Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

FUTBOL VE PARA

19 Aralık 2016, 19:57 - Okunma: 1523

Kitlelerin spora özellikle futbola duydukları ilgi arttıkça futbol ekonomisi de her geçen gün büyüyerek devasa bir konuma geliyor.

Büyük bir gösteri ve keyif veren spor özellikle futbol, günümüz dünyasında en popüler meslek dalı haline geliyor.

Aileler çocuğum ünlü bir futbolcu olsun hayatımız kurtulsa anlayışıyla futbol okullarının önünde kuyruk oluşturuyor.

Özellikle futbol ekonomisinde dönen çılgın paralar-transferler, hoca ücretleri baş döndürüyor. Sadece gelişmiş ülkelerde değil gelişme sürecinde de “Futbol” önemli bir gündem oluşturuyor.

Bu bağlamda futbol denen spor olayı global ve küresel bir devinim izliyor.

Ülkemizde de futbola duyulan ilgi alaka küçük yaşlarda başlıyor ve ileri düzeyde bir bağımlılık haline getiriyor.

Bu bağlamda futbol bağımlılığı gittikçe artan bir holiganizm ve fanatizim doğuruyor. 

Ne yazık ki keyif ve zevk veren bir gösteri olan futbol başta olmak üzere kitlesel sporlarda da acı olaylar yaşanıyor, kan dökülüyor insanlar birbirini acımasızca katlediyor.

Ünlü bir psikolog futboldaki bu şiddet olaylarını ve statlardaki insana acı veren hadiselerin yaşanmasını insanoğlunda var olan enerjinin bir boşalımı olarak nitelemektedir.

Futbol insanoğlunda bir dejarj-boşalma üretiyor.

***

Gelelim asıl konumuz olan futbol ekonomisindeki kontrolsüz gidişata.

Futbolun bir ekonomisi var. Çünkü futbol kulüplerinin yaşaması paraya bağlıdır.

Her kulübün bir gelir trafiği var.

Süper Lig’de sahaya çıkan kulüplerin toplam gelirlerinin yüzde 57’si yayın geliri, maç günü gelirlerinin payı yüzde 28, ticari faaliyet ve sponsorluk gelirlerinin payı ise yüzde 15 dolayında.

Özellikle ülkemizdeki kulüplerimizin gelir gider trafiği oldukça bozuk.

Hemen hepsi sezonu zarar ile bitiriyor. Biriken borçları da azalmıyor, artıyor.

Futbol ekonomisinin gelir gider kalemlerine baktığımızda çok ilginç verilere rastlıyoruz.

a- Futbol kulüplerinde maç gelirlerinin, toplam gelirlerin sadece yüzde 28’ini teşkil etmektedir.

b- Süper Lig’de 18 kulüpteki oyuncu sayısı 495. Bu oyuncuların yüzde 44’ü, 219‘u yabancı oyuncudur.

c- PTT 1. Lig’de 18 kulüpte profesyonel 461 oyuncu var. PTT 1. Lig’deki kulüplerin, bonservis bedelleri üzerinden toplam değeri ise 178 milyon euro’ya ulaşıyor.

d- 2. ligde, 2 grup ve toplam 36 kulüpte 1.024 profesyonel futbolcu sahaya çıkıyor.

e- Profesyonel 3. ligde ise 57 kulüpte toplam 1.593 profesyonel oyuncu bulunuyor.

Bu sayısal verilerden yola çıkarak Türkiye’de 129 kulübün kadrosunda 3.540 futbolcu var. Türkiye’deki profesyonel futbol kulüplerinin, bonservis bedelleri üzerinden toplam değeri 1.1 milyar euro dolayında.

Bu değerin yüzde 73’ü Süper Lig kulüplerindeki futbolculara ait..Kısa notlarla yaptığımız değerlendirmeye baktığımızda futbol dünyamızda müthiş bir dengesizlik hemen göze çarpıyor.

Bu arada yüksek maliyetli, görkemli stadlar inşa ediyoruz ama maç gelirlerimiz çok düşük. Gelelim futbol ekonomisindeki diğer sorun alanlarına.

Ülkemiz futbolunda çılgın ve akıl almaz bir transfer çılgınlığı var.

Futbol endüstrisinin en geliştiği Avrupa Ülkelerinde de çok uçuk rakamlarla transferler duyuyoruz ama futbolun beşiği bu ülkelerde transfer paralarından ve hocalara ödenen rakamlardan yüksek vergi kesiliyor.

Bu bakımdan Türkiye yabancı sporcular için bir vergi cenneti.

Yine Türkiye’de verilen akıl almaz transfer paraları dünya şöhreti denen futbolculara verilmekte ve bu sporcular yaşlandıkları zaman ülkemizi tercih etmektedirler yani futbolda dünya yıldızı olma yolunda giden bir oyuncunun ülkemizde top koşturmasına pek sıcak bakmadığı bilinen bir gerçektir.

***

Tabi ki ülkemizden de sınırlı sayıda futbolcunun Avrupa takımlarına gittiğini görüyoruz ama ne yazık ki bu sporcularımızın bu ülkelerdeki başarıları uzun soluklu olmuyor.

Bu sezon Süper Lig’de, 2. ve 3. ligde yaklaşık 374 futbolcu kulüp değiştirdi.

Bunların sadece 25’ine, 38.5 milyon Euro transfer bedeli ödendi. 38.5 milyon Euro transfer bedelinin 32.5 milyon Euro’sunu 4 büyük kulüp ödedi. Toplam 9 kulüp yurtdışından futbolcu aldı. 24.4 milyon Euro ödedi.

Galatasaray’ın transfer gideri 13.3 milyon euro, Trabzonspor’un 11.1 milyon Euro, Fenerbahçe’nin 8.5 milyon Euro, Beşiktaş’ın 3.5 milyon Euro.

Dört büyük kulüp son 6 sezonda 415.8 milyon Euro’luk transfer harcaması yaptı.

Buna karşılık transfer gelirleri 203.9 milyon Euro. Net transfer giderleri 211.9 milyon Euro. Bu rakamlar kesin olan rakamlar değil ve her an yeni bir transfer olayıyla sayılar değişiyor. Vermeye çalıştığım rakamlar global sayılardır.

asıl dikkat çekmek istediğim kulüplerin borç sorunun devam ettiğidir. yani futbolumuzun ekonomisindeki yırtık kapanmıyor aksine her geçen gün artıyor.

Bu noktada devreye UEFA kriterleri denen sistem girdi.

UEFA’nın mali kriterleri var ve kulüplere gelir gider dengeleri yönünde yoğun baskı yapıyor hatta ceza veriyor.

Futbol ekonomisindeki yüksek mali tablonun diğer bir nedeni de futbol seyircisinin sayısındaki düşüşler. futbol stratejimizin patronu olan futbol federasyonunun statlardaki olayları önlemek adına uygulamaya aldığı pasolig uygulamasının da seyircinin statlara gidişini azalttığı yönünde bir görüş spor dünyamızda yoğun bir biçimde tartışılmaya devam ediyor.

Futbol kulüpleri bir yandan devletten ayrıcalıklı haklar talep ediyor diğer yandan kulüpleri şirketleştirerek borsada hisse senedi uygulamasıyla yan gelir arttırma gayretindedir.

Burada çok ilginç bir durum var ki bir futbol kulübü maç kazanınca, borsada hisse senetlerinin değeri artıyor. Tersi bir durumda futbol kulübünün hisse değeri geriliyor.

Örneğin, Beşiktaş’ın, şampiyonluğu borsadaki hisse fiyatını üçe katladı.

Sezon başında 470 milyon lira olan borsadaki piyasa değeri, sezon içinde bir ara 1.6 milyar liraya kadar çıktı. Beşiktaş sezonu 934 milyon liralık piyasa değeriyle tamamladı. Trabzonspor’un piyasa değeri 121 milyon lira artarak 255 milyon liraya çıktı. Taraftarında hayal kırıklığı yaratan Galatasaray ve Fenerbahçe’nin piyasa değerleri geriledi.

Galatasaray’ın piyasa değeri 38 milyon lira düşerek 482 milyon liraya, Fenerbahçe’nin değeri de 76 milyon lira gerileyerek 1 milyar liraya indi.

Dört büyük kulüp son 11 yılda teknik adamlara 24 milyon Euro’ya yakın tazminat ödedi. Beşiktaş, Del Bosque ve Bernd Schüster’e ödediği 9.5 milyon Euro ile teknik direktörlere en fazla tazminat ödeyen kulüp. Beşiktaş’ı Prandelli, Gerets, Skibbe ve Rijkaard’a toplam 8.8 milyon Euro tazminat ödeyen Galatasaray takip ediyor.

Fenerbahçe ise Chistoph Daum ve Luis Aragones’e 4.4 milyon euro ödedi.

***

Tabi kulüplerimizi büyük ekonomik sıkıntılara sokan futbolcu ve antrenörlerin takımlarımızdan tazminat almaları.

Hukuki yönden sağlam sözleşme yapmayan kulüplerimiz başarılı olamayan futbolcu ve antrönörleri gönderirken bu kişiler Avrupa Spor Mahkemelerine başvurarak ülkemizi hem madden hem manen yıpratıyor.

Örneğin Türkiye’de bugüne kadar en yüksek tazminat alan teknik direktör Vicente Del Bosque.

Beşiktaş’a 2004–2005 sezonunda gelen İspanyol çalıştırıcı, sözleşmesinin fes edilmesinin ardından açtığı davayı kazanarak 8.5 milyon Euro tazminat aldı.

Galatasaray ise Cesare Prandelli ve Frank Rijkaard’a 3’er milyon euro tazminat ödedi. Fenerbahçe’de 2009–2010 sezonunda göreve getirilen Alman çalıştırıcı Christoph Daum’a 2.4 milyon euro ödenmişti.

Son olarak Fenerbahçe, teknik direktörü Vitor Pereira’nın sözleşmesini tek taraflı olarak feshetti. Vitor Pereira’ya kaç Euro ödeneceği henüz belli değil...

Asgari ücretle geçinenlerin ülkesinde yılda milyonlarca Euro dolar alan futbolcular acaba insanımıza güzel ve etkili futbol seyrettiriyorlar mı?

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
63 gün önce
65 gün önce
70 gün önce
75 gün önce
213 gün önce
226 gün önce
227 gün önce
229 gün önce
244 gün önce
244 gün önce
250 gün önce
252 gün önce
394 gün önce
412 gün önce
453 gün önce
457 gün önce
465 gün önce
477 gün önce
479 gün önce
497 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=