Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

Bölge VALİLERİNE Sesleniş-3

01 Kasım 2016, 19:35 - Okunma: 3736

Sayın Bölge Valilerimiz;

Batman Ahmet DENİZ,  Adıyaman Abdullah ERİN,  Ağrı Musa IŞIN,  Ardahan İbrahim ÖZEFE, Bitlis Ahmet ÇINAR, Bingöl Yavuz Selim KÖŞGER, Diyarbakır Hüseyin AKSOY Elazığ Murat ZORLUOĞLU, Gaziantep Ali YERLİKAYA, Hakkari Cüneyit Orhan TOPRAK, Iğdır Ahmet Turgut ALPMAN,  Kars Rahmi DOĞAN, Kahramanmaraş Vahdettin ÖZKAN, Kilis İsmail ÇATAKLI, Malatya Mustafa TOPRAK, Mardin Mustafa YAMAN,  Muş Seddar YAVUZ,  Siirt Mustafa TUTULMAZ, Şanlıurfa Güngör Azim TUNA, Şırnak Ali İhsan SU, Tunceli Osman KAYMAK ve Van İbrahim TAŞYAPAN...

 

Kırsal toplumdan, Kentsel topluma dönüş sürecinin en yoğun yaşandığı Güney ve Doğu Anadolu coğrafyasının tüm zaman dilimlerinde, her alanda ilerlemenin, katılımcılığın sınırlarını genişletmenin önündeki en temel engel bölge kentlerindeki Bürokrasi ve Siyaset dünyası arasındaki gizli çekişmedir.

Geçmişteki zaman dilimlerinde bölgedeki siyasi yapıyı oluşturan feodal bağlara sahip veya kentteki ekonomik gücü elinde bulunduran etkin isimler iktidar olduktan sonra ildeki en tepe bürokrat olan Validen başlayarak tüm bürokrasi kesimine karşı ikiyüzlü, riyakar bir strateji izlediler. Yani kentte başka, Mecliste ve Bakanın huzurunda farklı konuşurken bunu o denli ustaca yaptılar ki o dönemde ildeki görevli valilerin çoğunun bu davranışları ruhları bile duymadı.

Geçmiş dönemlerdeki siyasi erki ellerinde tutan bu kimlikler çözemedikleri veya kasten çözmek istemedikleri her meselede topu ve suçu devleti ilde temsil eden valinin omuzlarına yüklediler. Bu suç valinin şahsında devlete güvensizliğe dönüştü. Siyasetçi bunu yaptı da geçmişte görev yapmış valiler çok mu sütten çıkmış ak kaşıktılar? Değildiler elbet. Geçmişin Valilerin bir kısmı Ankara’daki merkezi hükümete sırtını dayayarak, başta İçişleri Bakanı olmak üzere kendilerini o makama referans etmiş kişilere yalakalık yaparak ‘ben yaptım oldu’ zihniyetiyle kraldan fazla kralcı davranışlarla hareket etti. Diğer görev yapan Valiler ise ne şiş yansın ne kebap misali yerel siyasetle haddinden fazla ilişki içine girerek o siyasinin rakibi olan tüm toplumsal katmanları dışladılar ve Vilayetin kapılarını iktidar mensuplarının dışındakilere kapattılar.

Diğer bir kesim ise İstisnai kadroyu aldım bundan sonra kapıyı daha büyük bir ile nasıl atarım zihniyetiyle statükocu anlayışla klasik bir yol ve yönetim tarzını kendilerine düstur edindiler. Çok az sayıdaki vali ise iyi niyetle samimi duygu ve düşüncelerle kente hizmet etmeye çalışırken bu kez de çapsız, yeteneksiz valiliğe bağlı diğer bürokratlar devreye girerek bilerek, bilmeyerek valinin yapmak istediği reformlara taş koydular. Valiler her ne kadar devletin bir teknokratı olsalar da görevleri gereği bir halk adamı olmak zorundadır. Çünkü iktidarın siyasi atamasıyla o ilin en tepe noktasına gelip otururlar. Dolayısıyla siyasetçi gibi düşünüp devlet adamı olarak hareket etmelidirler. Tam bu noktada şu soruyu sormak gerekir. Geçmişten bugüne kadar bölgede valilik makamını ifa eden insanların tümü yetenekli, siyasi bağları güçlü, devlet tecrübesi yeterli ve zeki olan bu insanlar bölge insanın zihin ve gönül dünyasında neden yıllarca unutulmayacak bir yer edinemediler. Bu sorunun yanıtı bölge insanın zihin ve ruh dünyasındaki eğilimlerin doğru tespit edilmemesinde yatar. Doğu ve Güneydoğuda yaşayan insanlar son derece zeki ve sezgileri çok güçlü bireylerden oluşur. Belki eğitim seviyesi diğer bölge insanlarına göre düşüktür ama pratik hayatı tanıma yönleri çok gelişmiştir. Yani bölgede yaşayan insanların tümüne yakını hayat üniversitesinden çok iyi dereceyle mezun olurlar. Güney ve doğunun vefakâr ve fedakâr insanının ön kabulleri ve bilinçaltındaki takdir eğilimleri çok değişkendir. Öncelikle bölge insanı özgür ve özgün kişiliğe hayranlık duyar. Bölge insanının sevgileri de tepkileri de doruktadır. Çünkü bölge insanının yaşadığı coğrafya çok dinamik bir topraktır. Dolayısıyla bölge insanı genetik olarak duygusal, sevgi dolu ama içine kapanıktır. Yani diyalog ve iletişimde ilk adımı her zaman devletten bekler. Bunun nedeni Cumhuriyet döneminden beri başlayan sürece dayanır. Bölge halkı devletten korkmuştu. Bu korku saygıyla karışık bir çekingenlikle bezenmişti. Siz bakmayın devlete yaltaklanan, yılışık tavırlarla devlete yakınlaşmaya çalışan bir avuç bölgede yaşayan insana. Onların içsel özleri büyük bir değişime dönüşmüştür ve bu dönüşüm tamamen çıkara, menfaate dayanan bir niteliktedir.

Güneydoğu insanı valiyi sevdikçe devleti sever. Bölge insanı her ne kadar oy verse de asla bazı siyasetçilere sıcak bir bakışla bakmaz. Çokta inanmaz, güvenmez Dolayısıyla kaşarlanmış bazı siyasi tiplerde bu olguyu çözdükleri için kentteki her olumsuzluğu kentte ve Ankara’da valiye fatura eder.

***

Yarın bölgede görev yapan sizlerin Başkent zirvelerinde nasıl ve neden yıpratılmak istendiğinize suçlama başlıklarıyla bakacak, Devletin en tepe noktalarına sizlerle alakalı gelen olumsuz eleştirilerin neler olduğunu aktarmaya çalışacağım.

Devam edecek...

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
52 gün önce
58 gün önce
59 gün önce
72 gün önce
74 gün önce
77 gün önce
79 gün önce
81 gün önce
82 gün önce
145 gün önce
221 gün önce
222 gün önce
229 gün önce
235 gün önce
245 gün önce
247 gün önce
280 gün önce
375 gün önce
415 gün önce
477 gün önce
505 gün önce
507 gün önce
508 gün önce
508 gün önce
511 gün önce
513 gün önce
514 gün önce
539 gün önce
611 gün önce
613 gün önce
618 gün önce
623 gün önce
761 gün önce
774 gün önce
775 gün önce
777 gün önce
792 gün önce
792 gün önce
798 gün önce
800 gün önce
886 gün önce
942 gün önce
960 gün önce
1001 gün önce
1005 gün önce
1013 gün önce
1025 gün önce
1027 gün önce
1045 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=