Lütfen bekleyin..

İZZETTİN İÇİN

GÜÇLÜ DEVLET, GÜÇLÜ STK

11 Kasım 2016, 17:39 - Okunma: 988

Demokratik rejimlerin insanlık tarafından benimsenmesinden sonra, toplumlar, kendilerini yönetecek devlet organizasyonu teşekkül ettirmeye başladı.

Ancak zamanla görüldü ki, ortaya çıkan yöneten organizasyonlar, şöyle veya böyle topluma tahakküm kurmaya yöneldi.

Bu konuda yapılan çalışma ve bilimsel araştırmalar,  tahakkümün, zaten organizasyonların karakterinde bulunduğunu ortaya çıkardı.

Bunun üzerine, demokrasiyi özümsemiş toplumlar, buna çareler aramaya başladı.

Çünkü yöneten organizasyonsuz da olunamaz ki… Ve sonunda buldular, sivil toplum kuruluşları (STK)

Bu kuruluşlar sayesinde,  toplumun dengeleri iyi kurulacaktı.

Gelişmiş ülkeler, şu anda bulundukları zirveyi, bu kuruluşların aktif ve olumlu çalışmalarına borçludur. Yönetenin zaafları, bu kuruluşların faaliyetleri sayesinde kapatıldı.

Bu denge sağlandığı müddetçe, son derece sağlıklı bir toplum hayatı devam eder.

Hemen akla şu soru gelebilir.

Bahsedilen toplum dengelerinin,  sivil toplum kuruluşları lehine bozulması mümkün müdür ve sonuçları ne olur?

Elbette mümkündür.

Sonuçları da, ortada zayıf, yükümlülüklerini yerine getiremeyen bir yöneten organizasyonu kalır.

Devletin zayıf düşmesi, beraberinde, bütün dengeleri alt üst olmuş toplum meydana getirir. Dengenin kamu lehine bozulması ise, topluma tahakkümü meydana getirir.

Gelişmiş toplumlarda tablo şu şekilde görünür; bir yanda yöneten organizasyon, gücü kendine doğru çekerken, diğer yanda sivil toplum kuruluşları da kendi tarafına çeker.

Birinin diğerine ağır basması, dengeyi bozacağı için, toplumun aleyhine olacaktır.

Bu da bilindiği için, her iki kesim de, dengeyi korumaya çalışırlar.

Ancak,  hemen hatırlatalım;

Sivil Toplum Kuruluşları, şeklen kurulursa veya bunların yukarıda bahsettiğimiz toplumsal faydalarına gerçekten inanılmıyor ise bunlar zamanla,  adeta kamulaşırlar. Tabi bu da, olumlu dengeyi bozar.

İsviçre’nin nüfusu sekiz milyon kadardır.

Aynı ülkede atmış milyon sivil toplum kuruluşu varmış.

Yani her kişi ortalama yedi sivil toplum kuruluşuna üye olmuş demektir.

Oralarda kişiler kuruluşlara müracaat eder ve kendisinin şu günlerde veya şu saatlerde ve şu hususlarda kendilerine nasıl yardımcı olabileceğini sorar ve ona göre görev alır.

Kuruluşlara kendileri katkı yapar.

Bizde ise, böyle bir kuruluşa üye olunacaksa oradan ne istifade sağlanabileceğinin hesabı yapılır. Kişiler kendi geleceklerini düşünerek üye olurlar.

Bu sebepten çoğu sivil toplum kuruluşu zaman içinde yarı kamu hale gelmektedir.

Demokrasinin yerleşmesi ve gelişmesi, ülkenin çağdaş düzeye çıkabilmesi için fertlerin mutlaka bu süreçte katkı yapması gerekmektedir.

Seçimlerde oy kullanmak ve sonrasını takip etmemek, sadece şikâyet etmek mevcut sıkıntıların en önemli sebebidir.

Hâlbuki seçtiklerini takip etmek ve gerektiğinde arkalarında durmak vatandaşlık görevidir.

Bu yol, fedakârlık, ideal ve yorgunluk gerektirir.

Fakat sıkıntılarımızdan kurtulmanın yolu da buradan geçer.

Hadi gayret…

Etiketler : Devlet, Güçlü, STK, Sıkıntı,
  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=