmay Başkanı’nın emir subayı da FETÖCÜ.

Cumhurbaşkanı’nın bir adım arkasına kadar yaklaşmışlar. 160’a yakın general/amiral…

Yüzlerce albay bu ihanet odağının uşağıdır.

***

Bu ortamda Başkent paniğe kapıldı.

Çünkü orduya bu ölçüde yerleştiklerine göre, devletin iliklerine girmişlerdir diye bir endişe ve bu ihanet şebekesinin yeni bir darbe yapabilme olasılığı devleti alarma geçirdi.

OHAL bu sebeple ilan edildi.

Millet FETÖ ihanet şebekesi başarılı olsa neler yapardı?” sorularına karşılık “Siyaset, Bürokrasi, STK, İş, Medya çevresinden onbinlerce kişi ya infaz edilecekti, itaat etmemekte direnler Guantanamo ve Ebu Gureyb hapishanesi benzeri toplama kamplarında gözetim altına alınacaktı” kaygısını cevap olarak aldıkça insanlar demokrasi meydanlarına koşup sabahlamaya başladılar.

Aslında Cumhurbaşkanın söylediği “at izi it izi” söylemi en çok idari yargıyı kapsıyordu.

Zira adli yargıda eldeki istihbarat bilgiler sonucunda operasyonlar yapılıyordu.

Şunu da açıkça söyleyelim; FETÖ ihanet hareketinin kodlarını çözme görevinde en ağır sorumluluk hâkimler ve savcıların omuzlarındadır.

Yargıdaki FETÖCÜ unsurların temizlenmesiyle sayısal anlamda Savcı ve Hâkimler çok büyük bir iş yükü altına girdiler.

Onbinlerce dosyayı en ince ayrıntısına kadar incelemek belge ve bilgileri titiz değerlendirmek için zamana ihtiyaç var.

Sadece Ankara adliyesinde görevli hakim ve savcıların geceleri gündüzlerine karışmış ve günde 2–3 saatlik uykuyla yetinmek gibi ağır bir fiziki şartlarla karşı karşıya kalmışlardı. Özveri ve fedakârlık timsali olan yargı mensuplarımızın bu yoğun çalışmaları toplumda yeterince biliniyor mu? Sanmıyorum?

***

FETÖ operasyonları iki boyutlu yürütülüyor.

1-idari yürütme 2-adli yürütme.

İdari yürütmeyi Ankara’da müsteşarlar, illerde Valiler yapıyor.

Adli yürütmeyi ise Savcılar ve Hâkimler gerçekleştiriyor.

Devlet ve onun istihbaratı FETÖ şebekesinin bir kısmını tanıyordu ama kripto denen gizli FETÖ çete elemanlarının varlığı hala devam ediyor güçlü algısı hala geçerli bir olgudur. Zaten siyasi bacaktaki FETÖ devşirmelerin kimler olduğunu bilmiyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan siyasetteki FETÖ kimlerdir biliyordur ama kamuoyu daha bu isimleri duymadı.

Siyasetin FETÖ bacağı hala ortaya çıkmış değil.

Bu hengamede devletin yargıçları, idarecileri FETÖ ihanet sarmalını millet hayatının içinden söküp atmak adına yoğun bir mücadeleye girişirken, özellikle kamuda ihbar furyası başladı.

İtirafçılar boy gösterdi.

İhbarcılar bizde buradayız misali imzasız mektuplarla işi çorbaya çevirdi.

Bu ortamı bulandıranların aslında FETÖ elemanları tarafından yapılıp, toplumsal huzursuzluğu arttıracak algı operasyonları olduğu konusunda ciddi endişeler var.

İhbarların hangisi doğru hangisi yanlış, hangisi intikam ve kişisel hırslar sonucunda yapılıyor bu kargaşada tam olarak anlamak mümkün değil…

Herkes herkesten korkmaya başladı.

Herkes herkesten şüphelenmeye başladı.

Kimin kim olduğu belli değil.

Büyük bir travmayı toplum yaşıyor.

Darbeye katılan FETÖ’nün Hava Kuvvetleri imamı Öksüz’ün serbest bırakılması, imamın sırra kadem basması Devleti ve hükümeti acele davranmaya itti.

Bu sendromun etkisiyle Savcılar, ihbar ya doğruysa; Ya Fethullah’ın önemli bir adamıysa… Ya kendini çok iyi gizlemişse endişesiyle, başım belaya girer korkusuyla dikkat noktasını en üst seviyelere taşımaya başladı. At izini it izine karıştıran FETÖ’nün zihin ve ruh dünyamızda yarattığı travmadır.

İnsanlar özgürce düşüncemi söylersem, haksızlıkları dillendirsem FETÖ mensubu damgasını yer miyim” korkusunu üzerinden artık atmalıdır.

Etiketler : Sedat Eriş, Fetö, Millet, Medya,
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
88 gün önce
101 gün önce
102 gün önce
104 gün önce
119 gün önce
119 gün önce
126 gün önce
128 gün önce
213 gün önce
270 gün önce
288 gün önce
328 gün önce
332 gün önce
340 gün önce
352 gün önce
355 gün önce
372 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=