Lütfen bekleyin..

SEDAT ERİŞ

REFERANDUMUN SONUÇ KARNESİ

14 Nisan 2017, 19:10 - Okunma: 1510

16 Nisan halkoylamasına sayılı günler kaldı. Referandumun iki sonucu var.

1-Evet 2-Hayır

Bu iki sonuçtan hangisi meydana gelirse gelsin halkın verdiği mesajın temelde iki sonuçlu bir karne olacağını bugünden söylemek mümkün.

Milletin vereceği karne rakamlardan değil iki olgudan oluşacak.

Daha somut bir ifadeyle “Evet” çıkarsa halkın vereceği oy oranının yüzdesi güçlü veya zayıf bir sonucu gösterecek.

Hayır sonucunda da bu durum geçerli.

Evet yüzde 51 alırsa bu çok güçlü bir Evet olmayacak.

Yüzde 60 - yüzde 70 oy bandında ise Evet çok güçlü olurken Hayır zayıf kalacak.

Tersi bir senaryoda hayır yüzde 51 çıkarsa bu çok güçlü bir hayır demek olmayacak.

Batman Söz Gazetesinin okurlarına şimdiden bir not vereyim ve 17 Nisan sonrasında bu görüşümün ne kadar doğru çıkacağını görmek için bu analizimi beyninizin bir kenarına not edin

16 Nisan halkoylamasından sonra ülkemizde bu konuda yoğun tartışmalar olacak ve sandıklarda hile yapıldığı dedikoduları alıp başını gidecek.

Allah korusun küçük çaplı hadiseler yaratılmak için türlü-türlü provokasyonları yapmak isteyen karıştırıcılar boy gösterecek.

Siz-siz olun bunlara asla itibar etmeyin çünkü ülkemizin geleceği adına çok büyük tezgahların pratiğe aktarılmak istendiği bir dönemi yaşıyoruz. 

Her iki sonucunda ülkemiz açısından hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Ülkemizin etrafında bir ateş çemberi varken yeni bir kaos ve iç tartışmalara ayıracak ne zamanımız ne imkanımız var.

 

 

 

 

UZUN İNCE BİR YOL...

Çoğunuzun duyduğu, bildiği “Uzun ince bir yoldayım” Aşık Veysel’in meşhur bir türküsüdür.

Bu türküyü Türk Siyasetinde ilk kim kullandı diye bir soru sorulsa hangi ismi derdiniz acaba?

Ben hemen söyleyeyim.

Rahmetli Turgut Özal kullandı.

Peki, nerde ve ne zaman sorusunu sorsam çoğunuz “Pes be adam ne bileyim” cevabını yapıştırırdınız.

Rahmetli Özal bu türkü sözünü AB’ye tam üyelik müracaatını yaptığı gün Avrupa başkentlerinden birinde söyledi.

Son derce zeki ve dünyayı okuyan Rahmetli Özal, AB tam üyelik yolunun çok uzun yıllar süreceğini ve bizi Avrupa Birliğine kolay-kolay almayacaklarını o günden görmüştü.

Şimdi bazı okurlar şunu düşünebilirler; Liderlerimiz bütün bu süreci doğru okudukları halde neden ısrarla AB tam üyeliği için gayret gösterdiler.

Bu sorunun tek bir cevabı var.

Koşullar o gün bunu zorunlu kılıyordu.

Bugünün Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçenlerde çok önemli bir söz söyledi.

Hıristiyan kulübü olan AB bizi üye yapmaz ve daha çok bekletirse bizde bu konuda referandum yaparız.

Türkiye’nin AB tam üyeliği “Uzun İnce Bir Yoldan” çıkmaz sokağa giriyor gibi

Siz Batman Sonsöz Gazetesinin okurları aynı fikirde mi acaba?

 

ÇOK KUTUPLU DÜNYA

Dünyanın geleceğini kurgulayan üst akılların şimdilerde üzerinde çalıştıkları bir kavram var.

Bu kavramın adı, Çok Kutuplu Dünya’dır.

Eskiden dünyada iki kutup vardı. Batı ve Doğu kutbu olarak nitelenen eski dünya yapılanmasında başını ABD ve Avrupa’nın çektiği ülkeler ile bu ülkelerin dışında kalan dünyanın diğer devletleri.

Türkiye’deki derin akıllarda Türkiye’nin bu çok kutuplu dünyada yerini alması için şimdiden bir yeni inşa sürecini başlatması gereğine vurgu yapıyor.

Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu güçlü devlet inşasının eşiğinde olduğumuza inandığını ve “çok kutuplu dünyada” Türkiye’nin de “kutuplardan biri” olması için bir sistem değişimine gittiğini 16 Nisan referandumunun bu nedenle gündeme getirildiği iddiası ortaya atılıyor.

Cumhurun başı bir süre önce “Dünya beşten büyüktür” sloganıyla Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yapısının değiştirilmesi talebini dillendirmişti.

Avrupa’da yükselen Erdoğan nefreti ve düşmanlığının bu dillendirmelerle ilgili olduğu çok açıktır.

Türkiye 2023 hedefinde çok kutuplu dünyada bir kutup olacak mı gerçeğine ömrümüz yeterse şahit olabiliriz.

Dünyadaki Bu Olaylardan Haberdar oldunuz mu?

İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth 'in emekli yapılıp tahttan indirilmesi için yoğun, gizli bir iktidar savaşı başlamıştı.

Kraliçe köşeye çekilmek istemediği gibi ülkesindeki paranın efendilerine büyük bir savaşı başlattı.

İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth uzun bir zamandan beri sağlık problemlerine rağmen tahtını bırakmadı ve dünyanın sayılı para babalarından Rothschild ailesine savaş açtı...

Rothschild'in Londra merkezli tüm finans kurumlarına baskınlar yapıldı.

Enerji ve finans alanındaki Rothschild şirketlerinin ahtapot kolları tırpanlandı.

Rothschild de, şirketlerinin merkezlerini Londra'dan taşımaya karar verdi.

Kraliçe de aynı Trump gibi dünyanın yörüngesine müdahale etmeye kalktı.

Peki, bu olaylarda ne var diyenler sıkı dursun;

Kamuoyumuzun çoğunun habersiz olduğu bu gelişmelerden sonra Kraliçe koruması tarafından yanlışlıkla silahla vuruldu.

Ama ölmedi yaralandı.

Bu hadisler yaşanırken Almanya Maliye Bakanlığı'na bombalı paket gönderildi.

Bunun ardından Uluslararası Para Fonu IMF'nin Paris'teki binasına patlayıcı yüklü paket yolandı.

Son olarak İngiltere'nin başkenti Londra'daki terör saldırısı...

Bu üç saldırıyı okudunuz mu bilmem ama görünen o ki bu hadiseler Avrupa’nın geleceği için hiç hayra delalet değil.

ABD Başkanı Trump un Alman Başbakanı Merkel’ in elini niye sıkmadığı sorusuyla bu olayları yan yana düşünün bakalım ne çıkaracaksınız.

Ülkemizdeki ABD-İngiliz ile Alman-Fransız yandaşlarına küçük bir not vereyim; Türkiye’ye savaş açanlar kendi içinde savaşmaya başladılar. Bilginiz olsun.

  • Bu haberi paylaşın:
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları
4 gün önce
7 gün önce
11 gün önce
17 gün önce
155 gün önce
168 gün önce
169 gün önce
171 gün önce
186 gün önce
186 gün önce
192 gün önce
194 gün önce
280 gün önce
336 gün önce
354 gün önce
395 gün önce
399 gün önce
407 gün önce
418 gün önce
421 gün önce
439 gün önce

bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=