Lütfen bekleyin..

İZZETTİN İÇİN

ÇOK ŞEY BİLENLER

05 Aralık 2016, 17:36 - Okunma: 2249

Çok şey öğrenmenin aynı zamanda çok şey bilmek manasında olmadığı söylenir.

Şöyle bir hikâye okumuştum:

Bir gün kedi ile eşek sahilde birlikte yürüyüş yapıyorlarmış.

Sohbet sırasında kedi: “Eşek kardeş, düşünüyorum da karşımıza birden bir kurt çıkarsa ne yapacağız?”

Eşek kendisinden son derece emin bir şekilde cevap verir: “Valla seni bilmem ama ben yedi çeşit yüzme bilirim. Kurt gelir gelmez suya dalar karşı tarafa yüzerim”

Yürüyüş devam ederken koyu bir sohbete dalarlar.

Tam o sırada karşıdan bir kurt onlara doğru gelmektedir.

Kedi çok korkmuştur. Gözüne ilk kestirdiği ağaca doğru hızla koşmaya başlar.

Kurt yetişmeden ağaca tırmanır.

Eşek ise, hiç düşünmeden suyun derinliklerine atar kendisini…

Suyun yüzüne çıkmak için hangi çeşit yüzmeyi kullanacağını düşünmeye başlar. Birinci yok, ikinci hayır, üçünce, dördüncü derken nefesi tükenir ve suyun dibinde kalır.

Kedi kurtulmuş, yedi çeşit yüzme bilen eşek kardeş boğulmuştur.

Başka şekilde devam edecektim fakat aklıma bir başka hikaye geldi.

Kral, biri öz, diğeri üvey iki oğlunu, çok iyi yetişsinler diye zamanın en iyi öğretmenine verir. Aradan uzun bir zaman geçer.

Bir akşam kral, çocuklarının nasıl yetiştiklerini öğrenmek için onlara sorular sorar, cevaplar alır. Aldığı cevaplardan sonra, öz oğlunun daha iyi yetiştirildiği kanaatine varır.

Ertesi gün, öğretmenlerini huzura çağırır ve kanaatini kendisine söyler.

Öğretmen ise, her ikisini de aynı şekilde yetiştirdiğini, ancak üvey çocuğun aldığı bilgileri doğru kullanamadığını anlatmaya çalışır.

Fakat kralın ikna olmadığını görünce, huzurunda bir deneme yapmak istediğini söyler. Kraldan, yüzüğünü avucuna alıp saklamasını ister.

Önce öz olan çocuğu huzura çağırır. Kendisine:

— Babanızın avucunda ne olabilir ? Sana öğrettiğim metotla bul.

Çocuk babasına bazı sorular sorar, notlar alır, hesaplar yapar. Babasına:

— Sizin elinizde yuvarlak ve içi boş bir şey vardır. Kral çocuğa sorar:

— Peki ne olabilir oğlum? Çocuk:

* Yüzük, alyans gibi bir şeydir. Çocuk dışarı çıkarılır ve üvey olan

çağrılır. O’na da aynı şey sorulur. O’da kardeşi gibi, babasına aynı soruları sorar, aynı notları alır, aynı hesapları yapar ve aynı sonuca varır:

— Elinizde yuvarlak ve içi boş bir şey vardır. Babasının:

— Peki, ne olabilir? Çocuk biraz düşünür ve cevabı patlatır:

— Baba, elinizdeki, değirmen taşı değil mi?

Kral öğretmene baka kalır. Öğretmen: “işte siz de gördünüz “ der gibidir.

Bilgi çağında olduğumuz doğrudur.

Herkes istediği bilgiye ulaşma imkanına sahiptir. Ancak son yıllarda bilim adamları, bilgiye sahip olmanın

artık yeterli olamayacağı, bilginin doğru kullanılmasının daha önemli olduğunu söylüyor.

Sadece çok şey okumak, çok şey bilmek değilmiş.

Doğruyu bulan, çok şey bilmiştir.

Geri kalmış ülkelerin, gelişme ve ilerlemesinin önündeki en büyük engelin, yukarıdaki tip kendi aydınları olduğu yıllardır iddia edilir.

Ne dersiniz?

Bunları niye mi anlattım?

Bilmek ile ukalalık arasındaki farkı anlatmak için…

Anlayana sivrisinek saz…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
77 gün önce
99 gün önce
142 gün önce
176 gün önce
187 gün önce
189 gün önce
215 gün önce
218 gün önce
222 gün önce
307 gün önce
314 gün önce
317 gün önce
330 gün önce
341 gün önce
352 gün önce
358 gün önce
384 gün önce
404 gün önce
406 gün önce
432 gün önce
433 gün önce
436 gün önce
504 gün önce
509 gün önce
540 gün önce
569 gün önce
572 gün önce
588 gün önce
596 gün önce
600 gün önce
601 gün önce
617 gün önce
639 gün önce
671 gün önce
673 gün önce
679 gün önce
679 gün önce
717 gün önce
718 gün önce
739 gün önce
751 gün önce
789 gün önce
839 gün önce
BELEDİYE ÇALIŞMALARINDAN MEMNUN MUSUNUZ?

sanalbasin.com üyesidir

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=