Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

TARİHTEKİ FETÖ’CÜLER

22 Aralık 2016, 16:20 - Okunma: 1707

Türk tarihinin her döneminde hain FETÖ teşkilatı gibi yapılar ortaya çıkmıştır.

İhaneti genlerine bulaşmış bazı tipler şu yalan dünyanın geçici nimetlerini elde etmek isteyen ve buna değişik kılıflar uyduran bu yapılar sadece dini değil toplumdaki fay hatlarını da kullanmakta yeteneklidirler.

Türk tarihindeki ihanet şebekelerinin ortaya çıkma süreçleri dikkatlice incelendiğinde merkezi otoritenin zayıfladığı ya da devleti yönetenlerin yozlaşmaya başladıkları dönemi görürüz.

Merkezi yönetimin güçlü ve dirayetli olduğu dönemlerde ihanet şebekeleri uykuya yatmış hücreler halinde sinsice varlıklarını sürdürür, uygun günün gelmesini beklerler.

Türk tarihinin ihanet yapılarından bilinen ilk teşkilat Yeniçeri Ocağı dediğimiz devşirme askerlerin içinde olduğu yapıdır.

Devlet içinde devlet olan, padişahları istedikleri zaman indirip istedikleri zaman kendilerine taviz verenleri iktidara taşıyan bu silahlı ihanet şebekesi Osmanlı’nın yükseliş ve büyüme dönemlerinde devlete, İslami çok hizmetlerde bulunmuşlardı.

***

Peki, bu faydalı yapı nasıl oldu da ihanet yuvası haline geldi?

Merkezi idarenin yozlaşması basiretsiz, yeteneksiz padişahların varlığı ile devlete yükselme hırsını aklının ve vicdanının ötesine taşımış bazı üst düzey yöneticilerinde teşvik ve tahriki ile bu yapılar devlet içinde çıbanbaşı olmaya başladılar.

Osmanlı’nın son süreçlerinde ise devlet içinde paralel devlet haline gelmişlerdi.

Bu yapının devlet için tehlikesini gören dönemin yöneticileri bu ihanet yuvasını dağıtma planlarını yürürlüğe koymadan bu hainler tarafından acımasızca işkence gördüler, katledildiler.

“İstemezük” narasıyla sokaklara dökülen bu eşkıya sürüsüne korkak padişah ve yöneticilere tavizlerin verilmesiyle bu yapı kendini devletin ve milletin üstünde görme alışkanlığına girmişti.

Tabi ki şu asla göz ardı edilmemeli; ihanet şebekelerinin ardında her zaman bir dış güç, destek vardır. İçerde ve dışarıdakiler işbirliği yapmadan, vatan hainleri kendi ülkesinde operasyon yapamaz.

Hiç bir hain, cemaat başarılı olamaz.

Tarih sayfalarında ihanet şebekesinin sonu nasıl oldu şimdi buna bakalım; Osmanlı imparatorluğu’nda tahta geçen II. Mahmut 17 yıldır Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasını istiyordu.

Devlet içinde devlet olmuşlardı. Paralel Osmanlı Devleti gibiydiler.

Her fitne ve fesadın altından Yeniçeri çıkıyordu.

Daha fazla beklemenin bir faydası olmayacağını düşündü. Eşkinci Ocağı isimli yeni bir askeri sınıf kurdu. Tabii bu bardağı taşıran son damla oldu.

Avrupa tarzı üniforma giydirilen yeni ordu eğitimlere başladı. Kısa bir süre sonra, yeniçeriler ayaklandı.

Tam 3 gün sonra... Etmeydanı bunlarla doldu. Gösteriler iyice arttı. Yeniçeriler çoğaldıkça çoğaldı. Bunun üzerine Sultan II. Mahmud Devleti topladı.

Artık yapılacak tek şey vardı, Yeniçerilerle Savaşmak.

Sultan’ın emriyle Sancak-I Şerif çıkartıldı.

Halk Yeniçeri’ye karşı savaşmaya davet edildi. Yeniçeri Ocağı dışındaki bütün askerler Sultan’a bağlılık yemini etti. Sonra da düğmeye basıldı. Yeniçeri Ocağı top ateşine tutuldu. Kışlalar kan gölüne döndü. 6000 Yeniçeri öldürüldü, 20 bin isyancı tutuklandı! Bu operasyonla Yeniçeriler ortadan kaldırıldı. Tarihte bu olaya “Vaka-İ Hayriye” yani Hayırlı Olay ismi verildi.

Yerine ise Asakir-i Mansure-i Muhammediyye yani Muhammed’in Zafer Kazanmış Orduları isimli ocak kuruldu.

15 Temmuz’da karşımıza dikilen FETÖ ihanet şebekesinin darbesi ve milletin karşı karşıya kaldığı tehlike ile Vaka-İ Hayriye aynı niteliktedir. FETÖ denen ihanet şebeke liderinin ilk yuvalandığı merkez olan İzmir’de kestane pazarının sosyolojik ve jeopolitiği bugüne kadar hiç incelenmedi.

Eski İzmir’i bilenler bu yerleşim yerindeki sosyolojik süreçleri izleyenler bilir ki Kestena Pazarı diye anılan bölge İbranilerin tarihten beri yuvasıdır, toplandıkları bir yerleşkedir. İzmir’deki Kestane Pazarı denen yerleşkede yıllardır Kapaniler, Karakaşlar ve Yakubiler diye isimlendirilen Yahudi cemaati son derece etkin bir biçimde yaşamaktadır, İzmir’in ticareti başta olmak üzere birçok iş kolunda etkin bir şekilde örgütlenmiş durumdalar.

Kestane Pazarı-FETÖ-İbraniler denklemi sizce bu bir tesadüf müdür?

FETÖ neden orada kümelendi, İhanet cemaatinin tohumu niye burada atıldı ve buradan nasıl çıkıp büyüdü?

***

Elbette amacım bir dini yapı olan Yahudileri düşmanlaştırmak veya algı operasyonu yaparak komplo teorisi üretmek değil.

Sadece FETÖ ihanet merkezinin neden ısrarla ve inatla ticarete ağırlık verdiğini, çok kısa bir süreçte nasıl bir ekonomik büyümeyi sağlayarak uluslararası alanda güçlendiği hususunda kuşkularımı dile getirdim.

Herkes bilir ki dünya ticaretinin patronajlığı Musevi lobisinin kontrolündedir.

FETÖ ihanet şebekesinin ekonomik manada küreselleşmesinin – global ilişkilerin kestane pazarıyla alakasını elbet tarih bir gün ortaya çıkaracaktır.

Televizyonlarda boy gösteren cemaatten ayrılıp bu yapı ile ilgili itirafta bulunan tipler acaba niçin kestane pazarı’ndaki bu gizli ilişki ağdan söz etmiyor, kestane pazarı-İbraniler ilişkisini dillendirmiyorlar? 

Bu sorunun tek cevabı var. Korkuyorlar. Korktukları için şüpheli bir durumu ağızlarına alamıyorlar.

Tarihin tozlu sayfalarında gezintimize çıktığımızda içerideki ihanet şebekeleriyle dış güçlerin-özellikle İbranilerin işbirliğini en iyi bilen Osmanlı Padişahı 2.Mahmut olduğunu görürüz. 2 Mahmut’un hayat hikâyesini çok iyi okumak gerekir.

2.Mahmut kendi döneminde ve atalarının zamanında bu ocaklardaki sızıntıyı ve Yeniçeriler’i kimlerin yönettiğini fark ettiği için Yeniçeri Ocaklarının olduğu alanın tümünü topa tutarak yerle bir etti.

Çünkü yeniçeri ocağı çevresindeki evlerin tümüne yakınında İbraniler oturuyordu.

2 MAHMUT ölene kadar İbraniler İstanbul’un değişik semtlerinde gizlendiler. Uzun yıllardır din maskesi altında karşımıza çıkan FETÖ elebaşının tek başına, kendi özel yetenekleriye bu seviyelere geldiğine inanan varsa akıl melekesini tekrar kontrol etsin.

15 Temmuz ihanet hareketi İzmir’in Kestane Pazarı’nda başlamış oradan Boğaz, Londra, Tel Aviv ve New York eksenine hakim olan bir küresel senaryodur.

Osmanlı imparatorluğu döneminde nasıl içerden saldırdılarsa yine içimizden gelerek saldıracaklar.

Bu ihanet şebekelerine ulusça karşı durmak milli görevi dışında zaruri bir hale dönüşmüştür.

Bu ülkede yaşayan bizler artık OLMAK veya ÖLMEK durumuyla karşı karşıyayız. Bu böyle biline…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
63 gün önce
65 gün önce
70 gün önce
75 gün önce
213 gün önce
226 gün önce
227 gün önce
229 gün önce
244 gün önce
244 gün önce
250 gün önce
252 gün önce
338 gün önce
394 gün önce
412 gün önce
453 gün önce
457 gün önce
465 gün önce
477 gün önce
479 gün önce
497 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=