Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

REFERANDUM ÖNCESİ NOTLAR- 1

27 Aralık 2016, 15:54 - Okunma: 856

Ülkemizin siyasal ve sosyal hayatını etkileyecek en önemli gelişme 2017 yılı baharında yapılacak başkanlık sistemine geçiş ve kısıtlı anayasa değişim referandum oylaması olacak.

Cumhuriyet tarihimiz boyunca ilk kez yönetim sistemimizde köklü ve kalıcı değişimlerin olup olmayacağını belirleyecek referandum seçimlerinin sonuçlarını bugünden öngörmek elbette mümkün değil.

Dünyada ve ülkemizde gündem sürekli değişmekte ve yeni bir hadise güncel konuların sıralamasını tamamen değiştirebilmektedir.

Kim 15 Temmuz hain FETÖ ihanet darbesinin olabileceğini kestirebilirdi?

Bu ülkede yaşayan herkes vatanımız ve geleceğimiz üzerinde kirli, sinsi ve planlı bir eylem planın yapıldığını artık farkında.

Ülkemiz üzerinde dış kaynaklı ve iç ihanet şebekelerinin rol aldığı, alacağı tüm sinsi emellerin tek bir hedefi var.

Bölgesinde güçlü bir Türkiye istenmiyor.

Hain FETÖ darbesi,7/ 25 Aralık operasyonları, Gezi Hadiseleri ve son olarak yapılan ekonomik operasyonlar büyük oyunun küçük parçacıklarıdır.

Türkiye eski Türkiye değil.

Ülkemiz yapılan ve yapılacak tüm kirli hesaplara karşı elbette bir savunma hattı geliştirebilecek kapasitede.

Referandum öncesi kamuoyu algısını derinlemesine incelerken tespit ettiğim bazı verileri dikkatlere sunmak isterim

Verileri önem sırasından başlayarak sıralayıp detayları bu başlıklar altında anlatacağım.

***

1-Referandum seçiminde seçmen sandığa gitmekte isteksiz. Bu duygu seçime katılımı düşürebilir.

15 Temmuz hain FETÖ darbesine karşı toplumda oluşan Yenikapı mitingiyle zirveye çıkan birlik,  bütünlük, dayanışma duygularının sarsılması ve özellikle CHP’nin başını çektiği siyasette yaşanan tutarsız söylemler ve siyasi davranışlar seçmeni sandıktan ve oy verme noktasından soğutabilir.

Bu soğukluğun isteğe ve heyecana dönüştürmek için çok yoğun siyasal çalışmaya ihtiyaç var.

Referandum seçim zamanın kısıtlı olması ihtimaline karşı siyasi partilerin seçmeni sandık başına götürmeye gücü yeter mi?” sorusuna “evet” cevabı vermek çok zor.

Seçmenin siyasete ve siyasetçiye duyduğu soğukluğun temel nedeni, seçmenin istek ve beklentisiyle parti liderlerin siyasi hesapların çelişmesi olacaktır.

Demokratik bir hak ve yasal bir zorunluluk olan seçime katılmanın siyasetimizin ve dolayısıyla ulusun geleceği açısından hayli önemli olduğu tartışılmaz bir gerçeklilik.

Seçmenin siyasal istek ve eğilimin sandığa tam yansıması aynı zamanda toplumsal beklenti ve taleplerinde o denli karşılanması anlamına geldiği tartışma götürmez bir realite.

Seçmenin sandığa küsmesinin faturasını ödeyecek iki parti başı çekmekte.

Bu partilerden biri CHP diğeri HADEP olacak gibi görünüyor.

Ak Parti sonraki yıllarda yine tek başına iktidar olmak istiyorsa önümüzdeki aylarda seçmeni mutlaka sandıkla barıştırmak zorunda.

Referandum seçiminde Ak Partiyi zorlayacak en temel sorun seçime katılım oranın düşük olma ihtimalidir.

HADEP açısından ise daha dramatik bir durum var.

7 Haziran seçiminde alınan% 13 oy bandına güvenerek ipi gevşeten ve terörle arasına mesafe koyamayan HADEP’ in özellikle Güney ve Doğu Anadolu’daki tabanı karmaşık duygulara girmiş durumdadır ve bu partinin siyasal bütün hesapları ters yüz olmuş bir görüntü sergilemektedir

Devam Edecek…

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
34 gün önce
90 gün önce
108 gün önce
149 gün önce
153 gün önce
161 gün önce
173 gün önce
175 gün önce
193 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=