Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

BÖLGE VALİLERİNE SESLENİŞ—1

31 Ekim 2016, 15:56 - Okunma: 2189

Sayın Bölge Valilerimiz;

Batman Ahmet DENİZ,  Adıyaman Abdullah ERİN,  Ağrı Musa IŞIN,  Ardahan İbrahim ÖZEFE, Bitlis Ahmet ÇINAR, Bingöl Yavuz Selim KÖŞGER, Diyarbakır Hüseyin AKSOY Elazığ Murat ZORLUOĞLU, Gaziantep Ali YERLİKAYA, Hakkari Cüneyt Orhan TOPRAK, Iğdır Ahmet Turgay ALPMAN,  Kars Rahmi DOĞAN, Kahramanmaraş Vahdettin ÖZKAN, Kilis İsmail ÇATAKLI, Malatya Mustafa TOPRAK, Mardin Mustafa YAMAN,  Muş Seddar YAVUZ,  Siirt Mustafa TUTULMAZ, Şanlıurfa Güngör Azim TUNA, Şırnak Ali İhsan SU, Tunceli Osman KAYMAK ve Van İbrahim TAŞYAPAN...

Sizlerle yüz yüze konuşarak bölgeyle alakalı bazı görüş ve düşüncelerimi paylaşma olanağım olmadığı için bu satırları yazma ihtiyacını hissettim.

Bölgenin sosyolojik dokusunu, orada yaşayan insanlarımızın karakteristik özelliğini, duygu ve düşünce dünyalarını uzun yıllar yaşayarak gözlemlemiş, analiz etmiş, bölge yönetimlerindeki aksama ve tıkanıklıkların nerede, nasıl oluştuğunu yakından izlemiş bir kardeşinizim.

Bölgede cereyan eden tüm sorunların ana kaynağına farklı bir gözle bakarak problemlerin niçin çözülemediğine yönelik uzun yıllar akademik ve pratik çözümler üzerine kafa yordum.

Bölgedeki kentlerin karakteri bu illerin kaderine yön vermektedir. Zira kentlerin farklılıkları ve benzerliklerin kentlerdeki insan kitleleri üzerindeki etkilerinden yola çıkarak kentler arasında oluşan gelişmişlik farklılıklarının nasıl tepkilere dönüştüğü sosyoloji ilminin ışığında irdelenmedikçe bölgenin kronik sorunlarına kalıcı ve köklü çözümler bulunamaz.

Bölgedeki kentlerin kendilerine özgü ayrılıkları elbette vardır. Ekonomik kapasiteleri, gelişmişlik düzeyleri farklılıklar gösterir. Bölge kentlerindeki benzerlikler ve kentlerin çok kısa mesafelerle birbirlerine yakınlıkları bu kentlerde yaşayan insanlarımızda ortak değerler oluşturmuştur. Bu bağlamda kesin olarak şunu söylemek gerekir. Bölgede yaşanan herhangi bir hadise bölgedeki tüm kentleri derinden etkiler. Hadiselere bölge kentleri farklı tepkiler verse bile ilerleyen zaman süreçlerinde bilinçaltlardaki duygu ve düşünceler bir noktada toplanmaya başlar.

Doğu ve Güneydoğudaki birçok soruna yönelik analitik çözümler ürettiğine inanan bir düşünür ve bölge insanı olarak, sizlere görev süresiniz de katkı sağlayacağını düşündüğüm bazı görüş ve önerilerimi arz etmeyi bir görev telaki ederek bu satırları kaleme aldım. Makalemde ifade etmeye çalışacağım görüşlerimin ne kadar kabul göreceği sizlerin takdirindedir.

***

Üzülerek belirteyim ki gerek merkezi yönetimler gerek mahalli yetkililer Bölge mesellerine çözüm üretmeyi hep masa başında yapmaktalar. Devlete ve iktidara bölgeyle alakalı akademik görüş beyan eden akademisyenlerin öne sürdükleri tezler teoriden öteye geçmemektedir.

Egoları yüksek strateji merkezlerinin yöneticileri bölgede yaşayan insanların zihin ve ruh dünyalarındaki değişim ve dönüşümlerin kaynağını sadece bölgede yaşanan acı hadiselerin ışığında değerlendirmekte ve bardağa sadece boş tarafından bakmaktalar.

Geçmiş dönemlerde bölgeyi TBMM’de temsil etmiş milletvekillerin büyük çoğunluğunun çapsızlığı, ufuksuzluğu, sadece günü kurtarmaya yönelik bakış açıları bölgenin sevgili yurdumuzdan farklı bir coğrafyayıymış algısının oluşmasına zemin hazırlamıştır.

Bu tespitler ışığında sizlerin yönetim biçiminiz ve bölgeye bakış açınızı sorgulamak asla aklımdan geçmez. Tecrübe ve bilgi birikiminiz hususunda inancım tamdır. Bu noktadan hareketle kişisel görüşlerimi ifade etmeye çalışırken ukalaca bir söylem kendime saygısızlık olacaktır.

Ameller niyetlere göredir düsturundan yola çıkarak aktaracağım görüş ve düşüncelerim dört gün sürecek üç bölümden oluşacaktır. Bugünkü bölümde niyetlerimi Bölge sorunları konusunda duyarlılığımı anlattım.

İkinci bölümde Bölgede yaşayan tüm sosyal sınıfların ve katmanların psikolojik analizini yaparak Başkentle bölge arasındaki duygu ve zihin bağının neden inceldiğine özellikle dikkat çekmeye çalışacağım.

***

Yeri gelmişken şu dipnotu belirtmekte yarar görüyorum. Reisi Cumhur Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ülke yönetimini ele almasıyla birlikte bölge insanlarının gönül dünyalarında inanılmaz heyecanlar ve umut çiçekleri yeşermişti. Sayın Erdoğan liderliğindeki Ak Parti girdiği her seçimde bölge kentlerinin büyük bir bölümünden, başta kadınlarımız ve gençlerimiz olmak üzere yüksek yoğunluklu bir kitleden hem oyla hem duayla destek gördü. Doğu ve Güneydoğu insanının inanç ve zihin, dünyasında Erdoğan şehir efsanelerine dönüşmüştü. 2002 yılından beri Reisi Cumhur Sayın Erdoğan’a karşı bölge insanının zihin ve ruh dünyasındaki çok güçlü sevgi ve gönül bağını kimlerin ve nasıl sarsmak istedikleri; bu stratejinin ülkeye ve bölgeye neler kaybettirmek amacı taşıdığı incelenmesi gereken çok önemli bir husustur.

Üçüncü bölümde ise Bölge insanının birikmiş mesellerine yönelik naçizane çözüm öneri ve projelerimi arz edeceğim.

Şimdilik hoşçakalın.

Devam edecek.

             

      

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
33 gün önce
46 gün önce
47 gün önce
64 gün önce
64 gün önce
71 gün önce
73 gün önce
158 gün önce
215 gün önce
233 gün önce
273 gün önce
277 gün önce
285 gün önce
297 gün önce
300 gün önce
317 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=